tarlabaşı

1 /
azureel azureel
genelevleri ile taksim'in arka yüzüdür.
istiklal caddesinde yürürken, sanat galerileri, sinemalar, cafeler beklerken ışıl ışıl; tarlabaşı kendi halkı ile ayrı bir memlekette yaşıyor gibidir.
radiohead radiohead
istanbulda arabayla yanından geçerken bile korktuğum sokak aralarında çamaşırların asılı olduğu 5 yaşındaki çocukların ellerinde bıçaklarla dolaştığı 1000 çeşit insanın bir arada yaşadığı tek adres tarlabaşı için şu laf yeterli galiba 'belli bir saatten sonra tek gezilmez gruplada gezsen birşey farketmez'
manderlay manderlay
diğer entrylerde bahsedildiği gibi aslında burası çok da tehlikeli bir yer değildir.bizzat kendi gözlemlerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki sokakları gündüz daha tehlikelidir.geceleri de tünelden daha rahat girilebilir sokaklarına,çünkü adamlar ekmek teknelerini neden batırsınlar,orda mevzu çıkcak olsa bile çıkartmazlar.(bkz:uyuşturucu satıcılığı)
chrystal chrystal
korkutucu semt. apartmanların arasında gerili iplere asılı çamaşırlardan gelen deterjan kokusu, küf kokusuna karışmıştır çoğu zaman. bir zaman güzel olduğu her halinden belli olan evler yıkılmaya yüz tutmuştur. sanki yıkılıverecekmiş gibi dururlar. arabayla sokaklarında geçmek ayrı bir derttir, yaya geçmek ayrı. her ikisinde de insan buraya ait olmadığını, sanki başına kötü bir şey geleceğini hisseder. zenci nüfusu çok fazladır. tipleri gayet korkutucu olan, ellerinde bıçaklarla gezen, yanına yaklaşmamak için çaba sarfettiğiniz adamlar sizleri zencilere karşı uyarabilir. 'çantalarınıza dikkat edin, bu zenciler çok fena' cümlesini hemen her sokak başında duyabilirsiniz. sokaklarından geçerken kapı önünde oturanların, kadın veya erkek farketmez, bakışlarını üzerinizde hissedersiniz. çantanızı daha bir sıkı tutmaya, yanınızda olanlara iyice sokulmaya başlarsınız. hızlı adımlarla, başınızı fazla kaldırmadan, kimseyle göz göze gelmemeye çalışarak, bir an evvel buradan çıkmaya çalışırsınız.
rampada lambada rampada lambada
travestisi,uyuşturucu satıcısı,kapkaçcısı,kaçak göçmeni,pezevengi,çöpü, sokak kedisi ve köpeği bol istanbul muhiti.gece yarısından sonra sokaklarda işeyen,sıçan,yol kesen,kadın pazarlayan,hap satan allah'ın belası bir yığın iğrenç insanın ortaya çıktığı sadece 50 yıl önce kibar,nezih,görgülü türk ve gayri müslimlerin barınmış olduğu şimdilerin suç oranı yüksek bataklığı.
pa pa
sürekli kötü olaylarla anılması, tarlabaşının kültürsüz-ruhsuz bir yer olduğu kanısı uyandırmamalıdır.. aksine 24 saat canlı hareketli yapısı, doğan her çocuğun film olacak kadar özgün hayata sahip olması, aslında her gün öylece bakılan; görmek istendiğinde de istanbul'un farkında olmadığı bir kültür ateşinin alev alev yandığı farkedilen semtidir..
cumhuriyetten önce, tüm beyoğlunda olduğu gibi tarlabaşı'nda da büyük bir gayri müslim nüfusu hakimdi.. ancak cumhuriyet ile birlikte gelen düşman yabancılar ile yabancı düşmanlar'ı birbirine karıştırma sorunsalı, 6-7 eylül olayları gibi hadiselerin sonucu apar topar türkiyeyi terk etmek zorunda kalan gayri müslim nüfus kaçarcasına giderken, ardında insan sesinden mahrum, ağır taş işçiliğin şaheserleri ile dolu tarlabaşı'nı bırakırlar..

sanayileşmeye henüz başlayan istanbul'a adeta fütursuzca akan göçler, kendilerine şehrin göbeğinde, bomboş evler bulurlar.. tarlabaşı'na yerleşirler.. burada kendilerine ait bir kültür doğururlar..

tarlabaşı'nı tanımaya ağır roman filmi izlenerek başlanmalıdır..
1 /