trabzonspor

2 /
coyote coyote
kendi kendini yiyip bitiren takım..gerek taraftarıyla,gerek amatör ruhlu futbolcularıyla,gerek de aciz yönetim kadrosuyla bunu haketmektedir..bu bakımdan şampiyon olamayacak takımdır,kimsenin umrunda olmayan takımdır..
edım edım
"fırtına olarak başladı, sahici bir ihtilale dönüştü, uzun zamandır sadece bir efsane...trabzonspor, bu fetret döneminden çıkmasa, artık başka hiçbir şey yapmasa bile, türkiye'nin futbol tarihinde ayrı bir başlık,ayrı bir konudur: "istanbul dükalığını" deviren ilk ve şimdilik tek takım olarak..."
versus versus
yurdum insanı genelde üç büyükleri yada memleketinin takımı tutarken ,trabzonspor bu kapsamın dışındadır.trabzonlu olmamasına rağmen bu takımı tutan insanlar mevcuttur.trabzon halkı yediden yetmişe futboldan anlar ve içli dışlıdır,yoğun bir ilgi duyar trabzonsporla fakat üzerinde oluşan bu büyük baskı takımın başarılı olması önünde ister istemez büyük engel teşkil etmektedir.
the blades the blades
bordo mavi renklere sahip,1967 yılında kurulmuş ve 6 şampiyonluğu bulunan, trabzon şehrinin takımı betimlemesinin ötesinde anlamlar taşıyan futbol takımıdır.bilinçli bir futbolseverin rahatlıkla bir duruş,ilke ve anlam bulabileceği,kazım koyuncu'ya göreyse "güçsüzlülerin,güçlülere karşı neler yapabileceğini gösteren bir kahramandır".sadece renkleri,popüler olması,yaptığı flaş transferleri,dev stadları ve spor programlarında daha çok konuşulması gibi hususlarla sizi tatmin etmeyen aitlik duygularını,kafanıza kakmayan kulüptür.futbola her zaman güzel tarafından bakabilmektir.taptığınız oyunun sadece topun o ince çizgiyi geçip geçmemesinden ibaret olmadığına inanan insanlar ile yan yana maç izlemektir.sunay akın'a ait "futbol haticedir" parolasını benimsemiş kitlenin yaşayan efsanesidir.ikinci ligden çıktıktan bir sene sonra öz evlatlarıyla istanbul dükalığına kafa tutmaktan öteye gidip o kupayı başka bir şehre hakkıyla getirmenin gururudur.bir devrimdir,yapılamayanı yapmaktır,alın teriyle para kazanmaktır,ekmeğini taştan çıkarmak ve başkasının namusuna göz dikmemektir.rıdvan dilmen'den "bizim zamanımızda avni aker'de bırakın trabzonspor'un sahasını geçmeyi korner atmak başarıydı" cümlesini duyabilmektir.oligarşiye kafa tutabilmek,sabah eve süt almak için süper market yerine kahraman bakkalınıza gitmek demektir.hani şu her zaman hikayesinde aşk olan eski türk filmleri vardır ya oralara kadar bile trabzonspor girmiştir.köyden şehre gelmiş,namusu ve şerefiyle parasını kazanmayı sevgilisine kavuşup,iki göz bir evde oturmayı hayal eden mütevazi bir karakter vardır ya işte odur trabzonspor.takımınız haksız bir penaltıyla gol bulduğunda içinizin cız etmesidir.iyi oynamaya başladığınız zaman rakipleriniz ve medyanın bizans oyunlarıyla karşı karşıya kalmaktır.95-96 sezonunda liderliği ve aynı zamanda şampiyonluğu devrettiğiniz maçtan sonra rakip oyuncu aykut kocaman tarafından hakkınızın teslim edilmesidir.hakem hatalarıyla şampiyonluk elinizden alınınca 20 bin kişiyi sokaklara dökebilmektir.istanbul'a muhalif olmaktır.şimdilerdeyse sırf büyük olacağım,istanbul'a özeneceğim,ben de büyük yıldızlar alacağım diye yırtındığından 20 yıldan beri şampiyon olamamasına rağmen hala anlamını yitirmeyen bir futbol tutkusudur.
galliani galliani
risp, ayman ve ceyhun gibi direkt 11'de oynayacak kapasitede 3 yeni transferle kadrosunu güçlendirmiştir. defansif yönü kuvvetli ancak ofansif yönü zayıf ve aynı zamanda topla çıkarken yanlış işler yapan hüseyin'in yerine teknik bir ön libero alırlarsa seneye ligin tozunu attırırlar. bir galatasaraylı olarak şunu söyleyebilirim, trabzon-gs karma takımı yapsak ilk 11'de 8-9 tane trabzonlu futbolcu olur. evet, bu kadar iyi takım, kent bütünleşirse, ayak oyunları yapılmazsa, ziya doğan'ın kayıtsız şartsız arkasında olurlarsa bu takım iyi işler yapacaktır.
mefisto mefisto
şehir takımıdır tam anlamıyla bir şehir takımı. trabzon'a hiç gitmedim ama trabzonlu arkadaşların anlattığına dayanarak trabzonlunun iki derdi vardır: geçim sıkıntısı ve trabzonspor. belki bu baskıdır bu takımı bir türlü şampiyon olamamasının nedenlerinden biri. aynı baskının şampiyonluk için en büyük sebep olduğunu da düşünüyorum. 96'da fenerbahçeye kaybedilen şampiyonluk çok büyük bir çöküş olduğunu düşünüyorum ki dört beş sene şokundan kurtaramadım kendimi. her şeye rağmen başka bir şey trabzonspor taraftarı olmak. karadeniz gibi delice bir tutku.
sahra sahra
hangi yıl olduğunu hatırlayamamakla birlikte türkiye kupasını kazandığı yıl görmüştüm trabzonluların trabzonspor aşkını. o gece hayat durdu tarbzonda, sadece trabzonspor vardı sanki dünyada. her karadenizli gibi sarıldılar silahlara sonra allah ne verdiyse... o anda sokakta olduğuma lanet ettim. köşeye sinip baklemekten başka çare yoktu. tarabzon 9 şiddetinde sallandı desem yeridir. acaba bunlar şampiyon olsa evren kaç şiddetinde sallanır( o saatten sonra olay evrensel bir boyut kazanır da).
2 /