the age of adaline

pedagojik formasyon pedagojik formasyon
1908'de doğan ve 27 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu hep aynı yaşta kalan adaline'in hayatını konu alan ve bu nisanda gösterime girecek olan film. başrollerde blake lively ve harrison ford var. ortam ve kıyafetler falan olsun dönem filmi havası hoş. tabi harison ford ismi de insanı heyecanlandırıyor ama sanki sinemada değil de indirip izlemelik bir film gibi görünüyor. we'll see.



dipnot: gossip girl'ün serenası blake lively nin oynadığı filme, oynatan yönetmene şüpheyle bakarım ben. harrison ford bile kesmeyebilir.
yarından önce bugünden sonra yarından önce bugünden sonra
hakkında uzun zamandır yazmak istediğim film.

ikinci kez izlemeden yazmayayım dedim çünkü bir öncesini sanırım ilk çıktığı zaman izlemiştim. blake lively'in gossip girl ön yargısını kırmayı başarabilecek kadar iyi bir oyunculuğu var ve sonu tabi ki tahmin edilebilir...

özellikle arabalı sinema sahnesinde "ailem ile buluşacağım gelir misin?" sorusu ile aslında anlıyorsun bir şeyler olacağını. neyse filmi bir kenara bırakmadan anlatmak istediğime getireyim lafı;

adaline'nın sevgisinin gerçek olduğunu anlıyorsunuz hemen. 100 yıldır yaşayan bir kadın sonuçta ve insanlar sığ gelebilir. will'i yendiği oyunda her şeyi bilmesiyle aslında bir şekilde anlamalısınız onun ne kadar mükemmel olduğunu.

bir erkek için güzel, çok zeki ve bilgili bir o kadar da tevazu sahibi bir kadına aşık olmak çok kolay... adaline'nın rüzgarına kapılmamanız mümkün değil. her şeyi son derece cool yapan bir kadından bahsediyoruz. portekizceyi akıcı bir şekilde konuşan birinden. 100 yıl yaşayıp hayatının hiç bir anını boşa yaşamamış bir kadından bahsediyoruz. ona aşık olmak çok kolay. bugün adaline bulup aşık olmayacak bir tane adem oğlu yok ama!!

asıl olay adaline'nın aşık olmasında.
çünkü, bu kadar şey gören birinin, hayatı kaçmak üzerine kurulu iken ve de o zamana kadar bunu başarmışken ellis'e aşık olması... i̇şte o an adaline'nın sevgisinin gerçek olduğunu anlıyorsunuz. böyle sevildik de biz mi sevmedik.

filmin biraz kısa olduğunu, adaline ile ellis'in arasındakileri geliştirip daha sonra william olayına geçmesini isterdim... babasına ve oğluna aşık olarak gen'lere aşık olmak diye bir şey olduğunu da hatırlattı bana ama kaza ile gelenin kaza ile gitmesinden hoşlanmadım. kendiliğinden yaşlanmaya başlasa daha tatlı olurdu!!

bu arada dış sesi abimize de hastayım...

adaline gibi seveni bulup ellis gibi sevin arkadaşlar. mutlu olmak çok kolay!!
bona fide bona fide
az evvel bitirdim.farklı bir senaryosu var, klişeden uzak bir film.

bazen insan adaline gibi kaçabiliyor mutlu olabilecekken. şeyi düşündüm ben, acaba yıllar sonra biz de bu kaçtığımız şeylerle bir şekilde karşılaşır mıyız gerçekten. nasıl davranırız o anda?

ayrıca adaline'in portekizce konuştuğu sahnedeki tavrına bittim.

hı bir de şu diyalog güzeldi. i̇talyanlar şey demiş, "şarap kadehleri, sevgililer ve yıllar sayılmamalı" haklılar da. yılları saymayı bırakıp keyfini çıkaralım hayatın.

sahneyi de bırakayım: