the doors

1 /
makteo makteo
1965 yılında los angeles'ta ray manzarek,jim morrison,john densmore ve robby krieger tarafından kurulan ve kısa süren müzik serüveninde büyük başarılar yakalamış rock grubu. 1966'da çıkardıkları ilk albümleri the doors ve bu albümdeki hit parçları light my fire ile müzik sektörüne hızlı bir giriş yapmışlardır.daha sonra çıkardıkları albümlerde people are strange, waiting for the sun, when the music is over gibi ileride klasikleşecek birçok parçaya imza atmışlardır. 1971'de çıkardıkları en son albümleri olan l a womanda da albümle aynı ismi taşıyan parça ve riders on the storm gibi iki muhteşem eser yaratmışlardır. aynı yıl jim morrison'un paris'te aşırı dozda uyuşturucudan ölmesi sonrası grup yoluna devam etmeye çalışsa da, bir süre sonra dağılmıştır.1991 yılında oliver stone tarafından grubun ismini taşıyan ve morrison'u val kilmer'in canlandırdığı bir film çekilmiştir.
lizardking lizardking
adını william blake'in "if the doors of perception were cleansed everything would appear to man as it is: infinite" sözünden esinlenen adous huxley'in doors of perception kitabından alan ve jim morrison tarafından ray manzarek'in gazıyla kurduğu efsanevi rock grubu.

"there are things known and things unknown,and in between are the doors"

jim morrison
luccy in the sky with the diamonds luccy in the sky with the diamonds
muhteşem çekilmiş grubun kuruluşunu ve ünlenişini anlatan aşmış film. jim morrison yaşarsa kesin peşinden koşardım diyip sevgiline bırakma isteği yatarması cabasıdır. yanında şarap gibi tetikleyici ile 45 dakika ölmeden koşulabildiğini, koşulurken sigara içmek dans etmek gibi eylemler yapılabileceğini öğretebilen hatta koşunun sonunda bonus olarak 10 dakika da güvenlik görevlisi kovalaması bahşetmiş filimdir ayrıca.*
marla singer marla singer
dinlenilmesi durumunda, insanı müzik adına bir aşama yukarı çıkaran gruptur. duygusal yoğunluk hat safhadadır ve bu nedenle dinleyici kitleyi alır götürür müzikleri. the doors birçok kişinin müziksel anlamdaki gelişim sürecinin ilk yıllarında dinlediği bir gruptur. insanın ufkunu açar ve yıllarca aynı şeyleri dinlemeye takılmış kişileri yeni tarzlara alıştırır. uzun süre albümleri kitaplığın bir köşesinde dursa da, 3-5 yıl sonra çıkarılıp dinlenince, neyin kalıcı neyin geçici olduğunu, örneğin the end'in yarattığı etkiyi yaratabilecek bir parçanın kaç yılda bir üretilebileceğini daha bir iyi anlar insan.
the doors adlı film ise, oliver stone tarafından 1991 yılında çekilmiştir. senaryo ise oliver stone ve randall jahnson'a aittir.
drenchrome drenchrome
uzun bir film. göze ilk çarpan detay tabii ki val kilmer'ın jim morrison'un yeniden canlanmış hali olup olmadığıdır zira bu kadar benzerlik imkansızdır.

bu şoku atlattıktan sonra filmin akıcı anlatımına takılırsınız. morrison kah ilah olur gözünüzde, kah allah'ın belası herifin teki. ama şu su götürmez bir gerçektir ki, küvetteki ölüm sahnesi gerçekten huzur verici ve mükemmel çekilmiş bir sahnedir.

the doors şarkıları da yeterli dozunda ve çok uygun yerlerde kullanılmıştır. özellikle light my fire ve break on through gibi klasiklerin yazılış aşamasını görmek insanı bir hoş eder.
imrahor imrahor
gruba olan sevgimden ne kadar süphem olmasa da filmde beni iten bişeyler vardır..bunu yıllardır çözememekle birlikte oliver stone ile ilgili bişeyler olduunu düşünürüm..
white shadow white shadow
ilk olarak bir oyunda * riders on the storm şarkısıyla karşıma çıkan, hoşuma giderek tüm şarkılarını indirmemle müzik kültürümün baştan aşağı değişmesini sağlayan, yaptığı the end gibi parçalarla psychedelic rock türünde zirveye ulaşmış, jim morrison gibi bir şairi içinde bulundurması sayesinde müziklere söz yazımı konusundada bir devrim niteliğinde olan mükemmel grup.
ayrıca aynı isimli bir filmide çekilmiş, bu film ray manzarek tarafından gerçek dışı olarak nitelendirilmiştir
1 /