top

1 /
gudu bet gudu bet
bir william burroughs eseri.. bilinçaltımızda beynimizi ele geçirmek için tetikte bekleyen umutsuzluğumuzun bastırılması yolunda verilmiş en güzel örneklerden biri..

“bu kitap, gerçek bir aşk hikayesidir… mexico city’ye sığınmış olan william lee’nin hayali sevgilisini baştan çıkarmak için gerçekleştirdiği ayak oyunlarını ve bunları yaparken çektiği bütün o romantik acıları anlatır.”

akla aykırı görünüp de aslında yaşadığımız çoğu şeyden daha gerçek bir hikayedir bu.. tıpkı banyo yaparken hayatınızda olmasını istediğiniz hayali biriyle uzun uzun konuştuğunuzu farkedip bir süre sonra aslında garip bir şey yaptığınızın farkına varmanız gibi.. ama o kadar hararetli bir sohbettir ki bir türlü bölemezsiniz. yeri gelir tartışırsınız ve can havliyle meramınızı anlatıp bir şeylerin düzelmesi için olanca gücünüzle çabalarsınız. sonra birden banyo aynasında derdini anlatmaya çabalayan birini görünce “ne yapıyorum ben yahu, ilahi ben..” diye halinize gevrek gevrek gülersiniz.. saatler ilerleyip hiçbir şeyin düşündüğünüz yolda ilerlemediğini gördüğünüzde derin bir hayal kırıklığı yaşarsınız.. o’nun sizi duymadığını bilirsiniz ve buna rağmen “ben derdimi ne güzel anlatmıştım halbuki, neden bir şeyler daha iyiye gitmiyor? “diye hayıflanıp aklınızın oyununa gelirsiniz. başka bir gün, başka bir zamanda yine hayali birilerine bir şeyler anlatıyor olarak bulabilirsiniz kendinizi.. her şeyden öte bu bir delilik öyküsü değil, anlatacak çok şeyi olup anlatacak kimsesi olmayanların öyküsüdür..
subaquatic subaquatic
sahip olunması durumunda, kişiyi mahalle takımının değişilmez oyuncusu yapan objeydi seksenlerin çocukları için. doksan çocukları için ibnelere verilen, yumuşaklara takılan bir lakaptı top. bugünün çocukları içinse savaş, kan ve mezalim yaratan bir savaş makinası ve onları idare eden topları ifade eden ufacık tefecik kelimedir.
1 /