termik santral

azwepsa azwepsa
bu satraller de genel olarak bir yakıt yakarak elde edilen ısı, suyu buharlaştırmakta kullanılır. elde edilen yüksek basıçlı buhar ile bir türbin döndürülür ve elektrik elde edilir.
boyacikoylu boyacikoylu
termik santrallar daha ziyade linyit kömür rezervlerinin bulunduğu yerlerde krulmaktadır. buradakiş amaç, düşük kalorili evlere kullanılmayacak kalitedeki kömürleri enerji üretiminde kullanmaktır. verimliliği 40%'nin altındadır ve uzun ömürlüdür. hidroelektrik ve gaz santralları ile karşılaştırılamacayak kadar derin proses vardır. ortalama bir termik santralda 10000 io bulunur.
su arıtma, kazan, türbin, kondenser,bacagazı arıtma tesisi gibi kısımları vardır.
günümüzde termilk santrallar eüaş'a bağlı bulunmakla birlikte, özelleştirilmeleri mevzu bahistir.
lafsalatacısı lafsalatacısı
türkiye'de duyarsızlığa itilen bir konudan ibaret... 3 maymunu oynamayan bu konuyu sırt çevirmeyenler için birkaç bilgi ,yalova'da kurulmak istenen termik santrale karşıyım. yalova çevre platformu adı altında elimden ne geliyorsa yapmaya çalışıyoruz. www.yacep.org adresinden bize destek vermenizi sizden bekliyorum .basın açıklamamız ;

bugün ülkemizin tüm doğal kaynakları, türkiye’nin enerji ihtiyacı bahane edilerek, enerji sermayedarlarının emrine sunulmuştur. ülkenin en verimli alanlarında nükleer santral, yüzlerce hidroelektrik santrali ve onlarca termik santral kurulmak istenmektedir. çevre bakanlığı’nın enerji şirketlerine bol keseden dağıttığı çed olumlu raporlarını çevreciler hukuk yoluyla iptal ettirmekte ve enerji üretim lisanslarının verilmemesi için çaba sarfetmekteler. ne için? hükümetin, korunmasını pek umursamadığı doğal kaynaklarımızı korumak, yaşanabilir çevreyi bilinçsiz yatırımlara kurban vermemek için. akılcı, yasaya, mantığa, bilime uygun, ranta sırtını dönen bir enerji kalkınma planı organize edilmelidir. fosil yakıtlı enerjilere dayanan termik santral projeleri rafa kaldırılmalı, hes projelerine sıkı kotalar getirilmeli, yenilenebilir kaynakların geliştirilmesi için derhal harekete geçilmelidir.

termik santral mücadelesi veren şehirlerden birisi olan yalova’nın durumu, diğer şehirlerden daha da hassastır. 1999 marmara depremini en derinden hissetmiş bir kent olan yalova’da, tüm yasalar hiçe sayılarak aylardır aksa fabrikası içinde yapılmakta olan kömürlü termik santral, fay hattının üzerindedir. burada termik santral yapılamayacağına dair bayındırlık bakanlığı’nın görüşü nettir. sanayi ve ticaret bakanlığı ise aksa’nın bulunduğu yerde değil termik santral, yeni sanayi tesislerinin bile yapılamayacağını gerekçeleriyle açık olarak belirtmiştir. yalova’nın yerel anayasası olan 25 binlik çevre düzeni planı’nda fay hattında yapılaşma olamayacağı ifade edilmiştir. 50 bin ölçekli körfez çevre düzeni planı’nda da fabrikanın içindeki alan, termik santral alanı değildir. aksa’nın burada termik santral ısrarı anlamsızdır ve delinen yasalar için sorumlulardan mutlaka hesap sorulmalıdır.

çevre bakanlığı, bölgenin depremselliğiyle ilgili 1980’li yıllardan verilerin yer aldığı çed raporuna hangi gerekçeyle olumludur belgesi verebilmiştir? santral alanına birkaç yüz metre uzaklıkta yerleşim yeri olan siteler ve askeri havaalanı vardır, bölgede hakim rüzgar yönü de yalova şehir merkezine doğrudur. yalova faunasında, uludağ üniversitesi’nden gönül kaynak’ın araştırmalarına göre bölgede 30 endemik bitki türü yer almaktadır. yıllardır devlet eliyle alternatif turizm projeleri üzerine gelişimini planlayan, süs bitkileri üretiminde ülkede söz sahibi olan, yeşil-mavi yalova’ya kıymak, tüm gerçekler santral kurulamayacağını gösterirken, aksa’nın haddine midir?

fabrikanın bulunduğu yerin belde belediyesi, üst ölçekli planlara açıkça aykırı olarak, nazım imar planlarına termik santrali de işlemiş ve açıkça yasayı çiğnemiştir. tüm bu sürecin çeşitli bölümleriyle ilgili hukuki mücadele sürmektedir ancak ülkenin akrilik elyaf üretiminde tekel olan aksa’nın, bağlı bulunduğu akkök şirketler grubu’nun ve dinçkök ailesi’nin gücü, üzülerek belirtmek gerekir ki yalova halkını, atanmışları, seçilmişleri ve yerel medyayı sindirmiştir. biz çevrecilerin facebook grubu bile şikayet üzerine kapatılmış, yaçep’in çeşitli protesto eylemleri pek çok yoldan engellenmeye çalışılmış, kentte çevrecilerin eylemlerini ve santral inşaatıyla ilgili hukuksuzlukları görmezden gelen bir ‘3 maymun medyası’ yaratılmıştır.

yaçep’in termik santrale karşı mücadelesine, azra akın, şenay gürler, ateşböceği ercan, kerem alışık, ali sunal, deniz türkali, aslıhan erguvan, suna keskin, yavuz bingöl, fuat onan, ebru cündübeyoğlu, ece uslu, suzan aksoy, hakan altıner, müjdat gezen, somer kavran, sunay akın, tarık papuççuoğlu, saadet ışıl aksoy, oya inci destek vermiş, hem imza kampanyamıza, hem de kısa video çekimlerimize gönüllü olarak katılmışlardır. duyarlı sanatçılarımıza katkıları için teşekkür ederken, bu desteğin sadece yalova’ya değil, türkiye’de çevre mücadelesi veren tüm platform, dernek ve gruplara olduğunu da belirtiriz.

çevre, sanayi, bayındırlık ve ulaştırma bakanlarını, konuyla ilgili tüm kamu görevlilerini ve bürokratları sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyor, ihmali görülenlerin ortaya çıkarılmasını ve adaletin uygulanmasını yalova halkı adına talep ediyoruz. ne yalova, ne türkiye’nin bir başka cennet köşesi, enerji ihtiyacını bahane eden hükümetlerin yap boz tahtası olamaz, bu enerji politikası kökten değişmedikçe, kaybedilen doğanın ve ekosistemin, yok edilen bitki ve hayvan yaşamının, hiç sayılan geleceğimizin hesabını gelecek nesillere kimse veremez.
fiski fiski
bazı zekilerin karşı olduğu enerji kaynağı.

ya arkadaş şunu anlamıyorum lan ben;

denize zararlı.
havaya zararlı.
insana zararlı.
göte zararlı.
memeye zararlı.

peki o zaman!
televizyonu, ışığı kapat. arabaya, otobüse, uçağa binme. bilgisayarını fişten çek, buzdolabı kullanma.
klimanı kapat. ufo'nu kapat. soba da kullanma, termik santralden yüzellibin kat daha zararlı. en ufak bir arıtma yok bir şey yok...

şimdi sadede geliyorum; santralin doğaya zararsız, %100 arıtmalı ve çevrenin yasalarla tamamen korunmasını sağlamak için eylem yap, canımı ye. ben buna uğraşıyorum.

ona karşı buna karşı ama telefonunu alsak elinden üç yıl ağlarsın amk. bi siktir git o yüzden rica ediyorum.

not: doğalgaz kombine çevrim santralleri kısmen daha sağlıklı ama doğalgaz için de yakında göt vereceğiz...
esofmantakımı esofmantakımı
yaşadığım şehir sakarya'nın taş kısığında bulunan ve doğal gaz çevirim santrali dünyanın tüm üniteleri aynı şehirde bulunan dünyanın en büyük santrali. şehrimizin övünç kaynağı prestiji. şehrimize gelen akrabalarımı götürüp gururla anlattığım santralimiz tam 2200 mw gücünde. benim şehrim enerjisini kendi üretiyor deyip kasıldığım hava yaptığım santralimiz.
nautilus nautilus
bu aralar bir yerli kömürlü termik santraller desteklenmeli çünkü tek büyük dışa bağımlı olmayan elektrik kaynağımız bunlar konuşmaları dolaşır oldu.

1. türkiye deki kömür kapalı madencilikle yapılıyor. son soma kazası 301 madencinin ölümü
2. türkiye deki kömürler genellikle az kalorili. afşin elbistan santralinde 1100 kalorilik kömür yakılıyor. kalorisine göre çok kül ve baca gazı çıkartıyor
3. kyoto protokolü devreye girerse bu tip santraller ekonomik olarak zorlanacak, zarara girecekler.
4. kyoto protokolü olmadan da santralın verdiği sağlık sorunlarının ekonomik boyutu bağımsız olarak raporlanmalı. sadece bu rapor bile büyük ekonomik yük getirebilir. akciğer kanseri, astım vs.
5. yine baza gazındaki toz tutma işlemi de sorunludur.
6. az kalorili kömür kullanan santrallerde karbon tutma işlemi de astarı yüzünden pahalı olur.
7. şu anda petrol fiyatları 40$ altında ve uzun süre 50$ üstüne çıkması beklenmiyor. yani rakip enerji seçeneklerinin de fiyatı düşük kalacak. (kaya gazı, kaya petrolü)

sonuç; değmez, yatırım yapmayın.
azwepsa azwepsa
son dönemde süper kritik buhar kazanları ve türbinlerinin yaygınlaşmasıyla yüksek verimli bir işletme sağlama imkanı ortaya çıktı. kömürün, özellikle de düşük kalorili kömürün çok ucuz olması sebebiyle de türkiye gibi linyit konusunda zengin ülkelerde popülerleşmesine yol açtı.

- süper kritik ve ultra süper kritik santraller yakıt verimliliği sebebiyle daha az tüketim ve emisyon ile çalışıyor. (aynı miktarda güç üretimi için)

- kömürün düşük kalorili olması çok sorun değil. ucuz olduğu için bol kullanırsınız. kömürler için etkin yakma ve zenginleştirmeye yönelik prosesler de var. ama bunların ek maliyeti de var.

- kül ve sülfür konusunu çözmenin yolu var. baca gazlarını ve toz miktarını emisyon sınır değerlerinin istenildiği kadar altına çekmek mümkün. ama bunların ayrıca ek maliyetleri var. türkiye emisyon değerleri ab'ye göre daha geniş.

- kardoks salınımı konusunda çareler var. toprağa enjeksiyon yapılabilir ya da algler kullanarak oksijene dönüştürülebilir. ama bunların da yüksek maliyetleri var. kol gibi kardoks vergisi gelmediği sürece kimse elini atmaz o işe.

sonuçta teknolojik olarak geldiği nokta son derece temiz ve verimlidir. ama temizlik ve verimlilik arttıkça yatırım maliyetleri de artıyor, işletme maliyetleri de daha az oranda artıyor. (buna rağmen bugün pek çok alternatiften daha fizibl)
yürüyen adam yürüyen adam
bu tip işlere kökten karşıyım. yenilenebilir ve doğaya zarar vermeyen enerji üretim yöntemleri kullanılmalı buna da ok fakat bahsetmek istediğim konu farklı. haber denk geldi izledim adamlar çocuğumuz ölüyor biz ölüyoruz vs diyor bu elbette çok kötü fakat işi biraz şu boyuttan ele alarak izledim; o bölgenin insanları kendilerinden daha güçlü olduğu için santrale bir şey yapamıyor ve o bölgeyi terk etmek zorunda kalıyor ya da ölüyor. bu tıpkı kontrolsüz şekilde çoğalıp yaşam alanı bırakmadığımız hayvanların hikayesi gibi. üredik, üredik ve üredik. yarını düşünmeden üredik ve ne su yetiyor ne enerji bu yüzden daha fazla alan daha fazla tüketim gerekiyor bunun için de daha fazla vahşi toprak insan eliyle bozuluyor o bölgede yaşayan hayvanlar evlerinden ediliyor. sadece öyle hissettiredi bana. insanoğlu işte kendisi yaptığında haklı ve doğru fakat kendisine yapıldığında mağdur. ne kötü bir durum aslında. ben de insanoğlunun bir parçasıyım ben de zarar veriyorum fakat verdiğim zararı en minimum düzeyde tutmaya çalışıyorum bunun için çaba gösteriyorum ve buraya gelmeyi ben seçmedim fakat çocuk yapmama tercihimle daha kirli bir dünya için bir mum da ben yakmamayı seçebiliyorum. çocuk yapmayacağım dünya mı düzelecek hayır tabi fakat bu işte parmağım olsun istemiyorum. kendinize yapılmasını istemediklerinizi başka canlılara da yapmayın. hepimizin canı var ve hayvanlar dünyanın asıl sahipleri. umarım bu vatandaşların da sorunları tez vakitte çözülür sağlıklarına kavuşurlar.