tarih

3 /
grasp grasp
uçmaya hazırdır kanatlarım
dönmek isterdim elbet geriye
çünkü o zaman canlı bile kalsaydım
azalırdı şansım yine de

gerhard scholem: angelus'tan selam

klee'nin angelus novus adlı bir resmi vardır. bir melek betimlenmiştir bu resimde; meleğin görünüşü, sanki bakışlarını dikmiş olduğu bir şeyden uzaklaşmak ister gibidir. gözleri, ağzı ve kanatları açılmıştır. tarihin meleği de böyle gözükmelidir. yüzünü geçmişe çevirmiştir. bizim bir olaylar zinciri gördüğümüz noktada, o tek bir felaket görür, yıkıntıları birbiri üstüne yığıp onun ayakları dibine fırlatan bir felaket. melek, büyük bir olasılıkla orada kalmak, ölüleri diriltmek, parçalanmış olanı yeniden bir araya getirmek ister. ama cennetten esen bir fırtına kanatlarına dolanmıştır ve bu fırtına ölesine güçlüdür ki, melek artık kanatlarını kapayamaz. fırtına onu sürekli olarak sırtını dönmüş olduğu geleceğe doğru sürükler; önündeki yıkıntı yığını ise göğe doğru yükselmektedir. bizim ilerleme diye adlandırdığımız, işte bu fırtınadır.

walter benjamin
pasajlar-tarih kavramı üzerine- ix
cesetizleri cesetizleri
ülkede 'girecek' ne kadar sınav varsa, o sınavlarda çıkacak soruların bir kısmının vazgeçilmez konusu. evet yaş olmuş 25. bugüne kadar çok şükür diyor insan, bir kişilik edinmişim, kendimi tanımışım, sevmişim, onaylamışım, ilgi alanlarım belli, kabul ettiklerim/etmediklerim belli, herhangi bir şeye karşı tavrım her daim var. ama devlet bana her daim tarih soruyor. "ilgilenmiyorum, çekil git kardeşim" diyorum yolumu kesiyor, durduramıyorum.
tarih, yalandır. avcı hikayeleri gibi, kantincinin tanklı anıları gibidir. daha ötesi değildir ve zaman kaybıdır. ders almak isteyen alsın elbet ama almak istemeyene de zorla "oku, ülkenin ve her daim bir şeylerin hakkı/hatırı için oku" denmesinde sorun. ülkelerin şişirilmiş tarihleriyle harcanan zamanı kişilerin kişisel tarihlerini * nasıl yazmaları gerektiği konusunda bilgi vererek geçirmiş olsaydık dünyacak, hehey de hey hey..
eunike eunike
bizans tarihi dersi dışında devam etmekte zorlandığım bölümüm.en zorlandığımsa orta asya türk tarihi ve devletleri(wung hu devleti..)bu bilgile ne işime yarayacak diye diye ağzımda tüy bitti
thoka thoka
çeşitli kaynaklardan okunup harmanlanip fikir sahibi olunması gereken bilim. çeşitliden kasıt aynı bakış açışıyla yaklaşımlar değil gerekirse tüm kutupların bakış açıları incelenmesi ortaya konmuş bilgilerin aynı potada eritilmesidir.
nabiosunuz nabiosunuz
tarih, milletlerin kişiliğini ortaya koyan,aslında sizin kim olduğunuzu ne olduğunuzu söyleyen önemli bir bilimdir.kim olduğunu bilirsen kendini hem daha iyi savunabilir, hatta karşı tarafı kolaylıkla alt edebilirsin.
tarihini bilmek,okumak,öğrenmek insanda vatan ve millet kavramlarının daha da pekişmesini daha da bilinçli olarak ele almasını sağlıyor ve bu kavramlara bağlılığını,sevgisini ve saygısını da artırıyor.
yerçekimli karanfil yerçekimli karanfil
ülkeler oluyor, büyüyor o ülkeler, bazen büyümüyor küçük kalıyor. o ülkelerde insanlar varmış, savaş ediyorlar. ülkeler yıkılıyor, uygarlıklar filan tuz buz oluyor. hitit mitit bişeyler varmış. artık yok. yine ülkeler kuruluyor, genelde böyle oluyor bunlar. bütün bunlar, evrendeki bir tek anlamsız toz tanesinde yaşanıyor. taa uzaklardan, ışıklarca yıllar öteden bizi izleyen birileri varsa, şu bizim cilt cilt kitaplar yazdığımız tarih meselesinin, böyle bir saçmalamadan ibaret oduğunu gördüklerinde, çok eğleniyorlardır.

işin daha lokal bir komedisi ise, sırf şu bit kadar toprak parçasının yüzlerce yıllık tarihinin, esasen, evren için bir toz kadar kıymetli olmadığını bilerek, yine de güncel siyaseti filan kelimesi kelimesine takip ederek, ciddiye alarak, üzerine sayfalarca söz söyleyebilmek herhalde. oysaki insan ömrü altmış, bilemedin yetmiş yıl. ölücez yani. çok yok. az kaldı. her gün bir şey oluyorken, beni asla yazmayacak bin yıl sonraki tarih kitaplarında belki sadece sikik bir paragraf kadar yer kaplayacak "buülketopraklarıtarihi" , üzerine tek kelime edilecek kadar bile mühim değil. insanlar ölüyor bazen bu skindirik şeyler yüzünden. benim canım ona sıkılıyor sade.
....

sonra sonra, hal bu iken, bu toz ve kül bulutunun içinden, kel kafalı, şaşkın ve yüzünde aptal bir sırıtma varken; insanın, o tek bir insanın, biricik insanın, en önemli varlığın trajedisi beliriyor sahnede, sol taraftan giriyor:

-melaba?
fevkaladenin fevki olmasa da aleladenin fevkinde fevkaladenin fevki olmasa da aleladenin fevkinde
tarih, muzafferlerin kitabıdır. bir hesaplaşma yatağıdır. neyi, ne zaman ve ne kadar bilmemiz gerektiğini tarihi yazanlar belirler.fazlasını sormak, başınıza iş açar.
belgeler de, tanıklar da, çoğu zaman tarihi yazanlardan yana yontar bildiklerini. o yüzden tarih susar bazen ya da abartılı konuşur, niye öyle yaptığını ancak bilenler bilir.
poetik poetik
"tarih, ayağa kalkınca görülecek bir nesne değil" demiş ece ayhan.. ayrıca aynı "etikçimiz"(söyleşilerinde etikçi olduğunu söylermiş) tarihi tersten okumanın daha faydalı olacağını vurgular..
elastigirl elastigirl
tarih erkeklerle kadınların zamanın kumlarına yazdığı karalamalardan başka birşey değildir. iktidarlar karalamalarını yaparlar ,onlarını kutsal kitapmış gibi överler ve tek doğru onlarmış gibi karalamalarına taparlar. sıradan insanlar karalamaları yalnızca okuyabilir . mücadele edenler geçtikleri sayfaları kirltirler . dışlananlar ise yazı yazmayı bilmiyorlar. şimdilik...
duritoyla söyleşiler- subcomandante marcos
3 /