the last castle

kal el kal el
filmde anlatıldığına göre şöyledir;

zamanında şovalyeler birbirleriyle karşılaştıkları vakit kendilerini göstermek ve ben dostum demek için miğferlerinin vizuarını yüzün önünden sertçe alın hizasına kadar kaldırılıp sonra aynı yolla indirir. işte asker selamı burdan gelir.
nickeledeon nickeledeon
güzel filmdir ama, mis gibi amerikan milliyetçiliği kopar.
----spoiler-----
hele hele son sahnede bayrağın ters yerine düz çekilmesi ve herkesin hazırol durumuna geçmesiyle koku iştahı kabartır, hemen green card için başvurmaya gidersiniz.
ıslık çalamadığı için metroyu kaçıran adam ıslık çalamadığı için metroyu kaçıran adam
bol bol milliyetçilik koktuğu düşüncesine katılmadığım güzel film. film boyunca hep bir kale bahsi geçiyor. film de amerikan yapımı olduğuna göre, o kalenin bayrağı da elbette amerikan bayrağı olacak ve tabiidir ki göndere de amerikan bayrağı çekilecek. konuyu amerikan milliyetçiliğine bağlamanın lüzumu olmadığı kanısındayım.

filmin konusu gerçekten güzel işlenmiş. oyunculuklar zaten ayrı güzel. kalesinin her önemli noktası düşerken albayın yüz ifadesi ve tepkisi görülmeye değer. robert reford ile beraber filmi çok güzel kotarmış gerçekten. generalin kıvrak zekası karşısında kendi acizliğini tatmak, ona pek ağır gelmiş.

sinemada izlenmesi gereken bir filmmiş ama artık çok geç.

tashih: şöyle de bir sitesi mevcutmuş.

paramount pictures paramount
mikeyx mikeyx
akıcılığı ve damardan askeri söylemleri ile beğenimi toplamış 2001 yapımı rod lurie filmidir. robert redford'un oyunculuğuna söylenecek fazla birşey yok. senaryonun sonu tahmin edilebilir olmasına rağmen, akıcılığı ve oyunculuğu ile filmi izlemek keyifli bir deneyim yaşatıyor. hapishane ve askeri filmleri sevenler için keyifli bir 131 dakikalık film.

-quote-
irwin: hmm, pretty good. you have check-mate in five moves.
enriquez: [pause] how come you're still playing if i have check mate in five moves?
irwin: 'cause i have check-mate in three.
-quote-
ustacekirge ustacekirge
uzun bir aradan sonra bir vesileyle tekrar izlediğim 2001 yapımı film. hoşça vakit geçirirken çağrışım yapan bazı film isimleri: gladiator, a few good men (birkaç iyi adam), dead poets society (ölü ozanlar derneği), rules of engagement (vur emri biraz crimson tide denizde isyan hatta son sahnesinde amerikanizm adına biraz da top gun`.

konu liderlik açısından değerlendirildiğinde güzel noktaları kavrıyor. zaten esas oğlan eugene irwin'in west point'ten yayılan efsanesi mahkum olduğu cezaevindeki müdürün kitaplığında the burden of command (komuta etmenin esası) isimli kitabın yazarı olarak somutlaşıyor. üstelik bu efsane generalin kızı ve eski silah arkadaşları tarafından yalnız bırakıldığını dikkate alırsak özgüveni yitirmeden soğukkanlı liderlik yaklaşımı gibisinden mesajlar da çıkarılabilir (mi).

filmde satranç oyunu sembolik olmanın ötesinde öne çıkarılıyor ve sanırım özellikle amerikalı izleyicinin iyice anlaması için liderliğin, satrançla benzeştiği farklı ağızlardan vurgulanıyor. en başta ve ikinci yarının ortalarında bir kalenin unsurları iki kez açıkça ifade ediliyor:

"bir kaleye bakın, herhangi bir kaleye.
şimdi de onu kale yapan unsurları düşünün.

1)konum
2)korunma
3)garnizon
4)bayrak

ister 14. yüzyılda olun, ister 21. yüzyılda savaşıyor olun bir kale yine de ele geçirilebilir. kale savaşında galip gelmek için garnizonu yenmek, komutayı almak ve en sonunda da bayrağı ele geçirmek gerekir... askerlerine 'siz askersini bu da bayrağınız' dersin. onlara 'kimse o bayrağı ele geçiremez' dersin. herkes görsün diye bayrağını göndere çekersin. böylece bir kalen olur."

kurgu yönünden inandırıcılıktan öte öğeler barındırsa da ana tema ve performanslar izleme zevkini katlıyor.
madface madface
buram buram amerikan propagandası yapılan film. bunu bir kenara bırakacak olursak robert redford döktürmüştür.
isyan sahnesi ile hapishane yönetimine gerekli ayarı verir.

tipik amerikan sistem eleştirisidir. sistemi yıkmaktan ziyade gene sisteme eksik yönlerini gösterir.

filmde yüceltme esastır. savaş ve savaşan insanların saygıyı hakettiği bilinçaltına şırınga ile enjekte edildikten sonra sizin onlara özellikle sistemin devamını sağlayan üniformalılara neden saygı duymanız gerektiği işlenir gizliden gizliye.

tüm bunları bir kenara bırakırsak; hapishane filmleri içerisinde ilk üçe rahatlıkla girebilir. ancak bir numara için;
(bkz: the shawshank redemption)