türk bayrağını indirmeye çalışan rumun vurulması

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
5
oluru olan adam
bazı gurur , şeref,namus, gibi terimleri bilmiyen insanları rahatsız eden olaydır. çünkü o insanlar vatan sevgisini bilmezler, bayrak sevgisini bilmezler o bayrağın orada özgürce sallanması için verilen canları bilmezler.
sözlükte bu tip insan çok fazla diğer bütün sözlüklerde olduğundan dahada fazla zanlederlerki bu vatan toprağını seven herkes faşist, kutsal değerlerine el uzatanın cezasının ölüm olduğunu düşünen herkes katil, e tabi bu adam vatanını seviyorsa askerine sahip çıkıyorsa kesin tarihi bilmiyordur oturduğu yerden nesrin dede ceddin baba diyerek çükünü avuçluyordur dimi?
sen istediğini zanledebilirsin çünkü aklın bazı şeyleri almıyor ve almıyacakda bu senin aptal olmanla yada gerizekalı olmanla alakalı bişey değil. bu senin sahip olmadığın bişeyle alakalı.sen anandan babandan vatan sevgisini öğrenmemişsin ki. daha doğru düzgün bir dayanağın olmamasına rağmen özgürlüktü sefaletti diye sana ne ezberletiliyorsa onu papağan gibi söylemeyi öğrenmişsin.
bayrağa bez parçası diyebiliyorsun sadece. onun içinde yüklü olan manaları bilmiyorsun çünkü. anan öğretmedi sana. anan dedi ki oğlum bizi eziyorlar, bizi köyümüzden kovuyorlar. biz bu topraklar hepimizin dedikçe sen hayır benim diyorsun. yarın bir gün özerklik alsan ama o topraklarda yaşamazsın koşa koşa istanbula kaçarsın. ozaman ne diyeceksin aslında istanbul bizim toprağımızdırmı diyeceksin.onuda dersin bu yüzsüzlükle.
sen vatan sevgisiyle büyümedin ki bilmiyorsun ve ömür boyu bilemiyeceksin. içinde hep bunun boşluğu olacak bizim istiklal marşı okunurken içimizin titremesini asla yaşıyamamanın acısı hep içinde olacak.bunun için önce git anana babana kız.hayallerini kurduğun kürdistanın kurulsa bile onu benimseyemiyeceksin çünkü.yarın birgün onuda satacaksın onun bayrağınada bez parçası indirilsin nolcak diyeceksin.
benim için bütün ülke bayrakları o ülkenin namusudur. benim kardeşim başka bir ülkenin bayrağını indirirken vurulursa yapacağım tek şey hakkımı helal etmemektir. çünkü ailesinden o saygıyı alamamıştır.bir insanın önce kendi vatanına,bayrağına saygısı olacak.bu birazda şuna benzer hani hep denir anasına babasına saygısı olmayan adamın kimseye saygısı yoktur.evet doğrudur çünkü vatanda o bayrakda senin hem anan hem babandır ona saygın yoksa kendine bile saygın yoktur. haa anam babam yok diyorsan o ayrı.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
normalşartlaraltındaveodasıcaklığında
herkesin kutsalı kendine.

ben senin mahremine dokunmaya kalkarsam ve beni uyardığın halde yine de dokunmaya kalkarsam zaten yaşanması kuvvetle muhtemel bir takım olumsuzlukları göze almışım demektir.yani bedel ödemeyi..

aynı aymazlığı ben yaparsam uyarıldığım halde ben de bazı şeyleri göze almışım demektir.yani bedel ödemeyi..

kimse yaptığının bedelini ödedikten sonra ama ağır geldi bu bedel demeyecek.

insan vicdanı,hümanizm,yaşasın halkların kardeşliği başka bir şey bedel ödemek bambaşka bir şey.

birisinin mahremine dokunmaya kalkarsan ölürsün!


sana göre süt bana göre çikolata yani...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
desperate0082
aklı başında bir kişi olsa; muhtemelen bayrakla uğraşmak yerine başka idealize edilmiş işlerle uğraşırdı.
bayrak semboldür tamam. onur diyenler var, namus diyenler var, şeref diyenler var. karısıyla, kızıyla eş değer tutanlar var.
e ama kardeşim; orada bulunan insan öldürüldü.
anlık bir öfkeye kapılmış olabilir. rum milliyetçiliği körüklenmiş, besbelli ki faşist bir düşünceyle bu hareketi yapıyor. yani ani bir refleks.
şimdi yok ölümü haketmiştir şuydu da buydu da...
yani bir adamı öldürerek mi korunuyor şeref, namus, haysiyet merak içindeyim? bir insanı öldürene kadar giden süreçte, gelişen olay durum ve müsaade edilen her şeyi kimse niye tartışmaz ki?
bu kadar kolay mı bunu korumak? yani şeref ve namus kavramı dediğin çek tetiği korunsun mudur?
yoksa; bir sembol, aslında sembolik bir davranışla korunmaya indirgenmişte haberimiz mi yok?
ohoo...
incirlik üssü diye bir şey var ülkenin göbeğinde...
bilmem anlatabildim mi?
yani ülkenin her karışı satılabilir. ama bayrağa dokunulmayacak.
e dokunmuyorlar, bundan mutlu mu olur bu öldürüldü, iyi oldu diyen zihniyet?
muhtemelen mutludur...
yani fiili durum, sembolik durumun gerisinden geliyor. vay be.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
uçankanatlısivrisinek
türk toprağında gerçekleştiği için normal bir olay.

adam almış ağzına sigarayı, "ben zaten sizi sikime bile takmıom olm, şimdi indircem sizin bez parçasını sizde bakçanız mal mal" der gibi, tırmanmış direğe, bir ülkenin en kutsal değeri olan bayrağını indirmeye çalışıyor, sonra ülkenin askeri adamı çekip vurunca, yok efendim topuğundan vursalarmış, su sıksalarmış, bir insan hayatının değeri bir bez parçasından! daha mı değerliymiş te miş miş. yok ya. acaba çok değerli insan solomos efendi, eğer bir ülkenin sınırlarını hiçe sayıp, bayrağına hakerette bulunmanın direkt olarak o ülkenin savunucularına kendisini vurma hakkını verdiğini bilmiyormuydu. ama ne düşündü solomos efendi, "ben giderim indiririm o bez parçasını, nasıl olsa ingiltere ve bm benim arkamda". sonrada kendi toprağında, kendi değerlerini aşağılayan, ayaklar altına almak isteyen bir kendini bilmez için, pek sevgili hümanistliği paçalarından akan kardeşlerime göre, yok işte bez parçasıymış ne gerek varmış adamı vurmaya. ne bez parçası, hangi bez parçası. bireyciliği savunan kardeşlerim, peki osmanlı yıkıldıktan sonra pek tabi birey olarak takılınabilecekken niçin tek bayrak altında toplanabilmek için dedelerimiz, nenelerimiz canını vermiş. şimdi kendini bilmezin biri çıksın bayrağımıza paçavra muamelesi yapsın, kendi torunlarıda onu şakşaklasın, vatanını, bayrağını savunanlara da rererö faşist bunlar desin diye mi. hayır, görmüşler başsız vatansız bayraksız kalana nasıl sahip çıkanın çok olduğunu, nasıl leşe uçuşan sinekler gibi halklarının üstüne geldiğini demişler bu böyle olmaz, kanlarını akıtarak al bayrağı çekmişler göndere.

işte bir halk için bu kadar kutsal olan bir değere hakeret etmeye çalışan zavallı! insan kanunlar çerçevesinde vurulduğu için celallenen pek sevgili bireyci, hümanist kardeşlerime, seçtikleri bir ülkede birey olarak takılabilmeleri için dönüş olmamak üzere sadece gidiş biletini karşılamayı taahhüt ediyorum.

yalnız kendilerine naçizane bir tavsiye ederim, sakın ola ki daha sonraları olmaz böyle birey birey diyerek gaza gelip bayrak direğine çıkmaya kalkmasınlar, ne olcağını allah bilir. bilet alırken bu sorumluluğu kabul etmem şimdiden söyleyeyim.

sevgili hümanist kardeşlerim allaha emanet olun. mucks.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
benedict
konu hakkında konuşulan arkadaş ortamında adını bilmediğim birilerinin kısacası kendini bilmez züppenin bir de utanmadan sıkılmadan kürdistan diyen işe yaramaz adamların yapılmasının çok kaba bir davranış olduğunu, yaparlarsa sen bir daha tak arkadaşım, 100 metre geride dur sonra yine takarsın. o çıkarsın sen tak. hayatını yaşa free your mind hacı. bu hayat böyle güzel. baksana hayat boş eğlen coş mottolarıyla bunun yapılmaması gereken bir davranış olmasını savunmaktadırlar.

benim bildiğim bir tek türkiye cumhuriyeti vatandaşı kötü niyetli değilse ve ağzından kanlar saçan terör örgütü (bak terörerö ya da rerörerö demiyorum terör örgütü diyorum kelimelerin arkasındaki daha söyleme cesaretini bile gösteremediğin kaypaklığa saklanmıyorum senin gibi) sempatizanı olmadıkça bir konu hakkında konuşurken kürdistan lafını kullanmaz. çünkü ister inan ister inanma böyle bir yer yok dünya haritasında. (valla bak, cidden) sen hala oraya gitmemiş adamlar bunu götünden sallar diyorsun.

bu kafayla bu kaypaklıkla devam ettikçe ülkende olmaz vatanında demek istiyorum ama zaten o da farkındadır sırf sağı solu sinirlendireyim. prim yapayım. çiçek çocuklardan olalım tavırlarıyla dolaşırlar.

gemide filminde de dediği gibi eğer bir bayrağı indirmeye tenezzül ettiğin zaman adamın g. kan alırlar kan. zaten yeterince almışlar gibi görünüyor.

bir de şu var belki konuyla alakalıdır (başlangıç ve bitiş kısımları ilgili metnin daha bir ilgili duruyor). . :

(bkz: #143491)
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
desperate0082
dünya üzerinde başkasının darbesini hiç yememiş üç beş lafazanın vurulmasını ayakta alkışladığı rum'dur.
e o orada güçsüz, silahsız vs...
sıkıyorsa askerin ırak'ta başına çuval geçireni ?
sıkıyorsa subayını kendi topraklarında, incirlik üssünde kelepçeleyeni?
rererörörörörör yapıyorum, hümanistlik yapıyorum.
ama onlar amerikan.
bak bu rum.
silahsız.
sayıca az? provokasyona gelmiş bir de? hı? duyamadım?
e ama yapılmasın artık üzerine de yorum.
oradan esiyordu rüzgar, öyle gelişti mevzu. tamam şimdi ne bu şiddet bu celal? ona susuyorsun ama buna aslan kesiliyorsun? nedir yani?
ha bu rum'un yaptığını aklı başında olan hiç kimse yapmaz. yaptığı kesinlikle yanlıştır. onursuzluktur. hoş karşılanabilecek her hangi bir durum yoktur. düşmanlık tohumu ekmeye yöneliktir. bu da ayrı bir yorumdur.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
5

sneaker tarihinin ikonik ailesi the air max

instela
air max 1 modelinin başını çektiği nike air max ailesi, kendi kişiliğini yansıttığı birkaç kuşağa dayanıyor. her biri birbirinden farklı özellikleriyle sneaker tarihine damga vuran air max modelleri; cesur renkleri, enerjik desenleri ve görünür hava konseptinin evriminde oynadığı kilit rolleriyle öne çıkıyor. nike, 2. air max günü için geri sayıma devam ederken, geçmişe doğru zamanda yolculuk ederek air max ailesinin ikonlarını hatırlıyor.



air max 1

devrim yaratan hava taban inovasyonunu görünür hale getirerek sneaker tarihini değiştiren nike air max 1, 1987 yılında tanıtıldı. bir yastıklama sistemi olarak geliştirilen nike air, bir anda kendini ifade etmek, stilini cesurca ortaya koymak ve performans göstermek için adeta bir fırsat penceresine dönüştü. 28 yıldır evrimini sürdüren air max ailesi şimdiye kadar yüzlerce unutulmaz versiyonunu geliştirse de, her yeni modelin varlığını bir ölçüde nike air max 1'e borçlu olduğu bir gerçek?

air max'i hayata geçiren nike baş tasarımcısı tinker hatfield, "nike air, o zamanlar bir yenilik değildi. 1978 sonlarında nike air tailwind modelinde ilk kez kullanılan air taban ünitesi, köpüğün içine etkin bir biçimde gizlenmişti. bir gün, paris mimarisinin sıradışı yapıtlarından esinlenmek adına, şehri ve özellikle pompidou center'ı görmek için paris'e gittim. orada, mimarlık eğitimi almış olmamın verdiği bakış açısıyla, daha önce hiç karşılaşmadığım ters yüz edilmiş pompidou center binasında esinlenerek oregon'a geri döndüm. almış olduğum ilhamdan ortaya çıkardığım fikirleri, daha büyük air tabanlar üzerinde çalışan teknisyenlerle paylaşarak, onlarla, air taban teknolojisinin görünür hale getirebileceği ve benzeri olmayan bir ayakkabı yaratabileceği üzerine görüşmeler yaptım. o zamanlar birçok insan, bunun tuhaf bir fikir olduğunu düşünüyordu. ancak ben ve ekibim, dönemin koşu ayakkabılarından daha farklı olmak ve görünürlük mesajını iletmek amacıyla köpük tabanın orta kısmını kestik. böylece daha büyük bir air taban ünitesini açığa çıkararak, görünürlüğü artırdık. bununla birlikte ilk nike air max'te, dikkat çekici ve cesur bir renk paleti kullandık." dedi.



air max 90

durduğu zaman bile hareket halindeki bir şaheser gibi görünen nike air max 90, kendine has duruşuyla fark yaratıyor. 1990'da sahneye çıkan ayakkabı, air max ailesinin dördüncü modeli olma özelliği taşırken, öncekilerden daha büyük nike air hacmine sahip. modelde, ayağa mükemmel bir uyum sağlamak için çıkıntılı paneller kullanılırken, çeşitli bağcık seçenekleri sunuluyor. ayrıca modelin daha sonra "infrared" olarak adlandırılacak canlı kırmızı rengi, görünür havayı vurgularken, tıpkı modelin formu gibi nike air max 90'la birlikte hatırlanıyor.

kendinden sonraki yıllarda ilk formunun çeşitli kombinasyonları geliştirilse de, ilk günden itibaren popüler olan ve yeni bir 10 yılı sembolize eden nike air max 90, her zaman için en sevilen ve temel formlardan biri olmaya devam ediyor.



air max 180

nike air max 180, hatfield ile air force 1 tasarımcısı bruce kilgore'un ortak zekâsının bir ürünü olarak doğdu. iki efsanevi ismin max air ünitesini dış ve orta tabanda görünür hale getirmek ve ayakkabının 180 derecelik yastıklamasına vurgu yapmak için yola çıktığı modelde, ayakla birlikte esneyen yeni ve dinamik bir iç kılıf yer alırken, kalıplı topukla ayağa destek sağlanıyor.

modelin, kısa zamanda dünyanın her yanında tanınmaya başlanan görünür hava konsepti, air max 1'de olduğu gibi efsanevi çizerler, özel efekt ustaları ve sinema yönetmenleri tarafından yaratılan reklamlarla desteklenerek büyük bir üne kavuştu.



air max 93

nike air max 93'ün itici gücü görünürlüktü. defalarca şaşırtılmış bir kitlenin nasıl yeniden şok edileceği üzerine düşünen hatfield, topuk kısmının her zaman odak noktası olduğu bilinciyle hareket ederek en yeni eserini air max 90'ın esnek kanalları üzerine inşa etti. bu kapsamda bu yeni modelde; ayağa ve bileğe ekstra destek vermek için dinamik, uyumlu neopren iç kılıf kullanılırken, plastik süt şişelerinden ilham alınarak geliştirilen şişme kalıplı air taban ünitesi yer aldı. böylece model, görünür hava konusunda dünya çapında bilinir hale geldi.



air max 95

1995 yılında tanıtılan ve cesur formuyla öne çıkan nike air max 95, görünür air tabana ayakkabının ön bölümünde yer veren ilk ayakkabı olarak dikkat çekti. yastıklamaya yepyeni bir yaklaşım getiren bu uygulama, çift hava ünitesiyle koşuculara üstün konfor ve destek sunuyordu. siyah orta tabanlı ilk air max modeli olma özelliği taşıyan nike air max 95, bu özelliğiyle geleneksel koşu ayakkabısı tasarımlarından ciddi anlamda farklılaştı.

insan vücudundan esinlenilen bir silueti tanımlayan özellikler, air modellerinin yaygınlaşmasına yol açtı. omurgaya dayanan orta taban, tasarımın belkemiğini oluşturuyordu. modelde yer alan naylon ip delikleri kaburgayı, üst yüzeyin katmanlı panelleri ve file dokusu ise kas lifleri ile vücudu temsil ediyordu. üst kısımda koyudan açığa degrade renk kullanılarak, modelin arazi koşularında bile temiz kalması amaçlanıyordu. markanın göze çarpmayan bir şekilde kullanılması ise başka bir özellik olarak öne çıkıyordu.

nike air max 95, tasarımda dünyaya bir pencere açarak küresel bir hareket başlattı. bu kapsamda new york'tan londra ve tokyo'ya kadar her yerde yeni jenerasyonun gelecek olarak tanımlanan modeli ayağına giymek istemesi sağlandı. model, pek çok versiyonun ardından hala baş döndürmeye devam ediyor.



air max 97

ilk tam boy max air taban ünitesinin kullanıldığı model olarak bilinen nike air max 97, çığır açan bu sıra dışı inovasyonla, diğer air max modelleri arasından öne çıkmayı başardı. modelde yer alan reflektif çıkıntılar, air max 97'ye ışıkta dikkat çeken bir görünüm kazandırırken, ilham kaynağını tokyo'nun yıldırım hızındaki kurşun renkli trenlerinden alan ayakkabının, gümüş tonuyla başlayan akıcı tasarımı göze çarpıyor. bu özellikleriyle öne çıkan model, her şeyin daha maksimalist olduğu bir dönemde; müziğe, sinemaya ve modaya en uygun ayakkabı olarak, o yılları tanımlayan bir tasarım klasiği haline geldi.



air max 2003

minimize edilmiş bir üst yüzle maksimum yastıklama yaklaşımını buluşturan model olarak tanımlanan nike air max 2003'de, daha önce air max 97'de kullanılan air taban ünitesi ödünç alınırken, kalıp, üretim ve yastıklamadaki yeni gelişmeler sayesinde ayak, zemine yaklaştırılarak ilave esneklik sağlandı. daha önceki air max modellerinin cesur renkleri yerine daha pastel tonlarda sunulan air max 2003'e, 2000'li yılların başında yeni bir estetik kazandırıldı. üst yüzde atletizm ve futbol ayakkabılarında kullanılana benzer bir teijin performans malzemesi tercih edilirken, ayakkabıya hafif ve agresif bir görünüm kazandırıldı.



air max 360

orijinal air max tanıtıldıktan 20 yıl sonra, kullananı havada yürüyormuş gibi hissettirme misyonu, nike air max 360 ile gerçekleşti. nike, daha fazla hava yastıklı denge sunan yepyeni bir max air taban ünitesi geliştirerek, termo-kalıplı bir yapı sayesinde ilk kez, köpük katmanların yerine 360 derece yastıklama sistemi kullandı. modelde, orijinal air max renklerine saygı niteliğinde bir renk paleti kullanılırken, üst yüzde görülen lazer kesim degrade etkilerle, air max 95'in görünümü yeniden canlandırıldı. bir defaya mahsus üretilen sınırlı bir seride ise bu yeni taban üzerine bazı ikonik air max üst yüzleri uygulandı.



air max 2015

hem keşif, hem de bir devrim özelliği taşıyan nike air max 2015, 2013 yılında lanse edilen esnek ve ultra rahat max air yastıklamanın dinamik hareketiyle uyumlu bir üst yüzle sunuldu. performans koşu ayakkabısı olarak yaratılan model; nefes alan, hafif, teknolojik ve neredeyse kesintisiz bir file üst yüze sahip olma özelliği taşıyor. ayakkabı, nike flywire teknolojisiyle birlikte ayağı saran bir yapıya da sahip. boru tipi yastıklama yapısı ve esnek kanallarla konforlu ve enerjik bir koşu deneyimi sunan model, standardını yeniden tanımlıyor. nike logosunun ters yönde kullanımı bile alışkanlıkları değiştirirken, stilde yeni bir dönemi müjdeliyor.

http://inste.la/nikeairma...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın