the father

zeus zeus
bir çok dinde (tek tanrı dinlerinde) tanrıya verilen sıfattır..cinsel olarak erkek olması ve "baba" anlamına gelen father kelimesi ile kullanılması halen küçük tartışmalara sebep olsa da geniş hristiyan alemi tarafından da böyle kabul edilmiştir..
mgun mgun
"anne ( olivia colman ), uzun yıllardan bugüne londra'da babası anthony ( anthony hopkins ) ile aynı evde yaşamakta ve işinden geri kalan zamanında elinden geldiğince babasıyla ilgilenmektedir. anne, günün birinde birisiyle tanıştığını, bu sebeple yakın bir zamanda paris'te yaşamaya başlayacağını ve artık bir bakıcının kendisiyle ilgileneceğini babasına iletir. bir yandan yaşlılığının getirdiği zorluklarla uğraşan anthony, diğer yandan da dışlanmışlık hissi ve yeni bir düzen ihtimaline sonuna kadar karşı çıkar ama günler birbirini sıraladıkça kişiler ve olaylar zincirinin karmaşıklığı içinde kaybolduğunu yaşamaya ve aslında yaşadığı gerçekliğin ne kadar gerçek olduğunu sorgulamaya başlar."


2020'de güzel şeyler de olmuş meğerse... filmsizlikten ölürken böyle bir film resmen mest etti... konu ve anlatım itibariyle evet, insanın içini burkuyor, kalbini solduruyor, gözlerine toz kaçırıyor... hani bazı maçlarda favori takım için "formayı sahaya koysa kazanır" derler ya, bu film için de anthony hopkins ve olivia colman için "ceketini assa oscar'ı kazanır" dedirtir o derece kelimelerle anlatılamayacak derece şık performanslar var filmde...

anlatım açısından da karmaşık gibi görülse de film aslında bunca zaman boyunca anlatılan demans, alzheimer gibi konuları hastanın çevresinde olup bitenlerden alıp bizzat hastanın gözünden anlatıp izleyiciyi de o çıkmaz labirentlerin içerisine bırakıyor... film oscar'larda, en iyi film, en iyi erkek ve kadın, en iyi uyarlama dallarında ağır favori... en iyi müzik dalında aday olmaması da talihsizlik olmuş...

kısacası kimileri için ikinci kez izlemesi zor ama izleyen çoğu kişi için arşivlik bir yapım the father...
www.imdb.com
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
anthony hopkins'in nasıl iyi bir oyuncu olduğunu bize bir kere daha kanıtlayan çok çok çok güzel bir film. filmde öyle bir akıma kapılıyor ki insan, bata çıka sonuna geldiğinde gerçekten yorgunluktan bayılmış bir şekilde hüngür hüngür ağlamaya başlıyor.
demans hastalığını subjektif bir çerçeveden, hiç uygunsuz durmayacak bir şekilde anlatmış olması, o karmaşanın içine bizleri sokması ve kendi gerçeklik algımızla oynaması, bu hastalıkla cebelleşen insanların durumuna bizim de içinden geçebileceğimiz bir pencere açıyor.

uzun süredir böyle hüngür hüngür bir şey için ağlamamıştım. varol sir anthony hopkins. yine döktürmüşsün...