the rum diary

1 /
iago iago
98 yapımı fear and loathing in las vegas filminin devamı niteliğinde çekilecek başrolünde yine ilk filmdeki gibi johnny depp in oynayacağı yapımdır.bunun dışında yine ilk filmden benicio del toro nun da filmde yer alacağı belirtilmiştir.hikayesini yine ilk filmdeki gibi hunter thompson un kitabından alınacağı ,yönetmenliğini ise bruce robinson un üstleneceği filmde josh hartnett ve nick nolte de kadroya katılan yeni isimlerdendir.
ninkasi ninkasi
filmin çıkış tarihini hatırlıyorum, ilk olarak 2007 denmişti. sonra unuttuk bu filmi biz, 2009 dediler. şimdi ise 2010'da geliyor diyorlar. neyse ki setinden görüntüler falan yayınlandı da rahat bir oh çektim. bat country'den sonra bakalım şimdi nereye gidiyoruz.

ayrıca filmde benicio del toro yoktur, ancak pineapple express'den hatırlayacağımız hatun amber heard vardır.
pikolata pikolata
nihayet gösterim tarihi belli olmuş ve fragmanı yayınlanmış olan film,ki 2004'ten beri beklemede bırakmıştır kendisini. devam filmi olması beklentileri yükseltecek olmakla birlikte, bir fear and loathing in las vegas tadı verir mi , bunu göreceğiz; ancak fragmana bakılırsa johnny depp'in yine oyunculuğuyla ön plana çıkacağı aşikar. benicio del toro'yu arayacak olsa da gözler, abuk ve keyifli bir film olacağını umuyor ve bekliyoruz. fragmanı için:

(bkz:
)
mgun mgun
"new york'un karmaşasından, gürültüsünden ve eisenhover dönemi amerikası'nın ezici teamüllerinden sıtkı sıyrılan paul kemp (`johnny depp), soluğu saf ve bozulmamış bir ada olarak gördüğü porto riko'da alır. burada ezik bir editör olan lotterman (`richard jenkins) tarafından yönetilen 'san juan star' gazetesinde çalışacaktır.

adanın romla dolu yaşam tarzına hemen adapte olan paul, bir süre sonra sanderson'ın (`aaron eckhart) dünyalar güzeli nişanlısı chenault'ya (`amber heard) abayı yakar. karanlık ve şaibeli müteahhitlik projeleri geliştiren bir işadamı olan sanderson, adayı amerika'nın zenginlerine hizmet veren kapitalist bir cennete çevirmeye çalışan ve sayıları gün geçtikçe artan uyanık yatırımcılardan sadece biridir.

sanderson, çirkin planlarını hayata geçirmek için kemp'in yazılarını kullanmaya çalıştığında, gazetecinin önünde iki seçenek vardır: kelimelerini bu namussuz işadamlarına rant sağlamak için kullanmak ya da hepsinin ipliğini pazara çıkarmak."


6 ocak 2012'de vizyonda...
the rum diary (2011) directed by bruce robinson. with johnny depp, giovanni ribisi, aaron eckhart, michael rispoli. american journalist paul kemp takes on a freelance j... ımdb
cemal süreya önder cemal süreya önder
gösterime girmesini sabırsızlıkla bekledikten sonra nihayet bugün izledim. nasıl sabırsızlanmayayım, porto rico'da geçiyordu film ve johnny depp baş roldeydi. filmin soundtracki beklediğim gibi mükemmeldi diyebilirim. johnny depp'in oyunculuğu ise bambaşkaydı.

türlü emek ve para harcanarak yapılan filmler için burada "olmamış" deyip geçen bir sözlük aksi'si olmak istemem, fakat filmin kurgusu açıkçası hayal kırıklığına uğrattı beni. olay bütünlüğü sağlanamaması ve mevzuların kuvvetsiz olması ile film sürükleyiciliğini yitiriyor gibi.

ama mutlaka izlenmeli, herkesin kendine göre filmden alacağı bir şey olacaktır. izleyenler hoş bir vakit geçireceklerdir.

- spoiler -

... ben ise bu on senedir sırtımda daktilo taşıyorum fakat tek bir kelime bile yazamadım. sanırım kendim olamıyorum.

- spoiler -
saint water saint water
yapacak hiçbir şeyiniz yoksa gidip izleyin efendim ama bir alternatifiniz varsa gerek yok. benim için filmle ilgili olarak tek birşey iyiydi o da şu aşağıdaki söz...

-spoiler-

tanrının var olduğunu düşünen ve aynı zamanda hiç yokmuş gibi yaşayan tek varlık insandır.

-spiker-
insomnia ile doğan narkolepsik insomnia ile doğan narkolepsik
öylece izlerken sarhoş etmiş film. öncelikle müzikleri bir filme bu kadar ait olurdu herhalde. fragmanı izlediğimde ilk aklıma gelen fear and loathing in las vegas gibi bir şey olduğuydu. biraz araştırınca ikisinin de hunter s.thompson'ın kitabından çekilmiş olduğunu öğrendim. güzel vakit geçirip hem porto rico'ya hem de rom içmeye özenmek için birebir.
çitleyençekirdek çitleyençekirdek
demek ki her johnny depp filmi izlenebilir değilmiş fikrini benimsememe sebep olan film. benim gibi çok büyük umutlarla izlerseniz pek bi' çabuk sıkılırsınız.

spoiler
minik arabayı haşat ettikten sonra johnny depp'in kucakta kullandığı sahneye inanılmaz güldüm.
"+ne yapıyorsun sala ?
-bir anda senden ne kadar çok hoşlandığımı fark ettim." *
spoiler
vodkaredbullelele vodkaredbullelele
birçok kişinin aksine beğediğim bir film. bir dönemin ve ülkenin çok iyi anlatılmış olduğunu düşünmekteyim filmde. eğer sinema denen sanat, hayatı olduğu gibi aktarmaksa ve duyguyu izleyene yaşatmaksa, bence standart üzeri filmdir.
holden caulfield versus tyler durden holden caulfield versus tyler durden
filme dair birkaç not;
- amber heard adındaki güzel hanımefendiyi tanımamıza fırsat veren film. kendisinin güzel bir kariyeri olacak gibime geldi, aha buraya yazıyorum.
- yönetmenimiz bruce robinson filmde sosyal içerikli bir mesaj olsun (amerikalı kodamanların sahilleri yağmalaması, işçilerin insanlık dışı halleri vs) diğer taraftan da eğlencesi kıt kalmasın istemiş. neticede iki amacın ikisine de varamayan bir film çıkmış ortaya. eğlencelik değil, ciddi mesajları olan bir film desen o da değil. filmden sıkılanlar esasen bu kararsızlıktan muzdaripler bence.
- filmin sonunda "biz bu filmin 2.sinin çekmeye niyetliyiz" mealinde bir cümle geçiyor. fimin hasılatına bakınca bu biraz zor gibi geldi bana .
- kendi adıma bazen bol bol güldüğüm, geri kalanını ise sıkılmadan izlediğim bir film olarak hatırımda kalacak gibi "the rum diary". adında "rum" varsa zaten bi şans vermek lazım.
1 /