the big lebowski

1 /
tutkuyakar tutkuyakar
tam anlamıyla komedi klasiği olan defalarca izlenesi,izlendikçe tembel,asosyal ve mutlu insanlara gıpta ile bakmaya yol açası coen brothers yapımı film.uyuşuk lebowski 'dude'un arabada sigara söndürdüğü (yada söndüremediği) sahnenin yavaş çekimde tekrar izlenmesiyle kalbin aşırı dozdaki kahkaha yüzünden birkaç saniyeliğine durması olsıdır.
wonderwall wonderwall
-lebowski,nereye gidiyosun?mafya peşinde!
-eve gidiyorum..
-delirdin mi?
-bugün bowling beni yordu,yatıp uyuycam...
replikler tam olarak doğru değil ama bu size onun nasıl bir kişilik olduğu hakkında bilgi verebilir..
keyif pezevengi keyif pezevengi
the dude:walter, the chinaman who peed on my rug, i can't go give him a bill, so what the fuck are you talking about?
walter sobchak: what the fuck are you talking about? the chinaman is not the issue here, dude. ı'm talking about drawing a line in the sand, dude. across this line, you do not... (sesini ciddi bir tona sokarak)also, dude, chinaman is not the preferred nomenclature. asian-american, please.
the dude: jeez, walter, ı'm not talking about the guys who built the fucking railroad here.

mükemmel kelimesi az gelir bu film için, öyle bir film işte.
tricky tricky
asıl kahramanımızın, başka bir lebowski ile karıştırılması sonucu ortaya çıkan olayları konu alan, iyi yapılmış bir film.
asıl kahramanımıza* siz diye hitap ettiklerinde, şaşırıp, "siz kim? haa saygıdeğer ben yani" gibi bir cevap verir. böyle bir adamdır işte.
rockbase rockbase
filmi defalrca izledikten sonra hayatımın geri kalanını bir pasifist olarak geçirmeye karar vermeme sebep olan mükemmel ötesi bir film
hadapkol hadapkol
yaşam tarzıyla, karakteriyle, arkadaşlarıyla ve yaptıklarıyla serseri olarak adlandırılan ama yer ve zaman içindeki konumunu iyi kotaran bir adam olan jeff lebowski'nin, kendi deyişiyle the dude'un bir takım karışıklıklar nedeniyle karıştığı olayları anlatan komedi filmi.

--- bir şeyler var işte ---

the dude aptal bir adam değildir ama çok zeki de değildir açıkçası. alelade bir insandır ve yaşam konusunda çok büyük hırsları yoktur. o, bowling oynamaktan hoşlanır, white russian içmekten zevk alır, arkadaşlarıyla çok basit muhabbetler döndürür, marihuanasını içer vs. zaten çıkarları da çok önemli şeyler gibi gözükmemektedir. bir çinli'nin üzerine işeyip içine ettiği halısına üzülür, çünkü o halı salonu oldukça dolu göstermektedir. arkadaşı walter pek çoğumuza çok da yanlış gözükmeyecek olan 1 milyon dolar'ın üzerine yatma fikrini açıkladığında şaşacaktır. neden başlarını derde soksunlar ki? bu işten zaten 20 bin dolar kazanacaklardır.. the dude'un yaşam tarzı bir açıdan oblomov'a benzemektedir. sanki oblomov'un biraz daha basit, komik ve amerikan versiyonudur...
coen kardeşler zaman içinde oluşmuş bazı insan kalıplarıyla da alay ederler. mesela walter vietnam gazisidir ve devamlı bunun anısıyla yaşayan ve çoklukla saçmalayan bir karakterdir; aslına bakılırsa hafif bunamıştır ve filmdeki alay konularından biridir. bir diğer alay konusu ise post modern sanat tutkunu maude lebowskidir. the dude ile ilk tanışmaları sırasında yaptığı sanat denemesiyle zaten oldukça absürd ve abartılı bir tip olduğunu göstermiştir ve film boyunca girdiği diyaloglarla devamlı bunu yansıtacaktır..

coen kardeşlerini favori oyuncularından bazılarını yine bu filmde görmekteyiz. john turturro jesus rolundedir ki iki sahnede karşımıza çıkıp gülmekten öldürür biz sefil seyricileri. steve buscemi, etliye sütlüye pek karışmayan, pek akıllı olmayan, biraz ezik ve korkak bir tip olan donny ile seyircinin karşısına çıkmıştır. ha, bir de peter stormare vardır, nihilist alman karl rolünde, unutmayalım...

the dude'un baygınlık geçirdiği sırada gördüğü rüyaların müzikal şeklinde oluşu ise apayrı bir güzelliktir. şarkılar baygınlık geçirtmeyecek cinsten, the dude'un güvendiğimiz zevkine göre seçilmiştir.(bkz: just dropped in) (bkz: the man in me)

--- `bir şeyler yok aslında ama var da denilebilir gibi geldi şimdi` ---
1 /