sungur savran

dumrul dumrul
çöp herif rusya'nın burjuva devleti olmadığını iddia ediyor. buna kanıt olarak da rusya'daki bir "komünist" partinin ukraynalı emekçilere çağrı yapmasını gösteriyor.

twitter.com

lan birincisi komünist partinin çağrı yapması devletin burjuvazinin diktatörlüğü olmadığına nasıl bir kanıt oluşturabilir? ikincisi emperyalist devletler de düşman saydıkları ülkenin halkına her zaman çağrılar yaparlar. özellikle de savaş zamanlarında. özellikle internetin olmadığı, radyo ve televizyonların yaygın olmadığı dönemlerde şehirlerin üstüne bomba kadar bildiri de atılırdı.

iki satır lenin okumuş herhangi biri böylesi salakça iddialarda bulunmaz. bu da iki satır lenin okuduğuna göre ya tamamen bunamış ya da bayağı bayağı misyon sahibi yapılmış. bir insanın kendi ideolojisini böyle çarpıtabilmesi için başka ne gibi bir motivasyonu olabilir bilmiyorum. lenin marx'ın eksik bıraktığı üç konuyu tamamladığı için bu akım marksizm - leninizm olarak anılır. bu üç konu: devlet teorisi, emperyalizm teorisi ve parti teorisidir. lenin'e göre her devlet bir sınıfın diğer sınıf ve tabakalar üzerindeki terör aygıtıdır. sınıflar üstü bir devlet yoktur. lenin'e göre fransız ihtilali ile birlikte burjuvazinin egemen olduğu bir dünyada proletarya diktatörlüğü söz konusu değilse karşımızda her zaman bir burjuva devlet aygıtı olacaktır. bu diyor ki bu savaşta putin değil ama rusya haklı. dinleyince sanırsın ki bütünüyle putin'in kontrolü altında olmayan bir devlet aygıtı var ya da rus devleti bir burjuva devleti değil ya da rusya diye bir şey var ama rus devletinden bağımsız hareket ediyor. hatta putin etrafında kümelenen kliğin kontrolündeki rus devleti savaşmıyor da ne idüğü belirsiz rusya diye bir şey savaşıyor. lan ben en az 15 senedir "anti-marksist" bir adamım kırk yıl düşünsem marksizmi bu kadar aşağılayamam. bu kadar anti-marksist bir perspektifi savunamam. siyasetin feriştahı da olsa troçkistin aklı marksizme ancak bu kadar basıyor demek ki...

bu öyle bir tip ki senelerce radikal'de "sol liberalizm"e çakan yazılar yazdı. radikal ne? liberallerin solcuları avlamak için attığı olta. yani tarihi belli bir bağlamı takip ederek okuduğunuzda her şey yerli yerine oturur ama bizde kimse "bağlam" bilmediği için her bok bir şekilde kaktırılabiliyor. radikal de müthiş bir örnektir. aydın doğan medyanın turgut özal'ı idi. faşistler için ayrı, kemalistler için ayrı, solcular için ayrı paçavralar çıkarıyordu ve hepsini liberalizme doğru yönlendiriyordu. 1996'da "sol"a radikali dayarken islamcılar için de bir gazete çıkardı. (şimdi kafamı zorluyorum ama gazetenin ismi aklıma bir türlü gelmedi. hatırlayan yazsın lütfen.) ama ne oldu? islamcılara attığı oltaya gelen olmadı ve gazete birkaç ayda kapandı.

şimdi şunu teslim etmek gerek. namuslu iş diye bir şey yoktur ama bazı işler daha namussuzdur. sen birilerine zamanını satarak hayatını idame ettirmeye çalışıyorsun. birisinden para alıp kafana göre takılamazsın. o para zaten kafana göre takılman için değil, parayı verenin işini görmen için verilir. namuslu iş yoktur derken bunu kast ediyorum. ama mesela ekmek yapan adam nihayetinde ekmek yapıyordur. çöp toplayan çöp topluyordur. orospuluk yapan, orospuluk yapıyordur. aldığın paranın hakkını verdiğin sürece bu işler kendi nitelikleri gereği ekstra bir namussuzluk içeremezler. çünkü işini hakkıyla yapıyorsan kimseye zarar vermiyorsundur. ancak bazı işler sadece aradaki para ilişkisi dolayısıyla namussuzca olmakla kalmazlar. işin kendisini namuslu bir şekilde yapma imkanı yoktur. zira bu işler birilerinin çıkarına, birilerine zarar verme prensibi üzerine inşa edilmiştir. milletvekilliği böyledir. polislik, savcılık, hakimlik, öğretmenlik (öğretmen çocuğu ve kardeşiyim), gazetecilik böyle mesleklerdir. bu meslekleri yapmanız demek sistem gardiyanlığı yapmanız demektir. bu meslekleri yapanlar insan olarak çok iyi kimseler olabilirler ancak bu mesleklerin kendisi son derece aşağılık mesleklerdir. çok tatlı bir insan da olsa polisi, savcısı, hakimi sistemin yürümesi için kafana vurmakla yükümlüdür. bunun için para alır. öğretmen ve gazeteci ise toplumun endoktrinasyonu ile görevlidir. polisten tek farkı seni öldürme ya da falakaya çekme yetkisine sahip olmamasıdır. o daha kötüsünü yapar. seni sisteme uyumlu hale getirmek için manipüle eder. şimdi açık konuşalım. mesela masaya 1 milyon dolar koysalar aranızda götünü siktirmeyecek bir tek kişi var mıdır? işte burjuva medyasında yazan kişiler, götünü siktirmekten kat kat namussuzca olan bir işi çok daha az paraya yaparlar. troçkist bir grubun şeflerinden biri olarak radikal'de yazdığın hiçbir şey liberalizmin teşhiri olamaz. liberalizm propagandası olur ancak.

niye?

marksist bir gazetede marksizm karşıtı yazı yazamazsınız. kemalist bir gazetede kemalizm karşıtı yazı yazdırmazlar. bunu da kimse yadırgamaz. ancak liberalizm kendi propagandasını biçimsel bir ifade özgürlüğü söylemi üzerinden yapar. liberalizm kendi özgürlük düşmanlığını en cafcaflı özgürlük paketiyle kapatır. ben liberal bir gazetede liberalizme sallayabildiğim zaman açıktan liberalizm propagandası yapmış olurum. radikal'in zokası da buydu. taraf'ın zokası da buydu. sungur savran onca zaman radikal'de yazarak politik zeka seviyesini ortaya şap diye dökmüş bir adam neticede.

bence herkes kartlarını açık oynamalı. bir kişi "ben faşistim" diyor olduktan sonra onun faşist sayıklamalarını bile hazmedebilirim. liberal liberal olduğunu saklamıyorsa onu okuyabilirim. fakat arkadaş "ben şöyle marksistim, böyle marksistim" diyen adamın liberalizmi teşhir ayağıyla liberal propaganda aygıtının bir parçası olmasını hazmedemem. bunu tolere edemem. yaşamak için oradan kazanacağı paraya ihtiyacı varsa derim ki "yav namussuzca bir iş yapıyor ama belki başka çaresi yoktur" e sungur'un böyle bir durumu da yok. kendisi bir organizasyonun şefi. profesyonel politikacı. marksist jargonda profesyonel devrimcilik diye bir şey var. sen 24 saatini bir organizasyona vakfedersin ve o organizasyon da farklı yollardan elde ettiği gelirleri senin gibi kadroların yaşamını idame ettirebilmeleri için harcar. bu işler böyle yürür. profesyonel bir kadronun yaşamını sürdürmek için götünü siktirmek ya da radikalde yazı yazmak gibi bir zorunluluğu olmaz. ancak keyif için götünü siktirebilir ama radikal'de de yazmaz lan... işte sungur radikal'de yazan adam.

ben para için yazı yazıyorum. hayatımı vakfettiğim ve bana bakacak bir örgütüm yok. kapitalist dünyada yaşamımı sürdürmek için paraya ihtiyacım var. ama ne bileyim yazı başına on bin dolar vermedikleri sürece sabah'ta, hürriyet'de, sözcü'de de yazmam lan... bugün radikal olsa radikal'de de yazmazdım. ha eşek yüküyle para verseler yazarım ama orada da "ben anarşistim" falan diye takılacak bir yüzüm olmaz. hiç girmem o konulara. şeyma subaşı'nın orasını burasını yazarım. radikal'de marksist sıfatıyla yazmak için çok büyük midesiz olmak lazım. bu eleman da öyle...

son olarak bu elemanın kronstadt gibi olaylara dair yorumuna değinip geçeyim. bu herifin troçki sorumluluğunda gerçekleşen kronstadt kırımı karşısındaki tutumunun akp'nin gezi karşısındaki tutumundan ya da stalin sevicilerin troçki karşısındaki tutumundan hiç farkı yok. ki kıyaslarsak gezi'de 6 kardeşimiz katledildi. kronstadt'ta yüzlercesi... reyis katilse troçki bin kere katildir. sen böyle bir katliamı aklamak için bin takla atan bir alçaksın sungur. bunu savunan da insan minsan değildir.
bu başlıktaki 32 giriyi daha gör