the stone roses

1 /
joeninmemeucu joeninmemeucu
ian brownun mancesterde kurdugu 1980 lerin başında kurulan 90ların ortasında dagılan aralarında pakistanlı bir elemanda bulunduran (aziz ibrahim adında john squire yerine gelmiştir.)sadece 2 adet stüdyo albümü yapmalarına ragmen pek bi dinlenen crimson tonight(ep) si güzel olan alternative grup.
pushitonmeshitonme pushitonmeshitonme
debut albümleri ile olaya direkt dalabilmiş, kendini sevdirebilmiş, doğrudan belirli bir hayran kitlesi edinebilmiş grupları hep sevmiş, takdir etmişimdir. özellikle de reklamcılığın yavaş yavaş müzik piyasasında ağırlığını hissetirmeye başladığı zamanlardan önce yapılmış olanları… şöyle bir düşünürsek, zamanımızda yeni oluşan grupların ilk albümleriyle büyük başarılar yakalamalarına katkı payı sağlayan etmenlerden en büyüğü reklamcılık başarısıdır diyebiliriz rahatlıkla. black eyed peas’i tenzih ederim.

i̇şte bu debut albümleriyle üstün başarı yakalayabilmiş gruplar arasında ben ve aşağı yukarı britanya’nın tamamı dahil birçok insan için her şeyden, herkesten ayrı bi köşede duran bir grup varsa şüphesiz ki o grubun adı stone roses’dır.

bu albüm piyasaya çıkar çıkmaz grup kendilerini madchester furyasının tam merkezinde bulmuş. ya da şöyle diyelim, bu albüm piyasaya çıkar çıkmaz madchester furyası kendisine merkez olarak the stone roses’ı seçmekte hiç tereddüt etmemiş. öyle ki, bundan önceki son on yılda britanya müziğini domine eden new order ve the smiths etkileri bir anda sökülebilmiştir dönemin müziğinden. devir madchester devri, meydan the stone roses’ın olmuştur.

ancak gelin görün ki, ellerine geçen fırsatı pek de iyi değerlendirememiştir abilerimiz. i̇lk albümleriyle yakaladıkları başarının ardından daha büyük bir plak şirketine geçmek istemişler fakat o an birlikte çalıştıkları plak şirketi buna izin vermemiş. bu gibi sorunlar grubun işine odaklanmasına elbette ki engel teşkil etmiş ve 5 yıl aradan sonra yayınladıkları second coming, her ne kadar harikulade bir albüm olsa da, ilk albümlerinin gölgesinde kalmış. çünkü yıl 1994 olmuş ve devir değişmiştir. madchester treni kaçmıştır the stone roses için.


şimdi olayı biraz kişiselleştirelim. hayatıma girmiş, etmiş albümler arasında benim için bambaşka olduğunu, vazgeçilmez olduğunu, canımın ciğerimin bir köşesinde yerinin her zaman sabit olduğunu söylemeliyim önce. şayet bu albüm hayatıma girmemiş olsaydı, ya da şimdi şu an biri tutup çekseydi kendisini benden; hayatım çok mu farklı olurdu, çok mu tamamlanmamış gözükürdüm dışarıdan? tabii öyle ulan! günün her saati, haftanın her günü, yılın her ayı mevsimi dinlerim de bıkmam ben bundan. her ruh haline gider bir de. ne tarafa çekersen o tarafa gelir bu albüm. şöyle bir bakınca, iyi ki de yıllar önce yakalamışım kıyısından köşesinden. kendisinden payıma düşeni alabilmiş olmak başlı başına bir mutluluk sebebi benim için.
valiente valiente
21 konserlik bir turneyle tekrar bir araya geleceği konuşuluyor.

the stone roses to reunite? the stone roses have at least 21 nights scheduled for a comeback tour in the uk and america this summer, according to the reports in the mirror. de... the guardian
stone roses resurrected enjoy unlimited access to thesun.co.uk as well as: get the mobile app and our daily tablet app edition, with the best in news, sport and showbiz wa... the sun
stone roses reunion: clint boon confirms ıan brown and john squire meet-up ınspiral carpets man talks about potential reformation clint boon has confirmed that ıan brown and john squire recently met up together, following ... nme.com
mightymoo mightymoo
geçtiğimiz hafta sonu manchester'daki geri dönüş konserleriyle milleti çılgına çevirmiş, caddeleri doldurmuş, kuyruklar oluşturmuş grup.
ben işe hiç dinlemedim kendilerini. bu kadar tantana boşa değildir heralde.
1 /