testosteron

2 /
ceyus ceyus
bugün oyun atölyesi'nde izleme fırsatı bulduğum tiyatro oyunu. oyunda hem oyunculuklar çok iyi hem de çok başarılı ve ilginç bir konu işlenmiş. erkeklerin kadınlara bakışını farklı meslek grubuna mensup erkekler tarafından anlatıldığı bir komedi. bu bakış açısına sebep olan görüşlere hem duygusal hem de bilimsel yollardan açıklamalar yapılıyor. ayrıca oyunun sert soundlu müzikleri de oyunun ritmini tamamlayıcı yönde.
bir film hilesi ask bir film hilesi ask
fetusu erkek yapan hormon.

fetus, kromozomları xx de olsa, xy de olsa; fetal hayatın 8. haftasından itibaren testis gelişimi ve testosteron uyarısı olmazsa dişi yönünde gelişme gösterir. çünkü dişi cinsiyet gelişimi için hormonal müdahaleye gerek yoktur, kendiliğinden gelişir.
abdüş şuküfe abdüş şuküfe
metin coşkun, fırat tanış, emre karayel, mert fırat, timur acar, inan ulaş torun ve tuna kırlı ' nın oynadığı andrzej saramonowicz'in yazmış olduğu, rejisiyle mükemmel olmuş oyun... ilk başlarda ''hep böyle giderse napıcaz'' dersiniz sonra bi bakmışsınız ki oyunun içerisindesiniz... hem de nasıl bi içinde olma duygusu; ''ee şimdi bundan sonra nolucak, nasıl yaaaa??'' efektleri içinizde hep yankılanır, bi yerden sonra. çok beğendim çok... en yakın zamanda tekrar gidicem. ayrıca sonundaki şarkıları pek bi güzel efenimm... burdan ''yüreklerine, emeklerine hatta ellerine sağlık'' diyorum.

ayrıca o günün benim için önemi vardır. timur acar telefonla konuşurken ''telden sonra bi dk konuşabilir miyiz'' diyip olumlu cevap almışımdır sonra da foto çekinmişimdir. bu birinci mutluluktu ne de olsaa makbulenin izzetiyle fotomuz vardı hele ki eskişehir'in bağrından kopup gelmiş bir tiyatro tutkunu olarak- bakınız konservatuvarı kazanamamış bir insan olarak görmüyorum kendimi- farklı tiyatrolara gidiyorumun mutluluğuydu bu. 2. mutluluk bir istanbul masalının zekeriyasıyla tanışmamdı aman yarabbimmmm, o an ne söylediğimi ne yaptığımı bilmiyorum ama yine fotoğrafımız var vee emre karayel sayesinde binbir gecenin oyuncularından olan mert fıratla da tanıştık daha ne olsun... veee en büyük sevincim ise; mert fıratla ve emre karayelle aynı taksiye binmemdir efenim... aman aman bu nasıl mutluluk, bu nasıl heyecan... ama yanarım yanarım da o güzel yolculukta azıcık konuştum yaaa ona yanarım; heyecandan mı desem, o kadar sevdiğim oyuncularla aynı takside olmanın verdiği mutluluktan mı desem, yoksa en önemli zamanlarda gelen mal halim mi desem yoksa konuşursam konservatuvarı kazanamadığım ortaya çıkıcak korkusu(bkz: kompleks diil sadece karşımdakiler doğal yetenek) mu desem bilemedim... burdan sesleniyorum yeniden gelicem. o zaman tiyatro hakkında konuşalımm nolur yine mal ifadem olursa uyandırın beni nolur
dipnot olarak da gidiniz seyrediniz seyrettiriniz...
khanin khanin
tahtadan yapılan bir tür oyuncak. tahtası ceviz ağacındandır. bu oyuncak yıllara meydan okur. kız çocuklarının barbiesi, erkek çocuklarının g.i.joe'dur.
insansevmeyenhayvan insansevmeyenhayvan
bu akşam izmir-sanat ta oynanan oyun atolyesi'nin devşirme oyunu..

izlediğim en zevkli oyunlardan biriydi diyebilirim. bir kere özgündü, klasikleşmiş espriler, teknikler yoktu. hikaye de çok özgündü. tüm oyuncular çok başarılı ve tek mekanı bu kadar iyi kullanmaları muazzam. sınav haftası, zor zaman ayırdık felan ama böyle deşarj yaşamadım ben, mükemmel diyebilirim oyun için.

ayrıca devrişme diyorum çünkü çok da iyi türkçeleştirmişler. oyunun aslında olan göndermeler haliyle polonya tarihini ve kültürünü bilemeyeceğimizi düşünerek çıkartılmış. buna rağmen uzun bir oyun, girişi biraz uzun tutulmuş bana göre, ikinci yarıya kadar asıl konunun ne olduğunu kavramakta güçlük çekiyorsunuz ancak olay döngüsü hızlanmaya başladığı anda çorap söküğü gibi ardı ardına doğuruyor. tempo çok artıp oyunun sonunda tempoya uygun bir şekilde sona eriyor. şarkı da çok hoş..mutlaka görülmesi gereken bir oyun.
kekremsi kekremsi
nihayet dün izlediğim ve de iyi kii izlediğimdir. oyuncuları oyunu ellerinde yuvarlıyor; hepsi öpülesi!

onur ünsal dikkatleri çekeli çok oluyor; ama emre karayel tiyatro sahnesinde acaip güzel durmuş! mert fırat en başta endişelendirse de (bu kadar mı sana biçilen) sonrasında altın vuruş yapıyor.

kendi kahkahamdan çok etrafımdakilerin sesleriyle keyiflendim, netekim bir ara sahnedekileri bile güldüren bir ses kayışı koparttı benim yöremde.

espriler, küfür denilenler; hele de kadınlar nasıl daha çok gülen taraf olabiliyor soruları bana oyundan daha komik geliyor. oyunda tek kadın yok; ama oyun o kadar çok kadına bağlı gidiyor ki, erkeklik halleri oğuldan babaya, eskiden kocaya bu kadar güzel anlatılabilirdi.

o pudra şekeri kokusu tadıyla kaldı damağımda. kornel tipiyle, sesiyle sürekli bir gülümseme hali yarattı. yanis sayesinde nikah masası'na bakışım değişti (!) robal çaktırmadı; ama büyük ikramiye onunmuş meğer. tytus'unsa robal ve kornel'le kalışı sahnede dakikalarca sürecek bir cümbüştü. stavros içini en çok rahatlatan oldu (en son hayvanlar alemine salladığı okkalı küfrüyle yine ya da hele)

"bizim buralarda az votka diye bir şey yoktur!" emre'ye selamlar. ve de senin karın, senin de; senin annen, ha evet teyzen de hariç derken testosteronlar fora: bir, iki, üç, dört... buçuuk (!)
volkanat volkanat
fazlası saç döker. o nedenle taşaklarınızla iyi geçinmeye bakın. ters yaparsanız saçlarınızı döker elinizden bişey gelmez.
badman badman
dün gece izlediğim ve çok keyif aldığım oyun. karakterlerin çoğunun karşılığı arkadaş çevremde var ve benzeri muhabbetler çoğu zaman geyik, kimi zaman ise ciddi şekilde aramızda konuşulur (sondaki yarışmayı kastetmiyorum). bu yüzden oyun beni yakaladı.

eğer izlemediyseniz, testosteron ne sağlayacak biliyor musunuz? ben de her erkek gibi kadın türü ve onun davranış nedenleri hakkında çok düşünüyorum. elbetteki bu düşünce süreci, bir takım sonuçlar çıkarmamı sağlıyor. ancak hiçbir zaman çıkarımlarımı kadınlarla ayan beyan paylaşmış değilim. eğer sizin de böyle içinizde kalan düşünceler varsa, testosteron bunları adeta masaya döküyor. yaklaşık 2,5 saatlik oyun boyunca, sanki sahnede oyuncular değil de, sizin iç sesiniz konuşuyor!

arkadaş sohbetlerinde yaptığınız kadın muhabbetlerinde çıkan sonuçlarla da örtüşüyorsa, testosteron sizi zayıf noktanızdan vuruyor demektir.

gelelim madalyonun öteki yüzüne. testosteron'da öykü namına ne var? tamam ilk perdesinde alisha denen kadının kim olduğunu, hangi amaçla ne yaptığını öğreniyoruz. peki ikinci perde? sırf muhabbet izliyoruz. tamam çok komik olabilir, ama lokomotif görevi görecek merak unsuru yoksa, seyirci bu uzun oyunu nasıl takip edecek?

işin bir de şu yanı var: testosteron erkeklerin adeta söyleyemediklerini kadınların yüzüne haykırıyor. ancak bu durumdan kadınların rahatsız olabileceği düşünülmedi mi? ben kalabalık bir kadın grubuyla beraber izledim oyunu ve her oyun sonunda, harıl harıl tiyatrodan bahseden arkadaşlarım, bu kez "dağılıyor muyuz, kim nereden gidiyor?"a sarmıştı. içlerinden bir tanesiyle yol boyu beraber gittiğim için kısa bir süre konuştuk. o da kadınlar için biraz ağır bulmuş oyunu...

beraber izlediğim erkekler ise bayıldılar oyuna. ben diyorum ki, eğer bir oyun kadınlar için rahatsızlık vericiyse, o zaman çok da iyi değil demektir. ayrıca benim bu metni kaleme alırken içinde bulunduğum durumu da açıklıyor testosteron.

uzun lafın kısası, bir erkek olarak çok komik buldum ama sıkıldım arkadaş!

(bkz: olur mu olur)
bu sefer kesin bu sefer kesin
çok güldüğüm, izlerken çok eğlendiğim ve hatta izlediğim en iyi ilk 5 oyun içinde çok rahat sayabildiğim tiyatro eseri.
oyun başlamadan önce kapıda satılan ve oyunun yazarı hakkında olsun, oyun hakkında olsun efendime söyleyeyim oyuncular hakkında olsun bilgileri içeren kitapçıklarla hiç ilgilenmedim çünkü bedava olursa alırım da ne gerek var para verip almaya diye düşünürüm normalde. neyse işte oyun arasında ne var ne yoksa topladım satılan o derece beğenmiştim oyunu. bir de insanın, nerede yaşarsa yaşasın, hangi ırktan hangi milletten olursa olsun aynı bokun soyu olduğunu görüyorsunuz ya o çok garip.
nastasya filippovna nastasya filippovna
emre karayel bu oyunda tek kelimeyle döktürüyor!..rezervuar köpekleri'ne selam çakan bu oyunu özellikle erkekler, erkekleri anlamak içinse kadınlar mutlaka görmeli.

not:yıllarca kapalı gişe olan oyuna bilet bulmak hayli güç, belirtmek isterim.
2 /