trainspotting

2 /
kusmuk kusmuk
renton'ın perfect day eşliğinde halıya gömüldüğü film.filmdeki unutulmaz sahnelerin içinde en unutulmazı sanırım bu sahnedir.şarkıyla manyak bir uyum vardır.ne desek boştur.adam yapmış.keşke porno'yu da çekse de izlesek.
(bkz: danny boyle)
kartalkalkardalsarkardalsarkarkartalkalkar kartalkalkardalsarkardalsarkarkartalkalkar
"choose life. choose a job. choose a career. choose a family. choose a fucking big television. choose washing machines, cars, compact disc players and electrical tin openers. choose good health, low cholesterol, and dental insurance. choose fixed interest mortgage repayments. choose a starter home. choose your friends. choose leisurewear and matching fabrics. choose diy and wondering who the fuck you are on a sunday morning. choose sitting on that couch watching mind-numbing, spirit crushing game shows, stuffing fucking junk food into your mouth. choose rotting away at the end of it all, pishing your last in a miserable home, nothing more than an embarrassment to the selfish, fucked up brats you spawned to replace yourself. choose your future. choose life... but why would i want to do a thing like that? i choose not to choose life. i choose somethin' else. and the reasons? there are no reasons. who needs reasons when you've got heroin?"
alıntıdır.
kısmıyla aşmış film. ayrıca o bok sahnesi kadar iğrenç bir sahnede görmedim. aslında öyle koparan bir sahnesi yok ama yinede insan aşırı eğleniyor.
quantum quantum
eroin kullanmayı "yaşadığın en güzel orgazmı düşün , bunu binle çarp , bu bile yaşayacağın zevk yanında bir hiç kalır" olarak tanımlayan , izleyenlerin sadece belirli bir kısmının tam olarak anlayabileceği bir başyapıt...
cozypowell cozypowell
bu film başka bir şeyi anlatıyor.seni, beni değil, o' nu...hep bizimle var olan başka bir kişiyi.belki biz onun gibi olmak isterdik.hayatı seçmemeyi..yaşadığımız yerin,birlikte yaşadığmız insanların, onlara verdiğimiz değerlerin, yaşam biçimizin onunla aynı olmasını..en azından görmek için, seçmediği bir hayatın nasıl olup olmadığını..

bu toplum içinde bizler hep birşeyleri seçtik,iyi bir işi, iyi bir aileyi, iyi bir eşi en basitinden iyi bir televizyonu..bu seçim kendimiz için miydi yoksa hayatımızda yaşayan insanları mutlu etmek, bizler hakkında iyi birşeyler düşünsünler diye miydi..onlar gibi olmaktan korktuk belkide.ama sonra korkuyu seçip yani hayatı seçip yaşamaya başladık..biz hayatı seçtik,onlar bizim seçtiğimiz hayatı yönlendiriyorlar.

hangimiz doğru seçimi yaptık, mutlu olduk..sanırım bunu bekleyip hep birlikte göreceğiz.onların hayatı seçtiğini gördüğümüzde veya biz hayatı seçmeyi bıraktığımızda..
mey mey
kimilerince uyuşturucu kullanımını özendirdiği düşünülse de uyuşturucu bağımlılığı simgeleyen film.bir taraftan iskoçyanın ingiltere ye bağımlı olmasını anlatırken bir taraftan da tüketim toplumuna göndermeler yapmaktadır.
dearmarlon dearmarlon
klozetin içine dalış sahnesi ve tavanda yürüyen bebek sahnesiyle, uyuşturucunun insan zihnine olan etkilerini çok iyi anlatan film. kral bir jedi olan ewan mc gregor abimizde hoş oynamış hani.
katran katran
rents boy,begbie,sick boy,spud,tommy...arasında geçen olayları anlatır.kitabında filmde olmayan bir çok enstantane vardır.küçük bebek dawn'nın ölmesi ise tüyler ürperdir.haftalarca bakımsızlıktan farkedilmemiştir bile.dünyayı sallamayanların hayatını anlatır aslında.dünyadan bir beklentileri olmadığı içinde begbie hariç hepsi eroin kullanır.ve esas oğlan rents boy'un dediği gibi bu boka bir kere battıysanız her vuruş bir son vuruştur.
bulenthus bulenthus
- ne oldu, neyin var?
- öldürecektin sincabı!
- altı üstü sincap be oğlum. böcek işte!
- senden veya benden daha az böcek değil. kim böcek biliyor musun? şu karılara sorsan, böcek diye bizi gösterir. bu onlara bizi öldürme hakkı verir mi?

semaver kumpanya gene yapmış yapacağını. gerek oyunculuk, gerek danslar gerekse oyun oynanırken dekora resim yapılması çok acayip çok. tam bir başyapıt. herkes izlemeli. yalnız her oyun dolu oynanıyor. mutlaka biletinizi erkenden ayırtın.

(bkz: semaver kumpanya semaver kumpanya metot oyunuyla aralık ayında oyun atölyesi ve caddebostan kültür merkezi'nde .... semaverkumpanya )
lazarushadow lazarushadow
"gerçekler insanoğlunun gerim gerim gerer." lazarus.
alıntısıyla başlarsak, ne kadar gerçek, ne kadar olası ve olansa gösterilen, gözlerinizi ekranda sabit tutmak da bir o kadar zordur. trainspotting'i gerçekliğin şiddetini insanın gözüne gözüne, yer yer tiksindirerek sokan yapıtlar kategorisinde değerlendirebiliriz. seyredilmesi ve anlaşılması emek isteyen, akademi demese de, izleyicilerin kült dediği bir uyarlama sinema eseridir. kendisi okuyamayacak olsa da yönetmen danny boyle ve görüntü yönetmeni brian tufano ya şapka çıkartıyorum...
eleanor eleanor
izlediğim ilk günden itibaren etkisinde olduğum kült film. her sene bu filmi bir kez daha izlemek gibi bir ritüele sahibim,evimde kocaman bir posterine sahibim şu yaşam denilen oyunu anlamama yardımcı olduğu bazı replikleri ile evet trainspotting manyaklarından biri de benim..
kuzudis kuzudis
hiçbirşeyle olmasa bile "annemi seviyom, onu çok seviyom, ama tanımlaması zor olan bi biçimde, ona anlatması zor olan, nerdeyse olanaksız olan bi biçimde. ama yine de onu seviyom. o kadar ki artık benim gibi bi oğlu olmasını istemiyom. artık benim gibi bi oğlu olmasını istemiyom. artık benim gibi bi oğlu olmasını istemiyom. artık benim gibi bi oğlu olmasını istemiyom. keşke kendi yerime ona daha iyi bi oğul bulabilseydim. bunu istiyom, çünkü değişimin bizim elimizde olan bişey olmadığını düşünüyom." mono repliğiyle saygıyı hakeden filmin romanı/romanın filmi. uyuşturucunun görsel etkisinden sıyrılabildiğiniz taktirde birşeyleri en sade biçimiyle dile getiren nadir eserlerden.
2 /