the babadook

higherprimate higherprimate
2013 yapımı olan, genelde başarasız filmlerin çıktığı korku filmi kategorisinde oldukça iyi denilebilcek bir filmdir.

sundance izleyicilerinin ödlerini kopartıp, ödüllere layık görülmüştür.








23numara 23numara
fragmanı beni mama veya el orfanato kadar heyecanlandırmasa da amerikan yapımı korku filmlerinden sıkılmış birisi olarak bunu da izlemeyi merakla bekliyorum. ispanyol sinemasının korku filmlerinde çıkış yakaladığı son yıllarda avustralya sinemasından enteresan bir yapım geldi gibi görünüyor.

yönetmeni neredeyse hiç bir yerden tanımadığımız jennifer kent.
widdler widdler
7,1'den çok çok daha fazlasını hakeden, bu senenin tartışmasız en etkileyici korku filmi.

-spoiler-

film bence tipik bir korku filmi değil; gizli kapaklı dahiyane bir kurgusu var. belki bir hayli g.tümden atıyor olabilirim ama bana öyle geliyor ki bu kadın deli; çocuğunu istememiş ve doğum yapacağı gün cinnet geçirerek, öldüğüne kendisinin de inandığı kocasını aslında bodruma hapsetmiş. filmi bitirdikten sonra tekrar başa dönüp ilk dakikaları izlerseniz; adamın ölümünü göstermemelerini veya kadına bakışlarını pek tabii buna yorumlayabilirsiniz. ayrıca dikkat ederseniz babadook ile kocasının kıyafetleri birbirine fazlaca benziyor. hem babadook sürekli çocuğun ruhunu istiyor ki babanın çocuğuna kavuşmak istemesini kadının hasarlı beyninin algılayış şekli bu da. köpeğin daha babadook gelmeden o bodrum kapısını tırmalaması misal; bu da bu manaya gelebilecek ipuçlarından bir tanesi. 'e kocasının sürekli 'yine yağmur yağacak sanırım' demesi ne alaka peki?' diyeceksiniz; onun cevabı da solucanlar. adam karısının getirdiği solucanlarla besleniyor ne de olsa ve solucanların toprak yüzeyinde en fazla miktarda bulundukları zamanlar yağmur sonraları.

ya da ben artık korku filmi izlememeliyim; bilemiyorum.

-spoiler-
zincirlemegunahtamlaması zincirlemegunahtamlaması
korku türünün başarılı örneklerinden biri.

doğrusu ben umduğumdan fazlasını buldum. beklentim ev içinde canavar, kapı gıcırdısı, kaçışan insanlar filanla sınırlıydı. neyse ki küçük nüanslarla renklendirilmiş bir film bulduk. yalnız takıldığım bazi şeylerden bahsedecem.

- spoiler -

ya bazı bölümler var ki ne olacağını adınız gibi biliyorsunuz. kapı çalıyor ve kamera açısı size diyor ki kitap yerde duruyor. kadın kitabı görmüyor içeri giriyor ve kapı gene çalınıyor.şimdi buna ne gerek var abi. bunlar sıkar izleyiciyi baydı artık şu mevzu. sonra gece kapı çalıyor aha diyorum karşı komşu geldi. hep aynı terane.

bunları bi kenara koyuyorum şimdilik. filmin konusuna gelelim. evet bence anne şizofren. kitabı (the babadook'u)annenin yazdığını kabul ediyoruz. canavarı yaratan annenin ta kendisi yani. kısacası çocuğu öldürmeyi tasarlamış, ancak bundan bir şekilde vazgeçiyor. evladı da ondan çok farklı değil. yalnız benim toparlayamadığım noktalar oldu. şimdi filmdeki canavarı kadının korkusu veyahut çocuğu öldürme girişimindeki bahanesi, sığınağı olarak ele alırsak filmin sonundaki solucan muhabbeti benim için havada kalıyor. gerçi ne şekilde bakarsak bakalım solucan muhabbeti havada kalıyor.

- spoiler -
sakura sakura
filmdeki gerilim çok farklı, çok sağlam ama benim kişisel olarak tek sevmediğim kısmı; filmin çok hızlı ilerleyen bir kurgusunun olması. şu an dillendiremeyeceğim bazı yerlerde gerilim az daha uzatılabilirmiş.
master of time master of time
arkadaşımın "mutlaka izle çok sağlam korku filmi" şeklindeki önerisi sayesinde fazla bir beklenti içine girerek izlediğim fakat vasatın biraz üzerinde olan yabancı korku filmi...

filmi illa izleyecekseniz büyük hd ekranda bir ses sistemiyle izleyin derim... sesler felan iyiydi ama ben pc ekranında izlerken çok etkilenmedim açıkçası. yine de filmden tat alır filmi beğenir misini o da tartışılır tabi...

-spoilor-

`telekinezi yapan, ışınlanan, kadının içine giren çıkan hödüğün filmin sonunda bodrumda kilitli kalabildiğine inanmak çok zor !!! bu denli yetenekli bir iblisin beslemezsen ölecek olması ise çok dramatik... aga koskoca hödüksün !!! gir çocuğun içine öldür kadını bu kadar mı zor ? bi de niye illa solucan yiyorsun yani ? neyse film iyi başlamıştı ama saçmalık olarak bitti özetle... hani bi konuyu güzel yakalamışsın ama bu kadar da sıvamanın ne alemi var!!! kadının içine gir maymun gibi kapıları kır felan... sonra gel kuzu kuzu solucan ye... `
ınvocacionydanza ınvocacionydanza
az önce saat 4 sularında izlediğim korku filmi. normalde bu filmle alakalı bir şeyler yazmak istiyordum ama enteresan bir şey başıma geldi. filmi bitirdim geriye yaslandım elime telefonu aldım ve elime almamla telefonun çalması bir oldu. durun daha bitmedi özel numaradan aranıyordum. kapattım. bir kere daha çaldı yine kapattım. normalde gece korku filmleri izlemeyi severim ve o kadar da korkmam olay örgüsü daha çok dikkatimi çektiği için izlerim ama bu olay deyim yerindeyse götümü üç buçuk attırdı. film bitiyor. telefonu elime alıyorum bir kaç saniye sonra çalıyor. özel numara, kapatıyorum yine arıyor. anasının .mı yani ben nasıl yatayım şimdi ahahah.
büyüsübozulmuşdünyanınbüyüsü büyüsübozulmuşdünyanınbüyüsü
jennifer kent'in yazıp yönettiği 2014 yılı avustralya-kanada ortak yapımı bir klasik korku filmi olarak görünse de diğer filmlerdeki korku unsuru bu filmde sembolik olarak ele alınmış, karabasan figürü kadının kaybettiği eşini, çocuk açısından ise annesini kötü yaratıktan koruma güdüsü olarak filmde sunulmuştur.

filmin en başında sesine dahi tahammül edemediğim çocuğu, filmin sonlarına doğru bağrıma basmak istedim. hele kadının çocuğunu boğmaya çalışırken, çocuğun annesinin yüzünü okşadığı sahne yok muydu. kıyamam yavruma.

her ne kadar psikolojik hayal ürünü olsa da bu karabasan figürü uzun süre gözümün önünden gitmemekle beraber, gardrobumun kapağına bakmaktan geceleri gözüme uyku da girmemekte.