the matrix resurrections

1 /
polia polia
sırf bu filmi ve keanu reeves'i izleyebilmek için aralık sonu pcr testi yaptırabilirim bak.
tabii ki o zamana kadar ölmez de sağ kalırsam eğer :p

bi de elbette önceki üç bölümü beşinci defa izleyip hatırlamam gerekiyo bi fırsatını bulup.
1
vlad vlad
öyle devamını çekip aslının ruhunu bozmasınlar, yok efendim o kitabın filmini dizisini yapmasınlar moduna giren, bu tarz çalışmaları kutsallaştıran birisi değilim şahsen. o sebeple devam filmine seviniyorum. orijinal üçlemedeki ikonografi ve alegorik yapıyla birlikte bullet time'ı da aynı çarpıcılıkla sunacaklarsa ve bunu da ilk filmin felsefi yoğunluğunu verip yapabileceklerse (ikinci ve üçüncü film daha ziyade ikonografik yönün ağır bastığı aksiyon filmleriydi) benim için tamam.

yalnız bu bullet time mevzusu fragmandaki kısa kısa sekanslarda çok yavan duruyor gibi geldi. 99'da ilk filmde örneğin 100 küsür kamera aracılığıyla bullet dodge sahnesinin çekilip her kameradan karelerin birleştirilmesi gibi çılgın emek gerektiren sahneler göremeyebiliriz sanki. daha ucuza daha gelişmiş cgi teknolojisinden sebep kim uğraşıcak amk yapın bilgisayarda derler hemen her noktada. efekt bolluğu içinde minimal estetikten uzak çiğ görüntüler sunabilirler. örneğin ilk matrix'te morpheus ile neo'nun kung fu kapışmasındaki sadeliğe bakıp bu trailerdakine bakınca sik gibi duruyor yenisi.

mesela kısıtlı cgi teknolojisi ve bütçe sebepli lotr üçlemesinde prosthetics mevzularıyla yapılan orc ve uruk-hailer, uğraşılmış mekan maketleri ve setler ile hala taş gibi gerçek duran bir film var. bir yandan da komple yeşil ekranda çekilmiş, ponçik ponçik duran orclar goblinler falan içeren hobbit üçlemesi var. imkan bol keseden olunca kısıtlı imkanın gerektirdiği yaratıcılık ve emeği tamamen göz ardı edebiliyorsun. benzer durum belki bu matrix 4'te de olur. çünkü az ama öz bullet time mevzusuna giriyordu ilk film, şimdi öyle bir zorunluluk yok, cayır cayır basarlar cgi'ı after effects öğreniyorum xd modunda. ama inş öyle olmaz. inş yine aynı sadelikte, yavaşlıkta ve vıcık vıcık efekte bulanmamış bullet timelar döğüşler izleriz, amen.
leo basgan leo basgan
yıllar sonra bir filme bu kadar heyecanlandım ama fragmanı gram beğenmedim. umarım hikayesi güzeldir ve matrix 3 filminin bitişinden itibaren bağlarlar.
avangard jazz avangard jazz
beni pek ilgilendirmeyen film. fragmanını şimdi gördüm, onu bile yarıda bıraktım ya la.

ben o ikinci filme (reloaded sanıyorum) neo'nun ajanlarla dövüştüğü sahnedeki olayın, grafiklerin birden bilgisayar oyununa dönme sahnesinden sonra bütün saygımı yitirmiştim zaten.
purge me purge me
fragmanı izledikten sonraki görüşüm ferdi babanın dediği gibi hatıran yeter şeklindedir özetle. heyecanla bekliyorum, hepsi bu. nasıl olur, ne olur bilemem. matrix evreninde devam filmleri iyi senaryo ile tutabilir. back to the future gibi bir evren değil o çünkü. breaking bad evreni gibi. gideri var spin-off olsun, devam filmi olsun diye düşünüyorum. du bakalım, kısmet artık.

ayrıca değer verilen bir şeyin popüler kültürün diline düştüğü görüldüğünde yaşanan o burukluğu yaşıyorum tabi bi kaç gündür. o da sitemimdir. yine amk başladılar vefatı sonrası müslümcü, leyla ile mecnun sonrası ferdi'ci olan kalabalık. herkesin dilinde matrix felsefesi. çoğu da animatrix'ten arak, onu diyeyim.

kutsal mal kaynağı limonlu yerde ve faşist sjw jack'in mavi kuşlu porno sitesinde bol bol mesaj döşüyorlar. birisi, "efsanenin 17 yıl sonra çekilen devam filmi" gibi bir şey yazmış. "özledik morpheus başkan" demiş. ilk entry'yi 2004'te gördüğü için öyle sanmıştır kızmayalım hemen.

"ben 6 yaşından beri metalciyim lan" diye bi zamanlar taşak geçtiğimiz güruh gibi oldu yine tipini siktiğimin malum kuşağı. bu, can sıkıcı olmakla beraber geçici bir durum ve alıştık. ve dediğim gibi; bunların arak teorileri yerine, serinin tümünü izledikten sonra animatrix izleyin meraklıysanız.

ve çok rica ediyorum, "matrix'te ilk isyan edenlerin arasında benim dedem de vardı, morpheus ile aynı cephede savaştılar" modunda yazmayın olm twitter'a, ekşi'ye ya. tamam en iyi siz anladınız ve 1999 yılında herkes sinemada sevgilisi ile gala gösteriminde izledi ve ağzı açık çıktı, tamam olm ya. (hallederiz kadir emojisi)

vatandaş bir entry'sinde, "üniversiteler açılsın, çok sıkıldık artık 2. sınıfım" yazmış, matrix resurrections başlığında, reloaded'ı sinemada izlerken yaşadığım heyecanı anlatamam falan diyor. "pardon bişi sorcam, ananızın amında mı izlediniz hocam acaba?" desek özelden adımız terbiyesiz olur. şu yaşımızda trollükle uğraşacak değiliz bireysel atışma bazında cık cık cık.

sürekli godfather, back to the future, matrix gibi triologyleri sarıp sarıp takıntılı şekilde arada izlediğim için, "üfff ne zivk aliyusun yaa biraz yeniliklere bak" diye çemkiren hatunlar "neoooo kalp" yazıyor instada. olm manyak mısınız lan siz sdlkjfsk. sevilen şeylerin bu dönemlerde çok konuşulması bir burukluk veriyor insana işte. o duyguyu bilen bilir, olay bu yani. geçer bunlar da napalım. hayat akıyor.

film işte nihayetinde. izleyip geçeceğiz. umarım dolu bir senaryo olur, düşündürür. tek dileğim bu. olmazsa da zaten hatırası yeter.
kılavuz karga kılavuz karga
bazı markalar ya da kişiler vardır sadece ismi satar. işte the matrix ile birlikte gelen evren bunu sağladı. animatrix'i olsun hayran teorileri olsun ikinci ve üçüncü filmden sonra dahi koşulmaya devam etti. aksi ispatlanamaz teorisi ve derin hikâyesi girdap gibi içine çekiyor insanı. devam filmleri bile değil sadece ilk film olan the matrix dahi başlı başına bir şaheser. zaten nerede sükse yapmış film var ve onun devam filmi çekilmişse çoğu zaman çıtayı geçemedi. görüşüm, bu filmin de bol efektli haliyle damakta acı bir tat bıracakacağıdır.

kısa bir ön tanıtımdan fazla bir çıkarım yapamıyorum ama thomas anderson -namı diğer neo- yeniden matrix'in içine girmiş ve makinelerin onları hapsettiği hayal dünyasında yaşıyor. tıpkı ilk filmlerde olduğu gibi bu filmde de bolca ipucu, detay ve imgeler olacak gibi duruyor. eğer sadece göstermelik olarak kara kedi ve "simulatte" isimli işletme gözümüze sokulduysa açarım korsanı oradan izlerim. ben malımı* bildiğim için önce gidenlerin içerik yorumuna bakacağım.

kafama takılan bazı yerler var. neo'yu bir kenara bırakırsak trinity ya hafızası silinip matrix'e konuldu ya da neo'nun matrix içinde gördüğü kişi kendi hayalide yaratılmış bir kopya ve asıl trinity zion'da. şimdiden bol keseden atmak da istemiyorum ama onca sıkıntının sonucunda bir kafa dinleyelim diye ne neo ne de trinity matrix'te kalmayı kabul eder. yeni yüzler bolca var. umarım hikâyeye güzel biçimde yedirilirler. damdan düşmüş gibi bundan böyle mekan bizde derlerse eski kadroyu ararım.

gönül ister ki bütün filmlerde sanata, el işine yatırım yapılsın. görsel efektler yerine makyajlar, dekorlar, kostümler, ipler kullanılsın ama maliyeti kısmak için efekleri hindistan'da yaptıran şirketler varken bunu beklemek hayal olur. gerçi wachowski kardeşlerin bunu yapacak gücü varken yine de efekte abanmışlar. en azından ilk izlenim öyle.

hikâye hakkında ne var yok yutmuş birisi olarak çok düşük bir beklenti hatta üzüntü içinde bekliyorum filmi. ilk duyduğumda kızmıştım bir şeyi de tadında bırakın, içine etmeyin diye. heyecan, dövüş, kan, çatışmaya bile gerek yok. bu filmde sadece matrix'i anlatsalar, animatrix'teki hikâyeyi detaylandırıp bir de makinelerin gözünden insanlığa baksak ona razıyım. hatta güzel de olur. yapay zekânın nasıl bu kadar geliştiği, doğaçlama davranıp insan gibi kararlar verdiğini bilmek isterim. sonuçta hepsi 0 ve 1'lerden oluşuyor. hayatlarında açıklanamaz doğa üstü olaylar, inançlar, içgüdüler, tarif edilemez duygular yokken ii. rönesans'tan beri başta ajanlar olmak üzere insanları taklit edip duruyorlar. hatta ajan smith bunun en uç örneğiydi ki artık matrix'ten çıkıp insan dünyasına sızmaya çalıştı ve sonunda makinelere yasak olan zion'a girmeyi bile başardı -tabii zion da aslında bir kurmacaydı.

uzun lafın kısası beklediğim en son şey aksiyon.
noise noise
lana abla ortaya karışık bişi yapmış, herkese bişeyler verecek belli ki. ama fragmanda çok fazla felsefi tatava yaratacak malzeme vermiş.
1 /