the invitation

enterprise enterprise
the invitation

it doesn’t interest me what you do for a living.
i want to know what you ache for
and if you dare to dream of meeting your heart’s longing.

it doesn’t interest me how old you are.
i want to know if you will risk looking like a fool
for love
for your dream
for the adventure of being alive.

it doesn’t interest me what planets are squaring your moon...
i want to know if you have touched the centre of your own sorrow
if you have been opened by life’s betrayals
or have become shrivelled and closed
from fear of further pain.

i want to know if you can sit with pain
mine or your own
without moving to hide it
or fade it
or fix it.

i want to know if you can be with joy
mine or your own
if you can dance with wildness
and let the ecstasy fill you to the tips of your fingers and toes
without cautioning us
to be careful
to be realistic
to remember the limitations of being human.

it doesn’t interest me if the story you are telling me
is true.
i want to know if you can
disappoint another
to be true to yourself.
if you can bear the accusation of betrayal
and not betray your own soul.
if you can be faithless
and therefore trustworthy.

i want to know if you can see beauty
even when it is not pretty
every day.
and if you can source your own life
from its presence.

i want to know if you can live with failure
yours and mine
and still stand at the edge of the lake
and shout to the silver of the full moon,
“yes.”

it doesn’t interest me
to know where you live or how much money you have.
i want to know if you can get up
after the night of grief and despair
weary and bruised to the bone
and do what needs to be done
to feed the children.

it doesn’t interest me who you know
or how you came to be here.
i want to know if you will stand
in the centre of the fire
with me
and not shrink back.

it doesn’t interest me where or what or with whom
you have studied.
i want to know what sustains you
from the inside
when all else falls away.

i want to know if you can be alone
with yourself
and if you truly like the company you keep
in the empty moments.

oriah mountain dreamer
80 sonrası genç 80 sonrası genç
2015 yapımı yönetmenliğini karyn kusama'nın yaptığı gerilim filmi.

film, oğullarını kaybeden will ve eden çiftinin ayrılmalarının ardından eden'ın yeni kocası david ile arkadaşları için düzenledikleri akşam yemeğine will'i davet etmesiyle yaşanan olayları konu ediyor.

--spoiler--
senaryonun kötülüğünden midir yoksa oyunculardan mı kaynaklıdır tam anlayamadığım alakasız bir "çok iyi" arkadaş grubu söz konusu filmde ve bu durumun bilinçli bir tercih olmadığı çok açık. karakter de değillerdi. bayağı ölsünler diye toplamışlar oraya. belki tipoloji olarak değerlendirilebilirler ama ne bir katkıları var ne de bir fark yaratıyorlar olayların gelişimi için. hiç değilse eksen karakterleri destekle di mi o da yok.

will ile birlikte yaşadığımız kopukluklar hangi amaca hizmet etti o da belli değil. yani çok çok zorlarsam will'in zihnen de bedenen de ortamdan ne kadar da sıyrılmış olduğunu ve şüphelerine kulak asmam gerektiğini anlatıyor olabilir şeklinde bir çıkarım yapabiliyorum. ancak bu çıkarım için o kopukluklara ihtiyaç yoktu zaten david ve eden bir gariptiler ve bir şeyler olacağı aşikardı zira.

bahsi geçen mezhep midir neyse artık ona olan inancı da göremiyoruz pek. yapıştırma duruyor. birilerini öldürmek için bahane arayan 3 tip söz konusu daha ziyade. eden'ı ayırıyorum o 3'lüden çünkü onun kafa gidik.

belki süreyi daha kısa tutsalardı daha çarpıcı olabilirdi filmin sonu. ha şimdi olay patladı ha şimdi patlayacak derken sündürüp ilgimizin kaybolmasına da sebep oldular.
--spoiler--

finalde verilen fotoğraf hoştu bunu dışında kendi türünde çerez kabilinden gideri olan bir film diyebilirim. çok boş vaktiniz varsa izleyin.
lucifer morningstar lucifer morningstar
2015 yapımı bir karyn kusama filmi.



başrol olarak logan marshall green'i görmekteyiz. will, iki yıl önce çocuklarını kaybetmeleri sonucu ayrıldığı eski karısı eden'ın kocası david'in düzenlediği bir yemeğe çağırılıyor. kız arkadaşı ile bu yemeğe giden will'in yaşadıklarını izliyoruz. filmin ana temasının yas ile baş etme olduğunu söyleyebiliriz.


--- spoiler ----
çocuğunu daha iki yıl önce kaybetmiş bir kişinin huzura erdim, tüm o gereksiz acı yok oldu şeklinde bir söylemde bulunması will gibi beni de şüphelendirdi. film ilerledikçe will'in paronayası ve şüpheciliği artıyor. oğlunu kaybettikten sonra o eve gelmesi onun için zor bir süreç. bunun üzerine hiçbir şey olmamış gibi davranan eski karısı, will'i bir nevi yalnız bırakıyor bu durumda. evin yeterince izole olması, david'in her yeri kilitlemesi fazlasıyla şüphe uyandırıcıydı. zaten bir haltlar döneceğini anlıyorsunuz ama ne zaman olacağını bilemiyorsunuz.

bir insanın acıdan kurtulmak için neler yapabileceğini eden ve david üzerinden görmüş olduk. eden oğlunun acısından kurtulmak için saçma sapan bir tarikata katılıp, beyninin yıkanmasına müsaade etmiş. will depresyonda. hala yas sürecinde. çıkamamış, takılı kalmış. will'in mekandan kopmasının, oraya ait hissetmemesinin ve anı yaşayamamasının temel nedeni bu.

filmde önemli olan will'in yas süreci dediğim gibi. bu yüzden eden ve david'in dahil olduğu tarikata odaklanılmamış. acıdan kurtulmak için birilerini öldürmelerinin nedenini biraz düşünmek lazım. bütün negatif duyguları bastırmanın anlamı ne? neden acıdan kaçmak istiyorlar? insanların en büyük hatalarından birisi ne yazık ki duygularını bastırmak ve yüzleşmekten kaçmak. belki de bu da vurgulanıyordur filmde.

filmin en sonunda gördüğümüz sahne beni şok etmedi. tarikat sonuçta.

şuna da değinmekte fayda var: oradaki tek zeki kişi will değildir diye düşünüyorum. will yemek sofrasına kadar asla bir şey içmedi (su hariç). bu yüzden diğer konukların içkilerine bir çeşit ilaç katıldığını düşünüyorum. o kadar kişi salak değildir herhalde diye umut ediyorum.

---- spoiler ----

7/10 veriyorum bu filme. daha güzel olabilirdi tabii ama kötü bir film değil. değişik bir bakış açısıyla yaklaşılmış. yağmurlu bir günde izlenebilir.


not: tipine kurbaaan .❤️