the ottoman lieutenant

jitemci astsubay
başrollerini michiel huisman (game of thrones, age of adaline), hera hilmar (da vinci's demons, anna karenina), josh hartnett (pearl harbor, black hawk down) ve oscar ödüllü sir ben kingsley'nin paylaştığı bir hollywood yapımı.

filmde selçuk yöntem ve haluk bilginer'in de rolleri mevcut.

birinci dünya savaşında, bir osmanlı subayı ile abd'li bir hemşirenin ilişkisini anlatacakmış.






facebook
fark ettim
savaş ve tarih filmi değil bildiğin geçmişte yaşanan aşk filmidir. yazan senarist türk rütbelerini bilmediği için ve bizim öküz yapımcılar subaylara kontrol ettirmediği için lieutenant rütbesini yüzbaşı olarak çevirmişler. yüzbaşı captain demek, lieutenant üsteğmen demek. gerçi osmanlı devleti'nde rütbe isimleri daha farklıydı; ama yüzbaşı demek değil o.

------spoiler------
filmin edebiyatı yok. bildiğin böyle bir iş var yaz bakalım senarist efendi demişler, senarist artık ne kadar biliyorsa klişelerle süsleyip filmi yazmış. kurgu durmadan kopuyor. aksiyon, manzara katalım demişler; ama yememiş bildiğin. hele son sahnede bizim subay techir ettirenleri vicdana gelip kurtarması klişe yetmezliğinden öldürdü.

techir ve doğu olayları güzel anlatılmış yalan yok. böyle göze soka soka değil hikayenin içine yedirilmiş. ermeni katliamları, türklere olan kötü bakış, hastanelerin silah deposu olarak kullanılması... bildiğin anlatmış bunları. hele o amerikalı piç doktor ermenilerle ne iş çevirdi.

dediğim gibi artık aşk meşk sıkar diye araya aksiyon koymaya çalışılmış; ama yemedi. türk subayı oynayan yabancı eleman bize benziyor; fakat sahnelerinde askerleriyle bazen türkçe bazen ingilizce konuşmuş, bu iyi durmadı işte. zorlama ya hep ingilizce olsun yahut askerleriyle türkçe konuşsun.

proje filmi gibi ısmarlama film gibi değil. al abi tarafsız bir karakter etrafında olaylar gelişsin, savaşın yıkımını anlat, aşk dram koy, mekan olaylar şunlar denmiş senariste; senarist yazmış. keşke ana hikayeyi desteklemek için senariste yardımcı türk yazarlar olsaymış.

hele bazı yerlerde belgesel tadında eski görüntüleri koymaları resmen filmden ilgiyi kopartıyordu. sahne mi çekemdiniz agalar?

yalnız bizim türk yapımcılar o rütbe hatasını nasıl fark etmediler alacakları olsun. büyük bütçeli iş bu ince eleyip sık dokuyacaksın. bir danışman olsaymış keşke kendini koşulsuz başka kucağa teslim edersen işte böyle büyük bir yanlışın üstüne oturursun.

sana puanım yedi kanka. görüntüler ve sadelik hatrına.