the fly

1 /
greeen greeen
yaptığı deney sonrasında yavaş yavaş sineğe dönüşen bir adamı konu alan film, david cronenberg isimli yönetmen üstü insanın izlediğim ilk filmiydi, bunun 1958'de çekilmiş orjinali de en çok merak ettiğim filmler arasında
sandman sandman
filmde mevzubahis edilen deneyin günümüz teknolojisinde gerçekleştirilmek üzere olduğu ancak filmde deney sırasında ortamın steril olmaması nedeniyle makineye giren sinekle birleşen bilim adamının hazin öyküsü.ikincisi de yapılmıştır lakin o denli başarılı olamamıştır.
melomania melomania
i̇lk kez altı yaşındayken seyretmiş ve çok etkisinde kalmıştım. ilki 1958'de yapılmış. benim seyrettiğim yeniden çevrimi ise bilimkurgunun altın zamanlarında, 80'lerde (1986) yapılmıştı ve ışınlanmadan genetik füzyona bağlanan kurgusal senaryosuna hayranlığım var en büyüğünden. oyunculuklar, yaratığın tasarımı, senaryo, yönetmenlik müthiş olduğu kadar insanı iğrendirirler ve filmin başarısı da buradan geliyor. konusu gereği iğrenç olmalıydı. olmuştur da.

ilk filmle yeniden çevrimi arasında birkaç farklılık var. ilkinde bilimadamı yeniden çevrimindeki gibi dev bir sineğe değil küçük, bildiğimiz bir sineğe dönüşüyor. kayboluyor ve bir örümcek ağına takılıp ölüyor...

86'daki yeniden çevrimin başarısı sebebiyle devam filmi geliyor üç yıl sonra. bu kez mevzu ilk filmdeki bilimadamının genlerini taşıyan çocuğu üzerine. bilimadamına destek veren kuruluş oğlunun üstünde deneyler yapıyor ve mutant genleri harakete filan geçiyor ama bu film pek tutmuyor!

58 yapımı da, jeff goldblum'un döktürdüğü 86 yapımı da bulunup izlenesi kültlerdir.

uyarı: filmi seyrederken bir şey yemeyin, yedirtmeyin!
isetö ev rom isetö ev rom
çocukken izlenilen ve acayip etkisinde kalınan film. herkes bunu söylüyorsa cidden çok önemli bir filmdir. kanımca ikincisi de bir devam filmi için pek de fena değildir.
emo the unlucky polar bear emo the unlucky polar bear
david cronenberg'in fiziksel deformasyon takıntısıyla bezenmişinsan-teknoloji arasındaki bağlantıyı, insanın teknolojiye bağlı ve bağımlı olduğunu 1986 yılında resmen 25 sene sonrasını göstermiş olan film. cronenberg'in vizyonuna kurban olayım e mi.
eğer şu an bazı takıntılarım, psikolojik sorunlarım varsa sebebini it ve bu filmdir. genelde küçükken korkmuş olduğunuz ama yetişkin olduktan sonra tekrar izlediğiniz filmler insanda 'neymiş la bu, buna mı korkmuşum ben' tepkisi yaratır. misal child s play, a nightmare on elm street. bu film teoride bir bilimkurgu filmi olmasına rağmen geçenlerde gene izlediğimde aynı tedirginliği aynı tiksinti duygusunu yaşadım. uzun zaman kimseyle bilek güreşi yapamadım o derece yani.
timbuktu timbuktu
başrollerinde geena davis ve jeff goldblum'un oynadığı david cronenberg filmi. 80 li yılların bilimkurgu janrının en iyi örneklerindendir. bu film, özellikle özel efekt ve makyaj konsunda, sonradan dünya çapında otorite kabul edilecek olan kanada'lı yönetmen cronenberg'in, bir nevi staj sonu sınavıdır. bu filme, kanada'dan çıkan bir rejisörün hollywood'da yetkinliğini kanıtladığı film olması sebebiyle; cronenberg'i dünya sinemasına kazandıran film de diyebiliriz.
seyym seyym
1958 yapımı filmin aynı adlı filmin david cronenberg remake'i.
genç ve kaslı bilim adamı (durduk yerde belirtmiyoruz kaslı diye. kaslı olması önemli, filmde hep gözümüzün önünde kasları çünkü) seth bir gün bir partide güzeller güzeli gazeteci veronica'dan hoşlanır ve ona asrın buluşunu gösterir. bu buluş bir ışınlanma makinesidir. önce sadece cansız maddeleri ışınlar, sonrasında işleri geliştirir ve bir maymunu ışınlamayı başarır. sonunda da kafasının güzel olduğu bir gece kendi dalar makineye. ancak ışınlanma makinesinde davetsiz bir misafir vardır, bir sinek. seth ışınlanırken dnası da sinekle birleşir. önceleri pek anlamasa da zamanla tavanlarda yürüyen ve etleri sapır sapır dökülen bir yaratığa dönüşür. işin tuhafı ben seth ile veronica'yı o kadar sevdim ki, adam baya bildiğin sineğe dönüşmüşken bile, iyileşeceğini, mutlu olacaklarını, çocukları olacağını düşündüm, romantik bir anımdı sanırım.
neyse sineğe dönüşme süreci gerçekten mide bulandırıcıdır, yemek yerken izlemeyin, iğrendirici görüntülerden hoşlanmıyorsanız izlemeyin. bırakın zamanına göre şu zamana göre bile çekilmesi de izlenmesi de zor bir film.
filmin sonunda telepodla sineğin birleşmesi saçmalık da olsa (telepodun dna'sı mı var, neyle birleştiriyorsun değil mi efendim) süper şahane filmdir.
oyuncu kadrosundan bahsedelim biraz da. geena davis var, veronica rolünde. bu kadın ne tatlı ne güzel bir kadındır yarabbim. dudağına ayrı gamzesine ayrı hayran kaldım. profesör seth de jeff goldblum. kendisini jurassic park'ta da pek hoş bulmuştum. bu filmde de pek hoştu, sineğe dönüşmediği zamanlarda tabi ki.
demem o ki, izleyin izlettirin ama arada gözünüzü kapatın, bütün sahnelere bakmayın, mola verin, zira izlemek mide ister.

edüt: geena ve jeff o dönemlerde karı kocaymış meğersem. evlenip çoluğa çocuğa karışsalar keşkem dileklerim benim duygusallığımdan değilmiş demek ki, ekrana geçmiş aralarındaki elektrik. ne kadar iyi oyuncu da olsalar oluyor öyle işte, gerçek hayatta birlikte olan çiftlerin elektriği ekrandan anlaşılıyor.
1 /