taş kağıt makas

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
1
muzevir
ecnebi memleketlerde sıkça oynanan, yavaş yavaş bizde de yayılmaya başlayan, hatta edebiyatımıza da giren bir oyun. içerikte aramaya gerek yok, başlığı bu şekliyle kitap adı olarak bulabilirsiniz.

ecnebilere dönersek, onlar yalnızca kitap adı olarak değil, bir oyun olarak da edebiyatta kullanıyorlar bunu. acevedo'nun "blake'in bir eserinin ünlü bir sayfasında" yaratılan arketiple başladığı "mavi kaplanlar" öyküsünde, hintlilerin çıkmaktan korktukları bir tepede bulduğu mavi taşları cebine koyan anlatıcının ve öykünün birinci tekil kişisinin cebinde iki şey daha vardır örneğin; bir berberinin mektupları ve onları açmak için kullandığı makas.
songoku
oyunun kuralı kağıdın taşı sarması taşın makası kırması ve makasın kağıdı kesmesi bu sıraya göreye taşı makası kağıdı seçenlerin birbirine üstünlük sağlamasıdır.
harakiri
kavraması zor oyunlardan biri,
+ sigara bitti hadi "taş kağıt makas" oynayalım kaybeden alsın gelsin.
- nasil oluyo o?
+ bu taş, bu makas, bu da kağıt( hareketle gösterilir ) bir iki üç diycez aralarından birini yapcaz. kağıt taşı sarar, taş makası kırar, makas kağıdı keser. hadi oynayalım.
- e hepsi boktan bunların hangisini yapcaz?
+ sen seçeceksin işte olum şans.
- ii hadi deneyelim.
+ bir ki üç.
(kağıt yapıp karşı tarafın taşı sarılır.)
+ hadi kaybettin bakkala.
- niye olum ezdim kağıdını.
+ ezemessin ben sararım seni.
- anlamadım ben valla, kandırıcan di mi beni?
+ ii hadi getir 52'yi kağıt çekelim.
mavio
psikolojik de bir oyundur, rakibin gözbebeklerine bakarak ne yapacağı kestirilmeye çalışılır.
bir de, 5. oyunda makas yaparsanız mutlaka kazanırsınız. hiç şaşmadı bende. enteresan bir istatistik
damda deli var
türkiye'de gitgide yaygınlaştığı görülen oyun. çocukken amerikan filmlerinde görüp hoşumuza giderdi ama kuralını bir türlü anlayamadığımızdan - zira filmde hadi bir-ki-üç deyip saçma el hareketleri yapıyolardı, anlamıyoduk ki ne neydi; sayması zevkli geliyodu herhalde- oynayamazdık bunu. kankası olan kısa çöpü çekmek daha anlaşılır olduğundan ona sarmış; amerikanlaşmıştık zamanla...

şimdi çocuğu olanlara, çocuk olanlara, ya da her kafadan ses çıkan bir ortamda bir konuda karar veremeyip taş kağıt makas oynayarak kim kazanırsa onun dediğini yapanlara sesleniyorum : yapmayın evladım. gelmez bize böyle şeyler. biz ne güzel adım atışıyoduk lan oyun oynarken adam seçmek için. futbol maçından daha zevkliydi adım atışmak. sokağın bir başından biri diğer başından diğeri başlıyordu. öyle bi mesafe ki, bağırarak duyuruyorduk seslerimizi birbirimize. kavga ediyoduk, fazla adım attın, az adım attın diye, strateji geliştiriyorduk, düşünerek hareket ediyorduk.

kalabalık ortamda başka oyun oynanacaksa - kör ebe, saklambaç, istop gibi - ebe seçmek için sayışıyorduk; enene menene koyiyim ninene diyerek, kimin sayacağını belirlemek için de bir ön sayma yapıyorduk, bir iki tilki siki... tabii yine tartışma çıkıyordu, 'hızlı saydın', 'yavaş say', 'atlayarak sayıyorsun', 'ondan niye başladın saymaya, benden başla', 'amına koyarım senin'... bunlar bizim milli değerlerimiz, kültürümüz, bunlarla yetiştirin çocuklarınızı, bunları öğretin... gelmeyin emperyalist oyunlara...
sataniccore
öğrenci evlerinin vazgeçilmezleriinden olsa gerektir.

kapı çalar herkes tv başında mayışmıştır salonun iki ucundan ev arkadaşıylan göz göze gelinir ve taş kağıt makas yapılır yenilen söylene söylene gider kapıyı açmaya

değişik bir hususta biz bu oyunu orta okul yıllarında yanak sündürmek için oynardık şimdi düşünür dururum da ne gerzek bir ortaokul dönemi geçirmişim ben öyle derim yanaklarımız kıpkırmızı olurdu. bunu da bir çizgi filmden görmüştük galiba ilginçti.

yine aynı dönemde 9- 10 kişi belki de daha fazla bir çember oluşturup taş kağıt makas oynanırdı bu seferki amaç el cıbartmaca (kızartmaca) idi. yenilen şahsiyetin eline allah ne verdiyse abanılırdı iyi abanamazsanız da göte gelen kendi eliniz olurdu. oyunun en zevkli taraflarından birisi ise kimsenin kimseye üstünlük kuramaması idi. tabi ilginç taraflarından bir tanesi de oyunu izleyip eşekçe zevk alan bir arkadaşımıza hade olm bak kuralları kaptın sende gel oyna dediğimizde tamam lan oynayak mına koyim diyip kendinden emin adımlarla oyuna girip taş yapması ile birlikte çemberdeki herkesin tesadüf eseri mi denir artık kağıt yapması her zaman aklımda bir yer kazandırmıştı nedense her zaman hep kağıdın yeneceği düşünülürdü başlangıçta.
profesore
arkadaş arasında hırsa dönünce tadı kaçabilen oyundur..zira bunun en zevklisi kazanın karşısına şepeşilleyi geçirdiği oyundur...iki taraf da iki yanağı birden kızarana kadar oynar..
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak ücretsizdir ve yalnızca saniyeler alır. hemen üye olun:

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın