suriyeliler giderse ülke ekonomisi çöker

sithin sene sithin sene
akp genel başkan başdanışmanı yasin aktay beyanı;

www.cumhuriyet.com.tr

ekonominin çökmemiş hali buysa... bu ülkede tırpanlana tırpanlana açıklanan resmi rakamlara göre bile işsizlik oranı %13ün üstünde. ne saçmalıyorsun yasin?
www.sozcu.com.tr

elbette yasinin kast ettiği ekonomi vatandaşın ekonomisi değildir, daha ucuza kaçak işçi çalıştıran, akp seçmeni işverenlerin ekonomisidir. ne de olsa sığınmacıları sömürmesi daha kolaydır. öte yanda bir gariban işçi çaresizlikten kendini asıyormuş kimin nesine gerek?

tr.instela.com
812 superfast 812 superfast
sikerim suriyelisini de afganını da ya amkduum çomarları sikti attı ülkeyi. bunları savunanların da tüm demokratik haklarını sikiyim ben.

önce akp gidecek, sonra suriyelisi afganı bilumum arap yarak kürek insanı, sonra size oy veren böcekler yuvalarına dönecek, ülke fabrika ayarlarına dönecek. az kaldı. max iki sene.
gereksiz diploma gereksiz diploma
suriyeliler giderse işsizlik düşer istihdam artar kısa vadede enflasyon artar bunlara bağlı olarak vergi gelirleri ve parafiskal gelirler artar, eğitim, sağlık ve ilaç harcamaları düşer, nüfus çıkışına bağlı olarak taşınmazlarda ve taşınmaz kiralarında dezenflasyon hatta deflasyon yaşanabilir.
acarabi acarabi
bunu diyenin ya aklı yok ya da tüm ekonomik istikbalini suriyeli vasıfsız amelelere bağlamış yobaz esnaftan başkası olamaz.
yasin aktay mı demiş!
az biraz akıllı taifesinden ve eccik dengeli konuşurdu. demek ki son iktidar çatışmaları bunun da fabrika ayarlarını bozmuş.
elleşmeyin, saçmalamaya devam etsin.
dumrul dumrul
muazzam bir itiraf. akp'nin ekonomik başarı diye yutturmaya çabaladığı soygun düzeni, tamamen çaldı çırptı ekonomisine dayalıdır. kayıt dışılığa dayalıdır. neredeyse köleliğe yakın bir emek sömürüsüne dayalıdır.

suriyelilere üç kuruşa yaptırdıkları işler için türk vatandaşına asgari ücret veriyor olsalar kurdukları boktan ekonomik düzen tamamen çökecek.

yalan değil. yasin aktay bile olsanız arada ağzınızdan doğrular kaçıyor demek ki.
o c o c
@dumrul'un da dedigi gibi, itiraf niteliginde bir aciklama.

adam utanmadan resmen "biz oyle carpik ve dandik bir duzen yarattik ki, koca g-20 ulkesinin ekonomisi icindeki 3-5 milyon somurulecek kacak isciye bakiyor" diyor.

bunu derken 20 yildir basta olduklarini hic karistirmiyor. veya 20 yilin en iyi gecirdikleri (o gelismemis ulkelere ucuz paranin aktigi 2000'lerin basindan 2010'a kadarki doneme lanet olsun bu sulukleri basimiza bela ettigi icin) doneminde suriyeliler'in falan olmadigindan da bahsetmiyor.

sen bu kadar yil basta ol, kendi milletini o kadar adamdan sayma ki allahin suriye'sinden afganistan'indan gelen vasifsiz ne idugu belirsiz adamlara bel bagla, bir de marifetmis gibi bunu ilan et.

eger iddia ettiginiz gibi refah ve zengin bir ulke yaratabilmis olsaydiniz, ekonomimiz de kimseye bagimli olmazdi.

dunyada bircok ulke bircok milletten isgucune ihtiyac duyuyor, ama hepsinin bir alternatifi var. eger gercekten allahin suriyelilerinin ucuz isgucune muhtacsak, bundan daha buyuk bir asagilama olamaz. adam gelecek, hem kayit disi calisip sana bana ekonomik olarak zarar verecek, hem ulkenin demografisinin icine edecek, hem de gelip can sagligimizi (adam bicaklama, tecavuz, cinayet ne ararsan var) tehdit edecek.

kusura bakma da, bu sartlar altinda ulke batsin zaten. bundan daha kotusu ne olabilir?
schwarzhoffner schwarzhoffner
değerlendirmeye başlamadan önce "suriyeliler" ile kast edilenin tam olarak tanımlanması gerekir, zira her "suriyeli"nin ekonomiye olumlu/olumsuz katkısı farklı tür ve nicelikte olmaktadır. eğer türkiye'ye "iltica etmiş" yani "mülteci" suriyelilerden bahsediyorsak, hukuki olarak bu statüyü elde etmiş olabilirler. savaştan kaçan ve kontrolsüz şekilde şehirlere kurulan uydukentlere serpiştirilmiş ve statüsü belli olmayan, (henüz) türkiye cumhuriyeti vatandaşı olmayan, oturum ve çalışma izni olmayıp, "refugee" statüsünde geçici olarak ülkede kalanlardan bahsediyorsak, iş başka.

öncelikle, "suriyeliler giderse ülke ekonomisi çöker" iddiası mantıken, suriyelilerin ekonominin çökmemesi için olmazsa olmaz bir destek ayağı olduğu anlamına gelir. bunu ileri sürebilmek için, söz konusu suriyelilerin ekonomiye katkılarının somut olarak ölçülmesi gerekir. bunun ölçülmediği de malumumuzdur. iddianın sahibi konuşmasında, 60lı yıllarda almanya'ya geçici olarak çalışmaya giden türkleri örnek vermiş ve türkiye'deki suriyelileri de bu örneğe dayandırarak değerli kılmaya çalışmış, ancak burada siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler birinci sınıf öğrencisinin bile yapmayacağı bir hata var. almanya, türkleri kendi yaptıkları yapılandırılmış, somut ve çıktıların ölçülebildiği bir makro ekonomik plan dahilinde kendi ülkelerine çalışmaya "davet" etmiştir. suriyelileri ise buraya kimse davet etmemiş, onlar patlak veren bir savaşın sonucu olarak türkiye'ye "sığınmışlardır". takdir ederseniz ki, "çalışmak" ekonomiye doğrudan olumlu katkı verirken, "sığınmak" ise bir mali külfet olacağından, ekonomiye doğrudan olumsuz (negatif) bir katkı vermektedir. kaldı ki, çalışma kapsamında hareket eden türkler, bir planın belli adımlarını gerçekleştirmek için gitmişlerdir. suriyelilerin ülkeye alımı ise ne yazık ki son derece plansız olmuştur.

yasin aktay adındaki sözüm ona "danışman"ın gözden kaçırdığı veya bilerek değinmediği başka bir husus da, suriyeli olarak nitelendirilen kişilerin, hayatta kalmak pahasına nispeten düşük ücretlere razı olmalarından sebep, ülke vatandaşlarının işgal edeceği işler için işveren gözünde daha çekici hale geliyor olmasıdır, ancak hepimiz eminiz ki, bu suriyeliler için işveren ne sosyal sigortalara katkı payı ödüyor ne de ödediği ücreti vergilendiriyor (gelir vergisi, damga vergisi vs.). hal böyle olunca, bir yandan kayıtdışı ekonomi (shadow economy) büyürken, diğer yandan da işsizlik artmakta, zaten oldukça bozuk olan makro ekonomik göstergeler iyice kötüleşmekte, başka bir açıdan da, covid 19 pandemisinin de etkisi ile birlikte düşünüldüğünde, toplumda bireysel ve kolektif anlamda hem sosyal hem de psikolojik problemler ortaya çıkmaktadır. ucuza çalıştırılan suriyeli için işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri de alınmayacak olduğundan, zaten sigortalanmamış olan bu insanın iş kazalarına da açık olduğu olayın başka bir boyutudur.

son olarak değinmek gereken çok önemli başka bir husus da, -ekonomiye olumsuz katkısı dolaysız olduğundan-, hükümetin de kabul ettiği üzere suriyeliler için harcanan en az 50 milyar dolar civarındaki kaynaklardır. merkez bankasının negatif rezervleri düşünüldüğünde, her bir liranın ve bu büyük kaynağın ülke için ne kadar değerli olduğunu anlaşılır. ancak kendi halkına adeta düşman olup, pandemide yardım etmeyip, aksine iban gönderip "biz bize yeteriz" adında saçma bir kampanya ile para dilenen ve afrika'da beslemedik ülke bırakmayan, arap sevici bir hükümetten de ne yazık ki fazlasını bekleyemiyoruz.

toparlamak gerekirse, yasin aktay'ın önermesi anlamsızdır, doğruyu yansıtmamaktadır. konuyu dar çerçeveden izleyip, bu zayıf iddiaya destek veren herkesin, bir olayı birçok açıdan incelemek gerektiğini anlaması gerekir diye düşünüyorum.
anabacı vokke anabacı vokke
yıllar evvel kadıköy iskele'de bir mitingdeyiz. zannediyorsam kıdem tazminatınını kaldırılmasıydı mevzu. kıdem tazminatını geri alsalar sırada işten çıkartma tazminatı var. o zamanlar şimdiki gibi "duyuru koydum sosyal medyaya mevlam kayıra" diye bir çalışma tarzı yoktu sol'un. hakiakten bir basın açıklamasının bile duyurusuna önceden başlanır, bir hayli afiş ve el ilanı dağıtılırdı. semtlerde kapı kapı gezilirdi. o zamanlar tersanelerde etkili olan limter iş ve istanbul'un gecekondu semtlerinde yoğun olan esp cidden kalabalık gelmiş, adamların miting için iyi çalıştığı ve semeresini topladığı belli oluyordu. onun dışında tkp gibi halkevleri gibi kortejler de kalabalıktı ama ne uzalmış ne kısalmış, her zamanki sayıları işte. hele limter iş dışındaki sendikalar resmen dostlar alışverişte görsün diye gelmiş. ne kitle var ne coşku... ama ne kadar esp ve halkevleri kalabalık gelmiş olsa da, o güne kadar ki sendika mitinglerinden sudan bahanelerle tüyen tkp de kitlesi ve coşkusuyla mitinge güç katmış olsa da çok az insan var meydanda. yani bir kalabalık var elbet ama kıdem tazminatı gibi türkiye'de çalışan herkesin, bilhassa düşük ücretle çalışanların kaderini ilgilendiren bir mevzu için çok az insan var. orada ayak üstü durum değerlendirmesi yaptığımız bir abimiz "buna gelmeyeceklerse neye gelecekler" demişti. haklıydı, tamam belki esp dışındaki kimse özel bir çaba harcamamıştı ama böyle bir şey için insanların wizin yerinize uğraşmasına gerek yoktu bence. biraz normal bir ülkede normal insanlarla yaşasak sadece duyuru yapılması yeterli olmalıydı. bir de bunun için size iki saat dil dökmesi mi gerekiyordu insanların? ayrıca dediğim gibi hiç çalışmayan örgüt bile sokakta iki bildiri olsun dağıtır, bir afiş olsun asardı miting için. o günün en tembel örgütü bile bugünkünden daha çok çalışmıştır insanları mitinge katabilmek için. ama 100 bin bile yoktuk işte...

bunu niye anlattım? adamın kıdem tazminatına çökülür, sesi çıkmaz. adamın sigorta primleri yatırılmaz, gıkı çıkmaz. fazla mesainin ödenmemesi zaten kimsenin garipsediği bir şey değildir. suriyelinin gelip düşük ücretten sigortasız çalışana kadar zaten kendisi merdivenaltı tekstilde sigortasız çalışmıştır. bu hakları birer birer alınırken de sesi çıkmamıştır. dediğim gibi bunlar lüks şeyler değil insanca geçinebilmek için zaten olması gereken şeyler. ve kimsenin gelip bunlara sahip çıkmanız için size dil dökmesine gerek yok... sahip çıkmamışsınız, o dün sahip olduğunuz sigortasız işe de suriyeli girince abbaaauwww... keşke suriyeliye kızana kadar kendi tazminat hakkınıza sahip çıksaydınız da işten atılırken 3-5 kuruş bir şey alırdınız. suriyeli kardşeiniz de sigortalı çalışırdı. sigortayı kaptıran siz, tazminatı kaptıran siz ondan sonra da her şeyin içine eden suriyeliler? yok öyleee...

almanya'da çalışan türkler yatsın kalksın, kendilerinden önce haklarını söke söke alan alman işçilerine dua etsin. günde bir şöyle 2-3 kere ernst thaelmann'ın ruhuna fatiha okuyun vbir şöyle...
tuzukuruhahahi tuzukuruhahahi
i̇sterse ülke ekonomisini bine katlasınlar hiçbir yerimde olmaz. kendilerinin bir an önce çıktıkları deliğe girmelerini temenni ediyorum ben çarıkla gezerim üretmesek de olur. hatta allah'ıma yalvarıyorum bir mucize olsun da bunlar gitsin diye. eskiden dualarımda ev araba dilerdim şimdi vatanın milletin selameti diye ellerimi açıyorum.
ülkesini atasını seven bunu kabul edemez. edenin de kanı bozuktur yallah arabistan'a ammemk!