the collector

1 /
untouchable untouchable
kurgu olarak, kendisinden sonra yazılan pek çok romana ve çevrilen pek çok filme esin kaynağı olmuş john fowles eseri. kitap aslen üç bölümden oluşur. ilk bölüm koleksiyoncunun gözünden, ikinci bölüm kaçırılan kızın gözünden anlatılmakta olup final tekrar koleksiyoncu ile yapılır. kitabı ilk defa okuyacaklar için bir küçük tavsiye. ayrıntı yayınlarından çıkmış versiyonunun arka kapağındaki yorumları kesinlikle okumayın, zira en sonunda öğrenmeniz gerekeni en başta öğrenebilirsiniz. gerçi bu roman, sadece sonu merak edilen tipik bir gerilim romanından çok daha fazlasını içeriyor. sırf john fowles'ın ne kadar kuvvetli bir anlatım tekniğine sahip olduğunu görmek için bile okunur.
polikina polikina
john fowles'tan gerilim yüklü bir roman. kendi halinde, silik bir genç adamın güzel sanatlar öğrencisi bir genç kıza platonik aşkı, kızı kaçırması ile gelişen olayların kızın ve erkeğin gözünden anlatımı. filminin yapılmasını hem çok istediğim hem de istemediğim fowles'ın enfes romanı.
hilde hilde
ayrıntı yayınları sağolsun, kitabın arkasında, sonu ile ilgili spoiler veren bir yoruma yer vermiş. sonuçta ne olacağını bilmeden okumayı tercih ederdim, allahtan kitap öyle güzel ki sonu bilinerek okunsa bile tadı bozulmuyor.
velettimaminoldum velettimaminoldum
psikopat katil, ev halkı, kimselerin olmadığı boş bir arazi, ve psikopat katile kafa tutan tek bir adam. şimdi bunları yan yana koyduğumuzda genel anlamda diğer bu tür filmlerden pek farklı değil, hatta işleniş olarak da çok farklı değil ama bence diğer sıradan filmlerden iyi olmasını sağlayacak birkaç fark yaratan noktası var.

öncelikle eve gir, evdekileri bağla, işkence et, öldürün yanında film içerisinde çok değişik olaylar var. biraz testere usulü bile diyebiliriz ama bu testere lafımı sakın büyütmeyin sadece bir iki küçük şey diyelim biz ona sadece. ama genel olarak şöyle bir şey var, ev içinde göreceğiniz değişik atraksiyonlar neticesinde ve bunların oldukça akıllıca bezenmiş ve kurgulanmış olması neticesinde filmin bazı yerleri oldukça vay iyiymiş dedirtiyor.

ama yine de diğer türündeki filmlerin klişelerinden kurtulamamış. neden bütün filmlerde aynı şeyde ısrar ederler anlamak mümkün değil. mutlaka olay yerine gelen ilk polis memuru ölür, mutlaka psikopat katilimiz ayıboğan gücünde olur falan fişmekan. neyse işte. izleyin derim, vakit kaybı olmaz.

`spoiler - eğer filmi izlemediyseniz buradan sonrasını okumayın -`

özellikle telefonun ahizesine iliştirilmiş iğne, salona girerken misina tarzı örgüler, ev içindeki kapanlar, bubi tuzakları filmi diğerlerinden ayırıyor. ha bunlar da büyük spoiler değil sonuçta ama izlerken kendim göreyim isteyenler olabilir.

`spoiler - eğer filmi izlemediyseniz buradan sonrasını okumayın - `
enfes enfes
insanı alıp götüren, tek seferde pek çok duyguyu bir arada yaşatan, anlatımı çok kuvvetli bir kitap. sarsıcı ve de kesinlikle çok etkileyici. bir kerede, başından kalkmadan -tuvalet ve yemek hariç- okudum desem, sanırım nasıl bir merakla okuduğumu anlatmış olurum.

spoiler

kitabın arka kapağını okumuş ve spoiler almış olmanızın bir önemi yok. zira o koleksiyoncu denen pe*venk başından beri "ben bi bok yedim ki sormayın" havasında anlatıyor olanları. zaten miranda'nın başına ölüm ya da ölüme eş bir işkence geleceğini seziyorsunuz başından.

fakat konu neyi sezip sezmediğiniz değil, sizde yarattığı duygu karmaşası. miranda'ya duyduğu "hastalıklı" aşkı, o deli adamın kendi ağzından dinleyince adama karşı az da olsa -belki cahilliğinden, belki de deliliğinden dolayı- acıma duyabiliyorsunuz başlarda. ama adamın daha sonra yaptıkları ve miranda'nın tuttuğu günlüğü okuyunca o bir gram acıma hissi de yok olup yerini hızla nefrete ve iğrenmeye bırakıyor.

o duvarlar sizi de boğuyor, siz de bir parça gökyüzü görmeyi arzuluyorsunuz, miranda'nın nasıl kendini öldürmediğine şaşıyorsunuz. siz de o mahzenden bir çıkış yolu ararken buluyorsunuz kendinizi. hele ki o'nun içindeki yaşama arzusu, sonunun kötü biteceğini sezinleseniz de sizde de bir ümit doğuruyor. g.p.'nin o'nu aldatacağını öngörseniz de aşık olduğu adamın yanına gitmesini istiyorsunuz, düşlediği resimleri yapmasını istiyorsunuz. o yaşamak istedikçe siz de elinizde olmadan o'nu yaşatmak istiyorsunuz, kağıt üzerinde bile olsa.

okudukça bazen mideniz bulanıyor, öfkeleniyorsunuz, kızıyorsunuz; bazen umutlanıyorsunuz, acıyorsunuz, tiksiniyorsunuz, üzülüyorsunuz. üzülüyorsunuz ama gerçek bir üzüntüden bahsediyorum. o'nun ölmek istemiyorum demesi ve o hasta hayvanın o'nu korkakça ölüme terk etmesi çok üzüyor sizi. isyan ettiriyor. hele de kendine yeni seçtiği kurbanı için plan yapması kitabı tiksintiyle kapatmanıza yol açıyor.

tamam evet, adam psikolojik olarak çok çok rahatsız ama bu, delilerin davranışlarından ve yaptıklarından sorumlu tutulamaz muhabbeti ile kolayca kapatılabilir olsa da, okuyucuyu rahatlatmıyor, rahatlatamıyor.

spoiler bitti

okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. ama ben gelemem öyle psikolojik gerilimlere diyorsanız hiç buluşmayın.
nicholai hel nicholai hel
saw iv, saw v, saw vi nın senaristlerinden süper bir film.

bir buçuk saatlik bir film.(yani bu tarz iyi filmler için kısa) saw serisi kadar iyi değil ama onun yokluğunda kesinlikle sinemaya bağlayan filmlerden biri.

sanırım yeni bir efsane doğuyor. bu film trilogy nin ilki bence, bu devam eder.

tek isteğim var saw ix da bittikten sonra bu filme devam edilmesidir. yani 2012 bittikten sonra bu film devam etsin.
nickeledeon nickeledeon
90 dakika boyunca insanı geren bir film. bir malikanenin içinde yaşanan kedi fare oyunu. korku filmlerini sevenler kaçırmasınlar baya heyecanlı keyifli sahneler izleyeceklerdir. içinde baya bir saçmalık bulundurmaktadır (örneğin başrol karakterimiz hep bir şekilde tuzaklardan kaçabilirken, diğer ev halkı hep tuzaklara yakalanmıştır), ya da bu kadar tuzağı kısa sürede ne zaman yaptı bu piskopat gibi sorular filmi izlerken aklınıza gelecektir. öte yandan kız arkadaşınızın evine arsızlık yapıp iş tutacam diye girmeyin diye de bir mesaj vermektedir film. lakin çapkın elemanımızın sonu baya kötüdür.
karate schnitzel karate schnitzel
pazar sabahı kahvaltısı eşliğinde eşimle izleme gafletine düştüğüm, adamı deli gibi geren gerilim filmi. dahil olduğu tür içinde gayet eğlenceli ve sert bir seyirlik olduğunu söyleyebilirim. pek çok saçmalık mevcut ancak kafayı takmadan izleyin, gerilin, ''oha'' çekin bol bol. öyle bir film. kahvaltı keyfimizin içine sıçtı ancak, öyle gerildik bazı sahnelerde.
kır evinin verandası kır evinin verandası
+18 film zira şiddet ve korku içerir diye uyarmışlar
öğrenmek istediğim şeyler var kardeşim... anladık bi devam filmi gelecek ama sonuna kadar beklediğim bilgilerin hiçbirine ulaşamadım hatta sırf bu yüzden filme 10 üzerinden 2 veriyorum gerçi 7 yi hak eder ama neyse testere serisinin bir kısmının senalisti tarafından yazılan film güzel bi korku filmi olmuş hem de içerisinde testere kadar iğrençlik barındırmadan. şimdi başlıyorum sorulara cevapları istiyorum lan derhal sürün piyasaya ikinci filmi.
-------dikkat spoiler olabilir--------

-öncelikle bu ne borcu kardeşim? ailen bile işin içine bulaşmış.
-sonra sen nasıl bu kadar profesyonel bi hırsızsın? elinde aletler falan kasa açmaya çalışıyosun filmin başında basit bi marangozdun halbu ki...
-bu evin sahipleri tam olarak ne iş yapıyo?
-önceki sahipleri hakkında hiç bilgi yok bi filmin başında gördük bi de adam kendi ağzından yem olduğunu söyledi o kadar. kim lan o yaşlı herif
-anladık bu psikopat katil bi koleksiyon yapıyo ama amaç ne birader
- psikopatın eli ne kadar hızlı lan bu arada bi kaç saatte tüm evi bubi cehennemine dönüştürmüş
-bi örümcek falan olaya ayrı bi gizem de katmışınız da örümceği ne zaman ön plana çıkaraksınız. 7 ayrı testere çekince alışkanlık oldu heralde sizde işin gizemini devam filmine bırakmak
-son olarak o nası bi final sahnesiydi öyle devamı yarın diyen gündüz kuşağı dizileri gibi
------------- ----------------------------
bu soruların hepsi cevaplanacak bak fazla uzatmayın 2011 den önce bekliyorum ona göre yoksa bak gider aynı isimde bi kitap var onu okurum*
çikolata parçacıklı bol kremalı düşes çikolata parçacıklı bol kremalı düşes
filmin sonu bozuk çıktığı için (evet korsan film aldım) bu saatte beni ve annemi internet başına oturtmuş film. gerim gerim gerildik anasını satıyım sonunu merakla bekliyorum. bu arada cd.ci ağbiye bir selam çakmak isterim ki hakikaten istediğim talebe arz etmiştir.

+ merhaba, film alıcaktım ben.
- a.s. nasıl bir film istiyosunuz?
+ ağbi böyle izlerken çaksın bizi oturduğumuz yere anladın mı gerilelim nefesimiz falan donsun. öyle bir film istiyorum işte.
- al bunu izle!


filmin sonu izlendikten sonra iş bu giri editlenmek üzere şimdilik bitirilmiştir.

filmin sonu izlendikten sonra edit:

----------------------spoiler----------------------

vay a.q!

----------------------spoiler----------------------
puxa vida puxa vida
"her canlı, yaratıcı ve vicdanlı kişinin çevresindeki bayağılığın kurbanı olması neden? çünkü hepimizden nefret ediyorlar, farklı olduğumuz için, onlar olmadığımız için, onlar bizler olamadıkları için nefret ediyorlar. bize işkence ediyorlar, bizi dışlıyorlar, bize hakaret ediyorlar; kendi gözlerini bağlıyor ve kulaklarını tıkıyorlar. onlardan nefret ediyorum. kalın kafalı ve küçük olmaktan utanç duymayan bütün kalın kafalı ve küçük insanlardan nefret ediyorum."
1 /