tez savunması

1 /
battal boy cekirge battal boy cekirge
duruma göre uygulanan taktiğin değiştiği müdafa durumudur. tez savunmasını futboldaki savunma üzerinden anlatmak gerekirse iki ayrı taktik vardır: iç saha taktiği ve deplasman taktiği.

iç saha taktiği gerçekten uğraşılmış tezler üzerinde uygulanır. tezinde herhangi bir eksik olmayan,tezini kendisi uğraşa uğraşa yapmış insanlar bu taktiği benimsemelidir. hocaların sorularına sakin sakin cevap vermeli yani toplar temiz çalınmalı,bir telaş ve sinirlilik hali içine girilmemelidir. hatta ara sıra ayağında top dolaştırabilen adamlara boş alan sağlanıp dripling yapmaları suretiyle oyun rahatlatılabilir yani hocalara alakasız konularda bilgiçlik taslanarak kendi aralarında ufak tartışmalar içine girmelerine mahal verilebilir. iç saha taktiği temelde rahatlık ve güven gerektirir,başarı neredeyse kesindir.

oysa ki dış saha taktiği bir hayli zordur. tam olmadığı halde yutturulmaya çalışılan,başkasına yaptırılmış tezler mevzu bahisse bu taktiği uygulamak elzemdir. ilk olarak sert ve sıkı bir defans anlayışı gerektirir,yani önünüze geçen her fırsatı değerlendirmeniz,bildiğiniz iki üç parça bilgiyi defalarca tekrar etmeniz gerekir. bütün hava toplarına çıkılmalı,alınamayacaksa da fark edilmeyecek fauller yapılmalıdır. bu faullere örnek vermek gerekirse hocaların soruları arasından beğendiklerini seçmek beğenmediklerini ise duymamazlıktan gelmek mükemmel bir örnektir. rakip forvet kaleciyle karşı karşıya kalırsa hiç düşünmeden faul yapılmalıdır yani cevabını bilmediğiniz bir soruyu cevaplandırmak zorunda kalırsanız "ee","öö" gibi sesler çıkartmadan aklınıza ilk gelen cevabı vermelisiniz. hakemin görmeme ihtimalini yani hocanın sorunun cevabını bilmeme ihtimalini her zaman göz önünde bulundurmalısınız. kendinize hiç güvenmiyor olsanız bile kendine güveniyormuş rolü yapmalı,ezilip büzülmeden dimdik durmalısınız.

son olarak her iki taktik için de geçerli olmak üzere kademe hiçbir zaman bozulmamalı,ofsayt taktiği gibi fantastik hareketlerden kaçınılmalıdır. baskın basanın,mezuniyet ise bu taktiği uygulayanındır.
jellicle jellicle
karşınızdaki juriye göre değişen duygular hissedeceğiniz 30 dakikalık süre. bu sürenin ilk 20 dakikası sunumla, son 10 dakikası ise savunmakla geçer. tezi savunmak kolay mıdır bilinmez ama yaptığınız proje bazında bir sunum ise; daha doğru düzgün pratik tecrübesi olmayan bir mühendis adayı olduğunuz için hiçbir taktik işe yaramaz. zaten karşınızda bilmem kaç yıllık proflar otururken, kürsüye çıkar çıkmaz her tür duygudan sıyrılırsınız. 5 saniye önceki heyecandan eser kalmamıştır artık, taktik de neymiş tadında bir rahatlama ile 4 senelik bilgileri de birleştirerek savunmanızı yaparsınız. haa, tabi olay kedinin fare ile oynaması tadında gerçekleşir. eğer ilk soru geyik tarzda gelirse, gerisininde böyle devam etmesi ya da en azından orta şiddetle sorularla geçiştirilmesi mümkündür. fakat profun biri çıkıp da bilgisini konuşturarak oturaklı bir soru sorarsa, siz cevaplasanız da cevaplamasınız da, diğer hocalarda altta kalmamak için bilgi tabanlı sorulara saldırırlar. ne olursa olsun eğlencelidir ama. 10 dakikanın nasıl geçtiğini anlamazsınız bile. verilen sigara arasında, jurideki hocalarınızla birer meslektaşınızmış gibi tartışmaya devam etmek; sunumda sıçmış olsanız dahi size tatmin duygusunu yaşatır.
diyeceğim şudur ki; herkes ne olduğunu bilerek çıkmalıdır oraya. eğer ben her şeyi çözdüm gibilerinden gereksiz bir havayla çıkarsınız, (proj sunumları için geçerlidir) sizi kolaylıkla dağıtabileceklerini bilmelisiniz. ha bunu yaparlar ya da yapmazlar, o sadece hocanın takdirine kalmış bir şeydir. fakat sonrası büyük bir rahatlamadır, fazla heyecana gerek yoktur.
stocky2001 stocky2001
kendinden emin, ne dediğini bilen, adam gibi bir sunum ve de ileri sunum tekniklerinin adam gibi uygulanması sayesinde rahatlıkla başarılabilecek hede.
fempusay fempusay
savunmasını yapacağınız tezin düzeyine göre farklılık arz edecek olan ve düzeyi yukarılara çıktıkça insanın da gerilim düzeyinde sıçrama yaratan hadisedir.
y.lisans tezini savunmak oldukça kolay gibi görünse de olay doktora tezini savunmak olunca, her ne kadar tezi baştan sona kadar siz yazsanız da jüri üyelerinin, alanlarında (tabi sizin tezin alanında da) türkiye'nin en iyileri olduğunu bildiğiniz anda çuvallama endişelerinden bir türlü kurtulamamanız gibi yıllarınıza meydan okuyan bir sonuca varmanız kaçınılmazdır.
pek bir yakın zamanda (eylül sonu gibi)gireceğim doktora tez savunmasında, acaba ne yapacağım bu beş kişilik prof amcalar topluluğu karşısında diye gerildiğim doğrudur. ve hatta jüride bulunan iki prof'un birbiri ile arasının iyi olmadığını düşündüğümde -n'olcak lan benim bunca emeğim? diyerek ağlama modunda gezindiğim de doğrudur.
şuraya kadar yazdıklarımdan anlaşıldığı üzere bayağı bir gergin durumdayım. şimdiye kadarki öğrencilik yaşamımın son noktası olarak gördüğüm bu olayı atlatabilmek için her şeyden önce pek bir çekici ve şatafatlı olmayan powerpoint sunusu hazırlamam gerekli. ama hazırlanmak bile can sıkıntısı yarattığından işte sözlükte vakit geçirmeyi ve yaşadığım bu mal durumunu okur-yazar insanlarla paylaşmayı uygun gördüm. ve so n olarak diyorum ki; hayırlısı olsun....
(bkz: alet işler el öğünür)
zeus zeus
lisans tez savunmalarının ise diğer yüksek lisans ya da doktoranın yanında resmen pazar keyfi gibi magazinsel kaldığı sunumlar/savunmalardır..4 yıllık bir lisans eğitiminin sonunda daha kariyer hayatına yeni yeni karar vermiş karmakarışık bir beyini fazla yoracaklarını ya da yormak isteyeceklerini zannetmiyorum..(ya da kendimi çok fena kandırıyorum)
cozypowell cozypowell
tez savunması kendisi arasında ikiye ayrılır. ilkinde tez çocuğunuz gibi olmuştur. olası zayif yönlerini güçlendirmeye çalışsanızda, karşınızdaki hocalar o yönleri daha da zayıflatmaya çalışacakladır. günümüzde tezler için çok iyi bir savunma gerekmez ne yazık ki. çünkü çok iyi bilsenizde, çalışılmamış bir alanda tez de yazsanız geçmeniz hocalara bağlıdır.ve ne yazik ki tez savunmasında siz terler dökerken; hocaların karşınızda yiyecekleri ikramlarıda önceden düşünmeniz gerekir. günümüzün şartlarında akademisyenler böyle bir ortamda bilim yapmaya çalışır ki yapılan ne çeşit bir bilimdir o tartışılır.

bir diğerinde ise; başkaları tarafından yazılan tezlerde savunulur. hiç emek vermemiş de olsanız, bir şekilde geçeceğinizden eminsinizdir. jurideki hocalar tanıdıktır. hatta ikramları bile hocalar ısmarlar. bu şekilde de başkalarına tez yazdırarak bilim yapanlarda vardır.

bu ayrım aslında nasıl bilim yapıldığını da anlatır. ve yine bu bilim ne çeşit bir bilimdir bu konuda da bir tez yazılabilir.
recai pengül recai pengül
tez savunması sırasında gerilime gerek yoktur. insan kendisini en kötü senaryo olasılığı ile rahatlatabilir. en kötü ihtimalle gözünüzden kaçmış, argümanınızı zayıflatan, cevabını bilmediğiniz bir soru gelir. siz de "bu sorunun cevabını bilmiyorum, düşünmem gerek." dersiniz olur biter. bunu kabullenmeyip gevelemeye başlarsanız, işte o zaman affetmezler.
dursun sabit hayalar dursun sabit hayalar
danışman hocan seni savundu mu aşağıladı mı onu bile anlamadan, savuşturduk soruları, geçtik dimi lan tansu hissiyle dünyanın yükünü omzundan atabileceğin, gereğinden fazla tırsılan savunma.
euromos euromos
iki yıl süren tez hazırlama aşamasından sonra dananın kuyruğunun kopacağı andır sizin için... jüri üyeleri açıklandıktan sonra tezi tek tek hocalara elden teslim edersiniz..jurinize girecek hocaları tanımanız açısından küçük bir fırsattır bu.. savunma günü belirlendikten sonra o bir kaç gün geçmek bilmez...tez savunması nasıl yapılır ki diye tanıdıkları tecrübelileri arar durursunuz çevrenizde.. olmadı sözlüğe gelip bakarsınız...bi bitireyim ben de gelip yazacam buraya bak dersiniz kendi kendinize..sonra savunmaya hazırlanmaya başlarsınız.. tezi kendiniz yazdığınız için ne anlatacağınız az çok kafanızda bellidir. ama savunmaya nasıl başlanacağını bulmak zordur.. öyle bir başlangıç olmalıdır ki hem siz rahatlayın hem de karşınızdaki hocalar sizin hakkınızda olumlu ilk izlenimler edinsinler.. nihayet savunma günü gelir. hocalar toparlanır, anlat bakalım evladım derler.. başlarsınız anlatmaya.. kafanızdakileri dilinize dökmek kolay değildir..bazen şaşırırsınız, bazen heyecanınızı hissettirirsiniz, bazen karşınızdaki hocaların yaptığınız şeyle bu kadar ilgili olmasına sevinirsiniz..sorular gelir sonra, terlersiniz, eleştirilirsiniz.. bir saat sürer ..zaman nasıl geçti bilemezsiniz.. dışarı çıkarsınız sonra. heyecanın yerini sessizlik almıştır, içerden gelecek haberi beklersiniz.. kendi aralarında konuşurlar, üç olasılık vardır; red, kabul, uzatma.. sizi içeri çağırırlar..ve size geçtiğinizi söylerler..böyledir tez savunması..
löpürgül löpürcan löpürgül löpürcan
şahsım adına temmuz sıcağında tam iki saat yirmi dakika süren ve savunma diyenin kalbini kıracağım saldırı idi. tam iki saat yirmi dakika sürdü. iki saat yirmi dakika, temmuz sıcağında, kocaman bir masanın etrafında, beş hoca, iki saat yirmi dakika, temmuz sıcağında..
fakespeare fakespeare
ömürden ömür götürebilen olaydır. sunum 20 dakika sürüp soru kısmı 120 dakika sürünce dünyanız kararız. toplam 140 dakika ayakta durursunuz. zaten
üst üste gelen sorularla bunalmışsınızdır, bir de alay ederler tezdeki yazım hatalarıyla. sorulan sorulara cevap verdikçe hocalar da gaza gelir daha da sıkıştırıp ebesinin amına kadar inerler sorularla.

her şeyi alttan alıp, akıcı bir üslupla konuşmayı başarabilirseniz, sonunda hocalar bir anda melekleşir ve " tebrikle oldukça güzel bir çalışma olmuş eleştirilerimiz dikkate alıp hatalarını düzelt. bu iş tamamdır, tebrik ederiz" derler. 120 kilo yükle girdiğiniz o savunmadan bulutların üzerine basarak çıkarsınız. çıkışta herkese bira ısmarlamak istersiniz. olmaz, öğrencisin mına koyim coşmamak lazım o kadar. gidilir iddaa oynanır, pes oynanır, künefe yenir. e yeter daha ne olsun.
kızılcık şerbeti kızılcık şerbeti
tez savunmanızdaki jürilerinizin sayısı beş ise ve tek bir tanesi hariç diğer jüri üyeleri yaptığınız araştırma alanında uzmanlarsa harika geçeceğini zannettiğiniz savunmadır. fakat o bir tane alan dışı olan jüri vardır ya, heh işte o jüri konuyu bilmediğinden sunum bittiğinde "e şimdi ne işe yarayacak bu" diyerek vücudunuzdan ter fışkırmasına neden olur.
(bkz: bilmiyorsan konuşma)
1 /