the lion king

1 /
dydm dydm
filmin çıktığı zamanlarda giden çocukların başroldeki aslanın babasının ölüm sahnesinde ağladığı film
telperion telperion
ilk kez bir disney filminde ölüm sahnesinin gösterildiği, içinde birbirinden süper şarkılar barındıran film. seslendirenlerin arasında jeremy irons*, matthew broderick*, james earl jones*-ki kendisi darth vaderı da seslendirmiştir-, nathan lane*, rowan atkinson* ve whoopi goldberg* bulunur.
varolmayan şövalye varolmayan şövalye
1994 yapımı yönetmenliğini roger allers'in yaptığı muhteşem çizgi film.

seslendiren kadrosu çok zengindir:


rowan atkinson .... zazu (voice)
matthew broderick .... adult simba (voice)
niketa calame .... young nala (voice)
jim cummings .... ed/gopher (voice)
whoopi goldberg .... shenzi (voice)
robert guillaume .... rafiki (voice)
jeremy irons .... scar (voice)
james earl jones .... mufasa (voice)
moira kelly .... adult nala (voice)
nathan lane .... timon (voice)
zoe leader .... sarafina (voice)
cheech marin .... banzai (voice)
ernie sabella .... pumbaa (voice)
madge sinclair .... sarabi (voice)
jonathan taylor thomas .... young simba (voice)
cellman cellman
küçük yaşta çocuklara baba acısını kenarından tattıran ve minikleri üzen film.. izlediğimde o sahnede duygusal anlar yaşamıştım, şimdi bana göre ikinci nesil olan yeğenlerimin hiç sallamaması, nasıl duygu fakiri bir yeni nesilin oluştuğunu gözler önüne seriyor.. tabii yaptığım istatististik iki çocuğu kapsıyor..
chaghdash chaghdash
filmin yayınlandığı dönemde bir de oyun kartları çıkmıştı. renksiz futbolcu kartlarından sonra bu güzel resimli kartlara rush yapmıştık zamanın çocukları olarak. tasonun modası altı ayda geçerken ve futbolcu kartları da zaten senelik olarak hazırlanırken bu kartlar iki - iki buçuk sene elimizden düşmemişti.
iao iao
gelmiş geçmiş en güzel iki çizgi filmden biri. öbürü thundercats. bunun etkisini hala discovery channel'da büyük kediler belgeseli gördüğümde kendimi tutamayıp doksanıncı kere izlerken gene hissediyorum.

scar denen kalleşin, önder somer'in ve joker'in; gönüllerin sevgili kralı mufasa'yı aşağı atmadan önceki son konuşması ve bakışları şu an bile içimi dağlamakta, şerefsizin keleş kafasına da lanet okutturmakta.

mufasa'nın uçurumdan aşağı düştükten sonra simba'nın babasının yanına gelip ona yaklaşması ve uyandırmaya çalışması da şu an klavyemi kısa devreye doğru adım adım götüren yaşlı bir detaydır.

scar'ın yüzü, seslendirmesini de yapan jeremy irons'tan ilham alınarak çizilmiş.

çok mu uçuyorum bilmiyorum ama simba'nın babasının hayaletini görmesi ve onun kendisini hatırlamasını söylemesi bana hamlet'i hatırlattı. aslında hikaye de uyuyor gayet.

filmdeki sırtlanlar çok feciydi, özellikle sesleri ve bakışları. şimdi duysam gene sinirlenirim, fena olurum.

filmin hakuna matata diye şarkısı vardır, hatta sloganı da budur. odama yazmıştım bunu ben de keçeli kalemle. bir de tüm hayvanların geldiği küçük simba'nın kutsanma sahnesi ve aynısının simba'nın oğluna da olması nefistir, coşku vericidir. göz yaşları sel olmalıdır. dostum bu video nerede bulunur biliyor musun?
dream endless dream endless
hamletin çocuklar içini olanıdır. ama pekte çocukların kaldırabileceği şey değildir bu film. acıklıdır hüzünlüdür biraz çocuklukta izlemiş olmanın verdiği masumiyeti heyacanı taşır. krallar öldüğü zaman yıldız olup bizi izlerler demek belki de yeterlidir.
ceyus ceyus
bu film çıktığında ne fırtınlar koparmıştı.filmle ilgili her türlü dökümana sahiptim.bilmiyorum kaç kere izledim.belki on veya daha fazla.izlemekle de kalmamış filmin hikayesini anlatan büyük resimli kitabını bile defalarca okumuştum.hikayesi-özellikle babasının ölüm sahnesi- beni küçükken çok üzmüştü.
blue danube blue danube
birinci sınıfın ilk karne günü, annem beni aslan kral'ı izlemeye götürmüştü.

sonrası inanılmaz tabii. filmin soundtrack kasedini aldık (o zaman 400.000 lira gibi bir paraydı), ben bütün şarkıları ezberledim. filme ilişkin ne varsa toplamak istiyordum ama sonucunda, aslan kral'lı annemin izin verdiği ölçüde her şeyi aldık. annem o dönem milliyet'te çalışıyordu, ben de peçetelerin üzerine "hakuna matata" yazıp annemin çalışma arkadaşlarının masalarına bırakıyordum.

hatta taşınırken bulduğumuz bir defter var ki, sözlük yazarlarının itirafları na konu olacak cinsten. defter, küçük bloknot şeklinde bir şey, ama ben onu çizgiromana çevirmişim. aslan kral'ı anlatıyor tabii ki. yalnız incecik defterde üç sayfayı şöyle harcamışım, akıllara zarar:

1. x ve y (hangi karakterler olduğunu hatırlamıyorum) biraraya geldiler ve konuştular: buradaki çizim, yan yana duran iki aslan.
2. x ve y konuşmaya ara verip dinlendiler: çizim, birbirinden uzakta duran iki aslan.
3. x ve y konuşmaya devam ettiler: tekrar yan yana duran iki aslan.

aslanlara kahve molası verdirmişim resmen. hey allam.


neyse, son dönemlerde artan walt disney ilgim ile, oturdum, aslan kral'ı bir kez daha izledim. gözyaşları içinde. bunu, yitip giden çocukluk ya da aslan kral'ın duygusal sahnelerine bağlamayı çok isterdim, ancak tam olarak öyle değil. film çok güzel, çok! şarkılar, çizimler, senaryo, özenilmiş bir çocuk filmi olduğu öyle belli ki. filmdeki şarkıları elton john yapmış orijinal versiyonunda, türkçeleştirilmiş hallerinin de orijinaliyle yarışır güzellikte. belli, uğraşılmış bunun için ve gişesini de haketmiş bu film.

aslan kral'ın çocuk aklımızda yarattığı o geniş dünya ile, son dönem animasyonlarını karşılaştırıyorum ve şanslı olduğumuzu düşünüyorum. hakuna matata!
1 /