sungur savran

2 /
çevreyolu çevreyolu
trotski-stalin konusu ve güncel siyaset dışında leninizm konusunda zaman zaman güzel tespitleri olabiliyor. örneğin lenin`i yakmalı mı adlı kitabı öncü partinin bir adım önde olmasının önemine vurgu yaparak doğru yapıyor. mesela şu tespitleri fena değil kanımca, belirli rezervler konarak tabi ki, " marksist bir parti, programını ve stratejisini dünyanın bilimsel tahliline dayandırdığı için, bu tür bir pratik bu ihtiyaç, devrimci aydın, öteki işçi partilerinde olduğundan çok daha yoğundur. işte bilimin ve partinin sınııfn kitlesinin(? notumu iğrenç el yazımdan ötürü tam olarak okuyamıyorum bazı kelimeler anlamsız gelebilir ama sözün özüne odaklanmak gerekiyor.) kat kat üstüne çıkması gereken entelektüel kapasitesinin önemini kavrayamadıkları içindir ki bütün kendiliğindenci akımlar parti içinde aydın düşmanlığı yaparlar" çok doğru bir tespit kanımca. bir de şu var: " dışarıdan bilinç kim tarafından götürülür? lenin`e göre ' mülk sahibi sınıfların eğitim görmüş temsilcileri' yani aydınlar. yine lenin`e göre ' marx ve engel iki burjuva kökenli aydınlar. ama burjuva aydınları değiller' "
ofansif sol bek ofansif sol bek
doğan tarkan adındaki karşı devrimci, mücadele kaçkını, halk düşmanı, akp ve cemaat borazanı, yaşamı boyunca geniş aile dizisindeki ulvi ve müfit karakterleri ile aynalı tahir'deki tekin ve bir demet tiyatro'daki tirbüşon karakterinin kötü bir taklidi olmaktan öteye gidememiş liboş için aşağıdaki baş sağlığı mesajını yayınlayan siyasetçi:




her insan yanlış yapabilir. sonuçta "hatasız kul olmaz" diye bir şarkı bile var. lakin, doğan tarkan adındaki ulvi mısırlıoğlu-müfit bülbül-tirbüşon kırması tipe bu türden hak etmediği sıfatları yakıştırmak çok büyük bir hata. üstelik, aradan geçen 7.5 yıla karşın, bu hataya ilişkin bir özeleştiri vermiş, özür yazısı yayınlamış da değil. doğrusu, kendisinin görüşlerini önemseyen ve şahsen tanıma mutluluğuna eriştiğim türkiye'nin önemli marksist aydınlarından birisinin böyle vahim bir yanlış yapmasını çok garipsedim. bir an evvel bu yanlıştan dönmesini dilerim.
anabacı vokke anabacı vokke
adam sungur savran'dan özeleştiri istedi ya la ajshdfgsx. kardeş açık konuşayım sungur öyle bir şey demez de ben olsam aynen şunu derim: (bkz: ybsg)

bu adamlar sen daha "türküm dığruyum çalışkanım" bile demiyorken bu topraklarda devrimci marksimin temellerini atıyordu. çok sırt sırta verdiler. kaldı ki doğan'ın ödediği bedel de örgüt tecrübesi de sungur'dan fazladır. tabi ki başsağlığı mesajı gönderecek...

sungur militan bir adam olmadı hiçbir zaman ama terbiyesiz bir adam değildir nautilus gibi. sadece örgütüne gelen insanların nabzına göre siyaset belirlemesine bozulurum. o zaafı yüzünden doğan gibi bir örgüt adamı olamadı zaten. doğan sol liberalizme kaydığında bile kendi doğrusunun peşinden gitti. sungur kendi doğrularını gelen adama dikte ettiremedi hiçbir zaman. aralarındaki fark oydu... keşke sungur daha dominant bir kişilik olsaydı.

yani cidden üzülüyorum kimsenin bu çocuklara geçmişimizi anlatmamıza. sol içi raconu öğretmemesine ve bu gençlerin hala soner yalçın'dan ve yarısı içeride polis muhbirliğini kabul etmiş alkolik lümpenlerden öğrendikleri tarz ve laflarla yorum yapmalarına... doğan'ın tarzını ve örgütlediği adama hükmedişini, karşıtlarında yarattığı saygıyı bilseydi bu hayatta türbişon olacak son adamlardan birisi olduğunu da bilirdi. birileri avrupa'da mühendislik yapacak denli yerleşip, ağızda pipo elde şarap teorik gevezelik ederken türkiye'ye dönüp her şeye sıfırdan başladığını da...

biz size bu lafları edenlerin çok tirbüşonluk yaptığını gördük ama...

tkp-ödp ve ne kadar sonradan kopsa da halkevi. berbat bir nesil yetiştirdiler ve onlar yüzünden bu ülkede sosyalizmin geleceği bitti.

edit: keyif çatmak kimsenin iyi bir adam olmasına engel değil :) sungur abisi can savran'dan dolayı mücadeleye çok aktif girmemiştir. ama sizden farkı terbiyesiz bir adam olmamasıdır...
2
ofansif sol bek ofansif sol bek
başka bir başlıkta kendisini "keyif çatıyordu" diye eleştiren doğan tarkan müridi, bu başlıkta "aslında sungur çok iyi adam" diyor. bir karar ver lan, sungur savran iyi adam mı, yoksa mahalle yanarken keyif çatan bir adam mı? yavaş dön, hızına yetişilemiyor.

darbe dönemi avrupa'ya kaçıp şefçilik oynayan, cemaat gazetelerine "türkiye solu koyun gibi" diye röportajlar veren, rte'nin teşekkürlerine mazhar olan karşı devrimci, mücadele kaçkını bir liboşu öve öve bitiremeyenler de kalkıp başkalarına bok atmasın bir zahmet. insanda biraz utanma duygusu olmalı. hele hele, kendisinin de ikrar ettiği bir tkp geçmişi varken, "tkp, ödp, halkevleri berbat bir nesil yetiştirdiler" demek de komedinin dik alası oluyor. bunların yetiştirdikleri nesil berbatsa sen kendi derdine yan canım, bana hiç bulaşma. ha, bulaşacağım dersen de kasnak yuvarlandı elek oldu, eski kaşarlar melek oldu sözünü sana anımsatırım, gücenirsin sonra.

edit: bak sen şark kurnazına, "keyif yapmak kötü bir şey değilmiş" öyle mi? ulan sanki o "sungur keyif yaptı" sözünü ne anlamda söylediğini anlamadık. açık açık "mahalle yanarken sungur saçına röfle yapıyordu" diyordun, kimi kandırıyorsun? doğan tarkan gibi bir liboşu savunmak için attığın taklalardan utan.
anabacı vokke anabacı vokke
aslında her boku anlatmaktan hoşnutsuzum. çünkü millet örgütünden öğrenmediği şeyleri benden öğrenince adımız sol tarihçiye çıkıyor. ama bunca örgüt sol racon adına sadece "sol liberalllere en çok küfreden en devrimcidir"i öğretirse de bu çocukların eğitmi bize kalıyor işte...

1- darbeden sonra yurtdışına çıkmak kurtuluş'un örgüt kararıydı. çıkabilen bütün kurtuluşçular yurtdışına çıktı. bir tek doğan tarkan değil yani...

2- doğan tarkan örgütten ayrılmasaydı daha da kalırdı avrupa'da...

3- doğan örgütten ayrıldı, bu aynı zamanda türkiye'ye dönmesi anlamına da geldi.

4- ve yurtdışındaki olanakları bir hayli geniş ve kasasının büyüklüğü hala dillere destan olan bir örgütü terkedip, toplasan 4-5 kişi döndü türkiye'ye. hala aranıyordu

5- o dönem memlekette troçkist olmak şimdiki gibi kolay da değildi...

yani adamı savaşmamakla, illegal parti kurmamakla falan eleştirebilirsiniz elbette ama avrupa'da şefcilik oynadı nedir ya? avrupa'da oynadığı şefcilik de yukarıdaki gibidir işte. ayrıca nice mangalda kül bırakmayıp bir türlü türkiye'ye ayak basamayanları da biliyoruz.

kardeşim gözünüzü 2010 sonrasındaki toplumsal kutuplaşmaya açtınız. eski türkiye'yi ve sol değerleri görmediniz. sol değerleri de soner yalçın'dan, hakan gibi lümpenlerden, kemal gibi türkiye'de şefcilik oynayanlardan ve ödp gibi kokuşmuş sonunda varoluşnu ulusalcılığa bağlamış örgütlerden öğrenirseniz de olacağı bu... hakikaten google'dan o kadar arama yapacağınıza sokağa çıkın 2 tane eski kurtuluşçuyla konuşun. icraatın içindekilerden öğrenin bazı şeyleri ya...
ofansif sol bek ofansif sol bek
hahahahaha komedi lan bunlar. neymiş, "bu çocukların eğitimi bize kalıyor" muş-muş. ulan sen önce kendini eğit, liboş! gelmiş alpay özalan denen akp'liden aldığın imzayı ballandıra ballandıra anlatıyorsun, doğan tarkan denen karşı-devrimciyi devrimci önder sosuna bulayıp yedirmeye çalışıyorsun, yemeyince de "bu gençleri eğitelim". sen önce kendini eğit.

doğrudur, darbeden sonra sadece doğan tarkan yurtdışına çıkmadı, ama kurtuluş'tan sadece doğan tarkan siyasal islamcıların yancılığına soyundu. arkadaşları işkencehanelerde, çatışmalarda, idam sehpalarında can verirken, bu herif ingiltere'de gününü gün etmiş bir heriftir. ha, bu haltı sadece doğan tarkan yemedi, o ayrı. bu haltı yiyen bir sürü kişi vardı '80 sonrasında. hepsini saymaya kalksak belki günler sürer. burada konumuz doğan efendinin kendisi, ona odaklanalım.

doğan tarkan örgütten ayrılmasaydı ne olurdu sorusunun da burada çok önemi yok aslında. zira, kurtuluş'tan ayrılmadan önce de çok matah bir şey yapmışlığı yoktu kendisinin. burada mesele, kurtuluş'tan hangi koşullarda ayrıldığı meselesidir. darbe olduktan sonra, türkiye'ye dönmek, yeni düzenin makul sosyalisti olarak türkiye'de siyaset yapmak için böyle bir hamleye ihtiyacı vardı. o dönem de ingiltere'deki en reformist hareketlerden swp'ye angaje olarak, onun benzeri bir hareketi türkiye'de örgütlemeye kalktı. kurtuluş'tan ayrıldıktan sonra da bu planı yaşama geçirmeye uğraştı. ha, başarılı olmadığı da söylenemez. hem akp ve cemaat yancılığı ile yolunu buldu, hem de kendini bir şekilde sol bir yapı olarak kabul ettirdi.

ölünün arkasından kötü konuşulmaz denir. benim doğan tarkan için söyleyeceğim en iyi söz "allah taksiratını affetsin" olur. dahası, hem kendimizi kandırmak olur, hem de bu ve benzerlerine hak etmedikleri payeleri vermek olur. dahası, doğan tarkan'ın türkiye soluna verdiği zarar, öyle hakan gülseven ve kemal okuyan gibi ulusolcu şefleri, soner yalçın gibi bugünlerde doğan tarkan misali yetmez ama evetçiliğe (ama liberal değil, ulusalcı bir perspektifle) soyunan kişileri öne sürerek örtülebilecek bir şey değil. bir de kaçak güreşmeyin, net olun. doğan tarkan gibileri teşhir etmek, hakan gülseven'leri savunmak demek değildir. temel mantık bilgisine sahip olan bir insan bile anlar bunu, anlamak isterse tabi.

sungur savran'a gelirsek; doğan tarkan denen akp-cemaat trollüne hak etmediği payeleri vererek büyük bir yanlış yapmıştır. keşke yapmasaydı.
dumrul dumrul
çöp herif rusya'nın burjuva devleti olmadığını iddia ediyor. buna kanıt olarak da rusya'daki bir "komünist" partinin ukraynalı emekçilere çağrı yapmasını gösteriyor.

twitter.com

lan birincisi komünist partinin çağrı yapması devletin burjuvazinin diktatörlüğü olmadığına nasıl bir kanıt oluşturabilir? ikincisi emperyalist devletler de düşman saydıkları ülkenin halkına her zaman çağrılar yaparlar. özellikle de savaş zamanlarında. özellikle internetin olmadığı, radyo ve televizyonların yaygın olmadığı dönemlerde şehirlerin üstüne bomba kadar bildiri de atılırdı.

iki satır lenin okumuş herhangi biri böylesi salakça iddialarda bulunmaz. bu da iki satır lenin okuduğuna göre ya tamamen bunamış ya da bayağı bayağı misyon sahibi yapılmış. bir insanın kendi ideolojisini böyle çarpıtabilmesi için başka ne gibi bir motivasyonu olabilir bilmiyorum. lenin marx'ın eksik bıraktığı üç konuyu tamamladığı için bu akım marksizm - leninizm olarak anılır. bu üç konu: devlet teorisi, emperyalizm teorisi ve parti teorisidir. lenin'e göre her devlet bir sınıfın diğer sınıf ve tabakalar üzerindeki terör aygıtıdır. sınıflar üstü bir devlet yoktur. lenin'e göre fransız ihtilali ile birlikte burjuvazinin egemen olduğu bir dünyada proletarya diktatörlüğü söz konusu değilse karşımızda her zaman bir burjuva devlet aygıtı olacaktır. bu diyor ki bu savaşta putin değil ama rusya haklı. dinleyince sanırsın ki bütünüyle putin'in kontrolü altında olmayan bir devlet aygıtı var ya da rus devleti bir burjuva devleti değil ya da rusya diye bir şey var ama rus devletinden bağımsız hareket ediyor. hatta putin etrafında kümelenen kliğin kontrolündeki rus devleti savaşmıyor da ne idüğü belirsiz rusya diye bir şey savaşıyor. lan ben en az 15 senedir "anti-marksist" bir adamım kırk yıl düşünsem marksizmi bu kadar aşağılayamam. bu kadar anti-marksist bir perspektifi savunamam. siyasetin feriştahı da olsa troçkistin aklı marksizme ancak bu kadar basıyor demek ki...

bu öyle bir tip ki senelerce radikal'de "sol liberalizm"e çakan yazılar yazdı. radikal ne? liberallerin solcuları avlamak için attığı olta. yani tarihi belli bir bağlamı takip ederek okuduğunuzda her şey yerli yerine oturur ama bizde kimse "bağlam" bilmediği için her bok bir şekilde kaktırılabiliyor. radikal de müthiş bir örnektir. aydın doğan medyanın turgut özal'ı idi. faşistler için ayrı, kemalistler için ayrı, solcular için ayrı paçavralar çıkarıyordu ve hepsini liberalizme doğru yönlendiriyordu. 1996'da "sol"a radikali dayarken islamcılar için de bir gazete çıkardı. (şimdi kafamı zorluyorum ama gazetenin ismi aklıma bir türlü gelmedi. hatırlayan yazsın lütfen.) ama ne oldu? islamcılara attığı oltaya gelen olmadı ve gazete birkaç ayda kapandı.

şimdi şunu teslim etmek gerek. namuslu iş diye bir şey yoktur ama bazı işler daha namussuzdur. sen birilerine zamanını satarak hayatını idame ettirmeye çalışıyorsun. birisinden para alıp kafana göre takılamazsın. o para zaten kafana göre takılman için değil, parayı verenin işini görmen için verilir. namuslu iş yoktur derken bunu kast ediyorum. ama mesela ekmek yapan adam nihayetinde ekmek yapıyordur. çöp toplayan çöp topluyordur. orospuluk yapan, orospuluk yapıyordur. aldığın paranın hakkını verdiğin sürece bu işler kendi nitelikleri gereği ekstra bir namussuzluk içeremezler. çünkü işini hakkıyla yapıyorsan kimseye zarar vermiyorsundur. ancak bazı işler sadece aradaki para ilişkisi dolayısıyla namussuzca olmakla kalmazlar. işin kendisini namuslu bir şekilde yapma imkanı yoktur. zira bu işler birilerinin çıkarına, birilerine zarar verme prensibi üzerine inşa edilmiştir. milletvekilliği böyledir. polislik, savcılık, hakimlik, öğretmenlik (öğretmen çocuğu ve kardeşiyim), gazetecilik böyle mesleklerdir. bu meslekleri yapmanız demek sistem gardiyanlığı yapmanız demektir. bu meslekleri yapanlar insan olarak çok iyi kimseler olabilirler ancak bu mesleklerin kendisi son derece aşağılık mesleklerdir. çok tatlı bir insan da olsa polisi, savcısı, hakimi sistemin yürümesi için kafana vurmakla yükümlüdür. bunun için para alır. öğretmen ve gazeteci ise toplumun endoktrinasyonu ile görevlidir. polisten tek farkı seni öldürme ya da falakaya çekme yetkisine sahip olmamasıdır. o daha kötüsünü yapar. seni sisteme uyumlu hale getirmek için manipüle eder. şimdi açık konuşalım. mesela masaya 1 milyon dolar koysalar aranızda götünü siktirmeyecek bir tek kişi var mıdır? işte burjuva medyasında yazan kişiler, götünü siktirmekten kat kat namussuzca olan bir işi çok daha az paraya yaparlar. troçkist bir grubun şeflerinden biri olarak radikal'de yazdığın hiçbir şey liberalizmin teşhiri olamaz. liberalizm propagandası olur ancak.

niye?

marksist bir gazetede marksizm karşıtı yazı yazamazsınız. kemalist bir gazetede kemalizm karşıtı yazı yazdırmazlar. bunu da kimse yadırgamaz. ancak liberalizm kendi propagandasını biçimsel bir ifade özgürlüğü söylemi üzerinden yapar. liberalizm kendi özgürlük düşmanlığını en cafcaflı özgürlük paketiyle kapatır. ben liberal bir gazetede liberalizme sallayabildiğim zaman açıktan liberalizm propagandası yapmış olurum. radikal'in zokası da buydu. taraf'ın zokası da buydu. sungur savran onca zaman radikal'de yazarak politik zeka seviyesini ortaya şap diye dökmüş bir adam neticede.

bence herkes kartlarını açık oynamalı. bir kişi "ben faşistim" diyor olduktan sonra onun faşist sayıklamalarını bile hazmedebilirim. liberal liberal olduğunu saklamıyorsa onu okuyabilirim. fakat arkadaş "ben şöyle marksistim, böyle marksistim" diyen adamın liberalizmi teşhir ayağıyla liberal propaganda aygıtının bir parçası olmasını hazmedemem. bunu tolere edemem. yaşamak için oradan kazanacağı paraya ihtiyacı varsa derim ki "yav namussuzca bir iş yapıyor ama belki başka çaresi yoktur" e sungur'un böyle bir durumu da yok. kendisi bir organizasyonun şefi. profesyonel politikacı. marksist jargonda profesyonel devrimcilik diye bir şey var. sen 24 saatini bir organizasyona vakfedersin ve o organizasyon da farklı yollardan elde ettiği gelirleri senin gibi kadroların yaşamını idame ettirebilmeleri için harcar. bu işler böyle yürür. profesyonel bir kadronun yaşamını sürdürmek için götünü siktirmek ya da radikalde yazı yazmak gibi bir zorunluluğu olmaz. ancak keyif için götünü siktirebilir ama radikal'de de yazmaz lan... işte sungur radikal'de yazan adam.

ben para için yazı yazıyorum. hayatımı vakfettiğim ve bana bakacak bir örgütüm yok. kapitalist dünyada yaşamımı sürdürmek için paraya ihtiyacım var. ama ne bileyim yazı başına on bin dolar vermedikleri sürece sabah'ta, hürriyet'de, sözcü'de de yazmam lan... bugün radikal olsa radikal'de de yazmazdım. ha eşek yüküyle para verseler yazarım ama orada da "ben anarşistim" falan diye takılacak bir yüzüm olmaz. hiç girmem o konulara. şeyma subaşı'nın orasını burasını yazarım. radikal'de marksist sıfatıyla yazmak için çok büyük midesiz olmak lazım. bu eleman da öyle...

son olarak bu elemanın kronstadt gibi olaylara dair yorumuna değinip geçeyim. bu herifin troçki sorumluluğunda gerçekleşen kronstadt kırımı karşısındaki tutumunun akp'nin gezi karşısındaki tutumundan ya da stalin sevicilerin troçki karşısındaki tutumundan hiç farkı yok. ki kıyaslarsak gezi'de 6 kardeşimiz katledildi. kronstadt'ta yüzlercesi... reyis katilse troçki bin kere katildir. sen böyle bir katliamı aklamak için bin takla atan bir alçaksın sungur. bunu savunan da insan minsan değildir.
anabacı vokke anabacı vokke
uzun süredir takip etmiyordum, bir nevi cancellamıştım. ne kadar doğru bir karar olduğunu dumrul'un son girisiyle görmüş oldum. şimdi bu tarz adamlar kürdün doğu perinçek travmasını tetikliyor. kürt siyasetinde bir perinçek-küçük travması vardır. bunlar zamanında kürtlerin en yakın dostuyken bir anda genelkurmay borazanlığı yapmaya başlamış tiplerdir. bundan mütevellit kürt halk kitlelerinde türk soluna karşı derin bir güvensizliği tetiklemişlerdir. ama mesela siyaset sahnesini uzaktan, hele hele türk solu'nu iyice uzaktan izleyen halk kitlelerinden ibaret değildir. bir de kendisini sosyalist olarak tanımlayan ya da sosyalizme sempati duyan, bu örgütlerle iyi kötü temas halindeki kürtler vardır ki tahribatın asıl büyüğü bunlardadır. bu arada kendileri daha farklı bir bokmuş gibi "yalçın küçöük de perinçek de devrimci değil" diyecek arkadaşlar için söyleyeyim, burada defalarca yazdım. kendilerinin bugün anlattıkları perinçek'in 20 yıl geriden takibinden aşka bir şey değil...

şimdi ben eski troçkistim. o günlerden kalma iyi troçkist dostlarım da mevcut yeni yolcusundan tutalım morenocusuna. abi türkiye'de troçkizmin elifba'sı çok belliydi ya... troçkistlerin bütün o kendi içlerindeki kılı kırk yaran teorik tartışmalara rağmen belli konularda vurduğunda hepsinden aynı ses çıkardı. bu yüzden politik faaliyet içerisinde kolayca ortaklaşıp, beraber hareket edebilirlerdi. atıyorum bir latin amerika'da bu oranın kendi özgüllükleri içerisinde çok böyle olmamıştır ama türkiye'de troçkizmin elifba'sı enternasyonalizmdi. bu da türkiye'nin kendi tarihi ve özgüllüğü içerisinde gayet anlaşılır bir durumdu. bu yüzden bütün troçkistler kürt sorunu ve kemalizm bağlamında hemen hemen aynı şeyi söyler, genelde de seçimlerde hadep'i desteklerlerdi. bölgedeki bir savaşta da bir devletin tarafını tutmak yerine "asıl düşman içeride" derlerdi. yani türk bayrağı taşıyan bir troçkizm, cumhuriyetin ilerici değerlerini sahiplenen bir troçkizm düşünülemezdi bile... bu konsensus sadece troçkistlerin kendi içinde değil stalinist sol'da bile vardı. sözgelimi troçkizm içerisindeki ilk ulusalcı sapmayı temsil eden red dergisi stalinist sol içinde bile "böyle troçkizm mi olur" diye karşılanmıştı. şimdi bakıyoruz, eni konu avrasyacılık normalleşmiş durumda... bu arada sungur savran, troçkistler içerisinde bile kürt hareketine ekstra yakın bir ekolü temsil etmiştir. hadi cumhuriyet-ittihat terakki-kürt hareketi gibi konuşlardaki makas değişimlerini bana göre hiçbir meşruiyeti olmasa da güncel politikadaki makas değişimleriyle açıklarsın da rusya'ya-rusya komünist partisine de- burjuva güç değil demek teorik sapmadır artık... o noktada sanırım doğu perinçek'in tek suçu avrasyacılığa daha erken başlaması ve onlardan hızlı gittiği için artık akp'li olması oluyor. o zaman sokayım ben böyle işe...

şimdi en enternasyonalist troçkistinin bile hali buysa kürtler size niye güvensin lan? cidden gider iyi parti'yle ittifak yaparsın, en azından ne olduğu bellidir. iyi kötü bir tabanı vardır. hitap ettikleri dar kitle içinde bile radikalizmini koruyamayan grupların kaprisleriyle uğraşmak cidden yorucu oluyor. arkadaş apocular sizin gibi 3-5 radikalken makale yazmıyordu, düşmanın tankını tüfeğini sayıyordu. havanız kime? hangi sınıf siyaseti hangi pratik var ortada? hasbalkader örgütlemiş olduğunuz kürtlerde de geriye sadece güvensizlik ve enkaz bırakıyorsunuz...
1
atkısıyla dolaşan adam atkısıyla dolaşan adam
masa başında tarih yazdığından belli ciddiye alamadığım şahıs. geçen yıl kronstdat isyanının yıl dönümünde yazdığı şu yazı özellikle ibretlik:

gercekgazetesi1.net

tuğla gibi kocaman bir yazının noktasına virgülüne kadar her tarafı yalanlarla dolu olduğu için tek tek tamamını çürütecek olsak ortaya külliyat çıkar. fakat yazının en güzel kısmı şu:

---alıntı---

kronştadt'ın daha sonra stalin'in yaptıklarıyla aynı karakteri paylaştığı iddiasına gelince, şunu belirterek geçelim: stalin gerçek komünistleri, hayatlarını proletarya diktatörlüğünün kurulmasına adayanları katletmiştir. kronştadt 039 ta bastırılanlar ise ister bilinçli ister bilinçsiz biçimde kapitalizmin restorasyonunun yolunu açmak üzere mücadele edenlerdir.

---alıntı---

çok iyi değil mi lan? stalin'in 30'lu yıllardaki ''büyük temizlik''te troçkistlere attığı suçu(kapitalizmin restorasyonuna hizmet etmek) kahraman kronstdat denizcilerine isnat edip katliamı haklı çıkarmaya çalışıyor. fakat aynı suçlamayla muhattap bırakılıp tasfiye edilen troçkistler/leninistler için ''gerçek komünistler'', ''proleterya diktatörlüğü için savaşanlar'' diyor. iç savaş boyunca ve kronstdat isyanı'nda devrimcilerin katledilmesiyle moskova duruşmaları'ndaki ''büyük temizlik hareketi'' arasında ''objektif olarak'' fark yok fakat aynı adam diyor ki: ''lenin ve troçki'nin yolu hak yoluydu, yaptıkları katliam ve tasfiyeler de meşruydu. fakat stalin fasık olduğu için hizip çıkardı ve ümmeti böldü(`kandırıldık) onun için de lenin ve troçki(ehlibeyt) gibi en harbi komünistlerle stalin'i(muaviye) bir tutamayız, gerşek şoşyalizm bu değil :(( bak valla billa değil :((''

asdfghjklş abi çok iyi ya. yok bilmem karşı-devrimci, beyaz ordu'nun piyonu, emperyalistlerin maşası, dıj güçler, kapitalizmin restorasyonunu isteyen küçük burjuvalar diye diye önüne geleni kesip biçip doğrayan adam bir bakıyorsun ''nazi destekçisi'', ''ingiliz ajanı'', karşı devrimci, ondan sonra moderen revizyonist, troçkist kırması, menşevik alaşımı, yeni oportünist falan oluyor. hatta çin iç savaşı'nda japon emperyalizmine arka çıkmakla itham ediliyor asdfgfdsasdfgh etme bulma dünyası yemin ediyorum.
ofansif sol bek ofansif sol bek
sanıyorum bazı şeyler yanlış anlaşılmış. sungur savran'ın rusya-ukrayna meselesiyle ilgili yazdıklarını haklı veya haksız bulabilirsiniz, bu ayrı bir konudur. ama bir eleştiri getirecekseniz önce adamın ne dediğini doğru anlamanız gerekiyor. öyle bir anlatılmış ki konuyu bilmeyen bir insan, sungur savran'ın putin'i övdüğünü falan sanabilir. halbuki sungur savran'ın genel başkanlığını yaptığı dip'in kardeşi partisi olan rusya'daki birleşik komünist partisi bir açıklama yapmış ve sungur savran da bu açıklamayı savunuyor. açıklamanın bağlamı ne? "ukrayna'da faşistlerin ve ukrayna ordusunun saldırılarına karşı uyanık olun" deniyor. kime deniyor? ukrayna işçi sınıfına. bilen bilir, ukrayna'da 2014 maydan olaylarından beri neo-naziler iktidar ortağı durumundalar. hani şu odessa'da bir sendika binasında onlarca insanı diri diri yakan neo-naziler var ya, onlar. üstelik, ukrayna devlet aygıtının hemen hemen her yerinde, ordunun içinde de ciddi anlamda örgütlüler ki sırf azov taburu'nun yaptığı pislikler bile her şeyi açıklamaya yetiyor. ukrayna'da komünistlere, ruslara, antifaşistlere yönelik saldırıları, özellikle rusya'nın saldırısından sonra arttı ki mevzu rusya'nın saldırısından çok çok öncelere gidiyor zaten. dolayısıyla bu açıklamayı yapmak, yapanları savunmak putin'i savunmak anlamına gelmiyor. "rusya ayrı, putin ayrı" gibi bir ifade kullandığını da hiç görmedim sungur savran'ın. rusya'nın ukrayna'ya saldırısından beri dip'in söylediği şey asıl olarak şudur: "ortada nato'nun bir provokasyonu var. ukrayna nato'ya dahil edilerek rusya kuşatılmaya ve git gide de yok edilmeye uğraşılıyor. zira ukrayna'nın nato'ya dahil edilmesi, rusya sınırına bir sürü nükleer silahın yığılması demektir ki bu durum da rusya için büyük bir yok oluş tehlikesi anlamını taşır. rusya'nın bu durumda ukrayna'ya saldırmasında bir anormallik yoktur. meseleyi salt rusya'nın yayılmacı hevesleriyle açıklamak, gerçeği çarpıtmak demektir. putin antikomünist ve kapitalist bir siyasetçi olsa da durum budur". bunu söylemek putin savunuculuğu değil, durum tespiti yapmaktır. o tespite katılıp katılmamak sizin bileceğiniz iştir, lakin söyleneni doğru kavrayın önce.

radikal'de yazdığı meselesine gelirsek de; evet bu adam radikal'de yazdı ama gazetenin sürekli yazarı değildi. birkaç kez radikal 2'de konuk yazar statüsünde yazıları çıktı ki onlarda da doğan tarkan, fuat keyman ve ahmet insel gibi sol liberallere gömçürmekle meşguldü. sungur savran'ın sürekli yazılarının çıktığı gazeteler özgür gündem'in ardılları olan özgür ülke, yeni ülke, ülkede gündem gibi gazetelerdi. bu mantıkla bakarsak sungur savran'ı hem aydın doğancı hem apocu ilan etmemiz gerekiyor ama adama apocular da kin tutmuş. o nasıl olacak? yani düşünün ki doğan tarkan gibi yaşamının son demlerini akp'li olarak geçiren bir liboşu ve doğu perinçek gibi son dönemlerde akp'liden çok akp'li olan bir ebruliyi bağrına basanlar sungur savran'a kin güdüyorlar. şaka gibi gerçekten ama değil. arkadaşlar pohpohlanmaya o denli alışmışlar ki yıllarca kendi gazetelerinde yazan adam birazcık eleştirel yaklaştı diye gömebiliyorlar. e siz doğu perinçek'e gül veren insanlarsınız, bir zahmet sungur savran'a da laf etmeyin yani.

kronstadt olayını da o dönemin koşulları içinde değerlendirmek gerekir bence. zira ortada iki silahlı güç vardı ve birinden biri diğerini yok edecekti. sonuçta kızıl ordu anarşistleri yok etti. ama tersi de olabilirdi. eğer ki tersi olsa, yani anarşistler kızıl ordu'yu yok etse bugün sungur savran'a küfreden arkadaşlar, kronstadt'da yapılanları savunmayacak mıydı? kimse kimseyi kandırmasın, savunacaktı. yıllar önce izmir'de "bir-iki-üç daha fazla kronstadt" diye bağırdığı için anarşistlerden dayak yiyen dsip'li bir zirzop vardı bu olayı övünç vesilesi yapan, o kadar. ben onun dışında hiçbir troçkistin bu olayla övündüğünü ne duydum ne gördüm. zaten dsip'i troçkist olarak addetmediğim için rahatlıkla kronstadt ile övünen hiçbir troçkistin olmadığını söyleyebilirim. ancak tarihin bazı evrelerinde bazı durumlar vardır ve övünülecek hiçbir tarafı olmayan şeyler yapmaya mecbur kalabilirsin. karşında silahını sana doğrultmuş bir adam varsa, sende de silah varsa çeker vurursun veya o seni vurur. sen ondan önce davranıp vurdun diye sadece canını kurtarmış olursun ama bununla övünmezsin. kronstadt böyle bir olaydı işte. keşke olmasaydı.
2 /