türk aile yapısı

2 /
gördüğüne inanma sen gördüğüne inanma sen
liyakat ilkesine bakılmaksızın oluşturulan kurumların yapılarıdır bunlar. yine de kamu yararı için kusursuz sorumluluk ilkesi benimsemiştir.fakat ne var ki icra ettiği eylem ve işlemlerde hukukilik ve yerindelik denetimi için tüm yargı yolları kapalıdır. kısaca özgürlükçü ve demokratik değildirler.

(ya da ben çok fena saçmalamaya başladım hep bu bütünleme sınavı yüzünden hepp...)
nyuu nyuu
sözde kültürlerine sahip çıkmaya çalışıp genelde arafta kalan bir aile yapısıdır. doğu tarzı geniş ailelere sahip batı tarzı küçük evlerde karadeniz usulü yemeklerin yendiği bir yapıdır.


bir çocuk için bu yapıda:
bu yapıda en basit haliyle anne sizi her zaman düşünen taraf olarak görünür.ancak evladım canım bebeğim diyerek yanaklarını sıka sıka öpmekten ötesini yapan her zaman babadır.örneğin babanın evladını arabayla almadığı bir gün sonrası sırf oğluna daha çok sevilmek için "oğlum altımda araba olsa seni her yere götürdüm.. ah şu leş baban" diyerek babaya bir üstünlük sağlar. altında araba olduğu zaman bile oğlu her şeyin ne kadar yanlış olduğunu anlayamaz. çünkü anne "oğlum benzin yok olsa götürmez miyim ben yavrumüüü" diyerek yine babadan para alamadığını vurgular.

kadın her zaman evde acıtasyonu yaşatan ve çocuklarını zorlu hayat koşullarına değil çağan ırmak filmlerinde ağlayan adam olmaya hazırlar.

(bkz: git tamam git)


son olarak bu aile yapısında oturup anneyle sohbet edebilme durumu olmadığı için erkek genelde erkekle iyi anlaşır ve bu durum sexist bir olgu olarak karşımıza gelip kadınlarımızın ezilmesine sebebiyet verir.

not: sadece gözlem bunlar bazı insanların annelerine tapıyorum.
karamuratbenim karamuratbenim
aile ve sosyal politikalar bakanlığı 12 bin aile üzerinden bir araştırma yapmış. kitap okumayan, sinemaya tiyatroya gereksiz diyen, eğlence anlayışı gelişmemiş, bir spor müsabakası sonrası adam öldüren, ama spor yapmaktan nefret eden, evlenecek erkeği de kadını da düşünmeyen, sadece çalışan paralı bir türk cyborg'u olarak tarif eden bir toplumun resmi çıkmış ortaya. aile bakanlığının nerede anket yaptığı aşikar. anket yapılan kesimin yüzde 78.7 orta gelirli. yani arabası, evi, iyi bir işi var. borcu yok. ya da geçim amaçlı değil yatırım amaçlı yapılmış borçlanma var. yüzde 44.2 görücü usulü ve kendi kararı ile evlenmiş. birisinin bulduğu bir eşi kabullenen kişi için "kendi kararı" demek, kendi düşünce yapısına iskender pala tarzı "muhafazakar tiyatro manifestosu" gibi bir düşünce empoze etmektir. poşette, el değmeden topluma entegre edilmeye çabalanan muhafazakar düşünce. aynı şeyleri yapıyoruz, aynı şeyleri istiyoruz ama daha steril. daha ahlak normları içinde. alkolsüz bira, helal şarap gibi. ulan kafa yapmayacak olan o iğrenç tada neden katlanayım ki? zaten alkolün o iğrenç tadına kafamı güzelleştirdiği için katlanıyorum. neyse. "yüzde 93.8 bar ve gece kulübüne gitme alışkanlığım yok" diyor ve bu cevabı veren erkeklere "hassiktir lan" diyorum. en ilgincide "şartlar uygunsa kaç çocuk i̇stersi̇ni̇z?." ben böyle pimi çekilip ortaya atılmış el bombası gibi soru görmedim. oğlum millet şartlar uygun dahi olmasa 3 çocuk istiyor. ankette 2 çocuk şıkkının arkasına niye yazıyorsun 3 çocuk şıkkını. neyse sinirleniyorum.

hayır bir de kıyas yapıyor "şu zamanda şu kadardı" diye. güya "bakın biz daha düzgün bir toplum inşa ettik" demek. sinemaya, tiyatroya gitme alışkanlığı 1970'lerde ne kadardı. ya da kitap okuma alışkanlığı. o yıllarda her evde kütüphaneli çekyatlar vardı. penguende, uykusuzda karikatürize edilir. o rafta dünya klasiklerinin risale hali, gazetelerin verdiği ansiklobediler felan vardı. ünv. öğrencisi abilerimizin ablalarımızın solcu kitapları olurdu, ortak alanımız olan odanın uyduruk kitap rafında. sinema afişleri asılı olurdu kapılarımızda "anne blue jean'in yeni sayısını alıcam" diye para isterdik. evet annem-babam komünist dergisi mi okuyor bu çocuk" diye merak eder ben yokken incelerler, okuma yazma bilmedikleri için resimlerinden anlarlardı, komünist dergi olmadığını. kutsal hazine avcılarında oynayan adam var, rambo var, rocky vardı dergide. okumamış o cahil annem babam, toplum bilimciyiz, sosyoloğuz deyip sözüm ona anket yapanlardan daha insaflıymış. insaf.


televi̇zyon
yüzde 8.1 hiç izlemiyor
yüzde 91.9 i̇zliyor

ki̇tap
yüzde 44 hiç okumuyor
yüzde 43.2 ara sıra
yüzde 12.8 sık sık

si̇nema ve ti̇yatro
yüzde 74.7 hiç gitmiyor
yüzde 22 ara sıra
yüzde 3.3 sık sık

gece hayati
yüzde 93.8 bar ve gece kulübüne gitme alışkanlığım yok
yüzde 5.2 ara sıra
yüzde 1 sık sık (sık sık gidenlerin çoğunluğu erkekler)

spor
yüzde 68.4 hiç yapmıyor
yüzde 26.2 ara sıra
yüzde 5.4 sık sık

alkol
yüzde 82.5 hiç kullanmadım
binde 6 her gün
yüzde 2 haftada 1-2 gün
yüzde 3.5 ayda birkaç kez
yüzde 7.4 sadece özel günlerde
yüzde 4 bıraktım

evleni̇lecek erkek
yüzde 90.9 bir işinin olması
yüzde 81.5 aile yapılarının benzer olması
yüzde 84.1 i̇lk kez evlenecek olması
yüzde 80.5 dindar olması
yüzde 69.2 aynı mezhepten olması
yüzde 66.7 i̇yi eğitimli olması
yüzde 54.4 çalışma saatlerinin az olması
yüzde 57.8 aynı etnik kökenden olması
yüzde 53.9 aynı sosyal çevreden olması
yüzde 45.2 yüksek gelir sahibi olması
yüzde 43 hemşehri olması

si̇gara
yüzde 26.3 her gün
yüzde 5.3 ara sıra
yüzde 57 kullanmıyorum
yüzde 11.3 bıraktım (her gün içenlerin oranı kadınlarda yüzde 12.4, erkeklerde yüzde 40)

evleni̇lecek kadin
yüzde 85 i̇lk kez evlenecek olması
yüzde 76.5 aile yapılarının benzer olması
yüzde 75.2 dindar olması
yüzde 59.2 aynı mezhepten olması
yüzde 58.4 i̇yi eğitimli olması
yüzde 49 aynı sosyal çevreden olması
yüzde 51.2 aynı etnik kökenden olması
yüzde 47 çalışma saatlerinin az olması
yüzde 54 bir işinin olması
yüzde 38.6 hemşehri olması
yüzde 30.6 yüksek gelir sahibi olması

mutlu musunuz?
yüzde 59.6 mutlu
yüzde 17 çok mutlu
yüzde 20.5 orta
yüzde 2.4 mutsuz
binde 4 çok mutsuz
(kırdakiler kenttekilere, erkekler kadınlara, üst sosyoekonomik statüdekiler de alttakilere oranla daha mutlu.)

boşanma nedeni̇
yüzde 27.3'le iki cinsiyette de temel boşanma sebepleri 'sorumsuz ve ilgisiz davranma'.
bir kez bile aldatılmış olmak kadınlarda yüzde 87.5, erkeklerde yüzde 93 oranıyla boşanma sebebi


şartlar uygunsa kaç çocuk i̇stersi̇ni̇z?
yüzde 3.6 bir
yüzde 35.6 i̇ki
yüzde 32.6 üç
yüzde 15.5 dört
yüzde 6.2 beş
yüzde 6.5 altı ve üzeri (ortalama üç çocuk).

tek evli̇li̇k
evlilerin yüzde 95'inin yalnız bir kez evlilik yaptığı görüldü. birinci evliliklerin yalnızca yüzde 5'i boşanmayla sonuçlanırken, ikincilerin yüzde 11,5'i, üçüncülerin yüzde 28,5'i, dördüncülerin yüzde 55,7'si, beşinci ve üstü evliliklerin yüzde 27,8'i boşanmayla sonuçlanıyor.

maddi̇ durum
yüzde 78.7 orta gelir
yüzde 16.9 yoksul
yüzde 1.4 zengin

evli̇li̇k karari
yüzde 44.2 görücü usulü ve kendi kararı
yüzde 38.7 kendi seçimi ve ailesinin rızası
yüzde 9.4 rızası alınmadan görücü usulü
yüzde 4.3 kaçma-kaçırılma
yüzde 2.9 aile rızası olmadan kendi kararı
binde 5 berdel (fikri alınmadan evlendirilenlerin oranı 1950'lerde yüzde 29 seviyelerindeydi)


i̇şte bizim aile - #türkiye yüzde 44'ü hiç kitap okumuyor, yüzde 74'ü sinema-tiyatroya gitmiyor. yüzde 68'i spor yapmıyor. yüzde 1.4'ü zengin. yüzde 75-80'i dindar eş istiyor.... radikal
o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o0o
yıllarca bu ülkenin yok olmamasının belkide en büyük sebebidir.
en büyük sosyal güvencemizdir aile.
*manisa'ya bi akrabamız gider, mutlaka elma gönderir size.
*çanakkale'deki ürettiği zeytin yağından sizinle paylaşmazsa ayıplanacağını düşünür.
*şehir dışına okumaya gönderilen çocuklar bir akrabaya emanet edilir. hatta hurt bulana kadar orada barınır. buna ev sahibi asla karşı çıkmaz.
*almanyaya giden akrabalar hiçbirşey bulamazsa çikolata getirir.
*düğünlerde takı takılmasının amacı yeni çiftin, yeni evi için masraflarına yardımcı olmaktır.

bildiğin toplumsal dayanışmadır. yurtdışına gidenler bunun böyle olmadığını ilk günden göreceklerdir.
dalidali dalidali
bugün öğrendim,o kadar konuştular ki aile yapısı,aile yapısı.... önemli aileler birbirine uymalı,kültürleri uymalı,ailenin içine girebilmeli ,soğuk olunmamalı vs...bunları arayan tek aile yapısı türk aile yapısı...
iye iye
geçmişten günümüze çekirdek aile yapısını içeren aile yapısıdır.geniş aile yapısı türkler arasında anadolu kırsalında yaygınlaşmıştır.çadır nasıl alsın koca sülaleyi mecbur farklı çadırlarda yaşamışlar.
kahve içmeden sarhoş olamıyorum kahve içmeden sarhoş olamıyorum
etrafımdaki saçma sapan, mutsuz evlilikler yapan insanlar tarafından yok olmaya yüz tuttuğunu düşünüyordum.

bugün bayramı aileden ayrı geçiren biri olarak, bir arkadaşımın evine kahvaltıya gittim. ilk defa, ailemden ayrı geçirdiğim bir bayramı bu kadar neşeyle geçirdim. bu kadar samimi bir aile ortamını ne kadar özlemişim. insanlar doğal, samimi. kız arkadaşımın annesi 70 küsür yaşında bir göçmen teyze. utanmasam sarılıp göğsüne yatacaktım kadının. (böyle dediğime bakmayın hatun daha diri. beraber kıbrıs'a gidip kumar oynayacağız daha)

anlayacağınız o küçük evleri benim için koca bir saray oluverdi.


biz harbiden güzel bir milletiz.
2 /