super size me

1 /
zoe zoe
morgan spurlock tarafından fast food camiasının gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için çekilen belgesel film. morgan abimiz 30 gün boyunca hep mc donald s dan besleniyor ve 30 günün sonunda bu beslenme kendisine fazla kilolar, kolestrol ve karaciğer kaybı olarak geri dönüyor. beslenme alışkanlığı olmayan yada daha çok fast food dan beslenenlerin izlemesi gereken bir film. hatta bence tüm dünyada ilkokul çağındaki çocuklara zorunlu ders olarak verilsin.
anosias anosias
türkçeye şişir beni olarak çevrilen morgan spurlock belgeseli. her öğünde farklı menü yiyen ama menü siparişi sırasında kasiyerlerin "büyük seçim(super size) ister misiniz?" sorularına hep evet diyen morgan spurlock'un bu filmi 22 ekimde türkiye'de de gösterime girecek. kuzey amerika'nın bu güne kadar en yüksek hasılat yapan üçüncü belgeseli. ayrıca sundance film festivalinde de en iyi yönetmen ödülü almış.
dedi ki normal dedi ki normal
filmden sonra oldukça kilo alan ve türlü sağlık problemleriyle uğraşmaya başlayan morgan spurlock'un film süresince her 5 dakikada bir gözüken kız arkadaşının kendisini terketmesine vesile olan film. ayrıca 14 yaşında olup da tamamen obezitenin kurbanı olmuş, 48 yaşında teyze gibi gözüken bir yavrucağın "ne yapayım hamburger yemeden duramıyorum" şeklindeki açıklaması ve kızlarından farklı kiloda olmayan anne ile babanın da buna gülerek cevap verdiklerini görünce amerikalıların ne kadar salak insanlardan oluştuğuna bir kez daha şahit olduğum film.
anosias anosias
her ne kadar fast food alışkanlığını eleştiren bir film olsa da, film sonunda bende mc donaldsa gitme ve koskocaman bir big mac menü yeme isteğinden başka etkisi olmamıştır. film boyunca gözünüzün önünden sırayla mc donaldsın amerikadaki tüm ürünleri geçiyor. bu sırada da filmin çekilme amacı ikinci planda kalıyor ve size bedava bir de mcdonalds reklamı yapmış oluyorlar.

filmde sağlıklı bir adamın 1 ay mc donalds ürünleri yiyerek ne kadar kötü bir duruma geldiği, sağlığının ne kadar bozulduğu ortaya konuyor. fakat filmi izlemeden sonuçlar çıkarıp fast food yasaklanmalı gibi bir kanıya varmadan önce ortaya konulması gereken bazı gerçekler var:


morgan spurlock filmde 3 öğününü de mc donaldslarda yiyor. türkiyede ise bu imkansız. çünkü türkiyede o kahvaltılık ürünleri bulmak imkansız. arada olsa da keşke bizde gibi birer pancake atıştırabilsek ama nerde.

bir diğer nokta da amerika ve türkiyedeki boyutların ne kadar farklı olduğu. filmde en çok dikkat çeken noktalardan birisi de bence bu. türkiyedeki en büyük boy içecek ve patatesler, amerikada neredeyse en küçük boymuş. hal böyle olunca oranın super sizeı buranınkinin yanında oldukça büyük oluyor.

tamam kabul etmek lazım, fast food çok mükemmel bir beslenme şekli olmayabilir, ama bu filmin sonunda kalkıp da bir çıkarım yapmak yanlış olur. siz bi adamı alın bir ay boyunca türk mutfağındaki en ağır şeylerden biri olan kebaplarla 3 öğün besleyin bakalım murdock mu daha sağlıksız olacak bu adam mı?

filmin en ilginç sahnelerinden birinde, bilmemkaç bininci big macini yiyen bir adam var. bakıyorsunuz adam dal gibi. her gün 2 3 big mac yiyormuş ama hiçbir fiziksel rahatsızlığı yok. demek ki neymiş:
her şey gibi fast foodun da azı karar çoğu zarar. zaten filmin yapımcıları dafast foodla çocukluğunda tanışmış insanların bir film izleyip de fast food alışkanlığından vazgeçmesini beklemiyorlardı herhalde.
wondrous wondrous
kalorinin ne olduğunu bilmeyen bir halkla röportajlardan sonra "açıkça, sadece dünyadaki en şişko ulus değil, aynı zamanda da en aptalı oluyoruz" repliğinin sarfedildiği film.
whentheclockstrikesmidniteimontheprowloflove whentheclockstrikesmidniteimontheprowloflove
her ne kadar fast food beslenmenin zararlarını anlatsa da özellikle ülkemizde bulunmayan quarter pounder hamburger ve büyük boy(bizdekinden çok daha büyük) patates sayesinde bazı bünyeleri kendine özendirebilen filmdir.ayrıca belgeseli çeken abimizin sevgilisinin de vejeteryan yemekleri yapan bir şef (vegan chef deniyordu, bilemedim türkçesini) olması ironikti.filmin en güzel yanlarından biri ise giriş müziği olan fat bottomed girls idi.
fox mulder fox mulder
izlerken, aldığım kilolardan utanmama neden olan, bu yüzden yarım saat tv karşısında olduğum yerde koşmama vesile olan başarılı bir belgesel film...

ayrıca filmin sonunda çalan şarkının sözleri şu şekildedir.

[right now you have the urge to eat something.
when it's through if you still want to eat, then you're probably really hungry.
think about what i'm saying]

f.a.t.
that is me
but i didn't used to be
iwas hot. i was hungry
i was loose. i was free
then i waited in the line
for some burgers and some fries
super size, that'd be nice
take a bite and close your eyes

round 2, what do i do
i can barely walk around
jenny craig, richard simmons
but i still lug the pounds
hamburgers, coke cola
getting gas from too much soda
double double, chunky chunky
hope this meal is never over
the world is round, and so am i
big boys, big girls with real big thighs

(chorus)
super size, super size
the american way
going down, throwing down
all day, every day
super size, super size
the american way
getting fat, getting broke
either way you're gonna pay
super size me
super size me
super size me
super size me

now i can't get out of bed
so i have to order rein
i'm a triple fat fatty
and i have a triple chin
who's the blame
call the lawyer
try to settle outta court
get some cash
spend it fast
cos i'm staring at my fork

cos it's sad and it's lonely
ham and cheese with balogne
large pies, stuff-crusted
doggy bagels for a phony
i have lost the motivation
to inhibit the sensation
but i loathe the frustration
birthday cake, i take my face in
turkey club with double bacon's
got healthy connotations
fast food has over-taken
and has super sized the nation

(chorus)

[if i can keep up this progress, i'd have 25 pounds. 25 pounds! that's a lot of weight.]

kentucky fried, just fried
chicken nuggets, dip it twice
freeky fries and gelata
philly cheese, drive-through diet
pack more weight
cardiac, heart attack
back on track
grow so fat, slim, fast, slim, slow
touch your toes

finger lickin'
hit the border
pull right up
and place your order
yes sir, r'way
right away
you deserve a break today!

super size, super size
the american way
going down, throwing down
all day, every day
super size, super size
the american way
getting fat, getting broke
either way you're gonna pay
super size me
super size me
[put something in your mouth]
super size me
(can i get extra cheese with that?)
super size me
(whatdaya mean 50 cents for extra cheese?)
super size me
(i come here all the time!)
super size me
(hook your brother up!)
super size me
(d'oh i'm a fan)
super size me
(all you can eat all day)
super size me
(is that the biggest size you've got?)
super size me
(i said i want it super-sized)
super size me
(can i get like, a bucket with a handle?)
super size me
(2 for a dollar? i'll take it!)
super size me
(all i need is 3 more forks)
super size me
(and another seta hands)
no pasaran no pasaran
aynı reklam-satış ilişkisini daha doğrusu kandırma-sömürme ilişkisini iyi göstermiş filmdir.

benim anlamadığım amerika için özgürlük ülkesi derlerdi bir zamanlar.yahu o reklamlarla büyümüş çocuk zaten beyni yıkanmış çocuktur seçenekleri kısıtlıdır.özellikle yaşamı tvye bağlı orta kesim insanının evladı zaten dışarı çıktığında tvde gördüğünü isteyecektir.

işte bu noktada liberal düşünce burada bir özgürlük kısıtlaması olmadığı isteyenin adam gibi restorana gidebilme özgürlüğünün olduğunu savunur.ancak kişiliğini amerikan medyasından almış bireylerin seçimleri ne kadar özgürdür.özgürlük yalnızca fiziksel yollarla mı kısıtlanır?

neyse ben bir slogan atayım da kaçayım: kahrolsun amerikan emperyalizmi!!!
gxix gxix
fast food'un sağlıklı bir beslenme biçimi olmadığını hepimiz biliyoruz. en azından aptal amerikalılar gibi (bunu söyleyince faşist olmuyorum değil mi?) "her gün hamburger yiyorum ama fücudum daş gibin" demiyoruz.

ancak filmde işin kolayına kaçmışlar. korkutucu olsun diye opium'a bağlamışlar hamburgeri. e opium ne yapar? bağımlılık yapar. peki hamburgerdeki opium nerede? etin üstündeki peynirde. "cheeseburger değil hamburger" demek salakça olur zira burada bahsettikleri peynir, etin yapımında kullanılıyormuş. yahu bu kadar basit düşünmeyin, bu kadar beleşçi olmayın.. fast food zaten zararlı, siz belgeseli çekenler zaten haklısınız, neden böyle ayak oyunlarına ihtiyaç duyuyorsunuz ki?

bunun haricinde film doğru bir noktaya temas etmiş. hepsi bu. amerika bir kez daha keşfedilmiş gibi davranmanın alemi yok.

ps.1: doktorlardan biri orada yanlış bir şey söyledi (hangisi hatırlamıyorum): kan kolesterol düzeyi tek bir öğünle tepe yapmaz. onun yerine tga yapar. kolesterol uzun vadede tavana vurur.

ps.2: mcdonald's'ı öven bir film değil bu. aslında tersine opiumlar üzerinden bağımlılık yapıcı etkisine değinmek istemişler (ama bence batırmışlar). halbuki endorfin'e biraz daha sarsalar mevzu bayağı ilginç olabilirdi.

ps.3: bu filmi 2 adet whopper yiyerek seyrettim. (bkz: burger king)
delicaponcadı delicaponcadı
bundan tam 2 sene önce izlediğim ve hayatımı değiştiren belgesel. o zamana kadar hayvanlar gibi hamburger ve türevleriyle beslenen ben, o günden sonra ağzıma hamburger sokmadım. 2 senedir tek lokma hamburger yemedim. artık nasıl bir tiksinti yaşadıysam. reklamlarına bile tahammül edemiyorum. ve işin tuhaf yanı söyleselerdi inanmazdım (belki siz de inanmazsınız) yemeği kestikten sonra hızla fazla kilolarımı vermeye başladım. hamburgeri kestiğim anda 10 kilo verdim allah sizi inandırsın.
hayvanat bahçesinde kuş olsam hayvanat bahçesinde kuş olsam
amerika'daki obezite sorununun bir temaşası olarak iki genç kızın mcdonalds'a dava açmaları ve bu davanın reddedilmesi, hatta çıkarılan bir yasayla "sağlıksız ürünler satılması nedeniyle obeziteye yol açtığı" gerekçesiyle fast food şirketlerine dava açmanın yasaklanması ekseninde çocukluğu boyunca anne yemeğiyle beslenmiş gayet sağlıklı adamın 30 gün hep mcdonalds'ta yemek yiyerek şişmanlaması ve daha da önemlisi vücudunun çökmesini konu alan belgesel.

belgesel amerika'daki obezite sorunuyla ilgili olduğundan ve iki kızın açtığı dava temel alınarak bir deney yapılarak çekildiğinden tabii ki amerika'daki mcdonaldsların durumları odak alınmış ve bunların anahtar noktası "büyük boy menüye kimin ihtiyacı var ki?!" 1 litre kolaya* kimin ihtiyacı var ki?

ayrıca filmde de belirtildiği gibi mcdonalds diğer fast food zincirlerinden çok daha geniş bir hakimiyet kurmuş durumda. özellikle çocuklara yönelik çalışmaları da daha da büyük bir sorun.

film fast food zincirlerinin obeziteye neden olan sağlıksız ürünlerini ses getirecek bir şekilde eleştirmiş. tabii ki bunu izleyen insanlar birden aydınlanıp mcdonalds'a gitmeyi bırakmıyordur; ama geniş bir çevrede dikkatleri çekebildiğini de inkar edemeyiz.
1 /