tamirci çırağı

2 /
zedt zedt
ilk kez dinlediğinizde bile(hem şarkıyı hem cem karacayı) şarkının bir sanat eseri söyleyeninin de bir sanatçı olduğunu anlarsınız.
maestromanick maestromanick
söz ve müziği cem karaca'ya aittir.1975 yılında cem karaca-dervişan çalışması olarak yayımlanan 45 lik plakta yer alır.
plağın diğer yüzünde "nerdesin"isimli şarkı yer almaktadır.
uğur dikmen tarafından düzenlenmiştir.
balefulwhisper balefulwhisper
en bir hüzünlü parçadır. lan her duyduğunda insanı buharlaştırır mı bi şarkı. ilk kez seneler önce avşa'da duyduğumdan, orayı hatırlatır bana ayrıca.
olmazsa olmazlardan olmazsa olmazlardan
ne zaman dinlesem ve mırıldanmaya başlasam kendimi huzurlu ve mutlu hissettiğim anlardan birini yaşatan muhteşem cem karaca şarkısı. ''işçisin sen işçi kal'' kısmını komunist ve işçi sınıfına ithafen söylendiği için gerçekten mutluluk duyuyorum, zira kapitalist ve tek gücün hakimi olanların saygıyla anılmasına, onlara olan duyarlılıgımıda belirtmek isterim.
occitans occitans
çıraklıktan çıkması için daha yiyeceği bir ton zopa, kalfalığa gelene kadar dayanıklılık göstermesi ve sertifika alması gereken. gördüğümde içimi ezen çocuklardır.
blitz blitz
efsane cem karaca şarkısı. hikaye anlatır gibi olan nadir şarkılardan. günümüzde sınıf farkını anlatan birçok abuk dizinin konusu olabilir.
kirli beyaz kedi kirli beyaz kedi
her satırı içime dokunan cem karaca şarkısı.

neresinden tutsan, birşeyler anlatır.
imkansız aşklardan, sosyal statülere dek.

yanar ha, yanar yanar!
yakar ha, yakar!!
temporary peace temporary peace
cem karaca'nın vefat etmeden önceki son izmir konseri'nde söylediği şarkılardan birisidir.

benim için önemine gelirsek,
hala cem karaca ismini duyduğumda önce bu şarkı gelir aklıma, sonra izmir fuar'ındaki o son konseri.

o zamanlar, priştina henüz hayattayken izmir'de fuar zamanlarında kaskatlı havuz kenarında ücretsiz konserler olurdu.

o sene konser verecekler listesi birbirinden efsane isimlerle doluydu: bulutsuzluk özlemi, moğollar, leman sam, erkin koray, cem karaca bunların arasındaydı. hem de konserlerin sunucuları erkan yolaç ve halit kıvanç'dı. ... sanırım bu son paragraf başka bir girinin hatta bir romanın konusu olabilecek kadar önemli ve anlamlı, bu kısmı es geçiyorum bu yüzden.

nerde kalmıştık, peşpeşe birbirinden efsane konserler olunca, daha fazla görmezden gelemeyip, babam da bizimle beraber geldi cem karaca konserine, konser normal seyrinde ilerliyordu, ta ki tamirci çırağı çalmaya başlayana kadar. yüzlerce kişi hep bir ağızdan sanki sözlerini aylardır çalışıyormuşuz gibi söylemeye başladık.

hepimiz birer tamirci çırağı olmuştuk. önce cildi parlak kağıt kaplı romanı hatırlayıp umut ediyor, ojeli tırnaklı kadının kapıdan içeri girişini görüp zamanı ve dünyayı durduruyorduk, sonra hilal kaşlarıyla bize 'serseri' diyip egzosuna boğan o kadının ardından, ustamızın öğütlerini dinliyorduk.

ve başlıyorduk "işçisin sen işçi kal"...
onlarca kez.

çoğumuz işçi değildik, hatta büyük bir kısmımız hala baba parası ile geçinen öğrencilerdik.

önce biraz çekindim, sonra babamın sesi netleşti kulağımda, tüm gücüyle, tek yumruğu havada bağırıyordu, eşlik ediyordu, cem karaca'ya. onu ilk kez böyle görüyordum, sanki onunla yeni tanışıyordum. o konser sayesinde, bu şarkı sayesinde, usta cem karaca sayesinde. neyse. konsere dönelim:

baktım çevremdeki yüzlerce insana, hepsi babam olmuştu, hepsi cem karaca olmuştu. tüm çekincelerim yok oldu. hepimiz işçiydik, hepimiz tamirci çırağıydık, kaskatlı havuzun çevresine toplanmış, hepimiz bir oluyorduk.

ben hiç bir konserde ağladığımı hatırlamam, bu anlattığım konserden başka.

üzerinden 7-8 yıl geçmiş olmasına rağmen, hala hiç bir anını unutmam. bu şarkı böyle bir şarkıdır işte. ona göre dinleyin.
2 /