suriyeli çocuklar

1 /
egomego egomego
halini düşünüp/görüp/bilip de içi bir an olsun sızlamayan insan değildir. çocuktur. ya ölü ya yetim ya öksüz ya kimsesiz çocuktur. ninnilerle değil bomba sesleri eşliğinde uykuya dalar.
jamela jamela
bu çocuklara kin beslemeyin rica ediyorum. adı üstünde çocuk. çocuk lan bu. sokakta oyun oynaması gereken çağda sokakta yaşamak zorunda. belki bir evi olduğunu bile hatırlamıyor. büyüyünce hatırladığı ilk evi koşe başında yattığı sokak olacak lan düşünsene. güç peşinde koşan sikik devletlerin günahını bu çocuklar çekiyor. doğrusunu yanlışını bilmiyorum da ölen yaşıtlarının aksine hiç olmazsa yaşayabileceği bir ülkeye gelmiş, tabi yaşamak denirse.
duygu sömürüsü yapmaya çalışmıyorum. biraz empati yapın yeter. ülkeye verdikleri zararın ben de farkındayım ama kızacaksanız bu yavrulara değil haşmetlimize kızın. sevmeseniz de olur ama sokakta görünce kinle bakmayın olmaz mı?
hansvoralberg hansvoralberg
insan üzülüyor tabi.

çocuk lan bu sonuçta. masumlar herşeyden önce... savaş falan onlar için hikaye, masal... 3-4 yaşındaki çocuklar, 30 yaşında adamın olgunluğu ile hayata tutunmaya çalışıyorlar... sokaklar bu suriyeli çocuklarla dolu bizim mahallede.

peki ya sonra?

türkiye'de yaşamaya çalışan onbinlerce suriyeli çocuğun gelecek planları ile ilgili devletin resmi politikasınnı ne olduğunu ön göremiyorum ben. bu kadar sokakta yaşayan insanlar büyüyünce ne olacak? elin danimarkası sadece o da kalifiye olması şartıyla 100 tane suriyeli'ye giriş hakkı tanırken benim güzel memleketim milyonlarca suriyeli'ye kucak açtıktan sonraki politikası ne olacak?

ben vatanıma milletime topluma faydalı bir nesil yetiştirme çabası içindeyken bunu baltalayacak insanlar toplumun dengesini bozacaksa korkuyorum açıkçası.. hem çocuklarımın geleceği, hem de suriyeli çocukların geleceği için...
denizciman denizciman
taş çatlasın 5-10 sene sonranın potansiyel suçluları. tabi bir mucizemsi ile gitmezlerse.
insanlar durup dururken tinerci, kapkaççı vs olmuyor değil mi?
gözlerine iyi bakın , hala biraz masumken.
turk lokumu turk lokumu
gazeteci lavuk: ismin ne?
suriyeli kız çocuk: kadir...
g.l. : kadir mi rabah mı?
s. ç.: rabah
g.: neden kadir dedin?
ç.: annemin adı.
g: annen nerede?
ç: cennette
g: baban nerede?
ç: cennette.
g: kardeşin nerede?
ç: cennette.
........
kaynak: pusula doğu belgeseli.
general flavius octavius maximus cassius general flavius octavius maximus cassius
hallerine ülkecek üzüldüğümüz. dilencisi var cepcisi var. hatta bazıları para istiyo verince tekme atıp kaçıyor. ama bunu neden yapıyolar? çoğumuz huzurlu bir ülkede büyüdük, istediğimiz şeyler alındı, internet cafeye gittik, paintball a gittik, avm ye gittik vs. vs.

bu bebeler hepsinden mahrum. ayrıca çoğunun ailesi suriye de kalmış veya hayatını kaybetmiş. maalesef insanlar hayattan darbe alınca kabuklarını sertleştiriyolar.

kısacası nefretle bakmamak lazım.
champ champ
allah hepsinin yardımcısı olsun. geçen parkta oturmuş çayımı içerken bi tanesi geldi oturdu, adı muhammed'miş. türkçe de bilmiyor. çay gösterdim istemedi, ice tea gösterdim istemedi, tost gösterdim istemedi. sadece sigarasını içti ve gitti.

bir de bizim mahallede kimsesiz bir çocuk var, ona kalacak yer arıyorduk. derken mahalleden başka bir abi iki arka mahallede suriyelilerin olduğunu söyledi, çocuğu da oraya yerleştirdik. seve seve kabul ettiler çünkü evsiz, vatansız kalmanın ne demek olduğunu öğrendiler. allah büyük..
atomikbeyin atomikbeyin
bazıları öyle hüzünlü bakıyor ki, içim sızlıyor, gözlerim doluyor. nerede görürsem cantamdan çıkarıp bir şeyler vermek istiyorum bazıları çok mutlu olup sariyolar bol bol öpüp kokluyorum. sizde öyle yapın, kirli giysileri, kirli elleri, kirli yüzü umrumda bile degil. onlar bir çocuk, onlar görünmez değil lütfen ,lütfen onları yok saymayın, lütfen...
evrenin gözlemlenemeyecek kısımlarındayım evrenin gözlemlenemeyecek kısımlarındayım
bu sabah gördüm birini. ankara'yı bilen bilir, balgat'ta ufuk üniversitesi hastanesinin önünde bir üst geçit vardır, işte tam o üst geçitte gördüm onu. o kadar şirin, o kadar masum ki. bir elinde küçük sarı oyuncak kamyoneti, öbür eli açık. dileniyor. yanında da siyah poşeti var, verilen parayı hemencecik poşetin içine atıyor. geçen herkese gülümseyip el sallıyor.

on-on beş dakika izledim onu. onlarca insan geçti, üç beş kişi dışında kimse dönüp bakmadı ona. ben tam gidecekken diğer tarafta bi' kadınla çocuğu göründü. yine el salladı tabii bizim minik. kadının çocuğu da el salladı ona. ilk defa birisi ona karşılık verdi! suriyeli çocuk güldü, ben hayatımda böyle içten gülüş görmedim. içim eridi. o kadar insan geçti oradan muhtemelen hepsi kendini iyi, vicdanlı bireyler olarak gören. bense orada sadece iki iyi insan gördüm, ikisi de çocuk.

genelde dalga geçerler ama biz hep çocukla çocuk olsak ya?
sultana sultana
izmirde rastladım birine elinde peçete herkesin yanına tek tek uğruyor. kimileri üç beş kuruş veriyor kimileri ise yüzüne bile bakmıyor. yüzündeki o mutsuzluk içini acıtıyor insanın birde ayakkabısı olmadığı için ayağına geçirdiği poşet. ben şimdi rahat yatağımda bu yazıyı yazarken o ne yapıyor kim bilir.
sunyatsen sunyatsen
ajitasyon falan yapmayın.. gözlemlerime dayanarak konuşuyorum evet afaki ama araştırılıp günyüzüne çıkartılırsa sonuçlar sizinde dudaklarınızı uçuklatır.
soru şu
-"türkiyede bulunan suriyeli çocukların kaç tanesi türkiyede doğdu ve bu sayının ne kadarı türkiyede döllendi "
özetle şunu söylemek istiyorum savaştan kaçıyorsun geleceğin belirsiz ne diye sikine sahip çıkıp dışarı boşalmıyorsun ?
2- kamplarda-sokaklarda tecavüz sonucu hamile kalan kadınlardan söz etmeyin çok fena küfür ederim.
1 /