the beatles

2 /
hamsili ekmek hamsili ekmek
sadece bir şarkı bu gruba hayran kalmak için yeterlidir. o şarkının ismi de yesterday dir. kısadır, kimine göre hemen biter. sonra insanı düşündürmeye başlar, hayallere daldırır. eski sevgiliyi düşündürür (nedendir bilmem), aşk'ı düşündürür. şarkıda ne dediği önemli değildir (zaten ingilizce de bilmiyorum). zaten önemli olanda ne dediği değildir, seni nerelere götürdüğüdür.
a day in the life a day in the life
1962-1965 arası yaptıkları müzikler amerikan müzigi etkisinde olup,66-70 arasında çok farklı türde çalışmalar yaparak bugün ki birçok müzik tarzının temelini atmış gruptur.esas oğlanlar john lennon ve paul mccartney olup,george harrison yardımcı aktör,ringo starr ise taşak oğlanıdır
majevermiodane majevermiodane
bazen sırf sevdiğiniz insan dinliyor diye ilgi duyabilceğiniz grup.(tabiki bu kadar basite indirgenmemeli ama sevmek de tüm bu indirgenmişliği siliyor)
vapurda mp3 dinlerken yesterday adlı şarkısıyla insanı deniz martı manzarasından mahrum bırakıp başka alemlere götürür.öyle bi yere götürür ki deniz ve uçuşan martı manzarası yanında halt eder.şarkı hiç bitmesin istenir.aşk özlenir.belki de hiç görmediğiniz,hiç duymadığınız,hiç bilmediğiniz aşk...sanki vapurdan inince onla karşılaşacakmışsınız gibi salak bir düşünceye kapılırsınız...neyse vapurdan inip çoktan tramvay yoluna girmişsinizdir i wanna hold your hand'i yarılamıştır mp3 haberiniz olmadan.imkansız aşkı hayal ettiğinizi anlayıp devam edersiniz yolunuza...işte the beatles kısacık şarkısıyla özlem duymanızı sağlar saflığa.imkansızı hissettirir fark ettirmeden,usulca...
achilles achilles
tüm zamanların en çok 1 numara single çıkarmış,kayıt satmış müzik grubu.en sevmiyorum diyenin bile en azından bir şarkısına aşık olacağı karşı konulmaz cazibe.asla bir benzeri gelmeyecektir.bazı şeyler tarihte bir kez olur.çok kısa sürede başka hiçkimselerin başaramayacağı işleri başardılar.british invasionun liderliğini yaptılar ve ada müziğinin kapılarını tüm dünyaya açtılar.onlar olmasaydı ne britanya müziği şimdiki konumunda olabilirdi ne de günümüz müziği şimdiki halinde olabilirdi.dünyanın bayıla bayıla dinlediği,en büyük şarkıcı ve grupların çok önemli kısmı beatles`tan esinlenmiş,şarkılarını albümleride ve konserlerinde performe etmiştir.kısacası beatles kendisini fazlasıyla aşmıştır.o kendiyle sınırlı bir müzik grubu değildir.o,bir müzikal devrim,ilham güneşi ve en yüksek zirvedeki erişilmez sanat deryasıdır.
aynı zamanda kendi single`larıyla yarışan müzikteki tek isim.
kırdıkları rekorları,getirdikleri yenilikleri anlatmak uzun sürer,ama çok enteresan bir şey vardır ki müzik tarihinde hiç yaşanmayacaktır:
nisan 1964`te billboard singles chart taki ilk 5 parçanın hepsi the beatles`a aittir.
(bkz: kıyamet alametleri)
(bkz: korkuyorum)
elmaludatlu elmaludatlu
yıl 1957... liverpool'da quarry bank okulundayız. john lennon adında bir öğrenci o günlerdeki popüler akımdan etkilenerek bir orkestra kurmaya karar verdi. bu grubun adı "the blackjacks"di. bu isim bir haftadan fazla sürmedi ve john mart 1957'den ekim 1959' a kadar sürecek olan "the quarry men"i kurdu.


"the quarry men" isminin kaynağı john'un okuduğu okulun ismiydi. john gitar çalıp şarkı söylüyor, colin hanton davul, eric griffiths gitar çalıyor, pete shotton washboard kullanıyordu. ayrıca rod davis banjo, bill smith de bas gitar çalıyordu. daha sonra bill'in yerine ıvan vaughan geldi. john, elvis presley 'in "heartbreak hotel" şarkısından etkilenerek amerikan rock'n roll müziğinin hayranı oldu. bu nedenle grubun repertuarına buddy holly, carl perkins, the coasters, elvis presley, jerry lee lewis ve gene vincent gibi isimlerin parçalarını aldı. 6 temmuz 1957'de ıvan vaughan paul mccartney'i woolton parish church fete'deki konserlerine davet etti. o zaman 15 yaşında olan paul mccartney 16 yaşındaki john lennon'la tanıştı ve dünyanın en iyi şarkılarını çıkaracak olan söz yazarlığı ortaklığı başlamış oldu.

the quarry men gitar ve vokalde paul'ün, piyanoda john lowe'un ve gitar ve vokallerde george harrison'ın eklenmesiyle 7 kişi oldu. daha sonra griffith ve bir kişi daha gruptan ayrıldı. grup birçok yerel yetenek yarışmasına katılmasına rağmen çok az konsere çıkabiliyordu, ve ocak 1959'da artık işler yürümemeye başladı. john ve paul bağlantılarını kaybetmemişlerdi ama george les stewart quartet'e katıldı. bu aslında the quarry men'in sonu olabilirdi, tabii şans diye bir olgu olmasaydı. les stewart quartet "les casbah" adında yeni bir klüpte çalmak üzere anlaşmıştı, bu klüp gruptaki pete ve rory'nin annesi olan mona best tarafından işletiliyordu. fakat grubun gitaristi ken brown burada çalmayı reddetti. bunun üzerine ken ve george les stewart quartet'den ayrıldılar ve george paul ve john'la bağlantıya geçerek the quarry men'i bir dörtlü olarak tekrar bir araya getirdi. bu klüpte geçen yaklaşık 7 geceden sonra ken brown çıkan para ile ilgili bir anlaşmazlık sonucu ayrıldı. ekim 1959'dan ocak 1960'a kadar john, paul ve george "johnny & the moondogs" adı altında devam etti.

bu sırada john liverpool sanat koleji'ne girmişti. grubun bir bas gitariste ihtiyacı vardı, bunun üzerine john okuldaki iki öğrenciyi gruba davet etti. bu öğrenciler stuart sutcliffe ve rod murray'di. ikisinin de gitar alacak parası olmadığı için rod bir gitar yapmaya başladı. daha sonra stuart resimlerinden birini john moores sanatevine satmayı başardı, ve bir hoffner bas gitar alarak ocak 1960'da gruba katıldı. bu sırada grup da adını "silver beetles" olarak değiştirdi. davulcuları değişmeye devam ediyordu, ilki onlarla iskoçya turnesine çıktıktan sonra ayrılan tommy moore'du. daha sonra norman chapman geldi, ama o da birkaç hafta sonra ayrıldı. sonunda george klüp sahibinin oğlu olan pete best'i önerdi ve pete grubun davulcusu oldu.

grubun son adı olan "the beatles" adını alması hamburg'a ilk gidişlerinden hemen önce, ağustos 1960'da oldu. beatles, hamburg'a john, paul, george ve pete halinde gitti. bu sırada beatles liverpool'daki en iyi grup değildi, hatta birçok yönden hor görülüyordu. müzikal olarak kendilerini hamburg'da kanıtladılar. bunun en büyük sebepleri ise çok uzun süre sahnede kalmak zorunda kalmaları ve klüp sahibi bruno koschimider tarafından bir show hazırlamaya zorlanmalarıydı. tabii ki onları özel yapan sadece hamburg değildi. aslında liverpool'da yeni grupların adlarını duyurabilecekleri birçok yer vardı.

bu sırada pete best grubun en güçlü elemanı olarak gösteriliyordu. hamburg’dan sonra stuart sutcliffe gruptan ayrıldı. john paul ve george çok iyi gitarist ve şarkıcılardı. pete'in ise yarattığı özel bir davul sesi vardı ve bunu "the atom beat" olarak adlandırmıştı. bu ritm daha sonra birçok davulcu tarafından taklit edildi.

aynı sıralarda beatles brian epstein'ı menajer olarak tutmuş ve o da onlara decca plak şirketiyle bir deneme yaptırmıştı. bu denemede başarısız oldular fakat epstein onlara başka bir plak şirketiyle bir başka deneme yaptırdı. bu plak şirketi de parlophone'du. george martin onların a&r'ı oldu. 1962'de pete best gruptan ayrıldı, yerine ise ringo starr geldi.

grubun ilk single'ı "love me do" 5 ekim 1962'de piyasaya çıktı ve hit oldu. beatles'ın kariyerinde en önemli yıllar şüphesiz 1963 ve 64'tü. 1963'de "beatlemania" adı verilen beatles çılgınlığı ilk albümleri “please please me” ile ingiltere'de başladı ve beatles konserlerde alt grup olarak çıkmaktan kurtuldu. artık royal variety show'da ve tv'de en yüksek rating alan program olan "sunday night at the london palladium"da sahne alıyorlardı. en başarılı yılları dünyada ve amerika'da pazarı fethettikleri 1964'tü. grup artık bir sembol haline gelmişti. bu sırada amerika başkan john f. kennedy'nin ölümünün yasını tutuyordu ve beatles onları biraz olsun neşelendirmek ve yaslarını unutturmak amacıyla sık sık ekrana çıkıyordu. aynı zamanda amerika'ya rock'n roll'u da geri getirmişlerdi. elvis presley bu sırada orduya katılmış, ve asiliğini büyük ölçüde kaybetmişti. jerry lee lewis ve chuck berry ise skandallara konu olmuşlar ve kariyerleri neredeyse bitmişti. buddy holly, the big bopper ve ritchie valens ise bir uçak kazasında ölmüştü. amerikan medyası ise beatles'a göre bir hitle meşhur olan frankie avalon, tab hunter ve james darren gibi insanları tanıtıyordu.

isveç'ten dönerken ed sullivan grubu londra havaalanında gördü. gördüğü şeylerden (çığlık atan kızlar, tezahürat yapan erkekler ve durmadan resim çeken medya mensupları) onu çok etkiledi ve beatles'ı "ed sullivan show"a çıkardı. bu show televizyon tarihinde o zamana kadar olan en fazla ratingi aldı. aynı yılda beatles amerika'ya ilk turnelerini gerçekleştirdi ve ilk filmleri olan "hard day's night"ı yaptı. 1965'de ikinci filmleri, "help!" vizyona girdi. daha sonra aynı yıl shea stadyumunda 55000 kişinin karşısına çıktılar. bu tarihteki en büyük canlı izleyici kitlesiydi. fakat turnelerin zor zamanları da oluyordu. tokyo'ya ilk gittiklerinde konser saatine kadar otel odasından dışarı çıkmalarına izin verilmedi. filipinlerde ise boş bir günlerinde ımelda marcos bir kraliyet yemeğine katılmalarını istedi. beatles bunu kibarca reddetti, fakat halkın tepkisiyle karşılaştıkları için ülkeyi hemen terk ettiler.

1966'da ise john'un yaptığı bir açıklama yüzünden basının baskısını üzerlerinde hissettiler. bu açıklama beatles'ın isa'dan daha popüler olduğu üzerineydi. john birkaç kere özür dilemek ve açıklama yapmak zorunda kaldı. tüm bunlarla birlikte amerika turneleri de korku içinde geçmişti. 19 ağustos 1966'da memphis'de bir ölüm tehdidi ve show sırasında patlayan bir yangın söndürücü onları çok korkutmuştu. ertesi gün cincinnati'deki konserde organizatör bir tente sağlamayı reddetmiş ve bir türlü beatles elemanlarının yağmurda elektrogitar çalmayı neden reddettiklerini anlayamamıştı. paul üzüntüsünden hasta oldu. 28 ağustos'da ise dodger stadyumunda los angeles polisleri genç kızları dövdü. birçok kişi ise kargaşa sırasında ezildi.

60'larda beatles sadece bir olgu haline gelmekle kalmadı, bu yılların tarzını ve modasını da etkiledi. aynı zamanda plak endüstrisini de oldukça değiştirdiler. sanatçılar ve yapımcılar için birçok ayrıcalık getirdiler, ayrıca günümüzde bilinen müzik videosu kavramını da başlattılar. please please me’den the abbey road’a kadar tüm albümleri popüler ve kendi tarzlarında özeldi. fakat uzun zamandır menajerliklerini yapan brian epstein'ın ölümünden sonra beatles için her şey ters gitmeye başladı.

başka şeylerle ilgilenmeye başladıkça grup müziğe gittikçe daha az zaman ayırdı. 1964'ün sonlarında marijuana'yla tanıştılar. daha sonra 1965'te ise lsd kullanmaya başladılar. son konserleri 29 ağustos 1966'da san fransisco'daki candlestick parkında oldu. 1967'de menajerleri brian epstein kaza sonucu aşırı dozdan öldü. brian'ın ölümünden sonra john ve paul arasında paul'ün grubun lideri olmaya çalışmasından ortaya çıkan bir anlaşmazlık yaşandı. bu sırada magnum opus olarak nitelenen sgt. pepper's lonely hearts club band için tüm zamanlarını stüdyoda geçiriyorlardı.. bağlar yine de güçlüydü, tabii white album sırasında grubu dışarıda bırakıldığı gerekçesiyle kısa bir süre için bırakan ringo starr dışında. ringo geri döndüğünde bateri setini çiçeklerle donatılmış buldu, ve artık grup tarafından daha çok kaale alındı. white album'den sonra "let ıt be" projesi üzerine yoğunlaştılar. buradaki fikir beatles'ı yeni şarkılar yazarken ve kayıtta görmekti. daha sonra da özel bir yerde konser vereceklerdi. twickenham film stüdyolarındaki kayıt sırasında tansiyon oldukça yükselmişti. john büyük aşkı yoko'yla meşguldü ve ringo kayıt sırasında arkada bırakılmıştı. bir gün paul'le çıkan bir anlaşmazlık sonucu george stüdyoyu terk etti. daha sonra geri dönmesine rağmen, john'un daha sonra dediği gibi artık bu oyunu oynamaktan usanmışlardı.

beatles'ın hayranları önüne son çıkışı apple binasının tepesinde, 30 ocak 1969'da oldu. "let it be" albümü piyasaya çıkamadı fakat beatles son albüm olarak abbey road'u yaptıktan sonra ayrılmaya karar verdi. grubu bu süre içinde ayakta tutan ve magical mystery tour'u yapmaya teşvik eden paul'dü. let ıt be albümü 8 mayıs 1970'de paul'ün gruptan ayrıldığını açıklamasından yaklaşık 1 ay sonra yayınlandı.

sonuçta beatles gerçek bir efsane oldu. müzikleri hepimizin hayatında önemli bir yer edindi. beatles'ın istediği beatles olmaktan öte, mutluluktu. ilk ünlendiklerinde duydukları mutluluk. john mutluluğu gerçek aşkı yoko'da, plastic ono grubunda ve oğlu sean'da; paul linda'da çocuklarında ve wings'de; george solo kariyerinde, olivia'da ve oğlu dhani'de; ringo ise solo kariyerinde, oyunculukta, barbara'da ve oğullarında buldu. beatles her zaman tarihteki en büyük rock'n roll grubu olarak kalacak.
sayenizde sayenizde
hiç kimse onların sosyal davranışlarını eleştirmemiş. çalışan sınıfın mükemmel kahramanları olmuşlar zamanında.
gençliğin isteklerini algılama incelikleriyle bir çok insanı arkalarına katmışlar yıllar önce.
sayenizde sayenizde
son yazdıkları parçalar, ilk yazdıklarına göre daha iyi olmuş, sürekli bir gelişim ve değişim göstermişlerdir.
beatles bir büyüdür, dağılmalarıyla pop kültürünün büyük bir dönemi sona ermiştir.
weird science weird science
bono kendileri hakkında şunları anlatmaktadır: beatles'ın altında çıktıkları bir konserleri öncesi john lennon kulise girip bono'nun konserde giyeceği oldukça değerli ceketi görüp, bunu kim giyecek diye sorar. bono cevabını alınca, ''hayır ben giyeceğim'' der ve gerçekten de ceketi o giyer. bono ise bugün dünya sahnesinin en önemli yıldızı olmasını önemsemeyip şunları söylüyor:

''çok kibirli olabilirim, şu an büyük adam o zamanlar onların olduğu gibi ben olabilirim ve bunu hakediyor da olabilirim ama hiç bir zaman bir beatle olamayacağım. o olaydan sonra bunu hatırlamak için sahneye sürekli deri ceketimle çıkıyorum.''
2 /