the mirror has two faces

hypothetic hypothetic
barbra streisand'ın anfide yaptığı ders sahnesiyle hafızalara kazınan romantik film. her ne kadar romantik filmleri sevmesem de anlattıkları beni benden almayı başarmıştır.



-devam edelim.bu kız kardeşimin düğününden.sarhoştu, üçüncü kez evlendiğine üzülüyordu.annem onu kıskanıyordu, mükemmeldi... üç kadın tipimiz var:
kutsal fahişe, medusa ve ben. ben hangi tipim?
- bakire meryem?
- sağol, trevor.hayır, inançlı cariye. daima nedime, asla gelin değil.
bu jung'u kanıtlar. söylenenler ve tipler canlı ve evimde yaşıyorlar.
mihrabın yanında kardeşimin ve kocasının yanında, düşündüm bu tören,
evlilik töreni, peri masalının son perdesi. gerisini söylemiyorlar.sindrella kaleyi sürekli
temizleyip prensi çıldırtır.sonrasını söylemezler çünkü. sonrası yok.
romantik aşkın sonu şu... mike?
- seks?
- kafanda seks var.
- evlilik.
- hep öyle değil.
-12. yüzyılda dostça sevgi vardı, seksle ilgisi yok. şövalye ile evli bir kadının ilişkisi... onlar aşkı asla tüketmezlerdi. birbirlerinin önünde tuvalete gidebilme aşkı değildi, daha kutsal şeyler arıyorlardı.seksi dışarı attılar ve, ruh birliği aradılar.bunu düşün. seks daima öldürücü zehiridir aşkın.günümüz edebiyatına bak.tüm tüketim deliliğe, ölüm korkusuna yol açıyor.
uzmanlar ve esther halamın ortak görüşü:
gerçek aşk ruhsaldır ve,romantik aşk yalandır.
bir söylence. gibi yapmak yani. gibi yapmak şöyle ki...
sinemaya gidip aşıkları öpüşürken görmek gibi...
müzik de vardır, biz de yutarız, değil mi?
yani çıktığım kişi öpünce müzik duymazsam bırakırım.
sorun şu,neden yutuyoruz?
çünkü söylence ve aldatma,herkes aşk ister.
bu tecrübe bizi canlı kılar.
gündelik gerçek kalkar,ve cennete uçarız.
bir an ya da bir saat sürer, ama değeri azalmaz.
hayatın sonuna dek kalan anılar kalır geriye.
aşık olunca beynimizde, puccini duyarız.
severim. onun müziği tutku ve aşk ihtiyacımızı gösterir.
la bohem'i dinleriz ya da,rüzgarlı bayır'ı okuruz,ya da kazablanka'yı izleriz içimiz sevgiyle dolar.
son soru şu:
neden aşık olmak isteriz çok kısa sürüyorsa ve de acı doluysa?
- türlerin üremesi mi?
- biri ile ilişki gerekiyor.
- önceden şartlanmış mıyız?
- ama bu benim için çok entelektüel.
çünkü sanırım, bazılarınız bilir...
aşk sürerken, iyi hissedersiniz.
ingilizcesi için:
-this is the scene at my sister's wedding. she's getting drunk, regretting that she got married for the third time. my mom's sprouting snakes from her hair in jealousy. ıt was perfect .
we've got three feminine archetypes:
the divine whore, medusa and me. what archetype am ı?
- the virgin mary?
- thanks a lot, trevor.
no, the faithful handmaiden. always the bridesmaid, never the bride. ıt proves what jung said all along.
myths and archetypes are alive and well and living in my apartment.as ı stood beside the altar beside
my sister and her husband to be,it struck me that this ritual,a wedding ceremony, is the last scene of a fairy tale.
they never say what happens after.that cinderella drove the prince mad by obsessively cleaning the castle.
they don't say what happens after because there is no after.
the be-all and end-all of romantic love was ... mike?
- sex?
- you have sex on the brain.
- marriage.
- but it wasn't always like that.
the 12th century had "courtly love", which had nothing to do with sex.
the relationship between a knight and a married lady of the court
and so they could never consummate their love.
they rose above "going to the toilet in front of each other" love,and went after
something more divine.
they took sex out of the equation,leaving them with a union of souls.
think of this. sex was always the fatal love potion.
look at the literature of the time.all consummation could lead to was madness, despair or death.
experts, scholars and my aunt esther are united in one belief: true love has spiritual dimensions,while romantic love is a lie.
a myth. a soulless manipulation.and speaking of manipulation
ıt's like going to the movies and seeing the lovers kiss the music swells,
and we buy it, right? so when my date kisses me, and ı don't hear strings, ı dump him.
the question is,why do we buy it?
because, myth or manipulation,
we all want to fall in love.
that experience makes us feel completely alive.
our everyday reality is shattered, and we are flung into the heavens.
ıt may only last a moment, an hour, but that doesn't diminish its value.
we're left with memories we treasure for the rest of our lives.
ı read, "when we fall in love, we hear puccini in our heads."
ı love that. his music expresses our need for passion and romantic love.
we listen to la boheme or turandot,or read wuthering heights, or watch casablanca, and a little of that love lives in us too.
so the final question is:
why do people want to fall in love when it can have such a short run and be so painful?
- propagation of the species?
- we need to connect with somebody.

- are we culturally preconditioned?
- good, but too intellectual for me.

ı think it's because, as some of you may already know .
while it does last, it feels fucking great.
vandal mimar vandal mimar
şeyde yine verdiler. cnbc-e'de. sonuna kadar izledim bu sefer. işte kadın var, barbra. çirkin, kompleksleriyle henüz yüzleşememiş ama çok akıllı, esprili falan. bir de proseför adam var. adamın bir aşk teorisi var. teoriye göre süper arkadaş olunca sekse, öyle abuk sabuk ikili ilişki triplerine, tutkuya falan pek gerek kalmıyor. çift birbirini mental açıdan doyurabiliyorsa, seks bir hiçtir falan diyor özünde. filmin sonunda adam barbra'yı sabahın bir köründe sokağın ortasında yarım saat kadar kâh öpüyor, kâh sırtına alıyor falan. siz düşünün. barbra diyorum. (özel yetenekleri arasında yönetmenlik de var.) profesör diyorum. aşk, seks. bunları unutun. prodüksiyona bakın.