the dispossessed

1 /
methyl red methyl red
ursula k. le guin tarafından yazılmış, birinde arşizmin diğerinde anarşizmin hüküm sürdüğü iki gezegenin objektif bir şekilde karşılaştırıldığı felsefik roman, kimilerince bilimkurgu.
kurremkamerruk kurremkamerruk
özellikle birbiri etrafında dönen iki gezegenin hangisinden bakarsan öbürünün uydu gibi gözükmesi metaforu ile benı benden almış mükemmel politik krıtik. okunası okunası ve sonra tekrar okunası kitap. anarşizmin yaşandığı bir dünyayı bu kadar net sunması ile de bilimkurgu.
tutkuyakar tutkuyakar
"devrim bizim evrim umudumuzdur. ya ruhumuzdadır ya da hiçbir yerde değildir. ya herkes içindir ya da hiçbir şey içindir. eğer herhangi bir şekilde sonu var gibi görünüyorsa gerçek anlamda hiç başlamayacaktır"
niketre niketre
"vermediniz seyi alamassiniz,kendinizi vermeniz gerekir.
devrimi satin alamassiniz
devrimi yapamazsiniz
devrim olabilirsiniz ancak.."

"bir hırsız yaratmak için, bir sahip yaratın; suç yaratmak istiyorsanız yasalar koyun." cümleleriyle kafalarda yer edinen efsane roman...
mikeyx mikeyx
" bir duvara taş atın, taş önce yolun yarısını alacaktır, daha sonra varmak için kalan yolun yarısını alacaktır, ve daha sonra yine kalan yolun yarısını alacaktır ve bu böyle süre gidecektir "

tek kelime ile harika bir roman...
cappuccetto verde cappuccetto verde
başucu kitapları listesinde 1 numaradır.

romanım mülksüzler, kendilerine odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor. isimlerini toplumlarının kurucusu olan odo'dan alıyorlar; odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştı.
odoculuk anarşizmdir. sağı solu bombalamak anlamında değil: kendine hangi saygıdeğer adı verirse versin bunun adı tedhişçiliktir. aşırı sağın sosyal-darwinist ekonomik özgürlükçülüğü de değil; düpedüz anarşizm: eski taocu düşüncede öngörülen, shelley ve kropotkin'in, goldmann ve goodman'ın geliştirdiği biçimiyle. anarşizmin baş hedefi, ister kapitalist isterse sosyalist olsun, otoriter devlettir; önde gelen ahlakî ve ilkesel teması ise işbirliğidir (dayanışma, karşılıklı yardım). tüm siyasal kuramlar içinde en idealist olanı anarşizmdir; bu yüzden de bana en ilginç gelen kuramdır. – ursula k. le guin
madbrother madbrother
le guin'in anarşik bir örgütlenmeyi, karşılaştırmalı bir "kapitalizm" eleştirisi ile gözümün içerisine soktuğu romanı. kitap bize bir şeylerden bahsediyor. hedeflerden, devrimden, devrimlerden, yaşamdan, yaşatılanlardan bir şeyler...
ikiz dünyalar arasında oluşturduğu kurmaca zamanı, "gerçeklikle" öyle buluşturmuş ki , her okuduğunuz satırda "bugüne" gönderilmiş pek çok eleştiri ile karşılaşıyorsunuz ve ona hak vermekten kendinizi alamıyorsunuz. urras ve anarres adlı iki dünyanın birbirinin uydusu olması durumu , iki zıt yönetim biçiminin uygulandığı "yerler" olmaları açısından gerçekten ilginç. iki dünyada aynı yeryüzüne sahip. denizler , dağlar, çöller hesap aynı yerde. fakat anarşistlerin dünyası anarres , urras'a göre daha fakir ve çorak bir yer. çünkü anarres'in doğası zorlu. kitabın baş aktörü shavek'in yaşam mücadelesi aslında le guin'in bilerek "kusursuz bir ütopya" yaratmak istemediğinin en büyük kanıtı. çünkü anarşist bir yapılanmanın içerisinde nasıl da bürokratik bir ağın zamanla çöreklendiğini, nasıl odo gibi bir anarşist önderin "tabu" haline getirildiğini incelikle işlemiş. ve adeta , benim bir hayalim var ama kusursuz olmak zorunda değil demek istemiş.

anarşistlerin yaşadığı anarres gezegeninde yaşam eşitlik ve özgürlük içerisinde sürerken, aynı zamanda burada yaşayan toplulukların nasıl da kendilerini "dışarıya" kapattıkları, bir şeylere sahip olmak istememeleri ve bu durumdan kaçarken, nasıl da dünyalarını sahiplendikleri açıkça ortaya konmuş. shavek’in urras'a yani mülklü sınıfların dünyasına gidişi ve orada "bilimin bile sahibi devlettir" anlayışını tanıması, orada anarşist örgütlerin mitingine katılarak onlara "bizi birbirimize bağlayan sevgi değildir, çünkü sevgi zamanla kaybolur, bizi birbirimize bağlayan acımızdır. biz acı çekerek bir araya geldik" demesi ve süslü bir paketle önüne sunulan "kapitalist" yaşamın aslında ne kadar da ezilmilşlerin üzerinde yükseldiğini farketmesi, gerçekten bana bizden bir şeyler hatırlattı. çünkü kitaba göre kapitalistler ile işçi sınıfı arasında artık çok büyük farklar yok , ama yine de yönetenler üst sınıflar. ne yapılırsa yapılsın her zaman yönetici birileri ve kendi çıkarlarını diğerlerinden üstün tutan birileri olacak. anarres'de bürokratik bir yönetimin gizliden gizliye ortaya çıkmasının sebebi bu. çünkü devrim bir defa yapılan bir şey değil , hatta devrim yapılan bir şey değil. devrim aslında devamlı süregelen bir devinimdir. kitapta söylendiği gibi:
"vermediğiniz şeyi alamazsınız,
kendinizi vermeniz gerekir.
devrimi satın alamazsınız
devrimi yapamazsınız
devrim olabilirsiniz ancak."

devletçi bir yapılanmada salt "otoriteyi" üzerimizde egemen kılmaktan başka bir işe yaramayacak. sscb’de böyle oldu. çin’de böyle oldu. belki daha az gelişmiş ama daha çok mutlu olmamız, her şeyden önce bütün yönetim aygıtını tamamen ortadan kaldırmaktan geçiyor. eşit birbirine saygılı bir toplum olabilmek için, her şeyden önce bütün yargılarımızdan kurtulmamız gerekiyor.

ey doğu ışığı parla ki,
uyuyanlar uyansın!
vaad yerine gelsin,
karanlık aydınlansın.
yagmuradam yagmuradam
anarşizm ile kapitalizmin karşılaştırmasının yapıldığı , devlet birey ilişkilerine farklı açılarla bakan bol bol simgelerin kullanıldıı bir kurgu romandır.
marlasinger marlasinger
ideolojileri tarafsız sorgulamanın anahtarını elinize veren güzel bir kitaptır.kitapta urras ve anarres adında iki ütopik dünya yaratılmıştır bir söyleme göre yazar bu iki dünyayı kurgularken anarres'i rusya, urras'ı amerika olarak düşünmüştür.
neoluyorbakayımburada neoluyorbakayımburada
urras kelimesi usa (bkz: abd) ve ussr (bkz: sscb) nin karılmasıyla oluşturulmuştur. kitapta eleştirilen ya da daha doğrusu içinde bulunduğumuzu hissettiğimiz dünya ne kapitalizmdir ne de marksizm. bu dünya ne şekilde olursa olsun totalitarizmdir. bireye parası kadar değer veren kapitalizmdir, bireyi devlete kurban eden otoriter sosyalizmdir.

anarres kelimesi ise bildiğimiz anarşizm kelimesinden türemiştir. yaşarken 'yok be olmaz öyle şey' diye baktığımız, ama kitabı okurken 'neden olmasın' ya da 'olsa ne güzel olur' dediğimiz dünyadır orası. belki umut ettiğimiz ama ütopya mertebesinde değer verdiğimiz dünya.
joe dalton vs dartagnan joe dalton vs dartagnan
anarko/feminist yazar ursula k leguin eseri.
anarres(anarşist) ve urras(kapitalist) gezegenleri etrafında şekillenen başarılı bi sistem eleştirisi.
romanın başkahramanı shevek anarresli bir fizikçidir ve bu alandaki çalışmaları urrasda bile dikkat çeker.
davet üzerine komşu gezegene gider ve orda yaşadıkları bilindik fakat bir anarreslinin yaşadığı türden şeyler değildir.shevek uyum sürecini atlattığı andan itibaren kendi benliğini bulacaktır..

"içeri kapatmak yada dışarda bırakmak aynı şeydir"
kazein kazein
'' vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. devrimi satın alamazsınız. devrimi yapamazsınız. devrim olabilirsiniz ancak. ''

'' romanım mülksüzler, kendilerine odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor. isimlerini toplumlarının kurucusu olan odo dan alıyorlar; odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştır. ''

demiş ursula k. le guin..
zyenpe zyenpe
bir açıdan "insanın doğası" diye bir şey olmadığını, insanın toplumsal bir varlık olup kendisinin o toplum içinde şekillendiğini, olsa olsa "toplumun doğası"nın olabileceğini ifade eden ve bunu de bir ütopya içinde ifade eden bir roman.
hüzünden bozma mutluluk hüzünden bozma mutluluk
"kardeşlik,acının paylaşılmasıyla başlar" gibi bir cümleyi barındırdığı için bile okunması gereken aşmış roman.

"however vast the distances seperating settlements,they hold to the ideal of complex organicism.they built the roads first,the houses second."

"they say there is nothing new under any sun.but if each life is not new,each single life,then why are we born?"
1 /