systematic chaos

1 /
therion therion
ilk olarak şarkı isimleriyle göze çarpan albüm. gerçekten de açıklanan şarkı isimleri hiç dream theater tarzı değil. hal böyle olunca farklı bir albüm bekliyor insan. o değil sanki böyle power metal grubu şarkıları gibi. "yoksa progresif power mı yapacaklar bu saatten sonra" gibi saçma sapan düşüncelere itiyorlar insanı. zaten hızlı ve sert bir albüm olacağı kulaklara çınlatılmıştı portnoy tarafından. fakat bu açıklamadan sonra da eklemiş kendileri: "bir daha train of thought yapmayacağız." vallahi keşke yapsanız. octavarium filan yapmayın da!

adamların gerçekten her albümü farklı tad. tekrara düşmek istemiyorlar. bu güzel bir şey tabii. e zaten yaptıkları müziğin zenginliği de ortada. başka bir şey beklenemezdi zaten. özellikle portnoy'un "bu albüm favori albümüm", "çok farklı, hiç bir gruba benzetemediğimiz bir müzik çıktı" tarzında açıklamalarıyla gazlardan gaz beğenir olduk bu günlerde. bekle babam bekle. fakat şu da aşikar ki haziran ayı gerçekten tam bir dream theater ayı olacak!
therion therion
systematic chaos instrumental demo filan diye bir çakma albüm de nete düşmüştür. fakat bu albüm sanıldığı gibi dream theater'ın stüdyosundan çalınmış 2007 albümünün kayıtları filan da değildir. bu albüm dream theater'ın bir ara düzenlediği şarkı yarışmasında galip gelen 7 şarkıdan oluşan albümdür. zaten albüm yanlış hatırlamıyorsam stream of consciousness adıyla ve portnoy'un ytsejam records adlı firmasından piyasaya çıkmıştı. kısacası systematic chaos'u deli gibi beklemeye devam. inşallah son albümler gibi olmaz. ayrıca albümün kapağı da belli oldu, oldukça güzel. merak edenler için:

(bkz:http://37prime.com/blog/wp-content/uploads/2007/04/dreamtheater_systematicchaos.jpg
therion therion
yavaş yavaş ayak sesleri duyulan albüm. öyle ki portnoy doğum gününde albümden bir şarkıyı ucundan da olsa dinletti. buna myspace sayfalarından ulaşabilirsiniz. hatta kayıtta vokal olmadığından vokali fan'lara yaptırdı portnoy. onun dışında daha önemli haber albümü çılgınlar gibi bekleyenler için albümün 3. şarkısı constant motion roadrunners tarafından yayınlandı. bir kaç kere dinledim. değişik şarkı. beğenen de olacaktır beğenmeyen de. çünkü herkesin dream theater'dan beklentisi farklıdır eminim ki. ben yorum yapmayayım. dinlemek isteyenler için:

(bkz:http://www.roadrunnerrecords.com/dreamtheater/
universalmind universalmind
mike* bir mail atıp universalcığım, al bir dinle bakalım şarkılar olmuşmu diyerek constant motion ın albüm kaydını göndermiştir. ilk izlenim olarak şarkı gayet gaz bir şarkıdır, gerek gitar gerek davul ritmleriyle insanı coşturmakta. ilk dinlemeyle insanda bir train of thought havası bıraksa da therion tahminlerinde haklı gibi duruyor, çünkü parçada progresif power tarzı var gibi. tabi tam bir analiz için mike'ın yeni mailini bekliyorum, diğer şarkılar elime geçince daha detaylı bir bilgi verebilirim.
kejura kejura
ilk olarak constant motion'ın başındaki vokalin ilk girdiği yer bana feci metallica'yı anımsattı. parça dendiği gibi train of thoughtalbümünden bir parça gibi olmuş havası vardı. vokal, davul partisyonları ve gitar riffleri oldukça hoşuma gitti. benim gibi train of thought seven biri için son derece güzel bir albüm geliyor diyebiliriz sanırım.
therion therion
resmi olarak 5 haziran 2007'de piyasaya çıkacak olan, fakat çata çuta dinlediğimiz albüm. (iğrenciz evet. denemek için canım *)

özellikle in the presence of enemies pt 1 harika olmuş. dream theater'in sadece ruhsuz müzik yapabilen bir grup olmadığını göstermiştir. albümü tamamiyle ve tek tek şarkıları değerlendirmek için daha çok ama çok daha uzun süre dinlemek lazım. fakat şarkıların birbirinden farklı farklı tarzlarda olması dikkatimi çekti. octavarium'la başlayan ve kendilerinin de sanırım itiraf ettikleri muse etkilenimi bu albümde de kendini göstermiş. özellikle rudess'in klavye riff'lerinde bu açıkça görülüyor. muse'u en çok anımsatan şarkı ise prophets of war. o da güzel bir şarkı. onun dışında constant motion'ı zaten uzun zamandır dinliyoruz ve ısındık. bence gayet güzel şarkı. pek dream theater şarkısı gibi değil ama yine de kendini belli ediyor. albümde en dandiri gubbak şarkı ise sanırım the dark eternal night. oldukça sert bir şarkı ama rezil. honor thy father da sertti ama şahaneydi. gerçekten bu şarkı dream theater'ın kalitesine yakışmadı. onlardan beklentimiz o mükemmel enstrüman hakimiyetlerini, tekniklerini, müzik zekalarını ruhlarıyla ve duyguyla birleştirmeleriydi. mesela in the presence of enemies pt 1 bunu fazlasıyla yerine getirmiş. aynı zamanda forsaken da albümün sevilen şarkılarından olacak gibi görünüyor.
azureel azureel
soulforgedsan sağolsun, son bir kaç günümü gece gündüz bu albümü dinleyerek geçirdim ve beğenemedim o kadar uğraşmama rağmen. octavarium'dan tiksinen, train of thought'un ise harika bir albüm olduğunu düşünen naçizane bünyem, bu albümde aradığı hiç bir şeyi bulamadı. bir de adı çok geçen constant motionmetallica'dan dinlesem daha iyi hissederdim. bu albüm beni bir türlü sarıp sarmayalamadı, albümü geçtim bir tane bile şarkı çıkmadı "gel azurcum dinle beni huzur bul" diyemedi*.
evilmaddox evilmaddox
the ministry of lost souls şarkısının girişinde bildiğimiz ibrahim tatlıses kemanları bulunan dream theater albümü. (valla bak inanmayan dinlesin, ibo şov dan fırlamış gibi lan kemanlar)

bunun dışında, bana sanki endüstriyel metalin progresifleştirilmiş hali gibi geldi, klavyeler falan böyle pek bi ilginç olmuş, ama nerede images and words, nerede awake, nerede a change of seasons diyoruz.
spacekermo spacekermo
güseeeel...constant motion gibi skindirik metal şarkılarından oluşmadığını 5 dakkalık bi dinlemede bile belli etmiş, derin bi oh çektirmiş dt albümü.
togisama togisama
şu güne kadar "dream theater'dan babam çıksa beğenirim" felsefesini benimsemiş şahsımı kahırlara gark etti bu albüm. octavarium'u da sevmiştim ben oysa. sadece in the presence of enemies ve the dark eternal night ile olmuyor ağalar. zaman zaman atmosferik yarrak metale kaçıyor zaman zaman albüm içinde bile kendini tekrar ediyor, progressive soundunu çoğu zaman ağzı yüzü kaymış armonilere indirgiyor. çok kalbim kırıldı gerçekten oysa ki ben misunderstood'u çok sevmiştim, disappear'ın hastası olmuştum train of thought'u ilk çıktığı günden yere göğe sığdıramamıştım, octavarium'u çoğunlukla başarılı bulmuştum. önemli değildi benim için hızlı olmuş sert olmuş yumuşak olmuş yavaş olmuş. ama böyle olmamış. yaratıcılık adına albümde çok az şey var. beğendiğim parçalar da adamların aletlere abandığı bireysel hayranlık uyandıran parçalar. çok üzgünüm.
1 /