tek eşlilik

1 /
bu adamdan zarar gelmez denilen adamın bu adamdan zarar gelmez denilen adamın
"tek-eşlilik, hiçbir şekilde, bireysel cinsel aşkın meyvesi olmadı; evlilikler, geçmişte olduğu gibi, gene büyükler tarafından kararlaştırıldıklarına göre, tek eşlilikle bireysel cinsel aşkın hiçbir ilgisi yoktu. bu doğal koşullar üzerine değil iktisadi koşullar (yani, özel mülkiyetin, ilkel ve kendiliğinden ortaklaşa mülkiyet üzerindeki yengisi) üzerine kurulmuş bir aile biçimi oldu. aile içinde erkeğin egemenliği ve yalnızca ondan olabilecek ve babanın serveti kendilerine kalacak çocukların doğması, karı koca evliliğin yunanlılar tarafından içtenlikle açıklanmamış gerçek erekleri işte bunlardı. bununla birlikte bu evlilik onlar için bir yük tanrılara, devlete ve atalarına karşı yerine getirmeleri gereken bir görevdi.(atina'da yasa yalnızca evliliği zorunlu hale getirmekle kalmıyor ayrıca koca tarafına evlilik görevleri adını verdiği şeyinde asgari ölçüde yerine getirilmesini zorunlu kılıyordu.

öyleyse karı koca evliliği tarihe asla erkek ve kadının karşılıklı uzlaşması olarak girmez ve hele en yüksek evlenme biçimi olarak asla kabul edilemez. tersine: bir cinsin öbürü tarafından uyruk altına kalınması olarak bütün tarih öncesinin o zamana kadar bilmediği iki cins arasındaki bir çatışmanın açığa vurulması olarak ortaya çıkar.1846'da marx ve benim tarafımdan meydana getirilmiş yayımlanmamış bir el yazmasında şu satırları buluyorum: "ilk iş bölümü erkek ve kadın arasında döl verme bakımından yapılan iş bölümüdür" ve şimdi ekleyebilirim : tarihte kendini gösteren ilk sınıf çatılması erkek ve kadın arasındaki uzlaşmaz karşıtlığı karı-koca evliliği içindeki gelişmesiyle; ve ilk sınıf baskısı da dişi cinsin erkek cins tarafından baskı altına alınmasıyla düşümdeştir. karı-koca evliliği büyük bir tarihsel ilerlemedir ama aynı zamanda kölelik ve özel mülkiyetin yanı sıra günümüze kadar uzanan ve bazılarının gönenç ve gelişmesi, bazılarının da acı ve gerilemesiyle elde edildiğine göre o her ilerlemenin aynı zamanda görece bir gerileme olduğu çağı açar. karı -koca evliliği uygarlaşmış toplumun hücre biçimidir; biz bu biçim üzerinde dolu dizgin gelişen uzlaşmaz karşıtlık ve çelişkilerin iç yüzünü inceleyebiliriz."


ailenin özel mülkiyetin ve devletin kökeni - friedrich engels
kızıl kurt kızıl kurt
insan doğasına aykırı olan durum.

çeşitli tabular ve dini öğretilerle insanlık uzun yıllardır tek eşli olmaya mecbur bırakıldı, itildi. zamanla da bir çok insan tek eşliliğe evrilmiş hale geldi. fakat her dönemden muhakkak tek eşlilikle yetinemeyen, karısını ya da kocasını aldatan çiftler oldu, olmaya devam ediyor ve edecek de. çünkü içlerinden, derinlerden gelen dürtülerinde, kodlarında yok tek eşlilik. haliyle de baskı altına almaya çalıştıkça, kurallardan, tabulardan bahsettikçe birden fazla partnerle beraber olmayı bir o kadar çok arzuluyorlar.

size bir şey söyleyeyim mi? 22. yüzyılda artık tek eşlilik olayı tamamen rafa kalkmış hale gelebilir ve evlilik tamamen modernlikten uzak, ilkel bir ritüel haline gelebilir insanların gözünde. zira insanların en çok tartıştığı kandırılma, aldatılma, kullanılma, işte az önce ekşi sözlükte gördüğüm gibi birden fazla erkeği yedekte bekleten kadın, aynı anda 4 kadını idare eden erkek gibi bunların teknoloji çağıyla daha da artması, ilişkilerin daha da yozlaşmasının temelinin salt sadakatsizlikten olduğunu düşünmüyorum ben. ego, yalnızlıktan korkmak, özgüvensiz olmak ve ilgi delisi olmak gibi combo sebepleri elbette var fakat ana nedenin atalardan gelen dürtüler olduğunu düşünüyorum.

yanlış olan bir insanın tek eşli olmaması ve bunu belirtmesi değil, yadırganacak bir durum değil. yanlış olan, tek eşli olmayan insanın karşı tarafa da aynı hakkı tanımayarak onu kandırması, ondan bunu saklamasıdır. herkes daha ilişkinin en başından halihazırda hayatında biri olduğunu ya da ondan başka olacağını karşı tarafa dürüstçe söylese, kimse mutsuz olmazdı bence, kimse kimseyi kandırmış, suiistimal etmiş olmazdı, daha renkli ve mutlu bir toplum kolonisi oluşabilirdi hatta.

tamamen ekşi sözlük üzerinde gördüğüm bir başlık üzerinden bu konuya giriş yaptım ve kendi görüşlerimi belirttim. bu konu hakkındaki görüşlerimi de hazır aklıma gelmişken yazdım işte. yoksa tek eşli bir insanım.
gravity gravity
değersizler için tam bir ayak bağıdır. tek eşli olmak her çiçekten bal alacak kişiye zor gelir. onlara kalsa böyle sınırsız bir ülkede mağarada herkesin birbirine yürüdüğü özgür bir ülke olmalıyız. garip olanı koskoca prof'da aynı şeyi yapıyor kapıcı mehmet de.
gamlı baykuş gamlı baykuş
insanların doğasında olmayan ama sosyal hayatı kolaylaştırmak ve aşka bağlı olmak adına koydukları bir kural.

"tek eşlilik doğal değil. bunun farkında varmalıyız çünkü doğal değil. istersek uğruna çaba harcamamız gereken bir şey. insanı çekici kıldığını düşündüğüm şeylerden biri ve hatta hayvan dünyasında tek olan özellik; doğal olmayan şeyleri de yapabiliyor oluşumuz."

"tek eşlilik vejetaryenlik gibidir. vejetaryen olmayı seçebilirsiniz ve bu sağlıklı olabilir. etik olabilir, harika bir karar olabilir. ama siz vejetaryen olmayı seçtiğiniz için pastırma güzel kokmayı bırakmaz."
1
kuyruksuztilki kuyruksuztilki
insanın doğasında olmadığını neye göre olctugumuzu bir türlü anlayamadığım hede.

bir de erkeklerin doğasında olmadıği ama kadınların doğasında olduğu gibi çok değerli bir bilimsel görüş ver ortadoğulu bilim adamları tarafından öne sürülen.

vallahi kabul edicem bir kere de link verin lan. bir kere bilimsel makaleden bir şeyden link. ne olur , allah rızası için.bak allah in adını verdim.
sakil sakil
ilişki konusunda şanssız, utangaç, uzak vs. nasıl tanımlarsanız tanımlayın; kısacası şu yaşına kadar eline kadın eli değmemiş bir adamım. bu saatten sonra birini bulursam zaten eşime it gibi sadık olurum. ancak gelin görün ki ben de tek eşliliğin insan doğasına aykırı olduğunu düşünüyorum. şimdi siz böyle düşünmüyorsunuz diye okumayı bırakıp eksi butonuna abanmayın. okumaya devam edin ve düşünün lütfen.

bir insan eşine veya sevgilisine sırılsıklam aşık değilse (kim ne derse desin sırılsıklam aşık olanların oranı oldukça düşük) sürekli kendisini frenlemek zorunda kalmıyor mu? kıskançlık dediğimiz kavram bu yüzden yok mu? o zaman tek eşlilik insan doğasına aykırıdır kardeşim. bunun sadık olmakla falan alakası yok. veya benim savunduğum görüşü savunan herkesin "herkes gördüğüyle sevişsin, evlilik ortadan kalksın" diye düşündüğünü sanmayın. bugünkü dünya düzeni tek eşliliği gerektiriyor ve bu yüzden biz de tıpış tıpış tek eşliliği yaşayacağız. ama bu demek olmuyor ki herkesin arzuları körelecek. mesele o arzuları kontrol altına alabilmekte.
skadi skadi
bi şey diycem, hadi bilimsel olarak mümkün değil filan tamam da lan onca insan, ne biliym onca halk ozanı filan boşuna mı çekti de yazdı bu kadar şeyi. hadi kavuşamamaktan kaynaklı acı olsun filan ama acı acı nereye kadar bi süre sonra sittir et demez miydi insan. garip bir mevzu yani. şunu nasıl bir kafa yazdırır insana mesela.


6
açlık çoğunluktadır açlık çoğunluktadır
insanın doğasında var mı yok mu bilemediğim tercih. zira kimileyin önce yaşananlar tercihleri, bazen de düşünceler yaşanacakları belirliyor. konuyla ilgili yakın, uzak çevremden iki örnekle kısa bir değerlendirme yapayım. lise döneminden en yakın arkadaşım, deyim yerindeyse ilk göz ağrısı ile uzun bir birlikteliğin sonunda evlendi. dört yıl süren evlilik, o zaman dek tek eşlilikten yana olan arkadaşım ve eşi için arkadaşımın başka birine aşık olması ile çözüldü ve boşandılar. üniversite döneminden bir arkadaşım ise, yine ilk göz ağrısı ile yine çok uzun bir birlikteliğin sonunda evlendi, çocukları oldu. ilk zamanların aşk coşkunluğu hafiflese de hala birbirlerine baktıklarında gözlerinin içinin güldüğü bir birliktelikleri var. tek eşlilikten yana bakış açılarında da bir değişim göründüğünce yok... buradan şuraya varıyorum; ilişki denilen iletişim bütününde; hissin, heyecanın ortaklığı, özverinin varlığı sürdükçe tek eşli kalabilmek mümkün. bu tamamen ilişkinin nasıl yol aldığına bağlı. bir ömür aşkla sevgiyle birbirine bağlı kalabilen insanlar da var, iki gün bir arada duramayanlar da... sadece hormanlar, anlık heyecanlar, ilişki listesine eklenecek kişi sayısı açısından bakanlara anlam ifade etmeyebilir, hatta fazlasıyla sıkıcı gelebilir tek eşlilik. burada iki tercihten birinin yüceltilmesine dair bir derdim yok, tercih özce, ama tek eşliliğin, bedensel hazların ötesinde bağlılık, bir ömür güvenebileceğin biriyle yol arkadaşlığı fikri gibi çiçek bir yanı da vardır, görmek gerekir. aşk diye birbirini kırıp dökmekten tanınmaz hale getiren insanların zamanındayız ne de olsa…
kaptan teneke kaptan teneke
insanin genlerinin dibine kadar vardir,

cinsel yolla bulasan hastaliklardan korunmanin en iyi yolu tek eslilik, cevremizde gormuyoruz ama frengi, bel soguklugu vs olume goturen ciddi hastaliklardan (aids i katmadim o yakin gecmiste mutasyon geciren bir virus)

hala yoh yaa diyen varsa acsinlar ilk insan penisine baksinlar, ilk insanlar cok esli oldugu icin penisleri kemikliydi binyillar boyunca yavas yavas tek eslilige gecince kemik yapi yerine kikirdak doku olustu peniste

tek bir esle idare edemeyenler bilimsel bok pusurun arkasina saklanmasin -ki saklanamaz, ben tek kisiyle yetinmek istemiyorum demek yerine bahane uydurmayin pampacagizlarim
leonardo da dinci leonardo da dinci
insanın doğasında olabildiği kadar üremek de var. insan doğası böyle diye muhteşem döllerimizi sağa sola mı saçacagız?

doğal olan her şeyin iyi olduğu gibi tuhaf düşünceler çıktı son zamanlarda. insan, doğasına karşı çıktığı için iki ayak üzerinde yürümeye başladı. medeniyet tamamen insan doğasına bir başkaldırıdır. tek eşli olmaya karar vermek de bu medeniyetin bir parçasıdır.

demem o ki, tek eşlilik insan doğasına aykırıdır evet. ama bu aykırılık iyi bir şeydir.
1 /