türk dizileri

1 /
nes nes
"hangi gün", "hangisi saat kaçta", "bu adam hangi dizide oynuyodu" gibi sorulara ayrıca
-bu şunun babası mıydı?
-hayır olm o diğer dizide oynuyo bu ötekinin babası aynı zamanda da berikinin amcası ve karısını şununla aldatıyor.
şeklindeki diyologlara sebebiyet verir.

bi tanıdığım evde televizyonun yanına izlediği dizilerin hangi kanalda hangi saatte oynadığını yazıp asmış.
-yorumsuz-
miripiri miripiri
içindekiler:
*evlilik dışı ilişki
*karışık aşk üçgeni
*istenmeyen hamilelik
*ititraf edilemediği için yaşanamayan kabız aşklar
*töre baskısında güzeller güzeli kızlar
miripiri miripiri
namuslu gibi görünen aile kızı
evlilik dışı ilişki yaşar.
hamile kalır.
başı döner bayılır.
hastaneye kaldırılır.
hemşire "merak etmeyin bebek gayet iyi" der.
aile fertlerinden biri "ne bebeğii ulleeeeaaaannn%@&%%++....."
elem i mucevher elem i mucevher
amerikan ya da ingiliz dizilerinden pek bir farkı olmayan, boş zaman geçirgeci olarak kullanılması gereken televizyonun, hayatın parcası haline getirmeye yarayan, kişilerin ve toplumların hayatlarına yön verebilecek kadar değer verilen ve örnek gösterilen, tehlike boyutunun had safhada oldugu fakat büyük çabaların döndüğü ve bir çok kişiye iş sahası açtığı tartısılmaz olan, günün her saatinde aptal kutusunda birden fazla bulunan programlardır.
stone cold stone cold
az önce nâcizâne bir örneği anne zoruyla oturup dinlemek zorunda kaldığım;film gibi uzun ve aralardaki reklâmların caba olarak olaya dâhil olduğu yapımlar.

senaristler olayı uzatmak bâbında elden gelen her türlü alicengiz oyununu denemekteler seyirci üzerinde:

- ne kadar duygu sömürüsü,o kadar uzun dizi.bi' de sağlam reklâm aldık mı araya,parayı kırarız...

gibi bir düşünce hâkim olaya.

benim "dinlediğim" kobayda,olay üzere biri tutuklanmış.adam hapishaneye girene kadar 3 tane reklâm arası da dâhil olmak üzere toplam 2 saat 15 dakika sürmüş.arada ağlamalar;çocukların "baba babaaaa,höüüee" diye ağlamaları da eklenmiş.lan bu kadar zamanda jack bauer operasyona gidip fayed'i öteki tarafa şutlamış,nükleer çanta bombalarını da güvene almış;ayrıca cheng'le audrey'in hayatı üzerine pazarlığa bile girmiş ve abd başkanı wayne palmer'dan icâzet almıştı bile.ne uğraşılır ki bu kadar?beynimi zımparalamak istesem grindcore ne güne duruyor?

genelleme yaparsak:ne aksiyon var,ne bir şey bu türk dizilerinde.hergün karşılaştığımız,hemen herkesin başına gelebilecek olayları ballandırarak anlatmayı matah sanan bir güruh bu işlerin başında;öyle anlaşılıyor(bırakın bu işleri).

hamiş:sadece dinlediğimden mütevellit(bilgisayara daldığımdan),üzerimde hiçbir etkisinin olmadığını düşünmekle hata etmişim.sürekli tekrar eden keman sesi mütemâdiyen beynimde yankılanmakta(sanırım aynı şarkıyı bu kadar süre içerisinde 3568 kez çaldırabilmekte bir kabiliyet).işkence amaçlı kullanılabilir kanaatindeyim.
eminsaydut eminsaydut
zengin doğuluyu karizmatik maço, fakir doğuluyu ise kapkaççı veyahut açlıktan gözü dönmüş ve her şeyi yapabilecek insan olarak tipleyen dizi türü.

yabancı dizilere hayranlıktan mıdır, bir şey mi kaçırıyoruz tam bilemedim ama amerikan dizilerinde zencileri veya bir grup insanı para nezdinde tiplemeleri görmedim, göremedim. evet orda da tiplemeler var ancak sanırım ordaki yazarların dikkat ettiği bir şey var: denge. csi furyası, cnbc e dizileri vs. böyle konulara çok dikkat ediyorlar ve bir artıları daha var, toplum adına en azından.. mesleklerle ilgili birçok dizi var ve öyle bir yapıyorlar ki insan o mesleğe sahip olmak isitiyor. öyle bir itfaiyeci veya polis portesi çiziliyor ki o meslek kahramanlaştırılıyor. elbet bunun da kötü yanları var, ama düşünsenize amerikadaki bir itfaiyecinin veya bir doktorun gazını bu dizileri izledikten sonra.

evet biliyorum gerçek dünya böyle değil, evet biliyorum itfaiyeciler üç kuruşa çalışan senin benim gibi insanlar, polislerin çoğu(hele amerikada) yetkisini kötüye kullanan insanlar, ama kardeşim sizce de bunun toplumsal çıkarları yok mu?

bizde kim bir filmi izledikten sonra ulan öğretmen olacam, ya da itfaiyeci veya polis olacam diyor. bizimkiler çok mu gerçekçi de bundan oluyor bu iş. hep toplumun iç yüzünü mü gösteriyor bu diziler. biliyoruz ki hayır.

bizim dizilerin çıkardığı adamlar, ya yusuf ya çakır ya da polat. bizim dizilerde tiplemelere öykünenler, ya seymen ağa oluyor, ya da baran. bu tiplemelerin kaçı gerçek be kardeşim.

son sözüm ilk sözüm. bırakın artık kandırmayı insanları. zengin, karizmatik maço yaftasını kaldırın be.. aç ve bu nedenle terörist, kapkaççı veya tinerci doğulu damgasını atın artık. kimse ne parasıyla adam olur ne de parasızlığıyla adamlıktan çıkar.
ispik ispik
ilginç dizilerdir. şöyleki; arka sokaklar adlı bir dizi mevcut şu sıralar, bir kaç bölüm izlemişliğim vardır. ama hayatımda gördüğüm en saçma, sahtekar dizilerden bir tanesi, yine bakıyorum izlenme oranlarına tekrarları bile üst sıralarda yer alıyor. acaba "benimmi kalite anlayışım farklı" diye insanı kendisinden şüphe ettirir.
yeşil başlı gövel ördek yeşil başlı gövel ördek
oyunculardan birisi bir şekilde vurulur, sonra o iyileşir intikamıı alır. daha sonra onun sevgilisi vurulur iyileşir, onun da intikamı alınır, bu arada birileri kaçırılır (genelde aileden bir çocuk olur bu). böyle sürer gider.
sdf824 sdf824
belli bir süreden sonra insanı bayıltan yapımlar. bir dizi genellikle 20.15 sularında başlar. ancak bölümün bir kısmı özettir. en az yarım saat özet yayınlanır. diziyi hiç izlemeyip, sadece yarım saatlik özetinden takip etmek daha mantıklı gelmeye başladı son zamanlarda. neyse, özetten sonra reklam arası falan, yeni bölümün yayına girmesi 20.45 i bulur ve 20.45 te başlayan yayın, 22.15, 22.30 a dek sürer. özetle birlikte toplam süre 2 saat falan. özeti sayma bir buçuk saat. bir dizinin bir bölümünün bir buçuk saat sürmesini aklım almıyor.
eskiden babam da yazardi eskiden babam da yazardi
son zamanlarda; ekonomik krizden midir bilinmez toplu halde garipleşme sürecine giren yapımlardır. ekonomik krizle bağlantısı ise, yapımcıların reklam gelirleri bağlantılı olan reyting oranını artırılmak istenmesi ile ortaya çıkmaktadır sanırım. bu durum haliyle; dizileri insanların ilgisini normalde denedikleri yöntemlerin dışında ve daha başarılı ( strateji uygulanması açısından başarılı ) bir biçimde çekmekle sağlanmaya çalışılıyor.
örneğin; son günlerde, dizilerdeki biplenme, küfürlü ve argo konuşmalar artmaktadır. bu durumda izlenme oranının artacağını kestirmek için recep ivedik tarzı filmlerin gişe başarısını hesaba katmak yetecektir. ayrıca dizilerde oynayan hanım oyuncuların dekolte hadisesini abartmaları da gözden kaçmaktadır.
bir diğer husus ise prime time kuşağında yayımlanan dizilerin ( yani insanların çocukları ile televizyon izlediği bir zaman dilimi ) bazılarında daha önce denenmemiş abartılı sevişme sahneleridir.
daha önceden insanların çocukları ile izlemeye alıştığı normal dizilerde bu tarz hadiseler; kaliteyi düşürmekle kalmayıp, bu tarz aciz hareketlere başvurmaları, türk dizilerinin ilerleme potansiyeli hakkında kaygı uyandırmaktadır.
anç anç
-özellikle aksiyon dizisi yaptığını zanneden vede sevilen dizilerin başında olan (dizi ismi önemli deil, tüm aksiyon dizileri) inanılmaz saçmalıklar var. helede silahı tutan figüranlar,biri vuruluyor arkadan gülüyorlar, silah tutuş biçimleri hele.
-aksiyon dizilerinde gerçekten çok geriyiz, hele de son bir kaç yıldır çocuk dizileri fırlıyor ortaya ki onu hiç sormayın. çocuklar salak değildir, birçok konuda bizden çok daha açık bir şekilde düşünürler ama gelde bunu çocuk dizisi yapan yönetmen,yapımcı vede kanallara sorun. yazık umarım insanlarımız artık dizi izlemekten vazgecer kendilerine zman ayırırlar. sahte karakterin sahte sorunlarını düşünmekten vazgeçeriz.
1 /