türk erkeğinin adres sormaya utanması

1 /
hansvoralberg hansvoralberg
genellikle araba kullanırken, yanınızda da hatun varsa ve bilmediğiniz bir yere gidiyorsanız ön sezilerinize güvenip kaybolmayı göze alarak kimseye adres sormama durumudur. gururunuz sizi kaybolduğunuza ikna etmez ve labirentte peynir peşinde dolanan fare gibi sokakları arşınlarsınız. bir de üzerine dırdır seviyesi yüksek bir hatun yanınızdaysa arabada şenlik vardır.
venom venom
çekingeliktir, yoldan geçen insan "affedersin birader..." diye durdurulmak istenmez.
burnu büyüklüktür, yanınızda hatun varsa "ben biliyorum." tavrına bürünülür.
düşünceli davranmaktır, etrafta sadece hatun varsa "rahatsız etmeyelim, belki yanlış anlar yurdum insanı" demektir.
(dün yaptım ordan biliyorum.)

buna benzer bir olay sait faik abasıyanık'ın bir hikayesinde vardır.
sait faik, kendisine adres veya saat sorulduğunda üstü başını düzeltirmiş, çünkü insanların genelde dağınık tipleri tercih eden insaları tercih ettiğini düşünürmüş.
chrystal chrystal
türk erkeğinin utanmasından çok ben her şeyi bilirim, ben yanılmam demek istemesidir. sanki gidilecek yeri içgüdüleri ile bulsa veya koku takip ederek adres bulmak gibi bir yeteneği olsa başı göğe erecektir. altı üstü bir adres sormayı mesele haline getirir. sanki beyninde gps vardır. adresi kimseye sormadan şıp diye bulabilse madalya filan takılmasını bekler. ama çoğu zaman adres şıp diye bulunmaz, deli danalar gibi bir o sokağa girilir, bir bu sokağa. 'inatçı olma birine soralım yolu' deseniz, 'kim inatçı, huysuzsun sen, ben bulucam şimdi, sen bir sus yeter ki' diye sinirlenirler.
hell guardian hell guardian
bu aslında çok ilkel (aşağılama için değil, temel demek istiyorum) bir erkeksi davranıştır. malumunuz; erkekler yeterli olma, tek başına aklı, yeteneği ve gücü yetme içgüdüsüyle doludurlar. bu durum da çeşitli davranış şekilleri olarak göze çarpar işte.

bırakın yolu; okulda bile insanlar bir şeyler sormaya çekinirler sırf bu yüzden. kızlar sorarlar, sınıf nerdeydi, labı bulamadım nerde acaba, x bölümü koridoru burdan mı, şu belge için nereye gitmem lazım sorularını erkekler pek soramazlar. hatta üstüne bir de bilmediklerini saklamaya çalışırlar, çaktırmazlar nereye baktıklarını. bazı soranlar da "aslında biliyorum da işte hızlı olsun diye soruyorum" havasına girmeye çalışırlar. kısa keserler, sonunu duymadan "hııı evet evet" deyip anlarlar. bırakıp gidince de yine biraz bakınırlar. iki kişiyse ne dedi diye birbirlerine sorarlar. ama kimisi de bunları aşmıştır o ayrı. ben hiç bir koç burcu erkeğinin soru sormaktan çekineceğine inanamam örneğin. gerekiyorsa sorar valla, adamların hiç bir şeyden çekindiği yok çünkü. o özgüveni bir de minibüs şoförlerinde görürüm.

kısacası bu evrensel bir durumdur, küçük yaştaki uygun yetiştirme tarzı sayesinde bu durumun yaşanması engellenebilir. olmazsa da çocuğun mantıklı davranması ilerde bunu zaten yaşatmaz.
mavio mavio
- selamın aleyküm!
- aleyküm selam!
- biz bi yeri arıyoruz da...
- nereyi arıyosunuz?
- şeyy...
- ...
- zürafa sokak nerde acaba?
frock frock
bilmemek değil öğrenmemek ayıp sözünün bir türlü özümsenemediğinin örnekleridir.

eşler arasında ise, tartışmaya sebep olur,
bu bir servis şoförü ise, kaybolduğunu kabul etmediğinden eve bir kaç saatcik geç gitmenize sebep olur,
bu bir iett şoförü ise, (buna da bizzat şahidim) hafif bir tebessümle ahaha iett şoförü yol mu şaşırırmış dedirtir ve yolculardan yol direktifleri gelmeye başlar.
vertigo vertigo
bir adres sorulduğunda hemen burnunuzun dibindeyken bile meraklı, yardımsever, çokbilmiş kişiler tarafından defalarca aksi istikamete yönlendirildiğinizde kazandığınız bir şartlı refeks olur.

utanmaktan ziyade, "arasam daha çabuk bulurum" diye düşünüldüğü için yapılan eylemdir.
1 /