there will be blood

1 /
weird science weird science
1 şubatta gösterime girmesini beklediğimiz fakat 15 şubatta gösterime girecek son yılların en iyi filmi olarak zikredilen film. film müziklerini jonny greenwood'un yapması dikkat çekici ve film için artı bir değer taşıyan bir unsurdur. gösterimdeki filmlere bakıp içi sıkılanlara uzanan bir can simidi gibi olacağını tahmin ediyorum.
dream with the fishes dream with the fishes
daniel day lewis'i uzun bir aradan sonra yeniden izlemenin büyük keyif vereceğini düşündüğüm vizyona bugün giren film.ayrıca bence bu filmle en iyi erkek oyuncu oscar'ını alması da yüksek ihtimal.
weird science weird science
---- spoiler ----

filmin başından itibaren ying yang felsefesiyle kitabı okumadığım için daniel plainview'ın içinde mutlaka iyi bişeyler olacağına inandım, oğlunu sevişinde bi kuşku olduğunu düşünmedim ama tabii ki yangın sahnesinde çocuğu bırakıp gitmesi, sonra da onu yalnız göndermesi kafamı kurcalamıştı. naçizane fikrim de filmin bunu göstermeye çalışıp sonra herkesi yanıltmasıydı ulaşmaya çalıştığı şey ve benim için başardı da. daniel day lewis her gün olmamak için uğraştığım ama hayatın herkesi olduğu gibi beni de olmaya zorladığı inançsız, ruhsuz, duygusuz, paragöz, rekabetçi karakteri resmen iliklerime işledi ve son sahnede tanrı'nın yazar tarafından yıkılışını izledik. böylesine bir karakteri hiç bir filmde görmemiştim ne yalan söyleyim.

---- spoiler ----

izlenmesi gereken bir film. aksiyon arayanlar için pek uygun olmayabilir, ismi gibi de pek kan dökülmüyor hazırlayın kendinizi.
just call me daydreamer just call me daydreamer
yönetmen paul thomas anderson, daniel day lewis ve eli rolüyle paul dano kendilerini tatmin etmekteler. film paul dano başta olmak üzere oyuncuların performansı için izlenebilir, fakat filme dair beklentilerinizi kapının önünde bırakıp giriniz. en son 96 yapımı primal fear de duyduğum bir oyuncunun ayak seslerini bu filmle paul dano işittirdi. çizgi ötesi bir oyuncu gelmekte.

spoiler,spoiler,spoiler

filme gelince, diyaloglar, ilişkiler, karakterler arası görsel iletişim bir yana, görüntü yönetmenliği ve müzikler açısından başarılı bir film.

h.w. nun plainview'la yakınlık derecesi h.w. nin bebekliğinde belli. aralarındaki ilişkinin partnership tadında olduğu h.w. nun kaza öncesi görüldüğü sahnelerde de açık. bu konuda usual suspects tipi bir sürpriz film öncesi yüklenen beklentilerin aksine filmde yok. plainview'in sözde kardeşiyle beraber göründüğü sahnelerde adını bilmediğim bu oyuncuya karşı da saygı duymamı sağladı. çok doğal ve yalın bir oyunculuk sergilemekte.

filmde okumadığım için bilmediğim kitabı nedeniyle de yada dönem gereği, kadın ve kadına dair hiç bir şey yok. daniel day lewis' in çizdiği karakterin psikotik hatta nevrotik bir tabloya dönüşü çok hızlı ve nedenini anlayamadığım kadar sert bir geçiş. sunday'lerin küçük kızına gösterdiği ilgide bile merhametten çok kendi egosunu sergileyen tutumuna rağmen,sadece yaşam hakkını kendinin tayin etmesinide içeren ağır hastalıklı bir tabloyu saymazsak filmin sonundaki davranışını anlamak ve bir mantık çerçevesine oturtmak çok zor.
jenesaispas jenesaispas
bu seneki oscar ödüllerinin en iyi film bölümünde güçlü adaylardan biri. daniel day lewis de en iyi aktör dalında şanslı bulunuyor eleştirmenlerce. göreceğiz.
muhabirkedi muhabirkedi
sıradan bir maden işçisiyken petrol devi olan, hırslı,akıllı bir adamın öyküsü.


filmi çok sıkıcı bulduğumu belirterek satırlarıma başlamak istiyorum. ağır ağır işleyen bir tempo, hatta zaman zaman temposuzluk.

sahneyla alakasız müzik. adam tın tın yürüyor yolda, fonda gerilim müziği var. sanıyorsun ki bir heyecan olacak, bir aksiyon olacak, ı-ıh hiçbir şey olmuyor.

---spoiler---

bir de türk filmi klişeleri var ki...
adamın oğlu meğersem onun oğlu değilmiş.
kardeşi aslında kardeşi değilmiş.

---spoiler---

ve pek çok sıkıcı filmde olduğu gibi, bu film de oscara aday.

ha oyunculara, oyunculuğa ses etmem. ama film bayıyor ya. bitse de gitsek dedirtiyor. bana dedirtti şahsen.
axolotl axolotl
daniel day lewis'e en iyi aktör dalında oscar getiren, aday olduğu diğer 7 dalda ödülü alamamış (kanımca da isabet olmuş), yarısına kadar tahammül edebildiğim film. başlangıcındaki ışık kullanımı, repliksizlik ile ümit vaat etmiş, dakikalar ilerledikçe temposunda hiçbir değişiklik olmaması nedeniyle sıkıcılığına sıkıcılık katmıştır.
kun3uli kun3uli
daniel day lewis'in üstün performansı dışında hiçbir şey sunmayan film. bir filmin hikayesi temposuz olabilir ona diyecek lafım yok ama ne olursa olsun izleyiciyi bu denli baymamalıdır.

---spoiler-----

çocuğun bacak kadar veletken, kazık kadar adam olup evlenmesine kadar geçen zaman içinde(yaklaşık 16 yıl) rahibin zerre yaşlanmadığı film.

---spoiler-----
cellman cellman
bu filminde yönetmen sessiz sinema'ya duyduğu özlemi işlemiş.
filmin müzikleri tıpkı 1900'lü yılların başındaki sessiz filmlerdeki gibi. ayrıca daniel'ın çocuğunun sağır olmasının ardından sessiz geçen bir sahne var ki, izleyici bu sahnede kendini sessiz filmde buluyor adeta.
strangelove strangelove
paul thomas anderson bu filmi çekmeden önce her akşam the treasure of the sierra madre'yi seyretmiş. ikisi de sonuçta madencilik ve hırs üzerine kurulu ve hatta maden hırsının nasıl insanlığı öldürdüğünü hafif hafif insanı delirttiğini iki filmde de görüyoruz. biri diğerine referans olmuş ama ikisi de ölümsüz filmler olacak.

bir elli sene sonra da bir başkası yine bu iki filmi karşılaştıracak ve hırsın neler yaptığını yine böyle yazacak.
nah buraya yazıyorum!
1 /