taş gibi kızı kültürsüz diye terk etmek

abalizeybek abalizeybek
insanı çekici yapan ve karşı etki oluşturan durum zeka ve algı seviyesi olduğu için, zeki ve mantıklı kişiler tarafından yapılan ve yapılması gereken eylemdir...

doğal seçilim diye bir olgu vardır; bu olgu gereğince algı ve zeka seviyesi düşük kişiler elenmelidir ki sonra ki nesiller de üstün, bilgili, zeki ve üst seviye olsun...
fark ettim fark ettim
doğru hareket.

olmadık yerlerde kendisini "haklı görerek" bir anda bağırmaya başlayabilir, bir anda kullanılmaması gereken sözcükler kullanabilir, bir anda karşısındaki insanı küçümseyebilir, bir anda insanlar içerisinde boynunuzu bükük bırakabilir.

sevgili olmanın en başta üç değişmek kuralı vardır:
1) ayıbı ört
2) kusuru kapat
3) aranızda kalsın

ha işte cahil cühela ve kültürsüz bir erkek (niye sadece kadın diyorsunuz lan itler! nice erkek yakışıklı diye tercih edilip hayatı zindana çeviriyor isim vermeyeyim şimdi meşhurları var) veya kadın; bu saydığım üç şeyi asla kabul etmez ki bu üç şey de insanların uzun uzun ilişkileri boyunca gelecek nesle aktarılmış altın değerinde kurallardır yani gelenektir, yani kültürdür.

niye atalarımız bu üç kuralı dile getirmiş? cevap belli yıllardır bu toplumda sağlıklı ilişki kurulamamasının en temel sebepleri olarak görülmüş.
küçükharfleyazılanherşeyyanlıştır küçükharfleyazılanherşeyyanlıştır
on yıl önce oasis bilmiyor nazım sevmiyor diye gayet güzel kadından vazgeçen arkadaşım geldi aklıma. ki biz bu adamla kritersiz diye kafa yapardık beğendiği çok kadın oluyor diye. kaldı ki peşinden bir iki ay koşmuştu çocuk. bilmek sevmek zorunda mı, bu onu kültürsüz, akılsız mı yapar? sanmam. ama duruş vardı onu belirtiyorum. şu an geldiğim noktadaki güruhtan bahsetmek istemiyorum. koklayarak hareket ediliyor diyeyim. zamanda geriye gittik mk.
3
beyaz atlı kurbağa beyaz atlı kurbağa
şimdi benim başka bir şey dikkatimi çekti.

bu çok kültürlü arkadaşların aklı, olay terketme boyutuna gelene kadar neredeymiş? yani kültür bir anda kendini gösteren bir şey değil, net bir turnusolu yok ama kültürsüzlük ya da çiğlik diyelim, türlü şekillerde kendini hızlıca gösterebilen bir özellik. belli bir noktaya kadar, çıkarken, birlikteyken sorun yoktu, karşıdakinin dış güzelliği zihnine kara bulut gibi (!) çökmüştü ama bunun suçlusu yine de o oldu öyle mi? sen de bu yüksek kültürünle, "güzellikle kandırıldık" dersen diğer kültürsüzler ne yapsın?

gerçekten dendiği gibi olsa -her ihtimale karşı yanılma payı olarak istisnaları hariç tutuyorum- baştan hiç başlamamış olması gerekirdi bence. hadi kızı zaten kültürsüz diye gömdün, ona irade ve idealler bakımından sorumluluk yüklemeyelim artık ama peki ya sen? kızın boşluğundan için dolup sabrın taşana kadar aklın neredeydi, diye sormazlar mı adama?

ya da "bu, aklın alanı. kültür başka bir şey" de denebilir. ancak o zaman da yine aynı sonuca varıyoruz: muhakeme yeteneği zayıf, kıt bir akla rağmen istiflercesine, elde etmiş gibi yaptığın kültürünün sana ne faydası var, bana ne faydası var da millete burun kıvırıyorsun?

"taş gibi kızı kültürsüz diye beğenmemek" desen hak verir, altına bir iki dizeyle imzamı bile atardım belki. dışı süslü ama içi boş bir hediye paketini kim ne yapsın, da derdim. ama önce niyet derim. sizin ya o sahip olduğunuzu iddia ettiğiniz kültür kuru ezberden ibaret ya da niyetiniz samimi değil. önce bi niyetinizi düzeltin, tabular sonra kendiliğinden yıkılır zaten, şova, zahmete gerek yok.