tek başına içmek

9 /
kaptan teneke kaptan teneke
en rahati ve abartmazsaniz ende temizi

kimseyle ugrasmak yok zorla dinlemek yok baskasinin derdi yok sadece kendi keyfim var

belki film acarim olmadi gidik kafayla oyun oynarim yada hicbisi yapmam sadece uzanir ve dusunurum, tek basina icmek iyidir.
ersan kuneri ersan kuneri
birden fazla kişilik, birden fazla ruh olunca bünyede sıkıntı olmuyor.

birisi sakilik yapar, birisi en söylenmemesi gereken şarkıyı söyler, birisi 2. kadehte göt olur uzanır bir köşeye, birisi şişenin sonuna doğru gelince klarneti alır en çalınmaması gereken şarkıyı çalar, birisi mezeyi zıkkımlanıp durur haybeye, birisi gelmişe geçmişe küfüre başlar, öbürküsü sanki yarın ne olacaksa diye geleceğe söver, birisi ilk aşkını öbürküsü son aşkını hatırlar, bir tanesi dolu kadehten yudum almayı bilmeyip bardağı yarılamakla nam salmıştır, öbürü de daha bir yudum alınmış kadehi eline aldımı mutlaka diklemesiyle.

tek bedende tek ruh ile yaşayanlara çok üzülüyorum, canınız çok sıkılıyor olmalı lan...
kuş sütü kuru hüzün kuş sütü kuru hüzün
" bir kadeh huzur satın alıp, dilediğim düşüme vermek istiyorum bu gece. adını bile koyamadığım tüm belirsizlikleri açık artırmaya çıkardım, kendini belli eden herkese bir tane satacağım. "
...

düşünceler kalabalıklaştığında insan yalnızlığa salıyor kendini usulca. herkesin sokaktaki kalabalığın tam ortasında bile yalnız ve üryan olduğunu hissettiği o anlar vardır. kalabalık arttıkça çoğalır bazen sessizlik ve sessizlik arttıkça da iç dünyamızın çığlığı iyiden iyiye hissettirmeye başlar kendini. düşünmemeye çalıştığın her ne varsa anında belirir zaten düşünmekten bir hal olmuş kafanın içinde. tek nedeni bu kuru kalabalık da değil elbet. ya da bu sade sessizliğin bir anlamı var sa , ki olmalı da muhakkak, çoğaldıkça azaldığına inanıyorsa bir insan mütemadiyen, bir otel odasında yahut da kendi odasında yalnızlığı arar oluyor.

dertlerin yanında en iyi giden şey bazen bir kadeh şarap, ama yağmur da olmalı muhakkak, dışarıdan o ses duyulmalı en ince damlanın yere vuruşunu hissedebilecek kadar. sonra camdan o nemli toprağın kokusu da gelmeli ziyarete...

izbe bir otel odasından, yere serilmiş kağıtların arasından, tamire muhtaç o eski daktilonun yanından, basmayan " e " harfinin tam karşısından, içeriye düşen ince yağmur damlalarının tam ortasından yazıyorum bu satırları.

çoğaldıkça yalnızlığı arar oldum ara ara. ne kadar kırmamaya çalıştığım varsa hep paramparça ettiler beni tıpkı herkeste olduğu gibi. üzerine nefretle basılan o daktilonun tuşları şahit, o artık hiç çalışmayan " e " harfi de şahit. yere serilen bembeyaz sayfalar da...
şimdi bir kadeh şarap koymalı, kadehi elime almalı ve düşünmemem gereken her ne varsa düşünmeliyim. en azından bunu yapmalıyım kendime. o sayfalara yazacak bir şeylerim olmalı artık. sustuklarım büyüyor ne zamandır içimde. kendimden çok herkese dair, her şeyin eksik ama hiçbir şeyin tamamiyle muazzam olduğu o günler gelecek. o gün için direnmeli...

bir parça huzur şimdi tek istediğim.yalnızlık, yalın ama yakıcı ; ama bir tercih meselesi değildir asla, sonuçtur, değişmeyen tek değişkendir bazen. ama " tek başına " olabilmek cezbediyor bazen bünyemi. kendimi şımartmak hiç düşünmediğim bir amaç olsa da o tatlı, şımarık ve çocuksu huzura ihityacım var fazlası ile.

şimdi bunu bir adet kırmızı kadehten umduğum için kendime kızacağımı çok iyi bilsem de " belirsizlikten sıtkı sıyrılan " bünyeme gelebilecek en iyi şeylerden biri belki de budur.
bu gece tek başımayım, aslında hayatta olduğumuz her an gibi. sokakta onlarca insanın arasında yürürken olduğu gibi, daktilonun yanında, yere serilmiş kağıtların arasında duran kurşun kalem gibi.
insan yalnız olmayı seçmez ; ama tek başına olabilmeyi arar her dem.kendine anlatamadığı onlarca kelimeyi yine kendisine fısıldayabilmek için.
yalnızlık bir sonuçtur, değişmesi kendinden çok karşındakine bağlı...ama tek başına olmanın vermiş olduğu o bir gecelik ıslak huzur, yalnızlığın kattığı tüm o nemli dumanları alıp götürür. evet belki sadece bir anlığına, belki bir geceliğine...değmez mi...

bir kadeh huzur satın alıp, dilediğim düşüme satmak istiyorum bu gece. adını bile koyamadığım tüm belirsizlikleri açık artırmaya çıkardım, kendini belli eden herkese bir tane satacağım.
tek başına içmek benim ihalem bu gece.
ve şimdi içi şarap dolu onlarca kadeh yerdeki kağıtları süsleyecek.
tek başlarına,
tek başıma,
uzun zamandır her şeye olmadığı kadar aşina...
neyçırsever neyçırsever
bir sekilde kalplerinden yara almis olanlar yalniz icerler. sevgiden, sevmemekten, terk edilmekten, anlasilmamaktan, ihanetten, onurdan, onursuzluktan, ozgurlukten, kolelikten, umursanmamaktan, sahtekarliktan, kullanilmaktan, ac birakilmaktan, siddetten, kavgadan, kalabaliktan, insafsizliktan, vicdan yoksunlugundan, asagilanmaktan, evsiz birakilmaktan, suclanmaktan, yadirganmaktan, haksizlik yapildigindan...
bitmeyen bir liste cikarsam, doldursam her bos satiri yine insan kaynakli problemler ile karsilasiyorum. duygularimiz o kadar hassasmis ve o kadar cesitli tanimlanmis ki, kimin hangi tanimi, kelimeyi aslinda hangi duygusunu anlatmak isteyecegini kestirememekten gercekten korkuyorum. zaten bu kadar anlasmazligin oldugunu gormek de insanlarin birbirlerini aslinda hic anlamadiklarini dusunmemiz icin somut, agir bir kanit olmakta.
yalniz basina icmemis olmak bence insanin yaptigi buyuk hatalardan biri.
kalbi kirilmayan insan eksiktir. kendi varligini dahi anlayamaz, ki baskalarini anlamasi akla sigacak bir sey segildir.
kalbinin kirilmasindan korkan insan eksiktir. gercegin tadini belki hic tadamayacaktir. yasami sevenler ona seviyorum dediginde konusmacilar arasinda anlasmazlik cikacaktir, tipki asik olmayan birine aski anlatmak gibi.
kalbi kirildiginda yalniz icen adam hassastir. ona yaklasmak yurek ister. cunku kalbinin kenarlarina diktigi surlar, kuleler en guclu silahlariyla kusatilmistir. ona yaklasirken butun silahlarinizi indirmeniz gerekir. ilk kez tatmaya can attiginiz buyuk acilar olmali hesapta ve onlari paylasmak isterse sarhos, korkmamaniz gerekir. aglamaniz gerekir, ve inanmaniz gerekir. gozyasinin dokuldugu yerlerde yine cicekler acar.
director director
ne içtiğine bağlı değişen durumdur, bir de ne için içtiğine. örneğin tek başımayım ve biraz ritalin çekip üzerine haze sardım. ancak doğum gününüzü kutluyorsanız berbat bir durumdur pek tabi.
danimarkadan pilav geliyor danimarkadan pilav geliyor
duzenli yapiyorsa alkole duskun oldugu icin iciyordur. alkol bir noktadan sonra alkolun kendisi icin icilir.
derdiniz varsa derdinizi cözmek icin ugrasin. sarhos olarak dert cozulmez. sarhos olunca iq dustugu icin anca kacmis olursun. kafa rahatlamis olur. ama uzun vadede alkol depresanttir. duzenli hale getirirsen siki tutarsin. sarhos olmadigin zamanin da amina koyarsin.
arada sirada 1-2 kadeh vurup devamini getirmeden rahatliyorum diyorsan baska. ama o 1-2 kadeh bir sure sonra 1-2 kadeh olarak kalmaz. devamini getirirsin.
ozet olarak yalniz basina icmek, sarhos olmak iyi bir sey degildir. benim gozumde dibe vurmaktir. ama bazen dibe vurmak da gerekir. dibe vuracaksin ki cikacaksin. bazen bilincli olarak boyle kendimi dibe vururum. eeh yeter amina koyim diyip yeniden baslayabilmek icin.
müthiş sol ayak müthiş sol ayak
öcü değildir. aksine, düşüncesiz ve faydasız sözde arkadaşlara maruz kalmaktan iyidir.
fetva verenleri, ferman yazanları sallamayın.
kişi kendinden bilir işi, demek ki kendini yabani bir alkolik olarak görüyor.
yazık. swh
gidenlerden gidenlerden
son 5 aydir ogrendigim en guzel sey.
evet, yalnizlik gostergesi ya da belki de ice donus gostergesi, bilmiyorum. ama efendice icip evime donebiliyorum. ve bu keyifsiz de degil.
kibarmortis kibarmortis
ne içtiğine bağlı. tek takılmak keyifli bir şey bence. arkadaş ortamında ya da partnerli içmelerde de olaylar yine ne içtiğine ne ölçüde içtiğine göre değişiyor. tek'i tek geçerim tabi
9 /