suriye iç savaşı

1 /
uyumsuz uyumsuz
iç savaşın aynı ülke içinde iki tarafı olur. bunun bir tarafı emperyal güçler bir tarafı bir ülke halkı. bunun adı emperyalist işgaldir arkadaş ne iç savaşı? neyin kafasını yaşıyorsanız oradan söyleyelim?
azwepsa azwepsa
bu bir iç savaş. ne ölçekte olduğuna dair net bilgilerimiz yok ama bir iç savaş ve suriyeliler için sonu her türlü kötü.

her savaşta siviller ölür ama suriye'de neden bu kadar çok sivil ölüyor? neden esad isyancıları değil de sivil halkı bombalıyor? hiç düşündünüz mü?

suriye'deki çatışmalar meydanlarda, sokaklarda başladı. ve hala da sokak aralarında devam ediyor. isyancılar pkk gibi dağlara çıkmış, kırsalda mevzilenmiş değiller. şehirlerin içinde, sokak aralarındalar. orada saklanıyorlar, orada cephane saklıyorlar. şehirlerin içindeki hedeflere saldırıyorlar. isyancılar şehirdeler çünkü sivilleri kendilerine kalkan ediyorlar. aynı sınır geçişlerini ele geçirmek için bizim topraklarımızı kalkan olarak kullandıkları gibi.

ailelerin arasından, komşu dairelerinden askerlere, polislere ve memurlara saldırıyorlar. camileri kışla olarak kullanıyorlar. sokaklarda toplanıp baskına gidiyorlar... devlet kurumlarını yağmalıyorlar. esad'a destek verenlere saldırıyorlar. bazıları nusayri avına çıkıyor. hepsinden ayrı, vergi ve asker toplamaya kalkıyorlar.

ne bekliyordunuz? esad da ordusunu, asskerini, polisini, milisini, dağda bayırda mı bekletsin? isyancılar bu savaşı sokaklarda başlattı ve ısrarla da sokakları savaş alanı olarak kullanmaya devam ediyorlar. o yüzden şehirler de bombalanıyor. hizbullah, lübnanın güneyinden evlerin penceresinden, okul ve cami bahçelerinden sokak aralarından roketler atıyordu israil'e. aynı onun gibiler. 6 çocuklu ailenin üst katından israil'e roket gönderiyor neden? "o siviller yüzünden israil karşılık veremez." olur mu hiç düşünmeden verir. "o zaman da sivil kayıpları kamuoyu oluşturmak için kullanırız.". ahlaksızlıkta birbirleriyle yarışanlar...

esad'ın ordusu bu yüzden şehirleri hedef alıyor. milisleri de bu yüzden şehir içinde saldırıyor isyancı milislere ve onları evlerinden kovacak gücü olmayan sivillere.

bir de şu var. gelen fotoğraflara baktığınızda isyancı grupların çok azının belli bir üniforması var. isyancılar günlük kıyafetlerle savaşıyor. bunlar yaralansa ya da ölse, elinden silahını aldığınız anda o sivil bir erkek gibi görünüyor. öso'nun yakın zamana kadar yeterli üniforması yoktu. fakat diğerlerinin üniforma giyme ya da bir işaret kullanma niyetleri yok. çünkü işleri bitince hemen sivillerin arasına sıvışabilecekler. öldükleri zaman da üniformasız, silahsız siviller olarak görünecekler.

suriye'deki kayıplarla ilgili bilgilerin neredeyse hiçbiri teyit edilmemiştir. incelerseniz ana kaynak da aslında isyancılarla çalışan ve merkezi londra'da olan suriye insan hakları bilmemnesi diye bir örgüttür. işin komiği bütün bu savaş ve çatışmalarda hiç esad yanlısı halkın, milislerin öldüğünü duymazsınız. ama youtube'da bolca var. zaman oldu isyancıların yaptıkları nusayri kıyımları dahi suriye ordusunun yaptığını iddia etti.

iç savaşın sonucu ne olursa olsun, en zararlı çıkacaklardan biri de türkiye. eğer esad kazanırsa esad türkiye'ye dost değil artık. eğer isyancılar kazanırsa isyancılar da yek vücut değil. bu sefer kendi aralarında savaşmaya başlayacaklar. aynı afganistan gibi. şimdiye kadar gördüğümüz zarar ve yaşadığımız sıkıntılar artarak devam edecek.
azwepsa azwepsa
inanılmaz bir bilgi kirliliği yaşanmaktadır. tarafsız gazeteciler suriye'de görev yapamamaktadır. olan biten ile ilgili haberler konusunda da çelişkiler vardır. suriye'den gelen haberlerin 3 kaynağı var:

- sana. suriye rejiminin haber ajansı (şam)
- suriye insan hakları izleme örgütü (londra)
- youtube.

batı basını bu üç kaynaktan sadece ikincisine itibar etmektedir. teyit etmeksizin onların verdikleri haberleri doğru kabul ediyoruz. bu örgüt de suko'nun güdümünde bir örgüttür. birleşmiş milletler ile ilgisi yok. bm gözlemcileri kıbrıs'ta.

peki sihi örgütü güvenilir mi? bir iki örnek üzerinden konuşalım.

iç savaşın başlarında bu elemanlar esad'ın deraa'da büyük bir katliam yaptığını duyurdu. aynı banyas'taki gibi. sonra robert fisk oraya ulaştı. oradaki halk ile görüştü. ve ortaya çıktı ki deraa'da ordudan kaçan isyancılar deraa'ya gelip sivilleri rehin almıştı. kaçmadan önce de öldürebildikleri kadarını öldürmüşler. bunu sana haber yaptı, deraalılar ve isyancılar da biliyordu. ama sihi bize bunu esad yaptı dediği için esad'dan bildik.

bir diğer örnek de kimyasal silah konusu. bunu da detaylı olarak yazmışım önceden (bkz: #10554484). nitekim mit konuyla ilgili bir dosya hazırladı. türkiye'ye tedaviye gelen yaralılarda yapılan tahlillerde sarin gazı kullanıldığı bulgusuna ulaştıklarını da duyurdular. bu dosyayı da alıp amerika'ya gittiler... muhtemelen sivillerin üzerinde kimyasal silah kullanıldı ama esad'ın depoları açıp sivillerin ya da isyancıların üzerinde bunu kullandığına dair bir kanıta kimse ulaşamadı. cia, mit'in dosyasını kaale almıyor bile. eğer ki mit'in bulguları doğruysa bile ortada şu var: sivillere karşı kimyasal silah kullanılmış. öso kimyasal silah ele geçirdiklerini ve yapabilecek, kullanabilecek durumda olduğunu duyurmuş, isyancı örgütlerden biri bununla yaptığı deneyi youtube'a koyup etnik temizlik tehdidi yapmış, esad ise kullanırsa sadece dışarıdan askeri müdahale durumunda düşman askerine karşı kullanacağını duyurmuş. durum bu.

şimdi bir de şöyle bir haber var. bu da youtube kaynaklı bir haber.
intikam infazı suriye'de muhaliflerin safında savaşan radikal grupların, devlet başkanı beşar esad'a bağlı güçlere yönelik intikam eylemlerine her geçen gün yenil... milliyet

milliyet diyor ki el nusra mahkeme kurup sivil ölümlerinden sorumlu askerleri yargılayıp infaz etmiş. inanalım mı? el nusra ne zamandan beri sivilleri umursuyor? dahası asker dedikleri adamların hepsi sivil.

suriye'de şöyle bir durum var. ordu ve kimi öso grupları dışında kimsenin üniforması ya da doğru düzgün bir işareti de yok üstünde. yani suriye ordusu 50 tane teröristi çatışmada öldürse cesetlerin elinden silahı aldığınız anda "suriye ordusu 50 masum sivili katletti" oluyor.

her gördüğünüze, duyduğunuza hemen inanmayın. çok pislik dönüyor.
the witch king the witch king
arap baharının vurduğu bir yer daha...tamam savaşıyorsunuz inandığınız şeyler adına ama yazık değil mi ölen bebeklere,çocuklara,yaşlılara... hepsinin hesabı sorulacaktır bir gün esad da bir yerde pes edecek ve sonu diğerleri gibi olacak az kaldı ...
sifoncekici sifoncekici
ak parti'nin başlarda yeteri kadar ekrana gelmemesini eleştirirken, bugünlerden haberlerde yer almamasını istediği iç savaş.

türkiye'nin bu konuda ne kadar yanlış yaptığının ispatıdır adeta bu olay.
dumrul dumrul
tıpkı ispanya, kore ve benzerlerinde yaşandığı üzere aslında iç savaş değildir...

konunun özeti şu karikatürde. savaşın bütün tarafları insanlık falan diyorlar ya insan gülse mi ağlasa mı bilemiyor:



parkla ilişkiler uzmanı parkla ilişkiler uzmanı
suriye'de yıkılmayan bina bırakmamıştır.oradaki ortamı güvenli bir bölgedeki sıcak evinde oturup anlamak çok zor.suriye'den göç edenler belki şanslıydı fakat kalanlar ?

şam'ın bazı semtleri dışında ülkede hakim olan tek şey korkudur.her an eviniz mobil çeteler tarafında basılabilir ya da tepenize füzeler düşebilir.sokakları bomboş , elektrikler kapalı , mümkün olduğunca pencereye uzak yerde oturmak , evin antre ya da banyosunda uyumak , televizyonu çok kısık sesle dinlemek ,sabaha kadar çatışma sesleri duymak , evden çıkarken helalleşerek çıkmak zordur.

herkes suriye'deki katliamın ve acımasızlığın ipini bir tarafından tutmuş ve hangimiz daha katil ve iğrenç olabilirizi göstermekle meşkul.ölen hep çocuklar ve kadınlar , tecavüzler , işkenceler , kafa kesmeler ..
ucagustossakası ucagustossakası
bu savaşı kim çıkarttı? nasıl, neden çıkarttı?
bunlar umrumda değil artık.
bu sabah televizyonda bir çocuk gördüm.
dört beş yaşlarında.üstü başı kir pas.
ama gözleri pırlanta gibi.yermük kampından.
harab olmuş bir sokaktaydı.
kameraya doğru bakıp dudaklarını büzdü,utanarak açım deyip bir şeyin arkasına saklanmaya çalıştı.
parçalandım.açım derken utandı.düşünebiliyor musunuz? açım derken utandı.5 yaşlarında daha.
ne diyeyim.sizin paranız batsın.
sizin ideolojilerinizin allah belasını versin.
kurtarın o çocukları.ne olur kurtarın.
bosnadasavaşırkensonbiederlezidinleyenadam bosnadasavaşırkensonbiederlezidinleyenadam
bazen kendimden tiksiniyorum. öyle bir an geliyor düşünüyorum bunu. sonra geçiyor. insan ölüyor lan. hayvan bile olsa nefes alıyor sonuçta bu. canı acıyor. kan akıyor. çocuklar ölüyor. çocukların gözleri önünde bir vahşet yaşanıyor ama kimsenin sikinde değil. allah belanızı versin. küçücük bir çocuğun gözyaşını akıttığınız için. insanların kanlarını akıttığınız için. o kullandığınız petrol arabanızı patlatır da cayır cayır yanarsınız inşallah.

dün 1 saat elektirik yoktu bizim evde. fener eşliğide yer sofrasında yemek yedik. bosnalı yazar emine seçeroviç'i ve yazılarını takip ediyorum uzun zamandır. o geldi aklıma bir de şu güzelim şiir #9158702). bu şiiri yazan itü sözlük yazarı sırp, savaşta babasını kaybetmiş emine de abisini. ikisi de birbirlerinden nefret ederler haklı olarak. ama ikisinin de ortak bir özelliği var savaşta çocuktu onlar. avrupa da tıpkı şimdi suriye ye yaptığını onlara yapmıştı 20 yıl önce. yemek yerken düşündüm. insanlar çocuklar nasıl yaşamışlar 4 yıl boyunca. korkmamışlar mı karanlıktan. bomba seslerinden. şimdi korkmuyorlar mıdır çocuklar? kıçımın dibinde bebekler ölürken o yemeği nasıl da iştahla yedim ben. ya da insanlar yemek bulamazken ' öf anneya gene mi bu yemek dedim'. kendimden tiksiniyorum. onlar orada acı çekerken mutsuzluk triplerine girmekten. hiç bir şey yapamamaktan. televizyonda suriye haberlerini geçip, sırf üzülmeyeyim diye kanal değiştirmemden. suçluyum. bütün dünya suçlu. bütün dünya ben çocukken,ırak savaşında da suçluydu. o zamanlar daha da çok üzülürdüm ben. çocuktum ya. şimdi üzümtüm hemen geçiyor. bu yazıyı yazdıktan sonrada geçiçek emin ol. çünkü büyüdüm. başka üzülmem gereken önemli şeyler var. bir çocuğun ölümü ne dünya için ne de insan müsveddesi olan milyatskadagünahçıkartançetnik için önemli değil.

bosna savaşını çok araştırdım. zaten nickim kendini belli ediyor. ama o yıllarda doğduğum için elbette hatırlamıyorum. ırak savaşını da televizyondan izledim. george bush dan çok korkardım çocukken hala korkarım. 'insan öldürmek bazen çok eğlenceli geliyor' sözünü de asla unutmadım. şimdi suriye'yi izliyorum. bosna da daha dünyada yoktum, ırakta çocuktum, peki ya şimdi? 19 yaşında kocaman bir insanım ama engel olamıyorum. hepimiz suçluyuz işte. bebek ölürken rahat rahat gezip tozuyoruz.

umarım-umut fakirin ekmeği- şerefsiz avrupa insan olduğunu bir an önce anlayıp durdurur bu savaşı. yoksa suriye bütün insanlığın suratına kusmaya devam edecek. tıpkı bosna gibi, bağdat gibi...
1 /