takıntı

1 /
legatus legatus
karşı cinsten bir şahsiyeti takıntı haline getirmiş sevgili için bir tür "aldatıyor mu,aldatmıyor mu?" ayracıdır.

test için bir adet sevgili deniz seviyesinde,1 atmosfer basınçta bulunan ortama getirilir.
"takıntın var mı" diye sorulur,karşınızdaki kıvırıyorsa aldatıyor,"evet" diyorsa yüzsüzce aldatıyor demektir.
yok,"hayır" diyorsa işte o zaman iyice sıçtınız,hem aldatıyor hem de inkar ediyor...

işte böyle bir şeydir takıntı...
amaç paraşütü amaç paraşütü
eğer onu beslerseniz ve güçlenmesine izin verirseniz hiçbir sınırı olmadığını görürsünüz. sürekli aynı düşünceler değişik şekillerde karşınıza çıkar.
enfes enfes
bulamadığınız bir şarkı sözünü veya melodisini günlerce deli gibi aramak, her önüne gelene sormak ve onu bulana dek başka bir şey düşünememek takıntıya güzel bir örnek olabilir. mesela eskiden dinlediğiniz yabancı bir şarkı vardır, çoooook eskiden fabrikasyon malı gibi aynı kalıptan çıkma boybandlerden birinin şarkısı alakasız bir zamanda aklınıza gelir, sadece bir kaç kelime hatırlarsınız o şarkıdan, internete yazarsanız aklınıza gelen sözleri -belki bir şey çıkar diye- fakat çıkmaz. hangi dandirik grubun şarkısı olduğunu bilmezsiniz, ayrıca başka bir grubun şarkısına da fena halde benzemektedir, o yüzden o şarkıyı düşünmeye çalışırken, aklınız yanlışlıkla -benzerlikten dolayı- diğerlerinin şarkısına kayar. melodi bir türlü aklınıza gelmez, bir kaç anlamsız sözcük hatırlarsınız, sorarsınız ama kimse sizin garip tanımınızdan hangi şarkı olduğunu çıkaramaz. delirirsiniz. ya da bilmediğiniz bir dilde, mesela yunanca ya da italyanca ya da ispanyolcada -en azından benim için-, bir şarkı takılır, ama o dilde duyduğunuz kelime nasıl yazılır bilmediğiniz için, bulmanız zorlaşır. hele de yunancaysa iyice boka sarar. (bkz: yunanca)
işin en kötü yanı, o şarkıyı/şarkıları bulmanızın size hiçbir yarar getirmeyeceğini bilmenizdir. yani pratikte bir işe yaramaz ya da şarkıyı dinlemezseniz hayatınızdan bir şey eksilmez, hatta çoğu zamanlar bunlar acayip dandik şarkılardır ama siz takıntı haline getirmişsinizdir bir kere! ya o şarkı bulunacak ya da bulunacaktır!! "yaa neydi bu şarkı, bi bulup dinlesem" noktasında başlar, "o şarkıyı bulmalıyım" noktasına getirir, "o şarkıyı bulmayan en adi, bulucam ulan bunu!" noktasındaysa artık kendinizi kaybetmiş, takıntılarınızın kör dünyasında hızla ilerlemeye başlamışsınızdır. artık amaç şarkıyı dinlemek değil, sadece şarkıyı "bulabilmektir".
bu sadece bir örnek tabi. eğer potansiyeliniz varsa, görüp görebileceğiniz her şeyi takıntı haline getirebilirsiniz. ama baştan söyleyeyim, hayat karartır!
butterflyeffect butterflyeffect
telefonunuzun simetrik olan tuşlarından biri kırıldığında bunun içinize dert olması.
telefonu kullanamamaktan yeni tuş takımı almaya kadar götürür sizi.
a post for lee a post for lee
takılıp kalmaya meydan veren, alan açan, örnek olayın takılacak boşluğunu işaret eden iş oluş eylem aparat. bir nevi saplantı, sapa sarılır gibi sarılıp sarmalanan. mal bulmuş mağribilik durumuna giriş.
pelin pelin
çoğunlukla karşı tarafın kaçıp gitmesine mahal veren kuruntulardır. "neden karşıdan karşıya geçerken sağa sola bakındın, birini mi arıyorsun? kapıyı üstten üç kere alttan iki kere kilitle, arkasındaki demiri çevir, sakın delikten bakma belki biri kurşun sıkar." kaçma da ne yap yani.......
1 /