the good place

taegukgi taegukgi
the good place (tv series 2016- ) created by michael schur. with kristen bell, william jackson harper, jameela jamil, d'arcy carden. a woman struggles to define what it means to be ... ımdb
renkleriyle,konusuya gününüze bir ferahlık getirecek mini-fantastik,komedi türündeki dizimiz.
öldükten sonra isim karışıklığı yüzünden bad place yerine (cehennem) the good place (cennet) olarak adlandırılan yere transferi yapılan kendini beğenmiş vurdum duymaz,bencil, kısacası kötü bir insan olarak adlandırabileceğimiz hanım kızımızın
asıl kimliğini saklayarak bad place gitmemek için iyi bir insana olma yolunda ki yolculuğu :d ..

7.5/10
izlenir.farklı bir tad arayanlara ilk iki bölüm itibariyle
quid ad aeternum quid ad aeternum
şahane dizi. severek izliyorum resmen. ve sevdiğim noktaları yazmaya başlıyorum.

---- alıntı uyarısı ----

janet sms ya da tuş kilitleme tonu ile gelip gidiyor. bu çok düşündürücü. yani cevaplara jet hızı ile yetişmemiz ve bunun bizi tatmin/mutlu etmemesi. michael insanların bencilliği ve aptallığı hakkında acayip çıkarımlarda bulunuyor. eleanor tam bir hedonist. tahani bebeğim, çok tatlısın yirim! chidi adam gibi adam, onun sayesinde etik ve ahlaki felsefesine merak duymaya ve okumaya başladım.
ve dizide biraz da ilerledikçe araf bölgesi gibi bir yere çıktı ortaya. oradaki kadın ahlaki kurallara çok takılmamak lazım dedi ve rutin mastürbasyonunu yapmaya gitti. ahlak ya da ahlaksızlık (dinin öğrettiği) dışında da bir varoluş mümkündür demek istedi bence.
ayrıca tüm bu 'iyi yer' olayının bir çeşit şaka olması çok güzel oldu. vay be dedim ki tam da dizi sıçmaya başladığı sırada oldu bu. ayrıca bizim ekip ikinci kere olayın içine düştüğünde chidi'nin paterson filmindeki bar sahnesine gönderme niteliğindeki olay da ayrı bir güzeldi. chidi reis için cennet kant ile kahvaltı yapıp foucault ile öğle yemeği yemek imiş. çok güzel ya. benim için de marx ile satranç oynayıp darwin ile orkide toplamak olurdu sanırım. ve tarkovski ile fotoğraf çekmek tabi.
aklıma geldikçe yazmaya devam edeceğim.

---- alıntı uyarısı ----
buzlusüt buzlusüt
izlerken, telefonla, kediyle oynanabilen, mutfağa gidip çay koyulabilen diziyle, 'hadi bakalım şimdi ne bok yiceniz?' diye diğer bölümü beklenen dizi arasında gidip gelen, baya baya felsefe göndermeleri, etik felsefesi tabanlı öğretilerle şakayı harman etmiş, 'hiçbir şey göründüğü gibi değildir de çıkan, enteresan cennet-cehennem tasvirli, 'izleyecek bi şey bulamıyorum bu ara' derdine derman olabilen dizi. toplamda 4 sezonken, netflix'te sadece 2 sezonunun olması, netflix'te izlediğimiz her diziyi, netflix dışında da kontrol etmemiz gerektiğini gösteren dizi.
rose whisper rose whisper
yormayan dizi. 20 dk civarı, ideal.

başroldeki kadın (kristen bell) çok iyi oynuyor. abartılı tepkiler gerektiren noktalarda falan tam tadında bırakıyor, izlerken hiçbir sahnesinde yapmacıklık hissetmiyorum. mimik-jest kullanımı falan çok doğal ve sevimli. beğendim diziyi.
rose whisper rose whisper
başlayıp bir iki bölümde bıraktıklarımı saymazsam hayatımda ilk kez sitcom izliyorum ve bayıldım.

hep dediğim gibi yabancı mizaha çok alışkın değilim ve gülemiyorum normalde ama bu dizi o kadar absürt ama aynı zamanda muzip ki bazen çok şaşırıyorum ve kahkaha atıyorum.

karakterlerin hepsini çok seviyorum. hepsi ayrı renkli ve tüm oyuncular çok iyi oynuyor. şapka çıkarmak lazım her birine. michael harika espri yapıyor, janet muhteşem bi robot, jianyu 9 yaş iqsunu harika yansıtıyor, tahani aşırı sevimli, eleanor zeki ve çatlak. chidi sarılma isteği uyandırıyor, aşırı sağduyulu.

bir de dinler hayal gücümüzü sınırladığından ben hiç cennet-cehennem evrenini böyle düşünmemiştim. çok farklı ahiret simülasyonlarını hayal etme ilhamı veriyor.

hem de bölümler 22 dk genellikle. keşke daha fazla sezonu olsa. izleyin derim.