tcdd

2 /
nino quincampoix nino quincampoix
makina mühendisleri odası'nın 22 temmuz 2004 sakarya hızlandırılmış tren faciası'nın yıldönümünde yaptığı basın açıklamasından bir bölüm:

"karayolu yapım maliyetine göre demiryolu yapım maliyeti düz arazide 8 kat, orta engebeli arazide 5 kat daha ekonomiktir. karayolu taşımacılığı, enerji tüketim toplamının %82'sini tüketmesine karşın taşımadaki payı %71.5'tir. demiryollarının ise enerji tüketim payı %2 iken, taşımacılıktaki payı %4'tür.

yalnızca bu veriler bile enerji verimliliği ve çevre sağlığı açısından demiryolu taşımacılığının önemini gözler önüne sermektedir. aynı şekilde, avrupa'da yapılan bir araştırmaya göre, kazalarda ölüm riski 1 milyar yolcu-km başına demiryollarında 17 kişi iken, karayollarında 140'tır. yaralanma riski ise demiryollarında 41 iken, karayollarında 8.500-10.000 kişi gibi yüksek bir sayıya ulaşmaktadır. dolayısıyla demiryolu taşımacılığı ekonomik olması yanı sıra can güvenliği açısından da önem taşımaktadır."
escaflowne escaflowne
geçen istanbul ziyaretimde ebemi siken, bu bayram tatili için bilet alırken de oda arkadaşımın ebesine tecavüz etmeye kalkan kuruluş.. başıma gelen olayı aynen anlatıyorum, yorumu siz yapın artık..

evlenen bi akrabamın düğünü için vize haftasının sonunda, kalan son paramı bilete yatırıp, eskişehir'den istanbul'a gitmeye niyetlendim..
amaç düğünde bir anda bitivererek ev fertlerine bir sürpriz yapmak, bir türlü gelmek bilmeyen banka kartı yüzünden [ki burada garanti bankasına ve anlaşmalı oldukları kurye şirketine selam etmeyi de kendilerine bir borç bilirim..] alamadığım parayı elden almak, o arada kirli çamaşırları da araya kaynatmaktı.. bilet için 2 hafta önceden gara gittim..

-24 kasım sabahı haydarpaşa'ya varan fatih ekspresi'ne bi bilet alacaktım.. bi de dönüş alayım 25 kasım pazar gecesine..
-27,25 ytl..
-buyrun..

bu kadar açık bir biçimde belirtince, bileti kesen abimizin de moron olma ihtimalini gözardı edince, bileti kontrol etmeyip direkt cebe atarak, yaptığım büyük salaklığın farkına varamadan yola devam ettim.. o iki hafta geçti öyle..

24 kasım cumartesi günü saat 02:30'da trene bindim.. yerimde birisi oturuyordu..

-amcacım, orası benim yerim sanırım [bilete baktım] evet, 25 numara..
+olur mu evladım, bak benim bilete..
-hay allah, bi yalnışlık oldu sanırım, en iyisi kondüktörle konuşayım ben..


2 vagon ilerledim, hikayemizin şekillenmesinde en büyük rollerden birini oynayan kondüktörü buldum..

-beyefendi bakar mısınız, böyle böyle bi durum var da..

kondüktör bilete bakar, bilet tarihi ve saati 23.11.2007, 02.30'dur, evet, gardaki görevli bileti yanlış kesmiştir..

-tüh ya, halbuki ben her seferinde çok açık bir şekilde belirtiyorum, neyse, ne yapabiliriz?
+yeni bi bilet kesicez..
-üzerimde bilet alabilecek kadar para yok ama dönüş biletim var ona sayabilirsiniz.. veya gardan beni alan arkadaşım da ödeyebilir bilet parasını..
+olmaz o.. o zaman bozüyük'te iniceksiniz mecburen..

başımdan aşağı kaynar sular döküldü tabii.. gecenin 3'ünde, beş parasız bozüyük'te kalmaktı ufukta görünen.. aklıma bir fikir geldi, bavulumu çantamı sırtladım, ve trenin içinde ilerlemeye başladım.. bu kez karşıma biletleri kontrol eden görevli çıktı..

+biletinizi görmüş müydüm?
- [nasıl olsa tarihe bakmayacağını düşünerek] hayır, buyurun, burada..
+ [bileti işaretler] yeriniz burası ddeğil ama, 2. vagondasınız..
-ah, kusura bakmayın, karıştırdım sanırım..

ters yönde, kolytukların üstündeki bagaj bölümünü keserek ilerledim, 2 vagon sonra boş bir bölüm, altında da çocuğuyla oturan bi abla gördüm..

-pardon, sizin eşyanız yoksa çantamla valizimi buraya koyabilir miyim acaba?
+tabi tabi.. yer bulamadınız mı?
-ya aslına bakarsanız böyle böyle bi durum oldu da.. yemekli vagonda falan idare edebileceğimi düşünüyorum sabaha kadar..
+hay allah, dikat et bari..
-teşekkürler..

hırkam ve sigara paketimle yemekli vagona yürüdüm.. sigaralı bölümde yer olmadığı için birilerinin yanına oturdum mecburen..

bozüyük geçildi, aradan geçen 3 dakika sonunda ben tam rahatlamış ve bi su sipariş etmişken kondüktör vagona girdi..

+canım sen daha inmedin mi?
-indim..
+ama yapabileceğim bir şey yok, indirmek zorundayım..
-bakın, size çözüm önerileri sundum.. dönüş biletimi alabilirsiniz dedim, gardaki arkadaşım keseceğiniz biletin parasını ödeyebilir dedim.. param yok diyorum, anlamıyorsunuz galiba..
+ ...
-peki iniyorum bilecik'te.. umarım rahat uyursunuz..


evet, bilecik'te indim.. bekleme salonunu bir hışım geçtim, o sinirle eskişehir yoluna çıkıp 300 metre kadar yürüdükten sonra, kendime geldim.. karşıda kapatmakta olan bir tekel bayii vardı, sordum..

-istanbul yönü burası di mi?
+evet..
-en yakın benzin istasyonu ne tarafta..
+ooo, istanbul yönündeki çok uzak, eskişehir sınırına girince var bi tane..

evet, yürüdüm.. bilecik garından eskişehir sınırına kadar yürüdüm.. ama nasıl yürüdüm.. elimde ~35 kiloluk çekçekli bavulla, sırtımda hayvan gibi bi dağcı çantasıyla, mıcırlı ve kaygan yolda, iç anadolu soğuğunda, tırlar ve otobüsler benden 50 cm. öteden vızır vızır geçerken yürüdüm.. eğer yol kenarında gelen geçen arabalara el kaldıran, "o valizin içinde kesin ceset vardı!!" yorumunu yaptığınız bi' sap gördüyseniz yolda, bendim o..
öyle bi yere geldim ki ellerim o lanet çekçekli bavul yüzünden mosmor artık, soğuk çok fena bi boyutta, kodumun benzin istasyonu bir türlü görünmüyor,ileriye bakıyorum ışık yok, geriye bakıyorum ışık yok, el kaldırdığım arabalar durmuyor bile, [manyak mı adam saat gecenin 5'i !], köpek olmadığından %100 emin olduğum hayvan sesleri duyuyorum.. yanımdan geçen bir tır da gözümü milimle ıskalayan 2 adet mıcırı suratıma sıçratınca bende ipler koptu.. küfredebileceğim ne varsa küfrettim, yapabildiğim en yüksek sesle..

ve benzin istasyonu göründü.. pompacının acayip bakışları eşliğinde istasyonun yanındaki çorbacıya kadar gittim, camdan içeri bi göz attım ve tuvalete doğru yöneldim..

+hayırdır ddelikanlı?
-şey, tuvalet paralı mı?
+yok yok, gir..

yüzüme bi su çarptıktan sonra dışarı çıktım..

+nereye böyle bu saatte?
- ya işte bik bik bik..
+vay sen şerefsize bak ya! insanlık mı şimdi bunun yaptığı ahmet abi? sen söyle insanlık mı?

ahmet abi biraz temkinli..

*bi kimliğini alayım delikanlı..
-al bu nüfus cüzdanım, bu da öğrenci kimliğim..
+sen şöyle bi içeri doğru gel, üşümüşsündür, bi çorba vereyim..
-yok abi, istemez..
+ya sen gel..

çorba geldi.. hem paramın olmayışı hem de cinayet haberlerinin falan etkisiyle;

-valla gerek yok abi teşekkür ederim.. zaten param da bitti..
+paran yoksa insanlığımız da mı bitti, al iç işte..

sağolsun çorbacıdakiler gara bi telefon etmişler.. gar şefi abla, beni bi hışım bekleme salonundan çıkarken gördüğünü, eğer yanına gitseymişim, işimi halledebileceğini söylemiş..

adam arabasıyla gara kadar geri götürdü beni.. garda biletim iade alındı, iç anadolu mavi ekspres'e bilet kesildi..

trene bindim, ama bilet numarasız, oturacak yer yok.. uyku bastırmış çok fena..
yemekli vagona gittim.. bi oturdum, hop garson geldi..

+siparişiniz?
-yok bi' şey almayacağım şimdilik..
+kalkmanızı istemek durumundayım, burası tcdd'ye değil, şirkete ait..
-%&^+%&+%&/

kalktım, vagonun hemen başındaki kapının oraya sırtımı yasladım.. garson yine geldi.. daha görünür görünmez;

-ne!!! burası da mı şirkete ait!?!?!
+yok arifiye'de birileri iner, yer bulursun diyecektim kardeş..
-ha, sağolasın..

lafın kısası unutulmayacak bir yolculuktan sonra istanbul'da indim, tuzlu deniz havasını bir güzel içime çektim ama öfkem geçmedi tabii.. o sinirle istanbul'daki kız arkadaşımdan ayrıldım, düğünde sürekli somurttum, oynamak için kaldırmaya çalışanlara da hayvan gibi çemkirdim.. keşke oynasaymışım bir iki.. neyse ya..

konunun üstünden 2 hafta falan geçmesine rağmen anlatmamın sebebi, yine bilet saatini ve tarihini açık bir biçimde belirtmiş olup aynı biletlerden arkadaşıma da talep ettiğimiz halde, benim biletimi doğru kesip, arkadaşıma dönüş bileti yerine eskişehir-ankara bileti kesen gardaki görevliye bi selam geçmek istememdi.. bi dahaki sefere kağıda yazıp vermezsem ne olayım..!
yagmuradam yagmuradam
iki rayı bir araya getiremeyen geçmiş zaman kurumudur. hızlı tren gibi iddalı projelerini duydukça gülümsemeden edemediğim bu nostaljik kurumun adana-mersin hattını bile daha doğru düzgün işletemediğinin bizzat tanığıyımdır. tren tarifelerinde 12.23, 18.05 diye saatler yazsa da o trenler bu kadar dakik olamamakta ,gecikmeler tren bekleyen yolculara bildirilmemektedir.vagonlarında binbir şikayet ve sıkıntı taşımaya devam etmektedir.
power of the right power of the right
şu anda saatte 90 km hızla giderken bu giriyi yazabilmemi sağlayan kuruluş olmasına rağmen, 3-4 yıl önce 3 ytl civarında olan bira fiyatını ardarda zamlarla, bu yolculuğumda tam 6 ytl olarak suratıma çarpmış kuruluştur.sanırım sürekli fiyatı artırarak talebi düşürmek, sonra da bunu bahane ederek içki servisini tamamen kaldırmak gibi bir amaçları var.ister istemez "alın internetiniz sizin olsun, ben ucuz biramı istiyorum uleyn" dedirtmektedir.

ayrıca bağlantı hızı da yerlerde sürünüyo.sırf bu giriyi yazana kadar yarım saat uğraştım mk...
çamaşır suyu çamaşır suyu
yeni vagonlarında 220 volt elektrik prizi bulunan ve 7-8 saatlik ankara-istanbul yolculuğunu katlanabilir kılan şirket devlet kurumu kırması kurum resmi olarak kamu iktisadi teşebbüsü
alternatif maliyet alternatif maliyet
şaşırtıcı derecede komik kurum. bugün hürriyet in adını bile bilmediğim treni, hani o kars a giden var ya, o ankara garı ndaydı. yolcularımızı geçirmek için peronda bekliyoruz, tren kalkacak, bir anons geldi, hem gayet de net bir sesle: "başkent ekspresi ikinci perondan hareket etmek üzeredir. iyi yolculuklar dileriz."

şimdi, komiklik bunun neresinde, değil mi? mesele şu ki yıllardır tren tepelerinde oradan oraya gidiyorum; bir kere, ama sadece bir kere bile olsun, trenim hareket ederken bana "iyi yolculuklar" dilemedi danışmadaki görevli. hadi onu bir kenara bıraktım, beklediğimiz trenin gara girişini duymak için bile kripto çözmek zorunda kalırız hep, şöyle: "aydırpazahönündengelenbazkendekşipininciberonegirmetüzeredir." (şair burada demek istiyor ki: "haydarpaşa yönünden gelen başkent ekspresi birinci perona girmek üzeredir.")

iyi ki birkaç gazeteci gördünüz yahu. hemen de "biz çok süperiz, valla bak, yolcularımıza iyi yolculuklar bile diliyoruz." tripleri. değilsiniz efendim. hürriyet in treni gitti şimdi, zorlamaya gerek yok daha fazla; ağzınızı yeniden zamklayıp kriptolu nezaketsiz anonslarınıza devam edebilirsiniz, evet; "demin yoktu şindi geldi."

edit: yahu artık her seferde anons yapıyorlar; "gittim, bindim, dinledim." başlarına ne düştü anlamadım ki? iyi böyle, dursun ama. ehe.
zaht zaht
şu ülkede sadece eskişehir'e gidip gelenlerin işine yarayan kuruluş. eskişehir dışında herhangi bir ilimize demiryoluyla ulaşımın diğer ulaşım araçlarına göre daha kullanışlı olduğunu sanmıyorum hatta eminim. çürümeye terkedilmiş istasyonlar var kahramanmaraş istasyonu gibi. komünist işi diye aşağılandığı dönemlerde kapitalist ülkeler hızlı tren ağlarıyla örülüyordu dört baştan. biz hızlandırılmışını bile beceremedik. cumhuriyetin ilk yıllarından sonra gelişmediği yalan, var biraz gelişme (babam 60'lı yıllarda gaziantep-kütahya arasını 2 günde aldıklarını anlatır üstelik kömürle çalıştığı için yolculuk sonunda simsiyah olurlarmış, bizim kuşak renk değiştirmiyor allahtan) ama her daim gelişmiş teknolojinin yaklaşık bi 20 yıl gerisinde kalmış. insanları geçtim yük taşımacılığında kullanılmaması da apayrı bir muamma. maliyetinin daha ucuz olmasına ve yollardaki kamyon yoğunluğunu azaltacak olmasına rağmen nedense yük taşınmıyor demiryollarımızda.

neresinden tutsak elimizde kalır ama bu saatten sonra da çözüm o kadar kolay değil ipin ucu kaçmış bi kere. köhneliğin kökü geçmişe dayanıyor.
prezerlatif prezerlatif
tüm ısrarlarıma rağmen yemekli vagona bilet satmıyolar.

-en geç tren saat kaçta var ankaraya
+23:30 fatih ekspresi var.
-o erken ya daha geç yok mu. napıcam sabahın köründe orda ben
+maalesef yok başka saat
-23:45 felan olsaydı bari ya ne iyi olurdu [asdfjkasld]
+??
-yav bari yemekli vagona bilet ver
+beyfendi oraya bilet kesemiyoruz
-niye ya biri mi kapattı nedir
+??
-...

na böyle devam etti 15 dk. sonra aldık eşek gibi 23:30a. erken amma yapcak bi şey yok.
uzaylı kertenkele uzaylı kertenkele
ankara-istanbul arasındaki fiyatlarını tekrar gözden geçirmesi gereken ve belli dönemlerde kampanya yapması gereken kurum. ankara-istanbul şu an metro turizmde 25 ytl iken, tcdd'nin ekspreslerinde trene göre 28 ve 25 ytl ki 25 ytl olan trenler istanbula takriben 8 saatten önce varamayanlar. şehir içinde yazıhaneleri olmayan(az sayıdaki anlaşmalı acenteleri kastetmiyorum kendi bilet satış noktaları), şehir içi servis hizmeti vermeyen, zaten en hızlı trenleri bile otobüse göre oldukça yavaş olan bir kurumun tercih sebebi olabilecek tek noktası fiyatıyken, biraz daha iyi işletmecilik yapıp bari ucuza taşısınlar. şehir içi servis ve yazıhane masraflarını çıkın, otobüsler bile tren fiyatına yolcu taşır, ee nerde kaldı demiryolunun ucuzluğu?

edit: reklam panosuna döndü burası ama nilüfer turizm 26 ytl, kamil koç rahat hat 30 ytl'ye inmiş. tcdd'ye selam ederim.
azwepsa azwepsa
internet üzerinden bilet rezervasyonu ve alımı yapmanıza imkan sağlıyor. ancak rezervasyon ekranı o kadar kötü çalışıyor ki "sikerim treni" deyip otobüse bindiriyor.
yazdımçizdimhayalettim yazdımçizdimhayalettim
istanbul'dan eskişehir'e kadar elektrikle sakin ve sessiz bir şekilde giden enveriye'den(eskişehir) sonra dizel makineye geçerek sessiz ve sakin yolculuğu titreşim ve gürültüye çeviren trenlerin olduğu ulaşım ağı.
(bkz: ulaşım)
çamaşır suyu çamaşır suyu
yht adı altında uluslararası anlamda hızlı tren işletmeciliğine başlayan kurum. hoş 1.5 saatlik yolculuğun yalaşık 55 dakikası hızlı olarak geçiyor ama olsun buna da şükür o yolu trenle 4.5 saatte gittiğim de olmuştu.
options options
profesyonellikten uzak bir kurum.

özellikle kurumun bilişim sistemi çok kötü işliyor.
rezervasyon/satış sisteminin güncel teknolojileri kullanmayışı, sadece internet explorer ile çalışıyor oluşu ise bambaşka bir konu.

öncelikle zar zor bir rezervasyon yapılır. rezervasyon satışa çevrilmek için gerekli işlemler hazırlanır bilgiler girilir. satış işlemi gerçekleşmedi uyarısı üzerine işlem tekrar edilir. bu seferde provizyon alınaadı uyarısı ile karşılaşılır.

internet bankacılığından kontrol ettiğimizde bilet ücretinin kesildiğini ama biletin satılmadığını öğreniriz. 1 saat sonra çekilen tutar hesaba geri iade edilir. bir süre sonra işlem tekrarlanır. sonuç aynıdır ücret çekilir fakat bilet satışı gerçekleşmez. para yine iade edilir. tcdd nin muhteşem müşteri hizmetleri aranır. bir sürü gereksiz ıvır zıvır dinlendikten sonra birine bağlanılır. sorununuz nedir sorusu üzerine durum kişiye izah edilir. evet sanırım bir açıklama yapacak denirken. adam ben santralim sizi aktarıyorum der.

bir başkasına durum tekrar izah edilir. adam size bileti ertesi gün almanız gerektiğini söyler. rezervasyonunuz 11 de bitmekde treniniz 14 de kalkmaktadır.

velhasıl kelam biletiniz iptal edilir. başka hiç bir yer olmadığı için tekrar bilet alınamaz... otobüslere talim edilir.
2 /