telegram

7 /
purge me purge me
özel sohbet oluşturma özelliği çok şekil olmuş bir anlık sohbet uygulaması. ayrıca gifleri de güzel. imalı göz kırpınca daha bir anlam buluyor. yine yüzde 90 whatsapp takılmakla beraber minnoş hayatımın yüzde 10'una yerleşti bile kendileri.
ürkek ürkek
valla ne yalan söyleyeyim başta arkadaşlar sürekli telegram uygulamasını indirmem konusunda diretince biraz sövdüm, gereksiz gereksiz şeylerle uğraştırıyorlar diye. sosyal platform üzerinde %100 güvenirlik hiçbir uygulamada alamazsın. eğer herhangi bir sosyal medya kullanıyorsunuz, bunu göz önünde bulundurmak zorundasınız. kişisel bilgilerimizi kendi isteğimizle minumum da olsa sızdırıyoruz zaten. ister instagram ister whatsapp ister telegram olsun. güvenliğinizi üçüncü şahısların sağladığı hiçbir alan bana güven teşkil etmez.

aynı grupların farklı uygulamalar üzerinden oluşturulması belli bir noktadan sonra baygınlık veriyor. bir grubum var; signal, telegram, whatsapp,dc her yerdeler agyuhdıjkdd kullanmayacaksınız birkaç hafta sonra dedim, öyle de oldu. yalnız ben kullanmaya başladım auıdjlkdd kpss için oluşturulmuş kpss grupları var. herkese açık olması, gruba katılmadan sinsi sinsi araklama yapabiliyorsunuz. ürkek bunu beğendi <3 yaşasın sinsilik
2
purge me purge me
eskiden ufak aldatmalar ve oynaşmalar için güzel bir platformdu ama şimdi teyzem halam dayım bile burda amk. popüler kültüre kurban verdik maalesef. emojileri nefis ama.
sickgod sickgod
baya faydalı bir uygulama ancak şu son dönem "whatsapp bilgilerimizi çalacaamış telegram indirignn" geyiklerinden dolayı karizması sarsılmıştır. önümüzde bizi bekleyen büyük bir tehlike var: twitter hâlâ türkiyede temsilci atamadı ve ücret cezalarının da son aşamalarına geldi. birkaç aya aramızda olmayabilir ve bu durumda telegramın kullanıcısı hayli artacaktır. çünkü içerisindeki özellikleri sayesinde twitterı da bir boyuta kadar ikame edebiliyor.
hilde hilde
gruplara sesli konuşma özelliği gelmiş, clubhouse effect sanırım. yaklaşık 2 yıldır kullanıyorum ve aşırı seviyorum bu uygulamayı, whatsapp aile evi, telegram en yakın arkadaşımın evi gibi.
2
harmonai harmonai
her daim daha fazla kullandığım mesajlaşma uygulaması. birçok konuda çok daha iyi geliyor ama bazen telegram deyince kötü yola düşmüş gibi muamele görüyorum dfmfkf sanırsın berbat bir randevu sisteminden tanıdığımıza mesaj atıyoruz. dört senedir kullanıyorum şahsen bir yanlışını görmedim. bir kere o harika stickerları için bile övgüyü hak ediyor.
7
plupin plupin
sevgili telegram şu şekil bir uygulama; bir tarihte rehberinde olan bir kişi, artık o rehberde yer almasa da telegrama katıldığına, falanca kişi telegrama katıldı diye size bildirim gönderiyor. bu cepte.

birkaç sayfa okuyup kenara bıraktığım bir kitapla yatağımdayım. kendimi boğazıma kadar çamura batmış gibi hissediyorum. kime dokunduysam, kim bana değdiyse üstüme bir parça pisliğini bırakmış gibi. elime baktığımda tenimi göremiyorum. üstümün başımın bu kadar kirlenmesindeki payım büyük, omo reklamında oynayan şanslı genetik dizilime sahip minik dostlarımız gibi, bembeyaz t-shirtle ortalıkta dolanıyorum. şikayet etmeye hakkım olmadığını biliyorum, fakat şikayet etmek istiyorum... ne işim var benim bunlarla diyorum.
sonra kronolojik, şekillenmeye başlıyor çamurdan suratlar, hepsine de ayrı ayrı acıyorum. bu kez de tiksinti ve acıma arasında kaldığım için kendime acıyorum. bu da cepte.

bana bir keresinde demişti ki, "sen sevmeyi de sevilmeyi de hak etmiyorsun." çok büyük bir tartışma da değildi aslında, kızmıştı bir şeye. kızınca gözü kararıverir, yıkar döker. dökerdi. muhtemelen çok da inanarak söylememiştir, fakat ben çok inandım. tanıştıktan 2 küsür yıl sonra bir sabaha karşı ilk kez seni seviyorum dediğinde ona da çok inanmıştım. son seferinde canımı çok yakan bir şey yaptı, sevgi, saygı, aşk... masada ne varsa deviriverdi üstüme. bir daha birlikte olma şansımız kalmadı. ama severim, çok iyi kızdır, hüzünlü, güçlü, mağrur. bu da şu köşede dursun.

geçen sene bir deprem olmuştu burda, meraklanıp sormuştu o zamandan beri konuşmadık. geçtiğimiz hafta telegrama katılmış, birkaç kere aldım çevirdim telefonu elimde, hepsinde geri koydum. baba kimseyi aramaz tonlarında değil, kızı rahatsız etmeyeyim diye.

sonra dün gece aldım elime telefonu, benim akıl hastaneleri ve kerhaneler arasında arşılandığım aşk hayatım sağanak yağışlıyken onunki nasıl sormak istedim. hayat nasıl gidiyor? mutlu mu? kardeşi ne yapıyor, babası ne yapıyor? babasını da hiç sevmem, bir keresinde baban şerefsizin teki demiştim sinirle, o da bir hafta küsmüştü bana. şerefsiz de olsa baba babadır tabi. her neyse sadece nasıl olduğunu merak ettim. yukarda da söylediğim gibi tekrar beraber olma şansımız yok, niyetim de yok.


düşündüm biraz, türlü laf oyunları, zekice şakalar, meramımı nezaketle anlatacağım, çok uzun olmayacak bir paragraf. sonra bastım arama tuşuna. saat olmuş gece 4, 3 olsaydı keşke.

alo, alo, sessizlik... herhalde tanıyamadı, bir de selam dedim, helal olsun, sesim öyle bir çıktı ki ben tanımakta zorlanırdım ama bu kez tanıdı. beni neden bu saatte arıyorsun dedi. kafamda hazır kelimeler jenga kulesi gibi çöküverdi sesini duyunca. biraz bekledim. en son bu saatlerde uyanık oluyordun genelde diye bu saatte aradım dedim. küçük bir sessizlik daha, kafamda uçuşan düşüncelerden en çok işime yarayanı yakalayıp, sadece neden bu saatte aradın kısmını yanıtlamış oldum dedim. beni arama lütfen, numaramı da sil dedi. daha önce hiç hırsızlık yapmadım, yüzlerce kişi arasında çıplak da yürümedim. fakat hırsızlık yapıp teşhir olsam, insan içinde çıplak yürütülsem bu kadar utanırdım.bir yabancıyı gece 4'te arayıp rahatsız eden biri gibi hissettim, daha doğrusu öyle olduğumu fark ettim. tamam dedim, aramam tabi. numaranı da telefonu kapayınca siliyorum. telefonu kapadım, numarayı da sildim nitekim. akabinde telegramı da sildim. sikim gibi bir uygulama.
7 /