terrence malick

1 /
panavision panavision
daha önce kimsenin hakkında giri girmediği için beni dumura uğratan yönetmen. okadar başarılı bir yönetmendirki yeni bir film yapacağını açıkladığı zaman hollywoodun bütün usta oyuncuları film tekliflerini reddeder "belki malick filminde bana bir rol verir"düşüncesi ile. doğayı çok seven bir yönetmendir ve bu filmlerinde görünür, mesela days of heaven filmi baştan sona sadece güneşin doğuşu ve batışındaki "magic hour" denilen birer saatte çekilmiştir. ayrıca (bkz: the thin red line)
sinefilolog sinefilolog
ünlü yönetmen, daha ilk filmi ile çok usta bir sinemacı olduğunu kanıtlamasının yanı sıra çok uzun aralarla film çekmesiyle ünlüdür. ayrıca badlands'ten sonra sinemaya çok uzun bir ara vermiştir. the thin red line'a dek nerede olduğu ve ne yaptığıyla ilgili zaman zaman medyada haberler çıkan malick, sinema eleştirmenlerine ve yapımcılara kızdığı yönündeki haberlerle ve sadece iki filmle yarattığı efsaneyle hep hatırlanmıştır. 1998'de sinemaya bomba gibi bir fimle dönmesine rağmen er ryan'ı kurtarmak'ın popülaritesi karşısında bir adım geride kalmış ve içerdiği felsefi söylemle seyircilerden beklediği ilgiyi bulamamıştır. son filmi "new world (yeni dünya) da başarılı bir film olsa da, malick'in temel bazı takıntıları sebebiyle seyirci ilgisinin az olduğu, ama üstadın her zamanki sanatını konuşturduğu bir yapıttır.
ütopya ütopya
günümüzün kitle iletişim dünyasında yaşanan bok-püsür üretim ve tüketim ilişkilerinde, görüntü, bilgi ve dahi gürültü kirliliğinde ve özellikle türkiye'de şahit olunan ulusal medya felaket-namelerinde insanın iliklerine dek etkiyen bir gerçeği doğuran insanlardan biri.

o gerçek ne mi?

-elbette, az ve öz anlatım.
txorimalo txorimalo
çektiği sadece 5 filmle sinema tarihinin en yetenekli yönetmenleri listesinde kafaya oynamayı başarabilen bir zat.
70' ler de çektiği badlands ve days of heaven' la izleyenler, eleştirmenler ve akademisyenler tarafından büyük bir saygıyla karşılanmıştır. daha sonra yapımcılarla yazdığı senaryoların çok karmaşık olması yüzünden tartışıp sinemaya yirmi yıl ara vermiştir.
1998' de the thin red line' ı çekmiş. o sene sinemalara amerikan milliyetçiliği pompalayan saving private ryan oscara boğulurken, bize oscar' ın iyi filmleri değil başka şeyleri ödüllendirdiğini çok güzel bir şekilde kanıtlamıştır.
filmlerinde çok az konuşmanın olduğu, hemen hiçbir olayın vuku bulmadığı daha çok insanların iç dünyasıyla ilgilenildiği, tek replikleri karakterlerin iç sesleri olan, harika görüntülere ve mutlaka harika müziklere sahip bir tarzı vardır. bu yukarıda saydığım nedenlerden dolayı çoğu insan kendisinden hazetmese ve filmlerinde uyumayı tercih etsede biz onu böylede seviyoruz.
setheleh setheleh
yakın zamanda dönüp yapacağı filmlerle tüm zamanların en büyülü yönetmenlerinden biri olduğunu göstereceğine inandığım bambaşka yönetmen. çok fazla sevmeyeni olan bu yönetmenin sadece idealist sinemacı çevresinde değil tüm hollywood'da saygı göreceği günler gelecek tahminimce. gerçi bu mallick'in umrumda değil ama ilerde sadece ödüllere, istatistiklere bakacak olanlar da onun adını görebilsin diye bunun gerçekleşmesi lazım. bu seferki dönüşünde ödülleri süpürmesini ve tabii ki bir clint eastwood örneği de varken daha çok film yapmasını istiyorum. sırf sanatını izleyip de şu sıkıcı dünyadan kurtulup birkaç saatliğine onun sinemasının yarattığı dünyaya geçmek için istiyorum bunu.
valiente valiente
the tree of life daha gösterime girmeden ismi henüz açıklanmayan bir filmin çekimlerine başlamış yönetmen. filmin kadrosunda ben affleck, rachel mcadams, javier bardem, barry pepper, olga kurylenko ve rachel weisz var. ben affleck ve olga kurylenko'yu bilemem ama diğer oyuncular filmi izlemek için yeterli bir sebep.


(film sahnelerinden yayınlanan tek fotoğraf)
to the wonder (2012) 5 wins & 5 nominations. see more awards " neil (ben affleck) is an american traveling in europe who meets and falls in love with marina (olga kuryl... ımdb


(bkz: days of heaven)
adamınbiri12345 adamınbiri12345
çektiği 4 filmle sinema dünyası bu kadar etkileyen başka dam yoktur herhalde, hatta çektiği ilk iki filmi ile bile sinema dünyasını alt üst etmiştir ve 20 yıl ara verdiği sinemaya geri döneceğinde yani the thin red line filmini çekeceğin de baya kargaşaya neden olmuştur ve bütün büyük oyuncular kendisi ile çalışmak için sıraya girmişlerdir. the thin red line filminde çok fazla ünlü oyuncu yer almasına rağmen bir o kadarı da filmin ilk versiyonu olan 6 saatlik versiyondan 3 saatlik versiyona geçerken filimden çıkarılmıştır. etkileyici bir anlatıma sahip olan malick bir o kadarda karışık senaryolara sahiptir. 3. filmini çekeceği zaman yazdığı senaryolar çok karışık bulunup kabul edilmediği için sinema dünyasına küsmüştür ve 20 yıl boyunca yeni bir film çekmemiştir. çektiği bütün filmler doğal ortamlarda geçer ve hep doğayla iç içedir. genel olarak insanların iç dünyası ile ilgilenir. her filmde az diyalog vardır ve kahramanların iç seslerine ağırlık verir. ayrıca doğayı ve ot böcek gibi şeyleri çekmeyi de çok sever, filmlerinin bir çok kısmı doğa manzaraları ve böcekleri göstererek geçer, belki de bu yönlerinden dolayı seveni olduğu kadar sevmeyeni de baya çoktur hatta bu olay son cannes'da da kendini göstermiştir ve filmin gösterimi sonunda baya ıslıklı protestolar olmuş hatta filmin ortalarında filmi terk edenlerin sayısınında baya fazla olduğu söyleniyor. buna rağmen altın palmiyeyi kazanması, ne kadar sevmeyeni olsa da onu anlayan da bir çok insan olduğunu gösteriyor. the three of life filmi ile tekrardan büyük bir dönüş yapmışa benzeyen malick gene çok bekleyecek miyiz diye düşünürken ismini açıklamadığı romantik drama tarzındaki filmin çekimlerini bitirmiş ve seneye gösterime sokmaya hazırlamaktadır. bu da benim gibi malick severler için çok büyük bir olay çünkü 5 yıl daha bekleriz derken 1 yıl sonra yeni bir malick filmi izleyebilecek olmak güzel bir duygu ancak malick gibi ince eleyip sık dokuyan the thin red line filmini 3 yılda çekmiş olan bir adamın 1 yılda yeni bir film çekmesi baya garip geliyor haliyle. umarım önümüzdeki 2 filmi de eski filmlerinin kalitesinde olur da bizde doya doya malick filmleri izleriz. son olarak yaşadığımız dönemde değeri fazla anlaşılmamış olsa da bundan uzun yıllar sonra daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. ayrıca yeni filminden sonra buralar giri ile dolar umarım.
panavision panavision
en başarılı ve en güzel filmi olan (bence ) days of heaven herkes tarafından unutulur.
not: merak etme terrence herkes hakkında okuduklarını yazıyor brad pitt ile bir film çektiğin için, ben izleyerek yorum yapmaya devam edicem söz
tiscwslabmuz tiscwslabmuz
imdb'de vibor123 nickli şakacı kullanıcı tarafından "offical worldwide top 15: terrible directors" listesinde birinci ilan edilen yönetmen. listedeki diğer rezil yönetmenler : woody allen, spike jonze, sofia coppola, uwe boll. bence uwe boll'a büyük haksızlık etmiş, fazla okumaktan oluyor bunlar hep. ibret reloaded
adamınbiri12345 adamınbiri12345
bu adam 1943 doğumlu yani 68 yaşında ilk filmini çektiği 1973 tarihinden bu güne kadar yani 38 yılda sadece 5 film çekmiş ama bu son çektiği tree of life filminden sonra bu adama bi şeyler oldu ve şu anda tam 4 filmin daha üzerinde çalışıyor. 5 yılda 1 filmi ancak hazırlayabilen uzun titizlikle üzerinde duran adama ne oldu bilmiyorum ama yılda 1 film çekecek olması beni baya şaşırttı. bir yandan bu kadar çok film çekecek olması beni mutlu ederken bir yandan da korkutuyor. eski filmleri kadar titizlikle hazırlanmamış filmlerini gene eskisi kadar sevebilecek miyim bilmiyorum ama önümüzdeki yıllarda bolca adı anılacaktır artık. ama yaşının ilerlemiş olması arık kendisinin son filmlerini çektiğini gösteriyor belki o da artık bunun farkında ve kalan yıllarda aklında ne varsa çekmek istiyor. sonuçta sinemaya 20 yıl ara vermişti ve bu arada mutlaka aklına çok fazla fikir gelmiştir ve şu anda istediği her filmi çekebileceği sonsuz bir krediye sahip olduğu için rahat rahat film çekebilir. neyse gelelim önümüzdeki yıllarda çekeceği filmlere.

ilk filmin ismi the burial gerçi henüz tam kesin değil sanırım çünkü önce böyle açıklanmıştı daha sonra vazgeçildi sanırım imdb de şimdilik isimsiz görünüyor. film hakkında daha önce yazdıklarım (bkz: #7177645) çıkış tarihi 2012 olarak görünüyor çekimler bitti ve sanırım 2012 ye yetişecektir.

bir diğer film ise voyage of time bir kaç ay önce açıklanmıştı sanırım ve film hakkında kesin bir bilgi yok ve filmin tree of life'ın uzatılmış versiyonu olacağı yada devamı tarzında bir şeyler olacağı söyleniyor yada bir belgesel olabilir. ve şimdilik seslendirme işi için anlaşılan isimler brad pitt, emma thompson ve daniel newman. filmin çıkış tarihi 2013 olarak görünüyor.

geçenlerde ise iki film daha açıklandı ve bu filmlerden ilki ve şu an çekimlere başlanmış olanı lawless isimli film. filmin oyuncu kadrosu şimdilik şu şekilde: baoş rolde ryan gosling yardımcı rollerde ise rooney mara, christian bale, cate blanchett ve haley bennett görünüyor. 2013 yılında vizyona girmesi planlanıyor. deneme çekimlerine başlanmış ve çekimlerden bir kaç foto:
photos of ryan gosling & rooney mara filming terrence malick's lawless the first set photos of ryan gosling and rooney mara filming lawless , the upcoming film from director terrence malick , have surfaced. ın septembe... wegotthiscovered

şu an açıklanan son film ise knight of cups filmin çıkış tarihi olarak 2014 görünüyor. oyuncular ise şimdilik baş rolde christian bale ve yardımcı rollerde cate blanchett ve isabel lucas görünüyor film hakkında fazla bilgi yok.

christian bale'i sevmiş olacak ki daha öne 1 filmde oynatmıştı şimdi ise 2 filminde daha oynatmayı planlıyor. bakalım 2014'e kadar 4 film daha çıkması palanlanıyor ve bunlar ne ölçüde yetişecek ve ne ölçüde beğenilecek merak ediyorum.
karda iz süren karda iz süren
terrence malick'in filmlerinde hep şu iki karaktere rastlarız. güçlü ve gücünü doğadan alan ya da doğaya aşırı sevgisi olan karakterler, diğer taraftaysa ya çok zayıf ya da dinine ve kutsallığa çok bağlı karakterler. aslında yazılabilecek çok şey var ama terrence malick hakkında uzun şeyler yazmak için o ruh iklimine girmek gerekir.

en büyük başarısını the tree of life filmiyle aldı diyebiliriz. fakat bence esas sır the thin red line filminde çünkü bu filmde ölü bir japon askerinin bile topraktan yarısı görünen yüzü konuşur. bu filmle birlikte birçok şeyi yıkıp, yeniden kurgulayabileceğini görüyoruz terrence malick'in. son olarak the tree of life filminde bunu net şekilde gösterdi.

eğer bana sinema ne diye sorarsanız ben terrence malick derim. kimileri bana deli diyebilir. çünkü şimdiye kadar yalnızca 5 filmi var. fakat bu filmlerdeki kusursuzluk duygusu sinemanın karşılığı olmalı diye düşünüyorum. onun sinema dili bize gelmiş geçmiş en büyük yönetmen olarak nitelenen ingmar bergman'ı da hatırlatıyor aslında. bergman filmlerinde insanlar birbirlerine karşı o kadar açıktır ki hertürlü itirafı duyabilirsiniz. terence malick'te ise karakterler hem birbirlerine hem de direkt olarak seyirciye itiraflarda bulunurlar. işte kastettiğim kusursuzlukta buradan gelir. onun filmlerinde birileri doğaya aşıkken, birileri kendini doğa sanır. güçlü ve onun kadar kusursuz olduğunu düşünür. doğanın narsistliği vardır üzerinde. diğer yanda ise zayıf ve kutsallığa bağlı karakterler vardır. aslında onlara zayıf diyemezsiniz çünkü inandıkları şeylerin ölselerde devam edeceğini bildiklerinden, sonsuzluk kuşanmışlardır. bu karakterlerin konuşmaları bazen çok sanatsal, bazen sıradan insanların yapacağı konuşmalar olabilir. fakat bunu doğa içinde ve sessizlik içinde yaptıkları için her sözleri etkileyicilik kazanır. kusursuz olmayana kusursuzluk katmıştır malick. görselliği öyle süzsüzdür ki fakat tüm bu görüntüler doğadan geldiği için malick yine kusurlu olana kusursuzluk katmıştır.

malick hakkında çok az filmi olmasına rağmen söyleyecek çok söz var. bombalar yağıp insanlar ölürken, küçük bir kuş doğma çabasındadır onun filmlerinde. bazen en önemli sözü başrol oyuncuları değil, yan rollerden biride söyleyebilir. kusursuzlukla süslü bir sanat eseridir felsefe profesörü terrence malick'in filmleri.
jouissance jouissance
terence mallick'i seviyorum çünkü yüzeyi gösteriyor, çünkü dışsallık var, çünkü dünya sevgisi var, olay var, ölüm var ama içselleşmiş bir bunalım olarak değil dünyanın içinde olduğu için var, bir ağacın ayrıntılı çekimi, bir çocuğun esnek hareketleri var, özgürlük var ama kavram olarak değil yaşam olarak.
sırmalısultan sırmalısultan
badlands'ine aşık olduğum, son filminde christian bale ve natalie portman'ı oynattığını öğrendiğimde kendisine olan hayranlığımın iki kat arttığı ot böcek hayranı güzel insan.
1 /