ticaret

1 /
soul soul
dürüst yapılması gereken iş.ticarette hırsızlık yapmak, dandik malı iyi diye kakalamak, başkasının hakkını yemek gibi dalavereler kısa vadede para kazandırabilir ancak bir süre sonra kimsenin güveni kalmayacağı için kişi iş yapamaz.dürüst olup hakkıyla ticaret yapan kimse uzun vadeli sağlam iş yapar.yahudi bir tüccarın dediği gibi 'dünyadaki en büyük hile, hilesizliktir'
greenowa greenowa
insanların kolay yoldan para kazandığı, bu işle ilgilenen neredeyse tüm insanların işin içine bir düzembazlık soktuğu, masum insanları soyup soğana çevirmekte birebir olan alış - veriş biçimi.
azwepsa azwepsa
kayserililerle yapılmaması gereken şeydir. elbet onların içinde de dürüst ticaret yapan, ödemelerini zamanında yapan, dandik mal kakalamayan, kazık atmaya çabalamayanı vardır. öylesi oldu mu kayserili de olsa iyi tüccardır, iyi esnaftır.
terk terk
alırken kazanmaktır.

"dolayısıyla bir devlet memurunun ya da bir özel sektör çalışanının yılda kazandığı parayı 1 günde kazanabilme şansı sağlayan uğraştır." şeklinde düşünülebilir. aslında bu çok genel bir yanılgıdır. (bkz: kısmen). evet bir günde çok büyük miktarlar kazanmak mümkündür ticarette. madalyonun öteki yüzü aynı miktarı kaybetme riskidir.

içinde yeterince bulunmuş olan insanlarda hayata daha farklı bir bakış açısı gelişir.

ticaret yapan adamın yapmadan önce ticarete karşı olan bakış açısı şu şekildedir :

dükkana ya da ekmek teknesine gelen müşterilere istedikleri ve ihtiyaçlarına uygun olan çözümlerin sunulmasıdır.
komşularınla iyi geçinmek, onların arkasını kollamaktır.
verilmiş söz kadar kıymetli başka bir şey yoktur. söz senettir düsturu.
bir malın fiyatı eğer 5 liraysa isteyen müşteri gelir 5lirayı verir ve alır o malı parası olmayan da alamaz.
zengin insanı bir görüşte anlarsın.
parası olmayanı da bir görüşte anlarsın.

ticaret yapan adamın ticarette yeterince süre geçirdikten sonraki görüşleri şu şekildedir:

dükkana ya da ekmek teknesine gelen müşterilerin bütçelerine uygun çözümler sunarsın. zira 10 milyarı olan adamla 1 trilyonu olan adamın ihtiyaçları farklıdır. komşularınla iyi geçinirsin ancak bu komşularının sadece %1'i için geçerlidir. %10'u ticari dosttur iş dışında başka zaman başka bir vesile ile görüşmezsin, geri kalanı ise (%89'u ediyor galiba) senin dükkanına gelen ve senin müşterinle olan muhabbetini dinleyip kendini ona göre şekillendiren insanlardır. evet ticarette verilmiş söz senettir ancak gücün ölçüsünde paran kadar söz verebilirsin ya da vermelisin. bunu neden belirtiyorum çünkü bankadan kredi çekip bunu kendi parası gibi kullanan kişiler özellikle bu son krizde çok büyük zorluk içine girdiler ve evet çoğu çıkamadı. iflas etti. ancak kendi yağında kavrulan diye tabir edilen kesim bir şekilde ayakta kalıyor. bu da sermaye ve krizin süresi arasındaki korelasyon ile ilgili bir durum olarak devam etmekte. eğer çikolata, sakız gibi şeyleri perakende satmıyorsanız malın fiyatı ile alıcının vereceği fiyat arasındaki fark ya sizin zararınızadır ya da karınızın büyük bir kısmından feragat etmek zorunda bırakır. o yüzden günümüz koşullarında 3e alınan 5e satılırsa işletme zarar eder. 3e aldığını iyimser bir kat olan 30 a satmak zorundadır. bu malı satın almaya gelen kişinin dış görünüşüne aldanmak ise en büyük eğilimdir. çok şık kıyafetler içinde gelen bir müşterinin kişisel serveti 5-10 trilyon da olabilir bu yanlış değildir ancak genellikle yanlıştır. oysa başında kasketle traktör üstünde gelmiş olan birinin de aynı servete sahip olma olasılığı çok yüksektir. ilk başta konuşmasını bilmeyen bir kişi olarak yargılanan bu kişi size hem çok iyi bir dost kazandırabilir hem de çok yüksek miktarda para. aksi olarak bmw 745 ile gelen ve 3 dil bilen dünyayı gezmiş bir adam size hayatınızın zararını yaptırabilir.

kazandırdıkları:

özellikle insanlara karşı olan davranışlarınızda inanılmaz değişimler olur. artık söyleyeceğiniz şeyi net bir şekilde söylemek yerine muhatabın ihtiyaçlarına göre konuşursunuz. çünkü her kişi potansiyel müşteri ve aynı zamanda sizin ve ailenizin hayatını idame ettirecek parayı kazandırabilme gücü olan kişidir. kapıdan giren kişi o günün hırdavatçısı ama gelecek seçimin belediye başkanı olabilir. bütün bunlar genel olarak kişinin ne olduğuna göre değil ne olabilme olasılığına bağlıdır. rüşvet vermenin aslında ne kadar yaygın olduğunu öğrenirsiniz. hatta rüşvet vermeden işlerin yürüyemeyeceğini hatta ve hatta elektrik faturanızı bile ödeyemeyeceğinizi. ilk başta ne kadar iğrenseniz de bu durumdan bütün bunların var olan sistemin bir parçası olduğunu görmek ve insanların yıllardır bu şekilde yaşadığını bilmek size daha önce ne kadar saf olduğunuzu hatırlatır. bir arşivcinin 4x4 jeepi olmasını yadırgamazsınız.

ticaret sahip olunan bilgi ve tecrübenin efektif olarak kullanılmasıdır aslında. sistemin nasıl işlediğini bilmek size nasıl para kazanacağınızı da öğretir. para kazanmasını öğreniyorsanız da etrafınız kadınlarla ve size saygı duyan insanlarla dolar taşar. 40 yaşında ve evli bir adamı arasıra 20lik çıtır hatunlarla görmenizin sebebi budur ve bunu da yadırgamazsınız. ticaret dünya nimetlerinden azami şekilde faydalanmanızı sağlar.

dünya nimetleri demişken her namazı camide kılan adamın iş yaptığı kişilerin cemaatten olmasını yadırgamazsınız. çünkü o adam inançlıdır ve bu da inancın kişiyi nasıl pazarladığının bir örneğidir.

bir gün kapıdan içeri bir adam elinde 5 kilo balıkla girer** girer ve size babanızın, ortağınızın, annenizin, vs. daha dün bunları sipariş ettiğini ve alacağını söylediğini ya da benzer ama başka bir şeyi söyler. işte ticaretteki ilk sınavınız budur. güvenmeli misiniz yoksa güvenmemeli misiniz?

ticaret hayatı insanın bakış açısını çok değiştirir ve geliştirir. artık neyin kaç paraya, nerelerden, nasıl ve hangi adamlarla alınacağını ya yapılacağını öğretir. bugüne kadar okullarda tanıdığınız ya da tanıştığınız kaç adam varsa onların kat be katıyla tanıştırır sizi. tanıştırdıkça ne kadar cahil olduğunuzu hatırlatır defalarca. o yüzden "ben ticaret yapıyorum" diyen bir adamla tanışırken bütün bunları gözünüzün önüne getirin.

ne kadar sahtekar ve ikiyüzlü gibi görünüyor değil mi?

aslında değil.
keditör keditör
çocuk hastanesinin
karşısındaki oyuncakçı
gün geçtikçe artan
kazancı için
şükreder tanrı'ya

yem satan ihtiyarın
yıllar önce kanatlarına
taş attığını bilmeden
her sabah aynı meydanda
toplanır güvercinler

ve kitapçı tezgahının
en önüne sıralanır
bir şairin
öldükten sonra
bütün kitapları.

sunay akın
vefaboza vefaboza
3. kuşak olarak devam ettirmek istediğim iş dalı, meslek. güven, dürüstlük, ticari zeka, hesap kitap işleri, araştırmacılık, insan ilişkileri.bunlar ticaret yapan kişinin başarılı olması için gereken özelliklerdir.bi de kazandığın parayı iyi kullabilme yeteneği.
bagaric bagaric
saçmalığın en önde gidenidir. hiç bir şey yapmadan, emek sarf etmeden başkalarının emeğinden kazanç elde etmedir.

ama ben sattım deme pis kapitalist.

doğru ben emekten ne anlarım.
1 /