the great gig in the sky

1 /
vikartindur vikartindur
bu şarkıyı söylemek her bayan vokale yakışmıyor tabi ki. her bayanın da çok afedersiniz kıçı yemez. yalnız istisnalar işte bu şaheseri biz kulaklara hediye edercesine söylerler... 1994 p.u.l.s.e. turnesinde gruba eşlik eden sam brown bu konuda iyidir. kendisini stop isimli şarkısından da bilirdik.

bu yılın en güzel tribute çalışmalarından birisi ise elini attıkları her işin altından güzelce kalkan dream theater'ın klasikleşmiş ikinci gece konserlerinde klasik albüm çalma olayında bu sefer dark side of the moon'u seçmeleri oldu. (bkz: #845389)

scenes from a memory kayıtları ve live scenes from new york konserinde gruba eşlik eden theresa thomason da işte bu şarkının hakkını veren ender seslerden birisi. dream theater'ın dvd'si sırf bu yüzden alınabilir. (haa bir de jordan rudess'in bi any colour you like çalışı var ki adam klavyeyi ters tarafta durup çalıyor)
talen talen
"and i am not frigtened of dying, any time will do, i don't mind. why should i be frightened of dying? there's no reason for it, you've gotta go sometime" diye başlayan, albümde* yer almadan önce mortality olarak bilinen şaheser.
darksideofthemoon darksideofthemoon
uncyclopedia nın one very long orgasm diye tanımladığı şarkı.
3üncü dakkasının bi yerlerinde efsanevi if you hear this whisper you are dying cümlesi geçer.
vikartindur vikartindur
göğü bir baştan bir başa kateden araba... hayatı anlatan dark side of the moon'un tam da ortasında bir ölüm metaforu.

ilk yarıda ölüm çığılığını kulak zarlarımızı yırtarcasına bize duyuran vokal, nedense parçanın ikinci yarısında daha dingin seyreder. artık ulaşacağı yere ulaşmış olduğunu düşünebiliriz bu minvalde.** bundan sonrası o korkunun atlatılmış* olduğu bir dönem ve ölümün içinde ölü olduğununun ayrımına varmış insanoğlunun hisleridir.

welcome to hell! eğer hissediyorsan...
morado morado
güzel kafalar yaşatıyor. güzel kafalar yaşanır; yaşanmaz değil. ve fakat pulse kafası, pulse kafası, pulse kafası bu. öyle yæni.
kezbanın abisi kezbanın abisi
insana tüm duyguları en az söz ile yaşatabilen pink floyd şaheseri.
zaman zaman dinleyip kendimi bulduğum ve unuttuğum hisleri tekrar hatırlamama neden olan şarkı.
en az söz ve sadece duru vokal ile ne kadar çok şey anlatılabileceğinin yegane örneği.
her versiyonunun ayrı bir lezzeti olan muhteşem şey.











(cover- favorilerimden)(tribute grup)


(diğer favorim - `dream theater)


(cover)(tribute grup)


(cover) (tribute grup)


(cover) (tribute grup)
1 /