sungur savran

2 /
çevreyolu çevreyolu
trotski-stalin konusu ve güncel siyaset dışında leninizm konusunda zaman zaman güzel tespitleri olabiliyor. örneğin lenin`i yakmalı mı adlı kitabı öncü partinin bir adım önde olmasının önemine vurgu yaparak doğru yapıyor. mesela şu tespitleri fena değil kanımca, belirli rezervler konarak tabi ki, " marksist bir parti, programını ve stratejisini dünyanın bilimsel tahliline dayandırdığı için, bu tür bir pratik bu ihtiyaç, devrimci aydın, öteki işçi partilerinde olduğundan çok daha yoğundur. işte bilimin ve partinin sınııfn kitlesinin(? notumu iğrenç el yazımdan ötürü tam olarak okuyamıyorum bazı kelimeler anlamsız gelebilir ama sözün özüne odaklanmak gerekiyor.) kat kat üstüne çıkması gereken entelektüel kapasitesinin önemini kavrayamadıkları içindir ki bütün kendiliğindenci akımlar parti içinde aydın düşmanlığı yaparlar" çok doğru bir tespit kanımca. bir de şu var: " dışarıdan bilinç kim tarafından götürülür? lenin`e göre ' mülk sahibi sınıfların eğitim görmüş temsilcileri' yani aydınlar. yine lenin`e göre ' marx ve engel iki burjuva kökenli aydınlar. ama burjuva aydınları değiller' "
ofansif sol bek ofansif sol bek
doğan tarkan adındaki karşı devrimci, mücadele kaçkını, halk düşmanı, akp ve cemaat borazanı, yaşamı boyunca geniş aile dizisindeki ulvi ve müfit karakterleri ile aynalı tahir'deki tekin ve bir demet tiyatro'daki tirbüşon karakterinin kötü bir taklidi olmaktan öteye gidememiş liboş için aşağıdaki baş sağlığı mesajını yayınlayan siyasetçi:




her insan yanlış yapabilir. sonuçta "hatasız kul olmaz" diye bir şarkı bile var. lakin, doğan tarkan adındaki ulvi mısırlıoğlu-müfit bülbül-tirbüşon kırması tipe bu türden hak etmediği sıfatları yakıştırmak çok büyük bir hata. üstelik, aradan geçen 7.5 yıla karşın, bu hataya ilişkin bir özeleştiri vermiş, özür yazısı yayınlamış da değil. doğrusu, kendisinin görüşlerini önemseyen ve şahsen tanıma mutluluğuna eriştiğim türkiye'nin önemli marksist aydınlarından birisinin böyle vahim bir yanlış yapmasını çok garipsedim. bir an evvel bu yanlıştan dönmesini dilerim.
anabacı vokke anabacı vokke
adam sungur savran'dan özeleştiri istedi ya la ajshdfgsx. kardeş açık konuşayım sungur öyle bir şey demez de ben olsam aynen şunu derim: (bkz: ybsg)

bu adamlar sen daha "türküm dığruyum çalışkanım" bile demiyorken bu topraklarda devrimci marksimin temellerini atıyordu. çok sırt sırta verdiler. kaldı ki doğan'ın ödediği bedel de örgüt tecrübesi de sungur'dan fazladır. tabi ki başsağlığı mesajı gönderecek...

sungur militan bir adam olmadı hiçbir zaman ama terbiyesiz bir adam değildir nautilus gibi. sadece örgütüne gelen insanların nabzına göre siyaset belirlemesine bozulurum. o zaafı yüzünden doğan gibi bir örgüt adamı olamadı zaten. doğan sol liberalizme kaydığında bile kendi doğrusunun peşinden gitti. sungur kendi doğrularını gelen adama dikte ettiremedi hiçbir zaman. aralarındaki fark oydu... keşke sungur daha dominant bir kişilik olsaydı.

yani cidden üzülüyorum kimsenin bu çocuklara geçmişimizi anlatmamıza. sol içi raconu öğretmemesine ve bu gençlerin hala soner yalçın'dan ve yarısı içeride polis muhbirliğini kabul etmiş alkolik lümpenlerden öğrendikleri tarz ve laflarla yorum yapmalarına... doğan'ın tarzını ve örgütlediği adama hükmedişini, karşıtlarında yarattığı saygıyı bilseydi bu hayatta türbişon olacak son adamlardan birisi olduğunu da bilirdi. birileri avrupa'da mühendislik yapacak denli yerleşip, ağızda pipo elde şarap teorik gevezelik ederken türkiye'ye dönüp her şeye sıfırdan başladığını da...

biz size bu lafları edenlerin çok tirbüşonluk yaptığını gördük ama...

tkp-ödp ve ne kadar sonradan kopsa da halkevi. berbat bir nesil yetiştirdiler ve onlar yüzünden bu ülkede sosyalizmin geleceği bitti.

edit: keyif çatmak kimsenin iyi bir adam olmasına engel değil :) sungur abisi can savran'dan dolayı mücadeleye çok aktif girmemiştir. ama sizden farkı terbiyesiz bir adam olmamasıdır...
1
ofansif sol bek ofansif sol bek
başka bir başlıkta kendisini "keyif çatıyordu" diye eleştiren doğan tarkan müridi, bu başlıkta "aslında sungur çok iyi adam" diyor. bir karar ver lan, sungur savran iyi adam mı, yoksa mahalle yanarken keyif çatan bir adam mı? yavaş dön, hızına yetişilemiyor.

darbe dönemi avrupa'ya kaçıp şefçilik oynayan, cemaat gazetelerine "türkiye solu koyun gibi" diye röportajlar veren, rte'nin teşekkürlerine mazhar olan karşı devrimci, mücadele kaçkını bir liboşu öve öve bitiremeyenler de kalkıp başkalarına bok atmasın bir zahmet. insanda biraz utanma duygusu olmalı. hele hele, kendisinin de ikrar ettiği bir tkp geçmişi varken, "tkp, ödp, halkevleri berbat bir nesil yetiştirdiler" demek de komedinin dik alası oluyor. bunların yetiştirdikleri nesil berbatsa sen kendi derdine yan canım, bana hiç bulaşma. ha, bulaşacağım dersen de kasnak yuvarlandı elek oldu, eski kaşarlar melek oldu sözünü sana anımsatırım, gücenirsin sonra.

edit: bak sen şark kurnazına, "keyif yapmak kötü bir şey değilmiş" öyle mi? ulan sanki o "sungur keyif yaptı" sözünü ne anlamda söylediğini anlamadık. açık açık "mahalle yanarken sungur saçına röfle yapıyordu" diyordun, kimi kandırıyorsun? doğan tarkan gibi bir liboşu savunmak için attığın taklalardan utan.
anabacı vokke anabacı vokke
aslında her boku anlatmaktan hoşnutsuzum. çünkü millet örgütünden öğrenmediği şeyleri benden öğrenince adımız sol tarihçiye çıkıyor. ama bunca örgüt sol racon adına sadece "sol liberalllere en çok küfreden en devrimcidir"i öğretirse de bu çocukların eğitmi bize kalıyor işte...

1- darbeden sonra yurtdışına çıkmak kurtuluş'un örgüt kararıydı. çıkabilen bütün kurtuluşçular yurtdışına çıktı. bir tek doğan tarkan değil yani...

2- doğan tarkan örgütten ayrılmasaydı daha da kalırdı avrupa'da...

3- doğan örgütten ayrıldı, bu aynı zamanda türkiye'ye dönmesi anlamına da geldi.

4- ve yurtdışındaki olanakları bir hayli geniş ve kasasının büyüklüğü hala dillere destan olan bir örgütü terkedip, toplasan 4-5 kişi döndü türkiye'ye. hala aranıyordu

5- o dönem memlekette troçkist olmak şimdiki gibi kolay da değildi...

yani adamı savaşmamakla, illegal parti kurmamakla falan eleştirebilirsiniz elbette ama avrupa'da şefcilik oynadı nedir ya? avrupa'da oynadığı şefcilik de yukarıdaki gibidir işte. ayrıca nice mangalda kül bırakmayıp bir türlü türkiye'ye ayak basamayanları da biliyoruz.

kardeşim gözünüzü 2010 sonrasındaki toplumsal kutuplaşmaya açtınız. eski türkiye'yi ve sol değerleri görmediniz. sol değerleri de soner yalçın'dan, hakan gibi lümpenlerden, kemal gibi türkiye'de şefcilik oynayanlardan ve ödp gibi kokuşmuş sonunda varoluşnu ulusalcılığa bağlamış örgütlerden öğrenirseniz de olacağı bu... hakikaten google'dan o kadar arama yapacağınıza sokağa çıkın 2 tane eski kurtuluşçuyla konuşun. icraatın içindekilerden öğrenin bazı şeyleri ya...
ofansif sol bek ofansif sol bek
hahahahaha komedi lan bunlar. neymiş, "bu çocukların eğitimi bize kalıyor" muş-muş. ulan sen önce kendini eğit, liboş! gelmiş alpay özalan denen akp'liden aldığın imzayı ballandıra ballandıra anlatıyorsun, doğan tarkan denen karşı-devrimciyi devrimci önder sosuna bulayıp yedirmeye çalışıyorsun, yemeyince de "bu gençleri eğitelim". sen önce kendini eğit.

doğrudur, darbeden sonra sadece doğan tarkan yurtdışına çıkmadı, ama kurtuluş'tan sadece doğan tarkan siyasal islamcıların yancılığına soyundu. arkadaşları işkencehanelerde, çatışmalarda, idam sehpalarında can verirken, bu herif ingiltere'de gününü gün etmiş bir heriftir. ha, bu haltı sadece doğan tarkan yemedi, o ayrı. bu haltı yiyen bir sürü kişi vardı '80 sonrasında. hepsini saymaya kalksak belki günler sürer. burada konumuz doğan efendinin kendisi, ona odaklanalım.

doğan tarkan örgütten ayrılmasaydı ne olurdu sorusunun da burada çok önemi yok aslında. zira, kurtuluş'tan ayrılmadan önce de çok matah bir şey yapmışlığı yoktu kendisinin. burada mesele, kurtuluş'tan hangi koşullarda ayrıldığı meselesidir. darbe olduktan sonra, türkiye'ye dönmek, yeni düzenin makul sosyalisti olarak türkiye'de siyaset yapmak için böyle bir hamleye ihtiyacı vardı. o dönem de ingiltere'deki en reformist hareketlerden swp'ye angaje olarak, onun benzeri bir hareketi türkiye'de örgütlemeye kalktı. kurtuluş'tan ayrıldıktan sonra da bu planı yaşama geçirmeye uğraştı. ha, başarılı olmadığı da söylenemez. hem akp ve cemaat yancılığı ile yolunu buldu, hem de kendini bir şekilde sol bir yapı olarak kabul ettirdi.

ölünün arkasından kötü konuşulmaz denir. benim doğan tarkan için söyleyeceğim en iyi söz "allah taksiratını affetsin" olur. dahası, hem kendimizi kandırmak olur, hem de bu ve benzerlerine hak etmedikleri payeleri vermek olur. dahası, doğan tarkan'ın türkiye soluna verdiği zarar, öyle hakan gülseven ve kemal okuyan gibi ulusolcu şefleri, soner yalçın gibi bugünlerde doğan tarkan misali yetmez ama evetçiliğe (ama liberal değil, ulusalcı bir perspektifle) soyunan kişileri öne sürerek örtülebilecek bir şey değil. bir de kaçak güreşmeyin, net olun. doğan tarkan gibileri teşhir etmek, hakan gülseven'leri savunmak demek değildir. temel mantık bilgisine sahip olan bir insan bile anlar bunu, anlamak isterse tabi.

sungur savran'a gelirsek; doğan tarkan denen akp-cemaat trollüne hak etmediği payeleri vererek büyük bir yanlış yapmıştır. keşke yapmasaydı.
2 /