tek çocuk olmak

1 /
nienna nienna
genelde anne-babalarından kardeş isteme girişimleri başarısız olmuş insanların içinde bulunduğu durum
güzeldir ama kardeş de güzeldir
esdora esdora
ilerleyen yaşlarda hiç bir karşılık beklemeden size destek olacak, ne olursa olsun sizi sevecek kişilerden yoksun olmak; bir nevi yalnızlığa mahkumluk.
esdora esdora
hep çocuk olarak kalmaya mahkum olmak gibi birşeydir. ne kadar büyürseniz büyüyün ailenize göre onların biricik bebeğisinizdir ve size hep öyle davranırlar.
8844455 8844455
çocukluk döneminde çok iyidir tek çocuk olmak, aileniz herşeyi sizin için yapmaktadır, herşey size alınır. size ait şeyleri paylaşmak zorunda olduğunuz birisi yoktur. eve gelen her özel şeye el koyabilirsiniz, rekabet yoktur, evde arkadaşlarınızınki gibi zırt pırt kavga ettiğiniz biri yoktur, kimse sizi kardeşinize kötü davranmak veya abinizi/ablanızı rahatsız etmekten dolayı suçlamaz, mutlusunuzdur...

sonra ergenlik girer, okulda ilişkiler daha zorlaşır, olaylar sizi bazen zorlasa da kimseyle tartışmak istemezsiniz, bu size çok gereksiz ve yanlış gelir çünkü o zamana kadar yaşıtlarınızla veya başka çocuklarla tartışma tecrübeniz yoktur. ama başkaları için öyle değildir, arkadaşlarınız kardeşleriyle pratiğini ettiklerini başkaları üzerinde uygulamaya çekinmezler, bu onlar için çok doğaldır çünkü. siz biraz ezilirsiniz, ama atlatırsınız, belki bu farklılık insanlardan soğumanıza sebep olur. hatta önyargılar yüzünden adınız bencile çıkabilir. ama bunlar işin kolay kısmıdır. çünkü olgunlaştıkça bu etkiden kurtulursunuz, insanların söyledikleri önemli değildir. kişiliğiniz mutlaka etkilenmiştir, biraz çekingen, biraz soğuk bir insan olmuşsunuzdur ama sonuçta bu insan kendiniz olduğunuz için hayatınızdan memnunsunuzdur, sadece farkedersiniz ki o kardeş kavgaları, paylaşımlar, sizi hayata hazırlayan şeylermiş. tıpkı belgesellerde izlediğimiz yavru aslanların birbirleriyle şakalaşırken veya yavru kuşların annelerinin getirdiği yemeği yuvanın ağzında kapışırken avlanmayı öğrenmesi gibi...

sonra üniversite yılları gelir. hayat kavgası, gelecek endişesi başlar. iş, eş, aile v.b sorunlar kafanızı kurcalamaktadır artık. o zaman farkedersiniz ki eninde sonunda bu hayat kavganızın biryerlerinde size her konuda destek olan ebeveynleriniz sizi yanlız bırakacak, belki daha iş hayatınızı rayına koymadan, belki eşinizi seçmeden, belki çocuğunuzu yetiştirmeden, belki de çok daha büyük ve zor zamanların tam ortasında veya öncesinde... ve bu olduğunda gidip konuşabileceğiniz, derdinizi dinleyecek, yardımınıza koşacak ve sizi karanlıktan çıkartacak bir kardeşiniz de olmayacak. aynı ailede yetiştiğiniz, hayata sizinle aynı veya çok yakın bir pencereden bakabilecek, sizi anlayabilecek, sizi karşılıksız sevecek, zor anınızda, belki eşiniz bile sizi terkettiğinde kolay kolay terketmeyecek bir kardeş... işte bu fikir kafanızda oluştuğunda kardeşiniz olmadığı için üzülürsünüz. farkedersiniz ki bir kardeş hayatı en azından bir açıdan sizinle paralel ilerleyen tek insandır, ya da tek insan olabilir. bunun ışığı altında düşünürsünüz ki hayatınızı paylaştığınız insanları seçerken attığınız her adımda diğer insanlara göre çok daha dikkatli olmanız gerekir. çünkü olası bir hatalı adımınız affedilmemenize, anlaşılmamanıza ve dolayısıyla hayatta yanlız kalmanıza çok çok daha kolay neden olabilecektir...
anduin anduin
çok sevilen kardeş duygusundan yoksun olmak... bunun dışında annemin eşsiz "aman sakın o çocukla evlenme, tek çocuğun annesından çok kötü kaynana olur." yorumuna sebebiyet vermiş, dolayısıyla gülmekten yerlere yatmama neden olmuş durum...
gülümsün gülümsün
kardeşi olmamaktır ki paylaşmayı bir anlamda bilmemektir. bir evde tek çocuk olmak; kardeş kavgası bilmemektir, televizyon kumandası tartışması yapamamaktır, annenin en sevdiği vazoyu kırınca suçu üstüne atacağın insanın, sabahları inadına sizi uyandıranın olmamasıdır, anneyle baba akşam bir yere gidince evde yalnız olmak demektir.
ovid ovid
can sıkıntısıdır, arkadaşa azami gereklilik duymak ama tek başına ayakta durmayı adamakıllı öğrenmektir
thefittiriktospik thefittiriktospik
kardeşlik kurumunun hiçbir zaman içinde olamamak. çok acı olsa gerek...zira hayata kardeşinle başlarsın, onu seversin, merak edersin, kıskanırsın, korkutursun ve takdir etmesek de kavga edersin...velhasıl tüm duygularının, yaşamı kavrayış sürecindeki deneylerinin malzemesi o'dur. tabii büyük olan sensen. küçük sensen malzeme de sensin. olsun ama ömür boyu hatırlanacak güzel anılar...
kayser sozer kayser sozer
anne ve babanın bundan daha iyisini yapamayız diye düşünüp verdiği kararın sonucu. evet, doğdum, ve tüm çıplaklığıyla hissedildi her şey... zaferle karışık hafif bir burukluk oldu tabi. düşünsenize yahu, bir yazarın daha ilk romanında hayatının baş yapıtını vermesi gibi bir şey bu. yani çıta yükseldiği için bir tane daha yapmaya cesaret edemediler diyeceğim ama, o bile değil işte, ne çıtası, görüp görülebilecek en harikulade eserdim ben, zirvedeyken bırakmak istediler.

gelmiş geçmiş en ünlü tek çocuklardan fransco adrima tüyler ürpertici anılarında bu durumu şöyle özetler:

"hiç bir zaman kardeşimin olmasını istemedim. hatta düşüncesinden bile ölesiye korktum. annemin hamile olduğunu öğrendiğimde sanırım 10 yaşındaydım. dayanılmaz bir nefret duygusu sardı o an içimi. annem-babam ve özellikle de o... bıçağı alıp annemin karnına saplamak bile geçti içimden. üç gün sonra annem bebeğin düştüğünü söylediğinde yüzümde pis bir tebessüm olmuş, annem bunu seneler sonra söyledi bana, yani çaktığını, gerçi ikimiz de eylemin gerçekleştiği an benim hainliğimi fark etmişti, sadece bunu diilendirmek için erkendi. evet, hastalıklı bir ruhum olabilir, ama tek çocuk olmanın, yani bir anne ile babanın dünyadaki tek ürünü olmanın hazzını yaşamamı engellemiyor bu.
1 /